Gecenin Kanunu – Live by Night (2016)

1920’ler Amerikası’nda Joe Coughlin isimli eski bir askerin hikayesini anlatan Ben Affleck, yönetmen ve de senarist koltuğuna oturduğu Gecenin Kanunu – Live by Night’da büyük buhran zamanına doğru yol alan bir ülkenin nasıl suç cehennemine doğru kaydığını tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Kendisini yönetmen olarak pek beğenemesek de oyunculuk bağlamında üzerine düşeni fazlasıyla yapan Affleck için fazlaca abartılı cümle yazma niyetinde değilim. 1929 ekonomik krizinin öncesinde ABD’nin bazı eyaletlerinde uygulanan ‘içki yasağı’ mafya baronlarını zengin ederken, halkı çaresizce gangster topluluklarına mahkum etmişti. Arthur Miller metinlerinde ve Woody Allen filmlerinde sıklıkla gördüğümüz bu yıllar Hollywood sektörü için altın hazineleri içinde barındıran yapıya sahip. Dennis Lehane imzalı romandan aynı adla beyazperdeye gelen ‘Live By Night’ kusursuz görüntü kalitesinin yanında, eşsiz diyebileceğimiz olay örgüsüyle dikkatleri üzerine çeken yapım olmuş. I. Dünya Savaşı sonrası genellikle sinemacıların pas geçtiği alan olduğundan, filmi sevmekten çok karanlığın aydınlanmasını gördüğümüz için kendimizi şanslı hissettik.

Sinema kritikleri yazılırken olay örgüsünü bilmeyen seyirciyi dikkate alıp, kafalarda yaratacağımız dağınıklığı mutlaka düşünmeliyiz. Çok spoiler vermeden anlatılacak öyküyle birlikte, filmin eleştirel manada bizde bıraktığı tadı aktarmak kritiği okuyan okuyucu için önem teşkil ediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde alkolün yasak olduğu 1920’li yıllarda Boston’da önde gelen bir polis şefinin en küçük oğlu olan Joe Coughlin (Ben Affleck), içki yasağıyla zenginliği keşfetmiş, akabinde Ybor City, Florida’ya taşındıktan sonra suç dünyasında hızla yükselen bir pozisyonda hayatını şekillendirmiş. Fahişe sevgilisi Emma Gould (Sienna Miller) ile hayata tutunmaya çalışan genç adam, babasının şehir polisi kimliği altında yaptıklarına çıkış bulmaya çalışmaktadır. Suç unsurlarının git gide tırmanması, dünya savaşından çıkan yılmış insan toplulukları, acımasızca öldürülen mafya insanları, konunun yapısını oluşturup, gangster dünyasının neden o dönemde topluma hakim olduğunu net biçimde anlatıyor. Tabiki burada baba-oğul ilişkisinin zıtlığını kafamıza mıhlayan Affleck yönetimi, daha filmin giriş sahnesinde “bak dostum, anlatacaklarım seni fazlasıyla şaşırtacak” mesajını vermekten kaçınmamış.

NEveqZfhqEyfyB_2_b

Konunun ilk sahnesinde bahsedildiği gibi, ‘ne ekersen onu biçersin’ mantığı olayların özü niteliğinde. Boston’da içki dağıtımının en büyük mafyaları olan İtalya-İrlanda mafyasının liderleri Albert White (Robert Glenister) ve Maso Pescatore (Remo Girone) acımasızca birbirleriyle savaşırken, Joe Coughlin bu savaştan kendi hikayesini çıkartıp aşkın doğal kollarına uzanan sıradışı öyküsünü bizlere sunuyor. Vahşice öldürülen karakterler bir yanda dursun, dönemin kostümleri, görüntü yapısı kusursuzca olayların içine işlendiği için kendimizi 1920’li yılların sonlarına doğru rahatça bırakıyoruz. İtalyan mafya dünyasının sert yapısını gösteren ‘Baba’ filminde olduğu gibi, Live By Night her açıdan gangster ruhunu muhteşem bütünlükte anlatmayı başarmış. Ben Affleck’ in ilk çektiği film şöyleydi böyleydi deyip kafa dağıtmadan eleştiriye somut bir takım unsurlar ekleyerek ilerleyelim. Yönetimsel biçimin tempoyu yüksek tutma kaygısı, başrolde oynayan Affleck olgusunu nedensiz biçimde geri plana itmiş. Üç bölüm gibi kurgulanan konu yapısı az sonra olacakları bizlere hissettirip farklı çıkış noktalarını yakalayabiliyor. İşte olayların asıl şaşırtıcılığı burada gizli. Siz ‘asla ölmez’ dediğiniz kişinin ölümüyle sarsılıp bir sonraki adımda olacaklarla yapayalnız kalıyorsunuz. ABD mafyasının 1930’lu yıllarda iyice görünür olmasında hükümet politikalarının etkisi yadsınamaz gerçek. Belkide bu algıyı yaratmak isteyen Affleck, baba-oğul çemberini bilinçli biçimde gözümüze sokmuş. Tabi burada temiz bir hayat kurmak isteyen gangster liderinin arınma duygularını unutmayalım. Sonuçta çocuk ruhunu hep bir yanda tutmayı başaran karakter var karşımızda.

Sienna Miller, Elle Fanning, Ben Affleck olayların içinde filmin nirengi noktası oldukları için, hızlı ilerleyen aksiyon boyunca önemli kapıları hiç bırakmadan tutmuş. 203 karakterin rol aldığı yapım, 2016 yılında Broadcast Choice ‘En İyi Prodüksiyon Tasarım’ Ödülü’ nü hak ederek almış. Yönetmenin dönemi göstermekteki başarısını tartışmayacağım; fakat Affleck’ in oyunculuğunu anlamak pek mümkün değil. Film çekmekten çok oynamasını tercih ederdim. Görüntü kalitesinin muhteşem yapısı, alışık olmadığımız olay zinciri, ABD suç dünyasının gizli örgütleri Live By Night’ta sizleri bekliyor. Kendi alanında bomba etkisi yaratan yapımı bir yere not edin, filmin ikincisi geldiğinde heyecanınızı yitirmemiş olacaksınız.

Diğer yazıları Yaşam Kaya

La La Land: Cazın ve Aşkın Tutkusu

87. Akademi (Oscar) Ödüllerinde 3 ödül birden alıp tüm dikkatleri üzerine çeken...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir