Eleştiri

Published on Ekim 23rd, 2017 | by Yaşam Kaya

Daha (2017): Klişe Anlatım İçinde Göçmen Hikayesi

Share Button

Onur Saylak, Hakan Günday, Doğu Yaşar Akal üçlüsünün senaryosunu yazdığı ve Hakan Günday’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Daha”, Anadolu coğrafyasının yaşadığı en büyük göçmen trajedilerinden birisi olan Suriye olayını masaya yatıran bir yapım. Başrollerini Onur Saylak, Ahmet Mümtaz Taylan ve Hayat Van Eck’in paylaştığı filmde, Onur Saylak’ın farklı düşsel yolculuğunun pençelerine bakmaya çalışıyoruz. Özellikle 2012 yılından itibaren Avrupa’ya göç etmek için Türkiye’yi bir sığınak, liman olarak kullanmaya çalışan Suriyeli göçmenler, yollarda yaşadıkları trajedilerle herkesi derin düşüncelerin içine soktu. Hakan Günday günlük gazete haberlerinden, televizyonlardan etkilenerek yazdığı romanında gerçeğin içine giremediği gibi, klasik kurgusuyla oluşturduğu dünyasında göçmen konusuna çokta vakıf olmadığını net biçimde gösterdi. Gaza adlı 14 yaşındaki çocuğun bulunduğu bölgeden çıkıp okumak için büyük şehire gitme hayalleri kurduğu bir yerde, Gaza’nın babasının insan kaçakçılığı işini yapması yüzünden çocuğun hayalleri yarım kalıyor. Baba-oğul çatışması içinde oradan oraya savrulan yapımın duygusal eksik yönleri bariz ortada ve konu içindeki katharsis her açıdan kusurlu kalıyor!

Onur Saylak, oyunculuktan gelme bir yönetmen. Hakan Günday’ın ‘Daha’ romanı belliki Saylak’ı çok derinden etkilemiş. Gözümüzün önünde yaşanılan göçmen olaylarına bakınıp etkilememek elde değil, fakat her şeyin doğal sirkülasyonda geliştiği ve insanı çarpan sıra dışı gerçekçilik “Daha” filminde maalesef yok. Ergenlik sorunu yaşayan bir çocukla, insan taciri baba arasında yaşanılan kavga aslında konunun temeli. Suriyelilerin hikayesi ise tamamen yan konu biçiminde, esas anlatımın dışında kalmış. Küçük bir deniz kasabasında kendi halinde yaşayan insanların içinden çıkan insan mafyası hikayesi çokta inandırıcı olmuyor. Şimdi burada Hakan Günday’ın romanındaki karakterlerin derinliği olmayan kişilerden oluştuğunu bilmemiz gerekiyor. Filmi senaryo haline getirirken dikkatimi çeken nokta: romandaki karakterler çok kısa yer almış filmin içinde. Film tanıtılırken Tuba Büyüküstün’ün başrolde oynadığı yazılması çok ama çok yersiz. Neredeyse konuda görünmeyen kişi nasıl olurda başrolde gösterilir? Senaryonun dramatik yapısında, karakterlerin bütünsel olarak yer alımı yanlış tercih edilmiş. Film ilerlerken senaryoda ‘…. gün daha’ diye gösterilmesi, birbirini kovalayan görüntülerin anlamsızlığını açıklıyor. Çok üst üste yapışmış bölüm mevcut filmde.

‘Daha’yı Suriyeli göçmenlerin trajedilerini irdelemeden anlatmak imkansız. Konunun nirengi noktası olan Suriye Savaşı, Türkiye’deki acımasız tacirlerin iç yüzünü ortaya çıkarıyor. Ahmet Mümtaz Taylan’ın insan kaçakçısı baba rolünde gereğinden fazla, abartılı biçimde bağırarak rolünü oynaması filmin en büyük handikabı. Gaza’da Hayat Van Eck, Daha’nın en büyük artısı! Genç oyuncu rolünü öylesine iyi analiz etmiş ki, babaya olan isyanın anlatıldığı rap şarkısı bölümünde insanın tüyleri ürperiyor. Fakat rap şarkısının gösterildiği yerler fazlaca amatör. Yani filmin hangi yapısı için bu tercih kullanılmış, cidden şaşırtıcı? Hakan Günday’ın gazete ve haber bültenlerinden romanındaki oluşturduğu algısına, insan kaçakçısı teknecilerin tavrından anlıyoruz. Devamlı denizin patlamasından, dalgaların insanı yutacak oluşundan bahsedilmesi, Aylan bebeği akıllara getiriyor. Bu diyaloglar da çok gerçekçi durmuyor. Hava muhalefeti yüzünden tartışan kaçakçıların birbirini öldürmesi ise bütünüyle can sıkıcı!

Onur Saylak, Daha filmini dar bölgede, olayların öncesine ve sonrasına dikkat etmeden çektiği için, konudaki çoğu yer anlamsız kalmış. Çocuğun gitgide babaya dönüşmesinin psikolojik hatalarından bahsetmeyeceğim bile. Hayat Van Eck adlı oyuncuyu tanımam açısından filmi önemli buluyorum. Ahmet Mümtaz Taylan’ ın başarısız rol analizi, Onur Saylak’ ın yönetmen olarak olayların içinde çok hızlı hareket edişi, kadın rollerinin havada bırakılışı, seyirciyi konudan iyice uzaklaştırıyor. 54. Ulusal Yarışmada izlediğimiz filmin benzerlerinin çoğalması lazım. Suriyeli göçmenlerin hikayesini daha derin psikolojik tahlillerle irdeleyen yapımlara ihtiyacımız var.

[email protected]


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review' da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi'nde, Artful Living'de köşe yazarıdır. Ntv Radyo'da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds'te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑