Dünya Sineması

Published on Mayıs 8th, 2017 | by Hasan Cem Çal

Tanin no kao: Maske ve Yüz

Share Button

Hiroshi Teshigahara’yı herkes Suna no onna‘sıyla (Woman in the Dunes) tanır. Her ne kadar Suna no onna‘nın başarısı yadsınamayacak kadar büyük olsa da, Teshigahara’nın diğer filmlerinin de, en azından meraklı bir kitle tarafından bilindiği söylenebilir. En ilgi çekmiş filmlerinden ikisini saymak gerekirse, Otoshiana‘yla (Pitfall) Tanin no kao‘nun (The Face of Another) adını geçirebiliriz. Bu saydığımız her bir film, Kōbō Abe’nin yazmış olduğu romanlardan uyarlanmıştır, ki genellikle de bir arada sunulur, gösterilirler. Aralarında kronolojik açıdan da çok bir fark olduğu söylenemez; herbiri ikişer yıl arayla çekilmiştir. Böylelikle, bir bütünlük sağladıklarından da söz edilebilir. Ama bu yazıda, bu üçünün bütünlüğünden değil, ama yalnızca bir tanesinin bütünlüğünden; kendi içinde yaratmış olduğu ayrımlardan, kopuşlardan ve kesişimlerden söz edeceğiz. Ve yazıyı da olabildiğince kısa tutacağız, ki illüstratif bir sapağa girmeyelim. Tanin no kao‘nun hikâyesi ile, kısaca başlayacak olursak: Okuyama’nın yüzü bir kaza sonucu tanınamaz hâle gelir, ve karısıyla da bu nedenle sorunlar yaşamaya başlar. Bir süre sonra, Dr. Hira’nın onun için bulduğu ve tasarladığı bir yüz sayesinde, bir başkasının kimliğine bürünerek, sosyal hayata tekrardan atılır. Ama yüzün sağladığı etki, hiç de Okuyama’nın sandığı gibi olmayacaktır. Oldukça basit ve de net bir konu, değil mi? Ama gelin görün ki, hiç de üzerine düşünülmemiş bir konu da, en azından bu denli boğuk bir şekilde, diyebilirim. Daha Tanin no kao‘nun en başından, Okuyama’yla hiçbir duygusal-algılasal ilişkiye giremediğimizde anlarız ki, yüz, yalnızca algıları değil, ama duyguları da yönlendiren bir şeydir. Böylelikle, karşımıza, ana karakterden yoksun, ama aynı zamanda da hikâye ile işleyen bir yapı çıkar. Dr. Hira’nın rastgele bir insanı seçerek oluşturduğu maske, Okuyama’nın yeni suratı hâline gelir, ya da belki de sureti, demek daha doğru olacaktır. Böylelikle, Okuyama, hem sosyal hayata geri dönebileceğini, hem de karısıyla tekrardan bir bağ kurabileceğini düşünür.

Ama yüz, bir kimlik belirteci olarak, belki de şahısların elinde bulunan her şeydir; bir benlik, bir zaman, ve her şeyden de öte, bir bellektir. Ama Teshigahara’nın, yüzle ilgili bu üç faktörü de kamusal alana yaydığını görürüz, ki Okuyama’nın kendisi de yaymaktadır. Yüz, bir hatırayı canlandırmaktan öte, bir kendilik duygusunu yaratır; bir sorumluluk, bir dönüşlülük yükler. Kişi, kamusal alanda, ancak yüzü vasıtasıyla bir değer görebilir. Bu, ister suç işlesin, isterse de büyük bir başarı elde etsin, pozitif ya da negatif, böyledir. Okuyama’nın, Tanin no kao‘nun sonuna doğru suç işlemesi ve işlediği suç nedeniyle yargılanmaması da bu nedenledir; çünkü yargılanamaz; biri değildir; hiç kimsedir. Bir yüzden yoksundur; bir yüze sahip olsa da. Bu yüz, onun için üretilmiş, ama kimliğinden, kendi benliğinden bağımsız kılınmıştır; çünkü, o zamana dek onun benliğini kuran, bir diğer yüz, bizim görmediğimiz yüz olmuştur. Ama yüz, gerçekten de bu denli önemli midir? Evet; eğer yüzden kolektif bir bağlam elde ediyorsak. Hayır; eğer yüzden tekil bir bağlam elde etmeye çalışıyorsak. Şöyle ki: Okuyama’yı, yüzünün değişmesine rağmen tanıyan, Dr. Hira’yı saymıyorum, iki kişi vardır; bunlar, karısı ve şizofren olduğu belirtilen kızdır. Her ikisi de Okuyama’yla, yüzünden bağımsız bir ilişki kurar. Ama Okuyama, her ikisiyle de yüzüyle bağlantı hâlinde, ki yüz denen artık maske olmuştur, iletişim kurmaya çalışır. Yeni yüzüyle; hayatını, her insanla, her mekânda, her anda yenileyebileceğini düşünür; çünkü yüz, tüm bu faktörleri kurandır, ya da Okuyama’nın böyle düşündüğü söylenebilir. Ve böyle olmadığını da kavrar; çünkü karısını baştan çıkardığını sandığı noktada, karısının onu başından itibaren tanıdığını anlar. Veya şizofren kızın onu, yüzünden bağımsız olarak tanıdığını görür. Ama Okuyama, bunların hiçbirine anlam veremez. Tek önem arz eden şey yüz değil midir? Bir yüzden anlaşılması gereken nedir? Yoksa, Okuyama’nın maske ile yüz arasında bir ayrım yapmadığından mı bahsedeceğiz? Evet; öyle olacak. Teshigahara’nın yüzden anladığı, bir beden gibi işler; bir bütünlüğü ve bir ritmi vardır. Neredeyse, bir ruh gibidir; ancak belirli yoğunluklar tarafından tanınabilir. Bu yoğunlukları ise ölçmek zordur; Okuyama’nın eşini ve şizofren kızı nasıl ayırabiliriz ki? Yüz, kimine asla yabancı değildir.

Okuyama’nın yüzüyle elde etmeye çalıştıkları, tam da kimliğini ele verenlerdir. En azından onun yüzünü görebilenler için, bu böyledir. Artık, maskesi vasıtasıyla da saklanamayacağını anlayan Okuyama’nın, bu suretle ne yapacağı meçhuldür. Yukarıda da belirtildiği üzere, bir kadına saldırarak, kendini suçlu gibi göstermeye çalışır, ama hiç kimse olduğunu da belirtir. Dr. Hira’nın kliniğinden kaçtığı düşünülen Okuyama’nın karakoldan çıkartılmasıyla, bir suçlu olarak dahi benliğini deneyim edemeyeceği anlaşılır; bir hiç kimsenin suçu, bürokratik mânâda imkânsızdır. Okuyama, bir süre sonra Dr. Hira’yı öldürür; ne de olsa, onun maskesine saygı göstererek, yüzünü gören tek insan Dr. Hira’dır. Tanin no kao‘nun son sahnesinde, Dr. Hira’nın ölümünün ardından, Okuyama’nın yüzünü ellediği görülür; ama, dendiği gibi, bu, yüzüdür; yoksa maskesi değildir. Belki de, tam da bu anda, ilk kez izleyici de Okuyama’nın yüzünü görür. Yüz, git gide ortaya çıkar. Her ne kadar maske, olduğu yerde dursa da. Öyle ki, Tanin no kao‘nun en başında gördüğümüz Okuyama’yla, şimdikini, hem bağdaştırabiliriz, hem de bağdaştıramayız; çünkü son âna dek, Okuyama’yla paralel bir şekilde, maskenin kuvvetine inanmışızdır. Teshigahara’nın, Abe’nin eserinden esinlenerek görselleştirdiği, tam da maskelerin boşunalığıdır. Maske, örter. Yüz, açığa çıkartır. Okuyama’nın karısının da söylediği gibi, maskeleri çıkartmak gerekir; ama olmuyorsa, takılı da kalabilir. Her ne kadar takmak da, bir başka şekilde açığa çıkartma girişimi olsa da, bunun boşunalığı, ancak yüzü gören tarafından bilinebilir. Bu yönüyle, Teshigahara’nın en buruk, en dokunaklı filmi Tanin no kao‘dır, da diyebiliriz. Yüz, bir aynada gözükmez; Okuyama’nın baktığı, yalnızca maskedir. Yüz, tam aksine, yüzün sahibi tarafından görülemez olandır. Ve ancak, varlığı unutulduğu noktada ona sahip olunur. Ve yine ancak, bir başkasında unutulan yüzdür. Maskeyse, yalnız olanlar içindir.


Yazar Hakkında

27 Haziran 1994’te, İstanbul’da doğdu. Liseyi, 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, İletişim Fakültesi'nde, Sinema ve Televizyon’da okumaktadır. Çeşitli siteler, oluşumlar ve kurumlar için İngilizce’den Türkçe’ye metin çevirileri yapmakta, metin yazmakta ve düzenlemektedir. Serbest aralıklarla, belirli bir marka değeri taşıyan oluşumlar için görsel-işitsel kurgu çalışmaları gerçekleştirmektedir. Edebî anlamda teorik ve pratik metinler kaleme almaktadır. Yarı profesyonel olarak bateri çalmaktadır. FOL Sinema Topluluğu'nda yer almaktadır. Hâlâ doğduğu kent olan İstanbul’da yaşamaktadır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑