Eleştiri

Published on Ekim 9th, 2017 | by Yaşam Kaya

0

Martin Mcdonagh’tan Mükemmel Bir Kurgu!: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

Share Button

Martin Mcdonagh, İngilizlerin “in-yer-face” dedikleri teatral akımı sonuna dek başarılı biçimde kullanmış dahi bir isim! Yazarı Türkiye’de özellikle tiyatro seyircisi çok çok iyi bilir. Üçleme tarzında yazdığı oyunları; “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”, “Connemara’daki Kafatası” ve “Yalnız Batı” dünya tiyatrosuna damga vurup, yazarı genç yaşta popüler hale getirdi. Amerikan bağımsız sinemasının en güçlü kalemlerinden, klasikleşen In Bruges’ün yönetmeni olan Martin McDonagh, son filmi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ile yine bağımsız sinemada farklı kulvarlar açıp, Venedik Film Festivali’nde ‘En İyi Senaryo’ ödülünü almayı hak kazandı. Biz filmi ise 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde ilk kez gördük. İstanbul izleyeni ise İKSV’nin düzenlediği Filmekimi maratonunda bu çarpıcı yapımı izleme fırsatı yakaladı. Filmde Frances Mcdormand, Woody Harrelson, Sam Rockwell, Abbie Cornish, Peter Dinklage gibi Hollywood’un karakter canlandırma ustaları yer alıyor. Yönetmen ve yazar koltuğundaki Mcdonagh, akla hayale gelmeyecek bir konu üzerinden insanı şaşırtmayı yine başarıyor.

Bağımsız sinemada insanlara ulaşmak zordur. Beyazperde de anlatılan olayların sizden birisi olmasını beklemek, bu tarz yapımlar için fazlaca iyimser bir düşünce. Ama Three Billboards Outside Ebbing, Missouri bağımsız yapımlar arasında ışıl ışıl parıldıyor. Mildred adlı kadının çocuğu tecavüz edilip yakılarak öldürülmüş. Kendi halindeki insanların yaşadığı kasabada bu olayın üstünden epeyce uzun süre geçmesine rağmen, korkunç cinayet ortada durmaktadır. Bir anne olarak Mildred sesini kamuoyuna duyurmak için bilboardlar üzerinden çarpıcı işe girişir; kızının bir türlü bulunamayan katilinin yakalanması için üç bilboard kiralar ve üzerine polisi kızdıracak cümleler yazar. Olay tam bu noktadan itibaren başlar. Mcdonagh yine teatral diliyle kurguladığı filminde ilk filmindeki başarısının üzerine çıkabilmiş. Sheriff Bill Willoughby ile Milfred arasındaki duygusal yakınlaşma, ardından ırkçı polis Officer Jason Dixon’un Mildred’e yardım etmesi herşeyi bambaşka noktalara taşır. Aslında filmde yazar tarafından ABD hukuk sistemine ciddi göndermeler var. Olay zanlısı diyebileceğimiz kişinin yaptığı işten dolayı soruşturulamaması akıllardaki en büyük soru işareti? Zaten bunu filmin sonlarına doğru görüyoruz. Mektuplarla ilerleyen, duygusal açmazlarla insanı derin düşüncelere sokan, bir annenin kızı için amansızca mücadele edişine tanık olan sinema kitlesi filmden fazlasıyla etkileniyor.

Mildred rolünde büyük bir rolü üstlenen Frances McDormand son zamanlarda izlediğim en iyi rol analizini gerçekleştiriyor. Öyle bir rol ki; duygusal açmazlarla beraber cesur ve güçlü kadın olmak lazım konu içinde. McDormand tüm bunların üstesinden fazlasıyla gelmiş. Dört Oscar ödüllü ve sayısız başarısıyla sinema tarihine adını yazdıran oyuncu, McDonagh’ ın filmindeki rolüyle yine akademi jürisi tarafından Oscar 2018’e aday gösterilirse şaşırmamak lazım. Filmin başlarında görünen daha sonra ortalıktan kaybolan Woody Harrelson Bill’ in acımasız hastalıkla olan boğuşmasını iyi noktalarda kritize etmiş. Ama filmin bana kalırsa en iyisi diyebileceğim ismi Sam Rockwell. Muazzam rol yeteneğindeki bir kenarda dursun, konu içinde değişim gösteren Jason’ un tüm ruh halini damarlarımıza kadar hissediyoruz. Yardımcı oyuncu alanında gösterdiği performans, onu bu sene içinde zirveye taşıyacak gözüküyor.

Martin Mcdonagh’ı bir noktada olumsuz eleştirebilirim. Film fazla Amerikan milliyetçisi havasında ilerlemiş. Bunu ironi yaptığı için mi tercih etmiş, pek anlaşılmıyor? Çöl muhabbetinin yapıldığı sahnede sistem eleştirisini anlıyoruz, ama filmdeki genel hava Amerika’nın bu küçük kasabasında hayat mükemmel derecede düzenli geçiyor. Tiyatrodan gelen birikimini sinemaya harikulade aktaran yazar ve yönetmen Mcdonagh, yine kendisinin üzerinde, yine bambaşka, yine insanı ters köşeye yatıran öyküsüyle hafızalara kazındı. Filmin son noktasının havada bırakılması ise insanı düşüncesiyle başbaşa bırakıyor. Acaba gittiklerinde o eylemi gerçekleştirecekler mi sorusunu defalarca kez kendinize soruyorsunuz? Zaten konu klasik bir sonla bitmiş olsaydı, böylesi güzel bir tadı akıllarda asla bırakmazdı. Three Billboards Outside Ebbing, Missouri kimselerin geçmediği eski bir yolda, eyleme başlayan çaresiz annenin adalet arayışını beyazperdede anlatıyor. Her açıdan başarılı bulduğum yapımı mutlaka izleyin!

[email protected]


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review’ da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi’nde, Artful Living’de köşe yazarıdır. Ntv Radyo’da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds’te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑