Sinemanın Psikopat Çocukları

3- Alex DeLarge – A Clockwork Orange (1971)

Toplumun temeli “Güvenlik özgürlükten daha önemlidir” ilkesi üzerine kuruludur. Çok basit bir şekilde ifade etmek gerekirse Devlet bazı özgürlükleri kısıtlayarak güvenliği sağlar. Bu kısıtlanan özgürlükler genellikle insanın iradesinin yol açtığı ve suç sayılan eylemlerdir. Yani toplumda insanların birbirlerinden beklentileri, özgürlüklerin birbirlerinin özgürlüklerine zarar vermeyecek ölçüde kullanılmasıdır. Herkes birbirinin özgürlüğüne zarar vermeyecek derecede özgürdür. Tanımlanan bu özgürlükten ötesi sizi “suçlu” yapar.

Suçlulukla toplumun kurallarına uygun yaşayan bireyin arasındaki çizgiyi, genellikle, irade-akıl çekişmesi çizer. Suçlular iradesine yenik düşen kişilerden oluşurken, toplumun kurallarına uygun yaşayan bireyler irade karşısında akıllarını (din, kanun, ahlak, etik vb.) üstün tutan kişilerdir. Bu nedenle toplumda düzgün bir şekilde yaşayan her birey üstüne basılmış bir balon gibidir. Çünkü insanların bir iradeleri bir de akılları vardır ve bu ikisi her zaman birbiriyle uyumlu çalışmaz. İnsanlarla dolu bir caddede yürürken kendinizi patlamaya hazır bombaların arasında yürüyor hissetmeniz anormal değildir. Ancak bir yandan da insanın doğasını sınırlandıran devlet, din, ahlak, kanunlar etik gibi mekanizmalar da bu hissi yok eder. Toplum içinde yaşayan istisnasız her bir insan Devlet’e tam da bu histen kurtulmak için muhtaçtır.

A Clockwork Orange da bu irade-akıl çekişmesinde iradesine yenilmiş bir genci, Alex DeLarge’ı takip ediyor. Filmi üç bölüme ayırmak gerekirse, ilk bölüm Alex ve çetesinin işlediği suçlar, ikinci bölüm Alex’in tutuklanması ve iyileştirilip tekrar topluma kazandırılması ve son olarak da üçüncü bölüm Alex’in topuma kazandırıldıktan sonra yaşadıkları olarak belirlenebilir.

0-KL8flJ3V2VI4rCSj

Görüldüğü üzere filmde Alex’in iyileştirilip topluma geri kazandırılması söz konusu. Bu iyileştirme Ludovico Tekniği ile Alex’in iyi ve kötü arasında seçim yapma yetkinliğinin ortadan kaldırılmasıyla mümkün oluyor. Film aynı 1984 ve Cesur Yeni Dünya romanları gibi kötü gelecek öngörüsü (distopya) olduğundan fantastik bir şekilde iyi ve kötü arasından seçim yapma yetkinliğini kaldırmak kurgusal Ludovio Tekniği ile mümkün.

Alex’in seçme özgürlüğü elinden alındığında ve her koşulda kayıtsız şartsız iyiyi seçmeye zorlandığında bir rahip filmin en can alıcı cümlesini söyler. Hükümet yetkilileri bir anlamda kısırlaştırdıkları suç makinesinin suç işleyemeyen haliyle övünürken rahip, “İyilik seçilecek bir şeydir. Bir insan seçemezse artık insanlığını kaybetmiş demektir.” diyerek Alex’i “artık suç işlememeye programlanmış bir robot” olarak tanımlar ve bu yapılanın insanlık onuruna aykırı olduğunu savunur.

Filmin sonunda Alex’in suç işleyememesine rağmen içindeki kötülük yönelimlerinin hala iyileşmediğine şahit oluruz. A Clockwork Orange, kötülüğün dış etkilerle kalıcı ve sağlıklı bir şekilde iyileştirilmesinin mümkün olmadığı ve kötülüğün yalnızca onu seçen tarafından seçilmeyerek yok edilebileceği iddialarında bulunarak sona erer.

Diğer yazıları İsmail Erk Deliormanlı

İletişimsizlik Üçlemesi Bölüm 4: Il deserto rosso (1964)

Michelengelo Antonioni’nin İletişimsizlik Üçlemesi sırasıyla L’avventura (1960), La notte (1961) ve L’eclisse...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir