Avrupa Sineması

Published on Ocak 15th, 2017 | by Merve Düzelten

0

Nanni Moretti ile Mia Madre (2015) Hakkında

Sayfa: 1 2

Share Button

Gittiğinde Geride Kalanlar

62 yaşındaki İtalyan yönetmen Nanni Moretti, son filmi ‘Mia Madre’ ile işlemeyi sevdiği başlıca ‘sevilen birini kaybetmeyle başa çıkma’ konusuna geri dönüyor. Örneğin, The Son’s Room (2001), bir çocuğun anlaşılmaz ölümünü araştırıyordu. Ancak Mia Madre’nin, bir anneyi kaybetme korkusu barındırdığı için daha evrensel bir ilgi çekiciliği vardır. Moretti, ölmekte olan annesiyle de uğraşırken aynı zamanda bir film çekme sürecinde olan orta yaşlı bir kadın yönetmeni tasvir ediyor. Moretti’nin hoş ve dokunaklı yaklaşımı ve John Turturro’nun performansıyla büyük ölçüde komik dokunuşlara sahip film, en trajik sonuçlanan filmlerden biridir. Turturro, Moretti’nin sinemasına derin bir anlayışla yaklaşıyor; performansı, yas ve duygusallığı yansıtan filmin istikrarını hiç bozmuyor.    Mia Madre, Ekümenik Jüri Ödülünü kazandığı Cannes Film Festivali’nde gösterildi. Cahiers du Cinema, yılın en iyi filmi olarak nitelendirdi ve izleyiciler ve eleştirmenler, Moretti’nin bu zor temaya ince yaklaşımı için benzer iyi yorumlar dile getirdi. Moretti, aşağıdaki röportajda Mia Madre ile elde etmeye çalıştığı şey üzerinde duruyor. – Amir Ganjavie

AMIR GANJAVIE: Filme polis bakış açısından, bir vinç çekimi ile başladınız ve bence bu, burada kritik bir bakış açısı. Neden böyle bir çekim yaptınız?

NANNI MORETTI: Burada polisin tarafını seçmediğimi söylemeliyim. O sahnede, Margherita tarafından kavgayı çok yakın çektiği için azarlanan kamera operatörü ile eğleniyorum. Bu, filmin içinde bir film; bu sahne gerçek gibi görünen bir sahne, ancak daha sonra izleyici bunun realite yerine bir film olduğunu keşfediyor. Ardından Margherita operatörü azarlayarak onu sadist olmakla suçluyor. Bu, sahnelerin nasıl tasvir edilebileceği ile ilgili bir yansımadır.

mia-madre-2015-nanni-moretti-cov932-932x460
A.G.: Yakın geçmişte aynı sorunu annenizin ölümüyle yaşadığınız için bu projede çalışmak diğer filmlerinizden daha mı zor oldu?

N.M.:Fazla değil. Hikayeye daha fazla derinlik kazandırmak ve ağırlık vermek için yazma sürecinde bazı anlarda annemin hastalığında aldığım notlara baktım. Bu çok acı veren bir deneyim oldu.

A.G.: Notlarınızdan başka, senaryoyu yazarken kullandığınız başka kaynaklar ve malzemeler nelerdi?

N.M.:Okumak ve izlemek için bazı materyaller hazırladım fakat zaman darlığından dolayı kullanamadım. Woody Allen’ın Another Woman filmini izledim ve Haneke’nin Amour filmini izlemeyi planladım ama izleyemedim. Roland Barthes’in annesinin ölümünden sonra yazdığı, bir günlük olan Journal de deuil (Mourning Diary) kitabını okumak istedim. Bir arkadaşım, bu kitabın bana yas sürecinde çok yardımcı olacağını düşündüğü için önermişti; ancak okumaya çalıştığım zaman yapamadım çünkü duygusal olarak çok rahatsız edici buldum.

A.G.: Margherita, aktrisin rol yapmasını isterken diğer yandan buna pek de inanmamasını, aktristin kendi kişiliğini de yanında görmek istediğini söylüyor. Burada bir çeşit çelişki var. Filmlerinizde kendinizi oynuyorsunuz ama bazı durumlarda da ikinci bir kişiliğiniz var mı demek oluyor bu?

N.M.:Her şeyden önce, eğer kendimi oynarsam, kafalarda karışıklık için daha az yer kalır. Rolümü oynarsam, izleyicilerin kafası karışabilir ve diyalogda ifade edilen fikirlerin tamamen kendi fikirlerim olduğunu düşünürler. Öte yandan, başlangıçtan beri ana rolü oynamayı hiç düşünmedim, çünkü bunu bir süre önce yapmayı bıraktım. Geçmişte bunu yapmaktan hoşlanıyordum, ama artık böyle değil. Ana karakterin kadın olmasının çok basit bir nedeni var: benden çok daha iyi bir oyuncu. Değinmek istediğim son nokta, Margherita’nın aktörlere anlattığı gibi; film karakterlerini canlandırmak için kendi kişiliklerini tamamen yok edenleri sevmiyorum.

A.G.: Ancak, filmde daha çok ‘kendiniz’ olduğuna dair bir izlenim var sanki.

N.M.:Bu film, kişisel olarak içimi döküyormuşum gibi görülmemeli. Tüm bunlar, gerçek hayat değil; gösteriler, çerçeveler ve seçimlerden oluşuyorlar. Bundan bahsetmişken, örneğin Margherita’ nın erkek kardeşinin, kalıplarından sıyrılmasını istediği sahne sırasında kendimle konuşuyormuş gibi göründüğümü görebilirsiniz. Bir eserin ne kadar otobiyografik olduğunu ölçmek yerine, hikayeyle ilgili kişisel yaklaşımı değerlendirmek daha önemlidir.

MiaMadre_4

A.G.: Neden John Torturro’yu kadroya eklemeye karar verdiniz?

N.M.: Çünkü kişiliğini ilginç buluyorum. Tarzını seviyorum, çok doğal. Ayrıca, biraz İtalyanca biliyor ve daha önce de birbirimizi tanıyorduk. Birkaç filmimi izledi ve tarzımı çok iyi biliyor. Neticede o bir yönetmen. Yönlendirmeyi iyi bilen aktörlerle çalışmak her zaman daha kolaydır.

A.G.Filminiz Elio Petri’nin Working Class Goes to Heaven ve Fellini’nin 8 ½ filmini referans almış gibi görünüyor. Örneğin, fabrika sahneleri ve protestocular bana Petri’yi hatırlatıyor; özellikle burada işçilerin yerine kapitalistlerin olduğunu düşünürsek. Petri’nin başrolü Gian Maria Volonte, John Turturro’nun karakteriyle değiştirilmiş gibi. Margherita, film izlemek için kuyrukta bekleyen insanların arasında dolaştığı rüya sahnesinde annesini görüyor ve daha sonra Giovanni de geliyor ve kendisi için bir kez yeni bir şeyler yapmaktan, sürekli kendini tekrar etmemesi gerektiğinden bahsediyor. Yaratıcılık konusunda bir sorun yaşamakla ve ne yapacağını bilememekle ilgili bana 8 ½’den çok şey hatırlatıyor. Fellini’nin ana karakterini Margherita ile değiştirdiniz ve böylece erkeksi perspektif, kadınsı dokunuşla yerinden oynadı. Bu konu hakkında bir yorumunuz var mı?

N.M.: Bir İtalyan film yönetmeni aynı zamanda da bir İtalyan sinemasever için Fellini kültürel geçmişin bir parçasıdır. Bu nedenle belirli sahneler ya da filmlerini anımsatan atmosferler spontane şekilde ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, açık bir şekilde Fellini’yi referans almak istemedim. Geçmiş zamanlarda filmlerin de tiyatro gibi gösterildiği atmosferini yeniden yaratmanın bir yolu olarak kuyruk sahnesini öngördüm. Bu insanlar, Wenders’ in Desire Wings’ ini izleyeceklerdi; o zamanların atmosferini canlandırmak istedim. Petri’ ye gelince, asıl amacım Margherita ‘nın filmini kişisel hayatından ayrı olarak göstermekti. Film ile hayatı arasında sonsuz bir ayna oyunu yapmak istemedim. Margherita’ nın, özel hayatındaki şüphelerini ve belirsizliklerini, filmin sağlam yapısı ve net temasıyla karşılaştırdığında hissettiği yetersizliği tasvir etmek istedim.

Sayfa: 1 2


Yazar Hakkında

94’te Kocaeli’de doğdum. Dişimdeki domates kabuğunun kusuruna bakmayın. Ben de memnun oldum.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑