Eleştiri

Published on Ağustos 26th, 2017 | by Yaşam Kaya

Logan Lucky (2017): Amerikan Gerçeğine Dayalı Bir Soygun

Share Button

1989 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanıp Sex, Lies and Videotape (Seks Yalanları) ile kariyerinde zirve yapan yönetmen Steven Soderbergh, Logan Lucky- Şanslı Logan’a değin 25 önemli projeye imza atan sıra dışı bir isim olarak sinema tarihindeki yerini aldı. Ocean’s serisi sonrası dram senaryolarına ağırlık verip, daha çok gerilim odaklı denemeleriyle kendisine bambaşka bir çıkış arayan ünlü isim, yine benzer bir konuyla sinemada soygun denemesinin başka bir versiyonunu bizlere sunuyor. Televizyon için çektiği “Behind The Candelabra” ve “The Knick” adlı basit filmlerden sonra heyecanını yeniden kazanıp Logan ailesi üzerinden sinemaya yeniden selam çakan yönetmen, basit gibi görünen mizahi konuyla sinema kalplerini fethetti!

Batı Virginia ile Kuzey Carolina bölgesinde geçen Şanslı Logan, soygun trajedisi üzerinden bir aile draması-komedisi formatına dönüşen ilginç bir konu. Karşımızda özellikle Ocean’s serisini takiben klasik Amerikan öyküsü olduğu söylenebilir; Coca-Cola 600 yarışlarının vazgeçilmesi büyük kamyonetler, kovboy şapkaları, redneckler ABD rüyasının zengin etmenlerini maceraya dayalı atmosfere dönüştürmüş. Bu atmosferde Soderbergh, kendi çizgisinin dışına çıkıp renk formatında sıra dışı oynamalar yapıyor. Filmlerinde vakit-yer tezatını farklı renklerle sunan yönetmen, keskin bir renk kullanımını tercih ederek büyülü rüyanın gizemli sahnelerini başarıyla işliyor. İşte mizahi görüntü dediğimiz nokta tam da bu noktada kendisini ön plana çıkarmış. Jimmy Logan’ın (Channing Tatum) liderliğinde onunla ortak olan Irak gazisi Clyde Logan (Adam Driver) ve kuaför kız kardeşleri Mellie (Riley Keough) kusursuz planlanmış bir soygun işi işine bulaşıyor. Soygun planını baz alıp filmdeki yan hikayeleri şekillendiren Soderbergh, Jimmy’nin kızıyla olan yaşadıklarının ve Clyde’ın durgun psikolojisinin sebeplerini damarlarımıza kadar işliyor.

Steven Soderbergh yıllarca kendisini saklayarak, görüntü yönetmeni kısmına, çektiği filmlerde takma isim kullandığı için, bu filmde senaryo kısmında yazan Rebeca Blunt adı Soderbergh’in yine takma ad kullandığı izlenimi verdi. Çünkü bu isimle sinema kitlesi ilk kez karşılaşıyor. Ocean’s serisinin tam zıttı bir algıda konuyu işleyip filmde de adeta kendi yazdığı serinin bölümleriyle alay eden yönetmenin, filmin senaryosuna imza attığına da adım kadar eminim. Filmin seyirliğinde soygunu düzenleyen Jimmy’nin (Channing Tatum) işten atılması ve kızının velayetini kaybetmesi, kardeşi Clyde’ın (Adam Driver) kolunun alt kısmını Irak’ta yitirmiş olması ve Sadie Logan’ ın (Farrah Mackenzie) annesizlik olgusunun para hırsıyla bütünleşmesi Amerikan rüyasının gerçeklerini tokat gibi yüzümüze çarpmış. Film bize soygunu yapan insanların karizmasını anlatmıyor, aksine soyguna kalkışan insanların içine düştüğü çaresizliği resmediyor.

Şanslı Logan, geniş oyuncu kadrosuna rağmen harika karakter psikolojilerini ortaya çıkaran müthiş bir yapım. Daniel Craig, Joe Bang rolünde, geçmişte oynadığı ve üzerine yapıştığı James Bond karakterini silerek zirveye tırmanması filmin en can alıcı noktası! Tepkisiz ama rolünün ağırlığını filmin içine gömen Dwight Yoakam, hapishane müdürü Warden Burns rolünde kısa zaman dilimi içinde adını başrol haznesine yazdırdı. Bu ayrıntı ilginçtir, çünkü Game Of Thrones ile alay edilen hapishane sahneleri filmin çıkış noktası sayılır. Adam Driver ile Channing Tatum zıt kardeşlerin tutarsızlığından konudaki heyacanı tırmandırmayı başarıyor.

Şanslı Logan – Logan Lucky filmini izlerken Ocean’s serisinin tüm karakterlerini ve olay olgusunu tersten okuduk. Steven Soderbergh kendi çizgisini aşıp sinemaya farklı soluk olmak adına hayatın gerçekleriyle yüklü toplumcu filme imza atmış. Ne diyelim, mümkünse bir daha bu kadar uzun süre sinemalardan ayrı kalmasın Soderbergh, sonra soygun filmleri öksüz kalıyor belleklerde!

[email protected]


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review' da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi'nde, Artful Living'de köşe yazarıdır. Ntv Radyo'da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds'te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑