Eleştiri

Published on Ekim 3rd, 2017 | by Yaşam Kaya

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (2017)

Share Button

Onur Ünlü’ nün yazıp yönettiği, 24. Uluslararası Adana Film Festivalinde prömiyer yapan ve ‘En İyi Film Ödülü’ alan ‘Aşkın Gören Gözlere ihtiyacı Yok’, sürrealist bir dünyanın çemberi içinde gözlerini kaybetmek üzere olan polisin psikolojik dramını anlatıyor. Farklı dünyalardan yolları kesişen iki aykırı karakter üzerinden ilerleyen öyküde başrolleri Demet Evgar ve Fatih Artman paylaşmış. İlk filmi Polis ile sinemaya adım atan, daha sonra çeşitli dizilerde çalışan Ünlü, kendi dünyasının çemberinde fazlaca kaldığı için belki, günümüz koşullarına ulaşamadan, Leyla ile Mecnun dizisinde olduğu gibi gerçeğe başka pencerelerden bakmaya çalışıyor. Bunu yapabilmek adına sinemanın kendi kurallarını kullanan genç yönetmen, kısmen başarılı olduğu gibi, maalesef Adana’da ilk gösterimini yapan filminde bu başarıyı yakalayamamış. Gerçeği salt görünürlükle anlatmak yerine, duygusal gel-gitleri tercih etmek başlı başına risk! Her riskin olumlu sonucu olduğu gibi olumsuz yanları da pekala olacak.

Konu bir polis ile gözleri görmeyen piyanist bir kadın arasında geçiyor gibi gözüküyor. Yönetmenin konu içinde konu oluşturma fikri olayları farklı kulvarlara çekmiş. Annesi ile yaşadığı travmatik duygusal çatışmayla, gözlerini kaybetmekte olan polisin dramı birtakım absürt öğelerle verilmeye çalışılmış. Çalışılmış, diyorum; çünkü apaçık gerçeklilikle gün gibi karşımızda cereyan eden olayların hiçbir absürt özelliği yok. Zorlama senaryonun zorlama karakter zinciri o kadar bariz görünüyor ki filmde, çoğu sahnede maalesef olmamışlık hissini damarlarınıza kadar yaşıyorsunuz. Yerde yuvarlama sahnesi, yataktaki kavga sahnesi, vurulma sahnesi… Hepsi kendi içinde problemli. Onur Ünlü’yü filmde iki noktada ağır eleştirmek gerekli. Birinci nokta; elinde akıllı telefon kullanan bir polis gözleri görmeyen piyanisti ararken neden hiç internet kullanmaz? İkincisi; artık genelev diye bir şey 2017 yılında nerede kaldı? 1990’ları yaşayan yönetmenin günümüze kadar gelmemesini bir türlü anlayamıyoruz. Filmde zayıf kalan karakterlerin sadece polis çemberinde ilerlemesi ve sözde akli dengesini yitiren obsesif polisin bir cinayeti araştırırken gözleri görmeyen insanlarla üst üste karşılaşması çok anlamsız. Polis gözlerini kaybetmek üzere iken tesadüfe bakın ki gözleri görmeyen insanlarla üst üste karşılaşıyor ve bu açmaz artarak bunalıma giren seyirciyi çıkmazın içine sokuyor. Sadece senaryosu problemli olan filmden bahsetmiyoruz. Çekim noktalarında, görüntü yönetiminde ciddi sorunları olan yapımla karşı karşıyayız.

Fatih Artman’ın poliste ortaya koyduğu performans genel anlamda iyi. Zaten filmde elle tutulur bir nokta olarak oyuncunun karakter psikolojisine kattıkları var. Obsesif olguyu, gözlerini kaybeden insanın ruhsal durumunu çok iyi yansıtan genç oyuncu, ‘karakter’ bağlamında güçlü olduğunu kanıtladı. Demet Evgar’ın fazlaca görünmeyen rolü için yazacak çok nokta yok. Film onun üstüne kurulu değil. Çok yerde zaten oyuncuyu göremiyoruz. Filmde cinayet olgusu çözülürken, sorgudaki kişilerle polisin karşılaşma sahnesi var ki, bu bölümler insanı filmden uzaklaştırıyor. Arabanın üzerine oturmuş kadınla polis konuşurken cinayet şüphelisi olan kişi ya da kişilerin kurban kesmesi, oradaki iki insanı hiç görmemiş gibi davranmaları absürt durum değil, filmi kendi içinde çökerten bir ayrıntı. Onur Ünlü, Leyla ile Mecnun dizisinden gelen absürt komedi olgusunu, absürt dram olgusuna çevirmeye çalışmış, ama ortadaki gerçeklilikle başarıyı gölgelemiş. Anne ile oğul arasındaki genelev çatışması fazlaca eğreti duruyor.

Onur Ünlü diğer filmlerinde olduğu gibi, hızlı ve etkili girdiği filminde konuyu öylesine kötü biçimde dağıtmış ki, ilerleyen bölümlerde filmi nasıl toplayacağını anlayamamış. Çocukların söylediği şarkının anlamsızlığından tutun da, her yediği kurşunla ölmeyen, ama canı yanan polisin obsesif takiplerini bir türlü çözemiyoruz. Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok, görme engellilerin hayatını farklı açıdan ele alan proje filmi gibi duruyor.

[email protected]


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review' da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi'nde, Artful Living'de köşe yazarıdır. Ntv Radyo'da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds'te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑