Sinemanın Psikopat Çocukları

7- Patrick Bateman – American Psycho (2000)

“Bütün insan özelliklerine sahibim. Et, kan, ten, saç. Ancak belirlenmiş tek bir duyguya sahip değilim. Hırs ve iğrenme dışında. İçimde korkunç bir şeyler oluyor ama nedenini bilmiyorum. Geceleri ortaya çıkan kana susamışlığım gündüzlere taştı. Delirmenin eşiğine geldim. Sanırım beni aklı başında gösteren maskem düşmek üzere.”

American Psycho (Amerikan Sapığı) psikopatını filmin başlığında ele veren bir filmdir. Bu nedenle ani bir girişle film bize psikopatını tanıtır. Onun güne başlarken ne yaptığı, nasıl formda kaldığı, nasıl giyindiği, yemek için nerelere gittiği gibi birçok ipucu verilir. Dikkat edilirse tüm bu ipuçları psikopatın karakteri, istekleri yani içsel yaşamı hakkında değil dışarıdan nasıl göründüğü hakkındadır. Çünkü Patrick Bateman’ın hastalıklı kişiliğinin çıkış noktası gösteriştir. Bu gösteriş merakı filmde iş arkadaşlarının birbirlerine kişisel kartlarını gösterdikleri sahnede başarıyla tasvir edilmiştir. Patrick’in kendisininkinden daha güzel bir kart gördüğündeki kıskançlık ve hayranlık hâkimiyetindeki tepkisi, aslına birçok cinayet sahnesinden daha dehşete düşürücü niteliktedir. Çünkü aslında o cinayetlerin işlenme sebebi, Patrick’in duyduğu kıskançlık-hayranlık karışımı duygudur. Nitekim Patrick, kartını kıskandığı kişiyi acımasız bir şekilde öldürecektir.

Film, Amerikan borsasında çalışan erkeklere odaklanmıştır. Bu yoğunlaşma aynı zamanda iş hayatındaki erkek egemenliğine dayanan ortamı da yansıtır. Patrick’in kurbanlarının genellikle kadın olması da bu düşünceyi destekler. Ayrıca filmin yönetmeninin bir kadın olduğu da düşünülürse, bu bakış daha anlamlı bir yere oturtulabilir.

Patrick Bateman ve arkadaşlarının çalıştıkları filmde hiçbir zaman gösterilmez. Oysa hepsi yüksek mevkilerde, iyi para kazanan kişilerdir. Bu tezat hiç kuşkusuz kıdemin yükselmesiyle azalan iş yüküne ve en zor görünen işlerin aslında en kolay olduklarına dikkat çekmektedir.

Bateman ve arkadaşları kendi aralarında “aslında olduklarından daha üstün görünme” yarışına girmişlerdir. Bu yarışın kaynağı da insanın kendini olduğundan yüce gösterme isteğidir. Bir sahnede Bateman, rezervasyon yaptıramayacağını bildiği bir restoranı arar ve karşısında oturan kadına rezil olmamak düşüncesiyle, telefondaki kişinin boş masalarının olmadığını söylemesine aldırmadan, sanki rezervasyon yaptırmış gibi konuşur. Bateman aciz görünmekten o kadar korkar ki, aslında bu korku onu hiç düşünmediği kadar aciz kılar ve bu acizlik de ruhunun hastalanmasına ve nihayet filmde izlediğimiz psikopatın oluşmasına yol açar.

Hiç kuşkusuz bu durum aşağılık kompleksiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten çoğu psikopatlık vakasının arkasında yatan neden de insanın kendini diğer insanlardan aşağı görmesi ve bu nedenle onlara duyduğu nefrettir. İnsan kendisini aşağılık hissederek öylesine derin bir mutsuzluk kuyusuna düşer ki, etrafında mutlu insan görmek onun en büyük kâbusu olur. Aşağılık kompleksli, mutsuz psikopat cinayet işlediğinde aslında öldürdüğü bir insan değil etrafında görmeye dayanamadığı mutluluktur.

“Acım sürekli ve keskin. Hiç kimse için daha iyi bir dünya dilemiyorum. Hatta acımı başkalarına yüklemek istiyorum. Kimse kaçamasın istiyorum. Tüm bunları itiraf ettikten sonra bile kötülükten arınamıyorum. Cezalandırılmaya devam ediyorum. Kendimle ilgili daha derin bir bilgi edinemiyorum. Anlattıklarımdan elde edilecek yeni bir anlam yok. Bu itirafın anlamı yok.”

Diğer yazıları İsmail Erk Deliormanlı

Kaç Para Kaç (1999): Düzenli Hayatlar, Düzensiz Benlikler

Not: Bu yazı Kaç Para Kaç filminin ve Anayurt Oteli romanının sürpriz...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir