Sinemanın Psikopat Çocukları

6- John Doe – Se7en (1995)

İnsanlar seçtikleri yolların kimi zaman doğru kimi zaman yanlış olduğunu düşünürler. Doğruyu seçen doğru olduğunu düşündüğü için, yanlışı seçen ise o anda iradesine yenik düştüğü için, o yolu seçmektedir. Ancak bazı insanlar iradelerine hâkim olmakta diğer insanlara göre üstünlerdir ve bu yüzden genellikle doğru yolu seçerler. Ancak bu durum onların toplumda yanlış yolu seçen kişilere karşı öfke duymalarına neden olabilir. “Eğer ben doğru yolu seçebiliyorsam onlar neden seçemiyorlar” gibi düşünceler, bu kişilerle toplum arasında derin ayrılıklar meydana getirebilir. İşte bu ayrılıklar hep doğruyu seçtiğini düşünen insanın topluma karşı kin ve nefret duygularıyla dolmasına ve uç hareketlerde bulunmasına yol açabilir.

Se7en filminde de peş peşe cinayetler işleyen John Doe, koyu bir Hristiyan’dır. İnandığı dine uygun sürdüğü yaşamı, kendisinin hep doğru olanı seçtiğine inanmasını sağlamış ve kendisinde yanlış yolu seçenlerden hesap sorma hakkı görmesine yol açmıştır. Bazı insanların Tanrı’nın yeryüzündeki sopası olma isteği tam da buradan kaynaklanır. Bu insanlar yeryüzünde yaşadıkları adaletsizliklerin hesabını, ahiret hayatını beklemeden, yeryüzünde sormak isterler. Aslında bu istek, bu tür insanların ahiret hayatına olan inançlarının sağlam olmadığını da göstermez mi?

Se7en filmindeki psikopat, tüm insanlığa, Hristiyanlık inancına göre 7 Ölümcül Günah olan Kibir, Açgözlülük, Şehvet, Kıskançlık, Oburluk, Öfke ve Tembellik günahlarını işleyenlerin sonlarının nasıl olacağını göstermek istemiştir. Katil bu günahları işleyen insanlardan sembolik olarak birini seçerek, onları birer birer öldürmeye başlar. İki dedektif de katili bulmaya çalışır. Film de daha çok bu polisiye gerilime yoğunlaşmıştır.

Psikopatın iç dünyasına dönecek olursak, Tanrı’nın sopası olma isteği bir açıdan yeryüzündeki adalet arayışı olarak adlandırılabilecekken bir açıdan da Tanrı’nın kölesi (kulu) olmak olarak adlandırılabilir. Kendisini bu amaç uğruna adamış birisi hiç kuşkusuz kendisine Tanrı tarafından verilen emirlere itaat ettiğini düşünecektir. Bir açıdan yalancı peygamberlik olarak düşünülebilecek bu varsanım, kendisini suçsuz hatta haklı gören birçok katilin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu katiller Se7en’da gördüğümüz gibi münferit olabileceği gibi, bir aşireti temsilen ya da bir terör örgütünü temsilen de karşımıza çıkabilir. Kuşkusuz, en tehlikeli katiller, yanlış bir şey yapıyor olmalarına karşın kendilerini tamamen doğru bir şey yapıyor olarak hayal edenlerdir.

Diğer yazıları İsmail Erk Deliormanlı

İletişimsizlik Üçlemesi Bölüm 2: La notte (1961)

Michelangelo Antonioni’nin İletişimsizlik Üçlemesinin ikinci filmi olan La notte, evli bir çiftin...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir