Ağlanacak Haline Gülenlerin Ülkesi

Hasip İle Nasip

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Film, iki düşman aile arasında yaşanan çekişmeyi anlatır. Hasip ve Nasip, kasabada söz sahibi olan varlıklı kimselerdir. İkilinin babaları, Halis ve Muhlis hac ziyaretleri sırasında ölürler. Bunun üzerine ikili belediye başkanlığı için mücadele etmeye başlar.

Hasip (Metin Akpınar) ile Nasip’in (Zeki Alasya) ve onların babaları ve dedelerinin iktidar mücadelelerini komik ve bir o kadar ciddi bir dille anlatan filmde çokça politik gönderme bulunur.

Film bir dış sesle açılır:

Savaş zamanı düşman orduları memleket içlerine doğru ilerliyordu. Vakkas ile Abbas (dedeleri) bir hafta arayla kasabaya geldiler. İpsiz sapsız iki yabancı. Vakkas berbere çırak oldu, Abbas kahveye. Madrabazlıkları çabuk anlaşıldı ama, kimsenin onlarla uğraşacak hali yoktu. Düşman yaklaşıyordu. Halk düşmana karşı direniyordu. Savaş sırasında içinde Abbas’la Vakkas ortadan kayboldu. Savaş kazanılır kazanılmaz da ortaya çıktılar.

Kasabanın ilk kurtarıcıları onlar oldu. Acele Ankara’nın yolunu tuttular. İstiklal madalyası almak için. Çok geçmedi kaçanların mallarına konup, esnaf-tüccar takımına karıştılar.

İnkilaplara ilk karşı çıkanlar onlar oldu kasabada. Din elden gidiyor diye bağırıp, ilk şapkayı onlar giydiler. Yeni alfabeye de karşı çıktılar ama, okula ilk yazılanlar da yine onlar oldu.

Yine filmin bir sahnesinde bu kez Hasip belediye başkanlığı için konuşma yaparken:

Memlekette ahlak bırakmadılar arkadaşlar. Kadın kız sokağa döküldü. Bir de partilerinde kadın kolu kurmuşlar. Onlar siyasete ne karışır? Kadın dediğin kafeste bir kuş bülbülü olacak kuş bülbülü!

Halk bu söylemlerden çok mutludur ve başkan adaylarını alkışlar.

Yine Hasip ile Nasip’in babaları belediye başkanlığı için yarışırken sol partiden rakipleri “Avukat Vecdi’yi” alt edebilmek için planlar kurar. İki düşman aile kafa kafaya verirler ve aralarında şu konuşmalar geçer:

Reisliği buna kaptırırsak yandık. Herif düpedüz servet düşmanı.Senin için belediyenin arsalarını ucuza kapattı diyormuş.

Senin malzeme koyduğun depoyu elinden alıp çocuk bahçesi yapacakmış.

Düpedüz komünist canım.

Bir çare geliyor aklıma.

Söyle Uyanık Ali.

Muhlis efendi hacıya gitsin. Bir de camii yaptırırız. E bu kasaba hepten gavur olmadı ya.

Hasip ile Nasip filmi bir kasabada dönen siyasi dolapları iki rakip aday üzerinden anlatırken, ülkenin siyasi ortamıyla ilgili sıkı bir eleştiri yapar. Çıkarları söz konusu olduğunda birlik olan ve belediye başkanı olduklarında halkı dolandırmaktan geri kalmayan bu iki adamın hikayesi bize siyasi ortamımızla ilgili çok şey anlatır.

Deli Deli Küpeli

Yönetmen: Kartal Tibet

Film; uyanık esnaf, zengin ağalar ve zorbaların baskısı altında olan bir kasabaya tımarhaneden kaçarak gelen sahte kaymakam ve yardımcısının kasabadaki düzeni yeniden sağlamasını anlatır.

12 Eylül Darbesi sonrası yapılan ilk hiciv niteliğindeki filmlerden biridir. Film baştan sona askeri mahkeme, eşkıya ve ekonomi eleştirileri ile doludur.

Bu film hakkında yazar Gürşat Özdamar bir makalesinde:

Filmin bir sahnesinde, kurulan mahkemede yargılanan Karaoğlu, sırf Samsunlu olduğu için 10 yıl daha cezaya çarptırılır. Çünkü deli kaymakam Fenerbahçelidir ve Samsunspor Fenerbahçe’ye 4 çekmiştir. Bugün bile uydurma gerekçelerle on yıllarca tutsak edilenleri düşününce, askeri darbe ve sıkıyönetim koşullarında böylesi bir eleştirinin değerinin daha da çarpıcı olduğu açıktır.” der.

Deli Deli Küpeli filmi kısaca halkın isterse, dürüst bir yöneticiyle birlikte “insani şartlarda” yaşayabileceğini söyler. Filmin sonunda aklı başında olduğunu iddia eden kasabanın ileri gelenleri, tımarhaneden kaçan bir adama yenik düşerler. Sonunda yine halk kazanır.

Maden

Yönetmen: Yavuz Özkan

Maden bir komedi filmi olmasa da madencilerin direnişini anlatan ender filmlerimizden biridir ve bir saygı duruşunu hak eder. Film bir maden ocağında işçilerin haklarını aramasını ve patronlarıyla olan mücadelesini anlatır. Birkaç yıl önce Soma’da yaşanan büyük felaketin sorumluları hala cezasını çekmemişken ve ülkemizin sinemasında buna dair tek bir cümle bile duyamamışken sanki bu film yıllar öncesinden bu felaketi tahmin etmiş ve birbirinden anlamlı sahnelerle madencilerin, işçilerin haklarını anlatmıştır.

Filmin en önemli sahnelerinden birinde Nurettin (Tarık Akan) ve İlyas (Cüneyt Arkın) işçilere haklarını anlatmakta ve patronlardan hak ettiklerini istemektedir. Sermaye, işçilerin ayaklanmasının bozgunculuk olduğunu savunurken işçilerden İlyas ile patronun adamlarının arasında şöyle bir diyalog geçer.

Kim bilir ne çıkarlar kolluyorsunuz? Bozgunculuk yapıyorsunuz!

Çıkar kollamak sizin işinizdir, bizim değil.

Nerden öğrendin bu edebiyatı orospu çocuğu!

Asıl orospu çocuğu işçiyi sizin gibi satanlardır!

Sonuç

Elbette Yeşilçam Sineması 12 Eylül’den önce ve sonra anlattıklarıyla şimdiki sinema anlayışının çok daha ötesindedir. Çöpçüler Kralı, Koltuk Sevdası, Dolap Beygiri, Zübük gibi daha birçok film ülkenin yakın tarihini bir güldürüyle halka anlatır. Her ne kadar şimdilerde “eleştiri yapmak” vatan hainliği gibi gösterilse de o tarihlerden beri ülkemizde değişen pek de bir şey olmadığı için hala bu filmlerden öğreneceğimiz çok şey vardır. Hiçbir şey öğrenmiyorsak bile gerçek komedi ustalarının banka ve türevi reklamlarıyla, siyasi yalakalık yaparak paralarını katlayanların değil, halkına ışık tutanların olduğunu öğrenebiliriz. Belki böylece “yeni dönem komedi filmlerini” seyretmeye gerek duymadan ağlanacak halimize gülebiliriz.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Çocuğun Dünyası: Beyaz Balon (Badkonake Sefid)

Senaryosunu Abbas Kiyarüstami’nin yazdığı ve Cafer Penahi’nin ilk uzun metraj filmi olan...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir