Eleştiri

Published on Eylül 15th, 2017 | by Yaşam Kaya

0

American Assassin – Suikastçı (2017): İntikam ya da Vatanseverlik

Share Button

Coldplay, Dexter, Homeland, Blue Blods ve Elementary dizilerinin kafa bölümlerini çekip akıllara kazınan yönetmen Michael Cuesta, günümüzün temel sorunlarından birisi olan terör problemini beyazperdeye taşıyor. “Suikastçı” (American Assassin), gözleri önünde cereyan eden terör saldırısı sonucu yakınını kaybeden bir insanın intikam hırsıyla CIA’nin özel terör birimine katılmasını anlatıyor. Son dönemde ISIS (İşid) saldırısı altında onlarca insanın canı yanarken böyle bir projenin senaryosunu yazan Edward Zwick, Marshall Herskovitz ve Michael Finch üçlüsü batının, müslümanların tamamının terörist olduğuna dair söyleminin etkisi altında kaldığını açıkça söyleyebiliriz. Yönetmen için aynı yargıyı ortaya koymak mümkün değilken, senaryonun fazlaca abartılı terörist müslüman söylemi baştan sona can sıkıcı. Dünyadaki iktidar algısına bakarsak bu söylemin çokta abartılı olmadığını anlıyoruz, ama şahısları eleştirmek yerine bir toplumu tamamen terörist ilan etmenin akılla izah edilecek bir yönü yok. Kritiğin başında sert bir dil kullanmamın sebebini, konuyu açtıkça daha net anlayabiliriz.

Film, plajda sevgilisine evlenme teklif eden Mitch Rapp’in (Dylan O’Brien) cep telefonu kamerasıyla çektiği görüntülerle başlıyor. Evlenmek için adım atan iki sevgilinin ölümsüzleştirmek istedikleri an, terör saldırısıyla kâbusa dönüyor. Rapp’ın intikam alma hırsıyla yanıp tutuşan görüntüleri saldırı sonrasında gözümüze sokulurken, saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin içine ajan olarak sızmak üzere çalışmalar yaptığını saldırı sonrası izliyoruz. CIA’de yönetici olan Irene Kennedy (Sanaa Lathan) ise Rapp’i özel bir anti terör timine çağırıyor. Tüm bu olayların, hırsın, intikamın, klişe bir konuya bağlanmasıyla olgunlaşması başlı başına konudaki sığ düzlemi ortaya koyuyor. Stan Hurley (Michael Keaton) Rapp’e duygusal travmalarını ve geçmişini bir yana bırakması gerektiği konusunda ısrar ediyor. “Kişisel meselelerimiz yerine vatanseverliği koymamız gerekir” gibi abuk bir cümle ile ISIS benzeri terör gruplarıyla yapılan çalışmaların vatan için yapıldığı izlenimi verilse de, devletlerin gizli planlarının vatanseverlik adı altında insanlara pohpohlandığını yönetmenin tek kare çekimlerinden anlıyoruz. Michael Keaton’ ın vatanperver ajan olgusu üzerinden sisteme saldırması senaryo ekibini ters köşeye yatırdığı gibi, konudaki abartılı kahramanlık anlatımını bir noktada kıyasıya eleştiriyor.

Amerikan milliyetçiliği ile CIA övgüleriyle dolu Suikastçı filminde üstü kapalı ABD şovenizmi yapılıyor olması insanı filmden hızla uzaklaştırıp, terörizm konusundaki hassasiyetimizi bizlere unutturuyor. Ama acı olan bir gerçek var ki, artık modern Türkiye görüntüleri yerine puslu, kaotik İstanbul görüntüleri eşliğinde terörizme destek çıkan ülke gibi gösterilmemiz hepimizde derin bir yara oluşturdu. Batının İstanbul’a bakış açısı Ortadoğu bataklığına saplanmış rejimlerle eşdeğer. Bu algıyı yaratanlar şimdilerde kendilerini ‘üstün’, ‘dokunulmaz’ olarak düşünüyor, ama unutulmaması gereken bir gerçek var, evrensel hukuktan asla kaçamazsınız. Bu film Türkiye’ye uyarı niteliğinde sayılmalı. Bozuk şiveli Türkçe’siyle teröristleri koruyan asker görüntüsü ülke imajının nerelere ulaştığını kanıtlıyor. Bu imajı yaratanların dünyada nasıl anıldığını anlamak isteyenlerin Suikastçi filmine bakması yeterlidir.

Yönetmen Michael Cuesta, filmin anlatımında ustalığını konuşturup birçok aksiyon sahnesinde geçmişinden getirdiği birikimi bizlere sundu. Aksiyon çekimlerindeki geçmiş başarısını bu filme ustalıkla taşıyan Cuesta, açılıştaki terör saldırısının yarattığı travmayı muhteşem çekim teknikleriyle aktarıyor. Michael Keaton gibi bir oyuncunuz var ise zaten rol analizinde harikulade başarı elde edersiniz. Dylan O’Brien intikam hırsıyla tutuşan karakterine hayat verirken fazlaca duygusal kaldığı için çoğu sahnede klasik öç alma olgusu bizleri filmden soğuttu. O’Brien heyecanlı bir oyuncu ama filmin ağırlığı karşısında çoğu aksiyon sahnesinde fazlaca acemi kalıyor. Kişisel intikam, terörizm ve vatanperverlik konusunu masaya yatıran Suikastçi, klişe ABD milliyetçiliği ekseninde  kısmen başarılı bir yapım!


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review’ da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi’nde, Artful Living’de köşe yazarıdır. Ntv Radyo’da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds’te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑