Analiz

Published on Ağustos 29th, 2017 | by Burcu Meltem Tohum

Fellini’ye Özgü Düşlemsel Bir Dünya

Share Button

Sinema dünyasında pek çok yönetmen, yapımcı, senarist bir şekilde kendisine yer buluyor sinemanın bir yerlerinde, ancak bunlardan çok azı adlarını bir filmin başlığı altına çimentoyla kazıyabiliyor. İtalyan yönetmen Federico Fellini işte bu “çok az” diye nitelendirdiğimiz kategoriye giriyor. Sadece Satyricon değil diğer filmleriyle de oldukça ön plana çıkan yönetmen, hemen her filminde izleyicilere neler olacağını tam olarak yansıtmayan ketum yönetmenlerden. Petronius’un eserinden ilham alan Fellini, bir röportajında bu eseri okul yıllarının ilk döneminde okuduğunu ve daha ileri yaşlarında aynı eseri tekrar okuyarak bu yapıtın filmini yapmaya karar verdiğini söylüyor. Satyricon denilince, aklımıza önce Petronius’un Satyricon’u, ardından Fellini’nin Satyricon’u geliyor. Fellini bu filmiyle kendi Satyricon’unu yaratmıştır, yeni bir eser üretmiştir adeta. Satyricon, kesinlikle “Felliniesque” bir deneyim yaşatıyor ve sinema tarihinin benzersiz bir vizyonuna tanık olmamızı sağlıyor. Latin hicvinin ustalarından Gaius Petronius’un oluntulu öyküsü Satyricon, kadim bir dünyanın izlerini bizimle paylaşıyor; tehlikeli, gerçeküstü, şiddet dolu ve tuhaf maceralar serisi. Eser, Fellini’nin çarpık objektifinden süzülürken, Satyricon’daki Antik Roma, gerçek dünyayla pek az benzerlik taşımaktadır. Asıl hikâyeyi yansıtmak yerine yönetmen asıl hikâyeden beslenerek çarpıcı bir gerçeküstü izlenimi yaratıyor; çılgın, doymak bilmeyen hayatı kendi karanlık paralel evrenine sokuyor.

Kıyamet (büyük çöküş) sonrası Roma bir çeşit cesur, cinsel varoluşlarla doludur. Bu tuhaf, huysuz ve acınası atmosfer filmde cesur renkleri, sıkıcı renklerle buluşturup, onları kusursuz üretim tasarımı haline getiriyor. Misal filmde ateşli, turuncu bir gökyüzü, birçok sahneyi bastıran uçsuz bucaksız kompozisyon ile ortaya çıkar. Fellini, Satyricon ile bize görkemli bir estetik sunar; dikkatli olarak çerçevelenmiş geniş çekimlerin ve güçlü yakın çekimlerin karışımı, hafifçe dengelenmiş ancak kasıtlı olarak hazırlanmıştır.

Fellini genellikle ekrandaki eşsiz görüntülerin odaktan ayrılmaması için kasıtlı olarak profesyonel olmayan aktörleri kullanıyor. Böylelikle oyuncu kadrosunun yüzleri ve bedenleri kamera için sıklıkla odak noktası olabiliyor ve bu durum da ortaya masum olduğu kadar güzel ve tuhaf bir karnaval çıkarıyor. Fellini, Satyricon’da da aynı şekilde bu duruşunu korumuş. Filmde birkaç dikkat çekici dizilim, başta dikkat çeken bir dizi izleme çekim açılarıyla görsel açıdan heyecanlı görüntüler sağlıyor. Filmde hikâye, görünüşte hiç bitmeyen bir cinsel haz içinde hareket ederken, kamera sürekli açık kapı geçitlerini izleyerek, karnaval kaçışlarının atlıkarınca halini almasına taban oluşturuyor ve kamera, çerçevenin sabit hareketi sayesinde hikâye ezici hale geliyor. Bu şekilde Fellini’nin sunduğu görseller cinsellik, sınıf, vahşet ve sanatla hicivsel temalara ayrılıyor; çılgınca bir ziyafet, köleleştirme, birbirine zıt savaşlar, cinsel iktidarsızlık yansımaları umutsuz bir arayışın toplamına işaret eder. Kompozisyonun parçası olan sayısız şiddet ve şehvet ise mizahi açıdan bunların arasında yer alır. Bunlarla birlikte filmin düzensiz anlatım yapısı, yönetmenin gerçekçi yanını ortaya çıkarmaktadır. Satyricon’un geleneksel bir tiyatronun ilkel ancak hipnotik bir hayali hikâye anlatımıyla buluştuğunu da söyleyebiliriz. Fellini, Satyricon’da geleneksel film yapımcılığının kalıcı izlerini bir kenara bırakarak, tuhaf delilik ve fantastik görüntüler için olan eğilimini tamamen kucaklıyor. Bunlar Antik Roma’yı sinematik harikalar diyarına dönüştüren bir rüya belgeseli kıvamında. Satyricon gerçek anlamda güçlü bir görsel deneyim sunuyor. Yönetmenin diğer baş yapıtları, La Dolce Vita, 8½ , Amarcord, yer yer kişisel dokunuştan yoksun olmasına rağmen, filmler tam bir Fellini etiketi altında değerlendirilebilme potansiyeline sahiptir.

Filmin Blu-ray Versiyonu

Film, ev sineması sektöründe, İngiliz Eureka! şirketinin The Masters of Cinema serisinden çıktı. İçinde Federico Fellini, Sabrina Marques ve Pasquale Iannone tarafından yazılmış makaleleri içeren bir kitapçık bulunmakta. 35 mm kamera negatifinin 4k taramasıyla 2.35:1, 1080p’lik bu film, zengin ve neredeyse hiç bozulmamış. Bu, yönetmenin hayal gören görüntülerini kusursuz bir şekilde koruyan kesinlikle çarpıcı bir resim/kare. Film eski olduğu için göz ardı edilebilir lekeler ve izole edilmiş örnekler kısa süren dikey sunuyla fantastik bir hal almaktadır. Filmde kullanılan detaylar çok etkileyici; çerçevenin her katını ince dokunuşlar oluşturmakta ve filmin tümüyle abartılı set tasarımlarını, kostümlerini ve tuhaf olarak unutulmaz yüzlerini vurgular. Ayrıca filmde renklerin karanlık ve sönük tonları (Roma hamamında bulunan renkler gibi) koyu kırmızı, portakal ve pembe renk sıçramalarıyla karıştırarak Antik Roma’nın eşsiz dünyevi vizyonunu yaşama kavuşturur. Filmde kontrast alanda beyaz ve derin siyah renkler dengede. Neyse ki, tüm bunları takiben görüntüde ve işleyişte sinir bozucu dijital işleme belirtileri yok. Ödüllü görüntü yönetmeni Giuseppe Rotunno ile Fellini’nin Satyricon’u usta bir şekilde Blu-ray’de saygın ve etkileyici bir görüntü sunar.

Ses Kalitesi

Filmin ses sistemi içerisinde orijinal dilinin yanında İngilizce özelliği de bulunmakta. Filmde diyaloglar kaliteli ve temiz, açıktır. Bunlarla birlikte filmdeki tüm konuşmalar post prodüksiyon tarafından kaydedilmiş. Fellini filmin başından itibaren diyalogların aktörün dudaklarıyla senkronize edilmesi şeklinde yola çıktı. O dönemde bu pek de yaygın bir şey değil. Filmde kopuk sesler kasıtlı ve uygun bir şekilde yerleştirilerek filme rüya benzeri bir hava getirmiş. Binaların çökmesi, yer yer partivari bir havanın bir anda ortaya çıkması, anlatımı anakronik etkilerle karşılıyor. Canlı ve harika ses tasarımı gerçekten “Felliniesque” bir atmosfer yaratıyor ve bu karışım filmin olağandışı havasını harika biçimde koruyor.

Son

Fellini Satyricon ile gerçeküstü bir hiciv ve tuhaf imgelemlerle dolu rüya gibi bir dünya gezisi öneriyor. Görsel açıdan çarpıcı ve sinema açısından büyük / grandiose olan bu geleneksel anlatı yapısına belirgin bir şekilde “Felliniesque” bir hava katıyor. Filmin alışılmadık öykü anlatımı ve erotik aşırılıklar içeren içeriği herkes için uygun olmayacaktır. Ancak bu benzersiz filmin, alışılmadık bir deneyimin kapılarını araladığı yadsınamaz.

Tags: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Burcu Meltem Tohum 1993 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji departmanında tamamladı. Şu an Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimi görmektedir. Sinema atölyesinde başlayan sinemaya olan tutkusu farklı disiplinlerde çalıştığı zamanlarda peşini bırakmadı. Lise yıllarında başladığı sinema alanında çeşitli yazınsal projelere eğilimini sürdürdü. 2013-2014 yılları arasında Filmloverss adlı site üzerinde ve çeşitli sinema bloglarında yazıları yayınlandı. Uzun yıllar boyunca film altyazı çevirilerinde gönüllü olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi'nin Sinefil dergisinde yazarlık yapıyor. Edebiyat ve sinemanın hayatında vazgeçilmez bir ikili olduğunu düşünerek bu alanlara olan tutkusu yaptığı çalışmalarında onu perçinlemeye devam ediyor. E-posta: [email protected] https://twitter.com/masc_movie



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑