Bağımsız Sinema

Published on Şubat 3rd, 2017 | by Hasan Cem Çal

Smashed: Ayıklığın Burukluğu

Share Button

MV5BNWI1ZGY4MTQtMmQ4Zi00ZjhmLWExOTQtNzAxYTJhOTE5OWVkXkEyXkFqcGdeQXVyMjQwMjk0NjI@._V1_James Ponsoldt’un ikinci uzun metrajlı filmi olan Smashed, hem garip bir çifti kendine konu edinmesiyle, hem de bu çifti ele alış tarzındaki hafiflik ile birçok ayrıksı işin ilk halkasını oluşturur. Mary Elizabeth Winstead’le, Kate, Aaron Paul’ün, Charlie, başrollerinde oynadığı film, müthiş performanslara ev sahipliği yapmasa da, ya da göz kamaştırıcı bir oyunculuk örneği olarak görülemese de, oyunculara vermiş olduğu, neredeyse her planda hissedilen özgürlük ile oldukça sofistike olabilmektedir. Her şeyden önce, Smashed’in, konusu itibariyle, ayağı yere sağlam basan bir film olması beklenemez, ki zaten film boyunca bir gitmeli, bir gelmeli olan süreç, çiftin birleştirici faktörünün; yani alkolün tekeli altındadır. Böylelikle de, Kate’le Charlie’yi, bir madde üzerinden, alkol üzerinden ilişkisini yapılandırmış, yürütmüş ve yürütüyor olan bir çift olarak tanırız, ta ki Kate’in okulda yaşadığı talihsiz olaya dek. Kate’in bir grup küçük çocuğun önünde âniden kusmasıyla birlikte, hamile olduğuna dair söylediği yalan; onu alkol ile olan ilişkisini düşünmeye itecek, ve bu noktada da, Charlie’yle olan ilişkisini de düşünmek zorunda bırakacaktır. Kate’in bir işinin olduğu, Charlie’nin işsiz olduğu ve, Kate’ten bağımsız olarak, Charlie’nin ailesinin yardımlarıyla evi döndürdükleri de unutulmamalıdır. Aslında, Kate’le Charlie’yi ayıran tek şey sosyal konumları, ekonomik durumları değildir, daha da fazlasıdır; fakat buna rağmen bir çift olabilmiş, birlikte bir hayat sürdürmeye karar verebilmişlerdir. Böylelikle, çiftin arasındaki kırılmayı yaratan faktörün alkol olmadığını, ama, tam tersine, alkolün birleştirici bir faktör olduğunu, bir yanılsamanın nedeni olduğunu anlarız.

image

Kate, çalıştığı okulda bir öğretmen tanıdığının, Dave, verdiği bir tavsiye ile birçok insanın sorunlarını gönül rahatlığıyla açıyor olduğu bir terapi grubunun aktivitelerine katılım gösterir. Dave’in de geçmişte kokain bağımlısı olduğu, bu tavsiyenin verilmesi ile açığa çıkar. Yalnız olmadığını hissetmesiyle beraber Kate, gitgide bu grubun bir parçası olur; ve alkolü bırakmaya başlar. Kate’in Charlie’yi de işe dahil etmemesindeki asıl sebep ise, Charlie’nin bunu kendi için, kendisi adına yapabilecek noktaya gelmesini umuyor olmasıdır. Bunun faydasız olduğu ise, er ya da geç anlaşılacaktır. Kate’in alkolü bırakması ile, eski hayatının aksine, yaşıyor olduğu bu ayıklık hâli; onun birçok şeyi çok daha net görmesini sağlayacak, ama görmüyor olduğu şeyleri bulandırdığını sandığı alkolü bir suçlu olarak gösteremeyeceği kadar sorunu olduğunun farkına varmasının da sebebi olacaktır. Böylelikle, alkolün, başlı başına bir sorun olmak şöyle dursun, bir sorun dahi olmadığı, ama sorunlardan bir kaçma, bir yadsıma yolu olarak kullanılan, binlerce şeyden yalnızca bir tanesi, ve de zararsız bir tanesi, olduğunun farkına varacaktır. Düşünüldüğünde, Kate’in yaşadığı her bir problemin, o ayık hâldeyken gerçekleştiği açıktır. Dave’le gerçekleştirdiği utanç verici konuşmadan, annesiyle yaşadığı iletişimsizlik problemine, Charlie’yle yaşadığı, birçok faktöre bağlı, geçimsizliğe kadar her şey, ayık bir aklın karşılaşmalarını oluşturur. Hamile olduğuna dair söylemiş olduğu yalan ise, peşini bırakmamakta, onu her an germektedir. Charlie’nin de tavsiyesi ile gerçeği açıklayan; bir alkolik olduğunu okul müdürüne itiraf eden Kate, okuldan atılmasıyla birlikte, tekrardan alkole dönerek, alkolün hayatındaki kaçınılmaz yoğunluğunu da, bir kez daha, bu sefer ise izleyici için, olumlamış olur.

mary-elizabeth-winstead-in-smashed-(2012)

Kate’le Charlie’nin ayrılmasıyla birlikte, Kate’in alkol ile bağlantılı olarak çok daha etkili, kesintisiz bir gelişme kaydettiği görülür. Charlie’nin de, Kate’in de, karşılıklı olarak birbirlerini unutamadıklarına, ama bu hatırlayışın, bu anışın da alkol ile bağlantısız olarak gerçekleştiğine dair kanı, filmin en buruk ânını oluşturur. Uzunca bir sürenin, yaklaşık bir yılın, ardından, Kate’in Charlie’yi görmesiyle gelişen diyalog; paylaştıkları tek şeyin alkol olmadığını, ama alkolün birçok şeyi paylaşmaktan onları mahrum kıldığına dair karşılıklı farkındalığın ekseninde örülür. Bir kez olsun daha şans dileyen, bir çıkış yolu arayan Charlie’nin, Kate’le orta yolu bulmak için, alkol ile olan bağını kesmeye gösterdiği eğilim, Kate tarafından olumlu karşılanmaz; çünkü Charlie, bunu kendi için, bir birey olarak gerçekleştirmek istememekte, Kate için istemektedir. Böylelikle, alkolün varlığa üzerine kurulduğu düşünülen ilişki, bu sefer de alkolün yokluğu üzerine kurulacak, ama alkolün, bir etmen olarak, varlığı belleklerden silinmeyecektir. Eğer Charlie’yle Kate’in arasında bir şey olacaksa bu, başka bir düzlemde, bambaşka bir şekilde gelişmelidir. Ponsoldt’un da bunun farkında olduğu açıktır. Kate’in, Charlie’nin teklifi karşısında takındığı müphem tutum, filmin son ânını oluştursa da, bir çözünme ânına da denk gelmektedir; çünkü bundan sonrası, bu sürecin ardından gerçekleşecek her şey; tanımıyor olacağımız bir ikilinin, bir başka Kate’le Charlie’nin arasında gerçekleşecektir.

Smashed_02

Ponsoldt’un The Spectacular Now’da da uyguladığı bu alan-dışı (off-space) kavrayışı, filmin planlarına içkin bir alan-dışını değil, ama filmin ötesindeki, ardındaki bir alan-dışını varsaymaktadır. Böylelikle, bir hikâye anlatımında, doğrusal bir izlekte alan-dışı; ancak bir çözünmenin, bir diğer sürece göndermenin sağlayıcısı olarak kavranır. Bu, Ponsoldt’un filmlerinin sinematografik temelini oluşturduğu gibi, hikâyelerine de bir dinamizm kazandırır: Ponsoldt’unki; Kate’le Charlie’nin etrafında dört dönen, onlar gibi yalpalayan, savrulan bir kameradır. Bu, hikâyeyi yalnızca anlatmak, yansıtmak, iletmek ile kalmayıp, onun ritmine dahil olmak, ortak olmaktır. Örneklerine; Frederick Wiseman’ın High School’unda, Claude Lanzmann’ın Shoah’ında rastlanan bir anlayıştır bu. Böylelikle, Ponsoldt’un bir hikâyeden değil, ama sinemada bir hikâyeden ne anladığını da görmüş oluruz.


Yazar Hakkında

27 Haziran 1994’te, İstanbul’da doğdu. Liseyi, 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, İletişim Fakültesi'nde, Sinema ve Televizyon’da okumaktadır. Çeşitli siteler, oluşumlar ve kurumlar için İngilizce’den Türkçe’ye metin çevirileri yapmakta, metin yazmakta ve düzenlemektedir. Serbest aralıklarla, belirli bir marka değeri taşıyan oluşumlar için görsel-işitsel kurgu çalışmaları gerçekleştirmektedir. Edebî anlamda teorik ve pratik metinler kaleme almaktadır. Yarı profesyonel olarak bateri çalmaktadır. FOL Sinema Topluluğu'nda yer almaktadır. Hâlâ doğduğu kent olan İstanbul’da yaşamaktadır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑