Eleştiri

Published on Mart 16th, 2017 | by Burcu Meltem Tohum

Cesur Yeni Dünya: Logan

Share Button

Logan, süper kahraman film türündeki kahramanlar her zaman güçlü, sağlıklı gözükmek zorunda olduğu için mi izleyiciye bu şekilde sunuluyor? Bu çoğu zaman ilgi çekici ancak izleyicinin zihninde klasik bir his uyandırıyor. Logan üzerinden Marvel ve DC markalarının bu yaklaşımı üzerinde durmayacağım. Zira Logan tam anlamıyla bunu yansıtmıyor. Logan, X-Men serisinin belki de en ayrıksı halkası olma özelliğini taşıyor. Filmde her bir hareket/oluşum/eylem, geniş çapta patlamalar içeriyor; çoğu X-Men filminin aksine Logan’da anı yaşamak hakimdir. Zira diğer X-Men filmlerinde serinin bir önceki filmlerindeki bağlantı ve referanslarla o an izlediğiniz sekanslarla ilişkisini yakalamaya çalışırsınız, Logan’da ise geçmiş ve gelecek aynı yerde dururken, film size içerisinde bulunduğunuz anı da değerlendirmek için fırsat tanır. Ancak şunu da eklemekte fayda var, “Logan”ın çoğu sahnesi bilgisayar efektlerinin bir parçası. Ayrıca filmdeki karakterlerin yapısı ve dışavurumu daha çok izleyicinin Logan’da nasıl bir karakteri görmek istediğiyle ilgilidir. Bu yüzden türü dolayısıyla Logan sadece iyi bir süper kahraman filmi olmakla kalmıyor, aynı zamanda türünün de ötesine geçiyor.

Logan çoğu eleştirmen ve sinemasever tarafından bir Western arketipi olarak nitelendirilir. Bu nitelendirilenler arasında başta Shane olmak üzere, The Shootist ve Unforgiven filmleri de var. Kimi yönleriyle Logan’ı böyle bir kategoriye sokmak çok da mümkün değil. Zira Logan, X-Men serisinin bu son halkasında artık süper kahramanlıktan, onun getirdiği ünden ve oluştan emekli olmuş gibi gözüken bir karakteri ana temasına oturmakta. Filmin açılışında Logan’ı öylece yayılmış görürüz. Arabasında yayılıp kalmıştır. Yarı uyanıkken arabasını çalmaya çalışan tipleri fark eder. Tüm gücüyle ayağa kalkar ve o tipleri etraftan uzaklaştırmaya çalışır. Ancak bu olayda kimsenin canı acımadan arabanın serbest kalması mümkün değildir. Logan direnir ancak karşı taraf da direncini asla kırmaz. Sonunda bir silah sesi duyulur. Vurulan Logan’dır. Ancak daha önceki Wolverine serilerinden hatırlayacağınız üzere Adamantium pençeleri devreye girer ve ortada araba hırsızlığına dair herhangi bir şey kalmaz. Bu klasik karakterlerle Logan’ı sadece R-rated filmleri sınıflandırmasına sokamayız. Zira bu sefer filmin dümeninde Mangold’un müthiş bir yaklaşımı ve olay örgüsüyle karşı karşıyayız. Logan’da eylemler başlı başına karakteristik bir oluşum sergiler, bu açıdan bakıldığında esasen onun Bourne gibi bir aksiyon tabanına sahip olduğunu görebiliriz. Belki bunun altını çizmeye gerek yok ancak Bourne süper kahraman üstü bir karakterdir. Jackman’nın filmde kullandığı stilistik hareketler, dövüş sahnelerini daha pürüzsüz kılmış bu filmde. Zira bu hareketler ekrana yansırken yer yer Jackman’nın vurdumduymaz hallerine tanık da oluruz. “Logan” filmin ilerleyen dakikalarında fantastik dokunuşlardan beslenir, bu yönüyle biraz “The Wr”u anımsatır. O da ana serinin geçit filmiydi ve bu tip dokunuşlardan faydalanmıştır. Logan, X-Men serisinin bu halkasında bir yol filmi çizdiği söylenebilir. Zira filmde Eden’e bir yolculuk vardır; ümidin, kurtuluş umudunun olduğu düşünülen yerde… Bu yolda Logan, Profesör X ve gizemli bir kız (Dafne Keen) vardır. Elbette diğer filmlerde olduğu gibi bu filmde de kötü karakterler iyilerin gittiği yolu takip eder. Logan ve yanındakiler bu yolculukta onlarla bir mücadaleye girer. Filmin ana aksiyonunda da bu yatar. Logan, gizemli kızı koruması altına alması gerektiğini anladıktan sonra vuku bulan aksiyonu duygusal bir hal çevreler.

“Logan’ın Doğuşu: 2008 yılında Mark Miller, Wolverine için son bir şey daha düşündü ve Wolverine: Old Man Logan çizgi romanını yarattı. Logan’da Mark Miller’ın izlerini sıklıkla rastlamak mümkündür. James Mangold, Miller’ın fikrinden de beslenerek Logan’ın yaratılmasına yardımcı olmuştur.”

Filmin bu ana çerçevesinin yanında filmle ilgili eğlenceli bilgilere değinecek olursak film senaryosunun fikir babasının Seinfeld olduğunu söyleyebiliriz. 2014 yılının Nisan ayında Seinfeld’in partisinde Seinfeld, Jackman’a bu filmin fikrini verir. Logan filminin oluşması bu çerçevede gerçekleşir. Seinfeld cephesinden fikir alan Jackman ertesi sabah konuyla ilgili 20th Century Fox’a bir mail atar. Jackman bu filmde biraz Unforgiven ve The Wrestler tadında bir şeyler yakalamak ister. Mangold, verdiği röportajlarda filmin esasında tamamen bir yol filmine dayandığını vurguluyor. Bu da filmi fantastik ögelerle gerçeklik arasında bir yere oturtuyor. Logan bir kökenin başlangıcı, diğer süper kahraman filmlerine yapılan efekt ve çeşitli programlamalardan uzakta bir yol çiziyor kendine. Logan hayatla olan bağlantısında gerçekliği sorgulayan bir tavrı vardır. Logan, X-Men serisinin diğer bölümlerinden çok daha yaşama yakın izler taşır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Burcu Meltem Tohum 1993 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji departmanında tamamladı. Şu an Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimi görmektedir. Sinema atölyesinde başlayan sinemaya olan tutkusu farklı disiplinlerde çalıştığı zamanlarda peşini bırakmadı. Lise yıllarında başladığı sinema alanında çeşitli yazınsal projelere eğilimini sürdürdü. 2013-2014 yılları arasında Filmloverss adlı site üzerinde ve çeşitli sinema bloglarında yazıları yayınlandı. Uzun yıllar boyunca film altyazı çevirilerinde gönüllü olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi'nin Sinefil dergisinde yazarlık yapıyor. Edebiyat ve sinemanın hayatında vazgeçilmez bir ikili olduğunu düşünerek bu alanlara olan tutkusu yaptığı çalışmalarında onu perçinlemeye devam ediyor. E-posta: [email protected] https://twitter.com/masc_movie



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑