Sinemanın Psikopat Çocukları

4- Jack Torrence – The Shining (1980)

Korku filmleri genellikle dışarıdan gelen tehlike ve zararlarla izleyiciyi korkutmayı amaçlar. Çünkü insanoğlunun mağaralarda yaşadığı dönemlerden süregelen geleneğe göre “içerisi güvenli, dışarısı tehlikeli”dir. Ancak The Shining bu durumu tersine çevirerek izleyiciyi korkutmayı amaçlar. Tehlike dışarıdan değil içeriden gelecektir. Filmi bu kadar korkunç, unutulmaz ve diğer filmlerden farklı kılan özelliği de budur.

Jack Torrence evli ve çocuk sahibi bir aile babasıdır. Jack, kış mevsiminde kullanılmayan Overlook Oteline bakma işini kabul etmiştir. Aynı zamanda boş otelde çok fazla boş zamanı olacağından, yazmakta olduğu kitabı da bitirebilecektir. Jack bu iş hakkında o kadar iyi hisseder ki müdürün geçen sene otel bakıcısının yalnızlıktan delirdiği ve karısıyla ikiz kızlarını öldürdüğü uyarısına bile aldırmaz.

Filmin başında, henüz Jack ailesiyle beraber otelde yalnız kalmadan önce, Jack’in normal davrandığını görürüz. Ancak yine de Jack’in kaşlarını kaldırarak ve gözlerini büyüterek konuşması, içindeki şeytan hakkında bize ipucu verir. Nitekim toplum içinde normal davranabilen Jack, toplumdan uzaklaşmasıyla beraber içinde gizlenmekte olan şeytanı gün yüzüne çıkarır ve delirerek karısıyla çocuğunu öldürmeye çalışır. Jack’in içindeki şeytanın, Jack toplumsal yaşamdan uzaklaşıp yalnızlaştığında ortaya çıkması, insanın içindeki şeytanın saklanması için en elverişli ortamın toplumsal yaşam olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Genelde insanların kendilerini en güvende hissettikleri yerin ailelerin yanı olmasının filmde olanlarla yarattığı tezatlık izleyiciyi dehşete düşürücü niteliktedir. Çünkü tehlike, kiminin eş kiminin baba dediği kişiden gelmektedir ve insanı en kolay zor durumda bırakabilecek kişiler de güvendikleri (savunmasız oldukları) kişilerdir. Bu yolla The Shining izleyiciyi hiç beklemediği bir yerden vurur.

Tüm bunlara ek olarak filmde Amerika’nın Apollo 11 uzay aracıyla Ay’a gidişine ve Amerikalıların Kızılderililere yaptıkları soykırıma göndermeler olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiaların büyük bir kısmı inandırıcılıktan uzak olsa da bir kısmının doğru olduğu iddia edilebilir. Bu konuda Room 237 adında bir belgesel çekilmiştir ve filmdeki semboller hakkında kapsamlı bir analiz içerir.

Diğer yazıları İsmail Erk Deliormanlı

Youth (2015): Derin Sözler Silsilesi

Paolo Sorrentino’nun 2014 yılında yabancı dilde en iyi film Oscar’ını kazanan muhteşem...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir