Avrupa Sineması

Published on Temmuz 23rd, 2017 | by Ali Sami Atabay

Cinema Paradiso: İtalyan ve Dünya Sinemasına Etkileri

Share Button

Eski dostu Alfredo’nun ölüm haberini alan Salvatore ‘Toto’ Di Vita hayatını tamamen değiştirmiş çocukluk anılarını hatırlamaya başlar. Hatırladıkça da ürperir, hüzünlenir bir yandan da sevinir. Eski hayatından ona sinema tutkusu dışında hiçbir şey kalmamıştır. İtalya’nın en ünlü yönetmenlerinden biridir artık. Güzel bir eve, arabaya, yatağa ve o yatağı dolduracak birçok kadına sahiptir. Kısacası hayal ettiği her şeye ulaşmıştır.

Film üç ayrı zaman diliminde geçer: Salvatore’un çocukluğu, gençliği ve yetişkinlik dönemi. Birinci bölüm, Salvatore’un çocukluğunda Toto ile Alfredo’nun baba-oğul niteliğindeki ilişkisinin nasıl başladığına ve nasıl güçlendiğine yer verilir. İkinci bölüm, Salvatore’un gençliğinde Toto, Alfredo’nun yerine sinema projeksiyonuna bakmaya başlar. Ayrıca bir kıza aşık olur ve dünyası değişir. Alfredo onun için bir babadan çok akıl hocası gibi olmuştur artık. Salvatore’a hayat hakkında nasihatler verir ve hikayeler anlatır. Üçüncü bölüm, Salvatore’un yetişkinliğinde hala unutamadığımız o köylü çocuğunun İtalya’nın saygın elitlerinden birine dönüşmüş halini seyrederiz.

İtalyan yönetmen Tornatore, Toto karakterini canlandıracak kişiye Sicilya kırsallarında gezerken rastlamış ve bir iki denemeden sonra Salvatore Cascio’nun bu rol için biçilmiş kaftan olduğuna karar vermiştir. Cascio daha önce hiçbir oyunculuk eğitimi almamış bir köylü çocuğudur. Peki nedir onu Toto karakterini canlandırırken böylesine usta bir aktör yapan şey? Yetenek mi? Yetenekse, gerçek yetenek yaş ilerledikçe körelebilir mi? Cascio’nın pek de yetenekli bir aktör olmadığını Cinema Paradiso’dan sonra çektiği birkaç filmde belli etmiştir kendini.

S.Cascio Toto karakterine hayat verirken 9 yaşında bir çocuk olmanın getirdiği bilinçle ve duygularla oynamıştır. Yani aslında sergilenen bu büyük oyunculuk aktörlük bilinciyle oluşmadığından yetenek olarak değerlendirilmeyebilir. Cascio’ya Guardian gazetesine verdiği bir röportajında neden yeni projelerde yer almadığı sorulduğunda küçüklüğünde tamamen doğal duygularla hayatına devam ediyormuş gibi aktörlük yaptığını ayrıca hiçbir zaman oyunculuğu bir meslek olarak yapmak gibi bir düşüncesi bulunmadığı için bu alanda fazla efor sarf etmek istemediğini belirtmiştir. Filmde gördüğümüz Toto karakteri de Cascio’nun verdiği tasvire tamamen uyar. Öylesine doğaldır ki Toto, hepimizin hayatlarına dokunmayı başarır. Kimimize küçük kardeşi gibi hissettirir kimimize ise çocukluk arkadaşı gibi.

Bilindiği üzere dünya sinemasında İtalya’nın yeri ayrıdır.  En iyi yabancı dil dalında en çok Oscar alan ülke olmanın yanı sıra Altın Palmiye ödülüne en çok layık görülmüş -ABD’den sonra- ikinci ülkedir. Özellikle Mussolini’nin öldürülmesinden (1945) sonra sansürlenmiş fikirlerinin serbestçe ifade edilebileceği bir ortam bulan İtalyan yönetmenler (bkz: Vittorio De Sica, Roberto Rossellini) savaş sonrası yoksulluğu, politik düzensizliği ve adaletsizliği amatör oyuncularla aktarmışlardır. “Italian neorealsim” olarak adlandırılan bu dönem İtalyan sinemasının en verimli olduğu zamanlardan biri olarak kabul edilir. İtalya’nın Neorealism’den bireylerin iç dünyasının yansıtılmasına geçişi Fellini’yle olmuştur. Başarılı yönetmenin La Strada (1954) ve Il Bidone (1955) filmleri İtalyan yönetmenlerin kamerasını toplumsal sıkıntılardan bireyin iç dünyasına çevirmesine büyük katkı sağlamıştır. 1980 yıllarına kadar bilhassa Fellini, Antonioni ve Vittorio De Sica’nın gibi büyük ustaların filmleriyle canlı kalan İtalyan Sineması, 80li yılların sonlarına kadar büyük bir duraklama dönemine girmiştir. Bu yıllarda İtalyan sineması kaliteli özgün içerikler üretmek yerine daha çok genel izleyici kitlesine hitap eden “trash” diye tabir edilen komedi filmleriyle verimsiz bir dönem geçirmiştir.

İşte bu trash komedi furyası döneminden İtalyan sinemasının kurtuluşu 1988 yılında Cinema Paradiso ile gerçekleşmiştir. Şahsımca realist filmlerin başyapıtı olan Cinema Paradiso, gerçeği o kadar sade ve akıcı bir üslupla anlatmıştır ki; bizi filmi izliyor gibi değil de yaşıyor gibi hissettirmiştir. Ayrıca verdiği “Tutkularınızı takip edin” mesajıyla kendinden sonra gelecek birçok filmi etkilemeyi başarmıştır.

Özellikle 1980 sonrası bir hayli verimsizleşen ve kalitesini kaybeden İtalyan Sineması toplumu dinç tutacak mesaj içerikli filmlerden neredeyse tamamen yoksundu. İşte bu yoksunlukta nefesi kesilen İtalyan Sineması için Cinema Paradiso adeta bir hayat kaynağı oldu. Başarısını en iyi yabancı dilde film alanında Akademi ödülüyle de (1990) taçlandırınca, İtalya için yeni bir devrin kapıları aralanmış oldu. Trash komedi filmlerinin de etkisini yitirmesiyle yönetmenler özgün ve kaliteli eser vermenin peşine düştü [(bkz: Mediterraneo (1991), La vita ê bella (1997)].

Cinema Paradiso yalnız İtalyan Sinemasına değil dünya sinemasına da büyük katkılar sağlamıştır. Hatta günümüz sinemasında bile yankıları hala devam etmektedir. Türk sinemasından örnek vermek gerekirse, Çağan Irmak yönetmenliğinde vizyona giren “Babam ve Oğlum” ve “Dedemin İnsanları” filmleri toplumun geçirdiği evrimi bir çocuğun gözünden anlatması ve realist yaklaşımlarıyla Cinema Paradiso’dan bir hayli etkilenmiştir. Bir diğer etkilenme Yüksel Aksu’nun yönetmenliğini üstlendiği İftarlık Gazoz filminde görülür. Bu filmde de usta-çırak ilişkisi Cinema Paradiso’ya benzer nitelikte işlenmiş ve filmin hikayesi tıpkı Cinema Paradiso’da olduğu gibi ana karakterin (Adem) çocukluğuna yönelik flashbackiyle başlamıştır. Ayrıca toplumun sosyal ve dini yapısı realist bir gözle tasvir edilmiştir. Fakat farklı olarak İftarlık Gazoz’da ve Çağan Irmağın bahsettiğim iki filminde ana tema, “tutkuların takip edilmesi” mesajıyla değil de adaletsiz toplum düzeninden dolayı ortaya çıkan bir takım siyasi ideolojilerin bireyler ve toplum üzerindeki etkisi temasından yararlanılarak şekillenmiştir.

Cinema Paradiso gerek fevkalade anlatım tekniğiyle gerek oyunculuklarıyla ve gerek eğlenceli senaryosuyla seyir zevki yüksek bir film olmanın yanı sıra çekildiği tarihi dönem nedeniyle İtalyan sinemasında yeni bir dönem açmıştır. Ayrıca Dünya sinemasında da verdiği etkilerle adından çokça söz ettirmiş ve gelecekte de sürekli söz ettirmeye devam edecektir.

 

Kaynakça:

Barnett, Laura. “Salvatore Cascio: ‘Cinema Paradiso Is about the Power of Dreams’.” The Guardian, Guardian News and Media, 2 Dec. 2013, www.theguardian.com/film/2013/dec/02/cinema-paradiso-25th-anniversary-salvatore-cascio. Accessed 17 July 2017.

“Italian Film – A Brief History of Italian Films.” The Italian Legacy – Your Guide to All Things Italian, www.italianlegacy.com/italian-film.html. Accessed 17 July 2017.

Monaco, James. How to Read a Film: Movies, Media, and Beyond. New York, Oxford U.P., 2009.


Yazar Hakkında

Sinemayı araç olarak görenlerden.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑