Analiz

Published on Temmuz 31st, 2017 | by Burcu Meltem Tohum

0

Onibaba: Varoluşun Yargılanışı

Share Button

“Şeytan değil, insanım”

​Onibaba sanki küçükken ailemizin yapmamızı istemediği şeyler kendilerince uyarma niteliği taşıdığı için bize anlattıkları/uydurdukları masallara benziyor bir bakıma. Biliyorsunuz bu tip masallar her zaman alt mesaj olarak ahlak tarafını simgeler; kötü şeyler yaparsak karşılığında kötü şeyler olur. Bu karma vari bir ceza yöntemidir. Bizim hikayemizin merkezinde bir anne ve kız çocuğunun öyküsü yatar. Ancak filmde roller bu karakterler üzerinde öyle değişkenler taşır ki anlatım, korku, güç ve kontrol doğasının iç içe girdiği bir paradigmaya dönüşür. Kaneto Shindo elinden çıkma olan Onibaba, eski Budist bir masaldan uyarlanmıştır. Film, anne (Nobuko Otawa) ve genç kız (Jitsuko Yoshimura) arasında gidip gelmektedir. Bu ikili, hayatlarını masum samurayları öldürüp, onların silah ve zırhlarıyla ticaret yaparak kazanıyor. Kendisinden sonra türünde birçok filme etki sağlayan Onibaba, Hachi’nin (Kei Sato) araya girmesiyle kompozisyonunu minimalistleştirip, kullandığı nesneleri metaforik bir okuyuş çerçevesinde izleyiciye sunuyor. İçgüdüye dayalı görselliklerin sunumu ve seslerin çarpıcı yanını kompozisyona ekleyişiyle tuhaf bir yaklaşım sergiliyor yönetmen. Onibaba, yönetmenin uluslararası alanda başarı kazandığı ikinci filmi. Geçici olarak birbirine değen uzun çekimler, şiddetli kompozisyonu ve yönetmenin kamerayı kullanış biçimi, gök gürültüsü yapamayan bir şimşeği andırıyor.

​Shindo elindeki kompozisyonla doğal ortamda vahşi, doğa üstü, terör ve canlı olmayanı bir araya getirmiş. Yönetmen filmde üç karakter arasında ortaya çıkan dramı konu alıyor. Anne karakteri cinsel açıdan doyumsuz ancak bu doyumsuzluğu giderecek birinin arayışındayken çareyi umutsuzca başka şeylerde buluyor. Onun kendisinin dışında gerçekleşen olaylara karşı gösterdiği kıskançlığı ve korkusu filmin akışını yönlendiriyor. Film her ne kadar hareketli/şiddetli bir yapıya sahip olsa da kimi zaman ölçülü bir sakinlik hakimiyet gösteriyor. Shindo’nun film çekim yöntemi bir sahne oyununu anımsatıyor: Çünkü bu, minimalizmin bir gerçeğidir. Bunlarla birlikte film tam olarak etkili bir şekilde siyah-beyaz olarak çekildiği için filmde kullanılan sesler çok daha göz kamaştırıcı ve dikkat çekicidir. Film titizlikle gölgelerle süslenmiş ve her bir kare atmosferik ve hatırlatıcı görevini görür. Film daha ilk dakikalarından itibaren protagonist ve Orta Çağ havası taşır. Her ne kadar Orta Çağ havasına bürünmüş olsa da esasında yapısı daha çok post-apokaliptiktir. Shindo’nun diğer yönetmenlerden farkı izleyicinin onun hikayesiyle ve karakterleriyle empati kurabilmesidir. Onibaba’da dünyayı tam tersi istikametten izleriz. Filmde en önemli metaforik unsurlardan biri de delik göndermesidir. Bu delik dünyanın düğmesi işlevini görür. Shindo bu delikle ilgili yaşanan olaylarda empati kurar. Yönetmen filmin hiçbir karesine geleneksel olarak korkutucu bir şey eklemez. Ancak karakterler çeşitli yönlerden düşünsel işkence ile sıkıştırılmış olduğundan birçok terimle karşı karşıya kalırız. “Ceza” kavramı filmin odak noktası olan en önemli koşullanmadır. Yönetmen kompozisyona bu türden bir yaklaşımla Evrenin Doğumu’na da gönderme yapar. Bu yüzden annenin en büyük günahı önünde sonunda doruk noktasına ulaşır. Tam bu sırada film ikonik şeytan karakterini birden fazla şekilde korur. Filmde Stoacı görünümüyle bütünleşmiş ve varlığı kaçınılmaz ve aralıksız olan bir şey vardır. Ve bu, her üç karakterle bağlantılıdır. Yönetmen yer yer bu varlık aracılığıyla, cehennem imgesini manik tarzda izleyicilere iletir.

​Filmde kuş imgesi protagonist bir imgelemin ifadesidir. Filmin bir karesinde şöyle bir tartışma göze çarpar: Hachi, annenin yaşadığı yere gittiğinde anne, Hachi’ye “Biz biziz, sen sensin. Bu sınırı aşma!” diye bir ifade kullanır. Bu ifade ölümle yaşam arasındaki dengeleri ifade eder. Filmde genç kadın dürtülerini her zaman anneden gizler, adeta o gizlediği şeyden beslenir. Umut burada üstünlük sağlamakla eşdeğerdir. Shindo filmde, hayatta kalmanın gerekliliği duygusuyla empati kurar. Her ne kadar şiddet ve agresif oluşumlar kompozisyonda ön plana çıkmış olsa da erotizm bunun ön koşuludur. Misal Hachi ile genç kızın ilk yakınlaşması kavgadan ve atışmadan doğan bir aşktır. Shindo cinselliği filmde birbirinden farklı alanlara taşır; anne her zaman uyurken çıplaktır. Aynı zamanda karakterler çıplaklıklarını sadece bir örtü vasıtasıyla kimliklendirirler. Cinsellik hayatta kalma iç güdüsüyle aynı güce sahiptir. Shindo film boyunca bu tip ögeleri sergilemekten utanmaz. Tutkunun öfke nöbeti onun için önemlidir. Onibaba, sosyal yaşam kültürüyle birlikte cinselliği simgeleyen materyalleri kullanarak ilham aldığı Budist masalındaki gibi doğa dışı korku ögelerini anımsatıyor.

Shindo adeta atmosferi avlayarak doğal olmayan gerçekliklere dair tahmin yürütülmesini sağlıyor. Yönetmen filmin kompozisyonuyla akla uygun bir şekilde empati kuruyor; filmin odak noktasını oluşturan ve büyük bir imge olan maske bir ölümlünün vücudunda hayat buluyor. Bu ölümlü olan kişi içinde giderek büyüyen korkuları barındırıyor, kendi yas tutan psikolojisinin bir tanığı adeta. Filmdeki agresif tutum filmin belirgin en tekil karakteristik yapısı; bir grafik, ritim ve kaybedilmesi güç olan melodikler. Fransız Yeni Dalgası’ndan sonra Shindo, Mizoguchi’nin sınırsız güzelliğinden esinleniyor. Bu esinlemeyi Godard’ın sinema anlayışıyla sentezliyor. Filmin başladığı yerde bitmesi de az çok bunun işareti. Shindo acı ironik hakikatı bu filminde resmetti; şeytan ya da insan, yaşam ya da ölüm iç içe geçmiş özgürlüğe ulaşımı temsil etmekte.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Burcu Meltem Tohum 1993 yılında İstanbul’da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji departmanında tamamladı. Şu an Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimi görmektedir. Sinema atölyesinde başlayan sinemaya olan tutkusu farklı disiplinlerde çalıştığı zamanlarda peşini bırakmadı. Lise yıllarında başladığı sinema alanında çeşitli yazınsal projelere eğilimini sürdürdü. 2013-2014 yılları arasında Filmloverss adlı site üzerinde ve çeşitli sinema bloglarında yazıları yayınlandı. Uzun yıllar boyunca film altyazı çevirilerinde gönüllü olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nin Sinefil dergisinde yazarlık yapıyor. Edebiyat ve sinemanın hayatında vazgeçilmez bir ikili olduğunu düşünerek bu alanlara olan tutkusu yaptığı çalışmalarında onu perçinlemeye devam ediyor.

E-posta: [email protected]

https://twitter.com/masc_movie



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑