Çeviri Sinemada Teorinin Kullanışlılığı

Published on Aralık 6th, 2017 | by Hasan Cem Çal

0

Sinemada Teorinin Kullanışlılığı

Share Button

1985 yılında Gilles Deleuze‘ün yazdığı The Time-Image adlı kitabın ‘The usefulness of theory in the cinema’ adlı alt bölümünün çevirisidir. Başlıktaki görsel, Howard Hawks‘ın 1946 yılında çektiği The Big Sleep adlı filmdendir.

Çeviri: Hasan Cem Çal

Sinema üzerine yazılmış teorik kitapların kullanışlılığı sorgulanıyor (özellikle de bugün, çünkü zamanlar uyuşmuyor). Godard şunu hatırlatmayı seviyor; Yeni Dalga’nın gelecekteki yönetmenleri yazdıklarında, sinema üzerine yazmıyorlardı, ondan bir teori çekip çıkartmıyorlardı; bu, zaten onların film yapmaya şekliydi. Bununla birlikte, bu yorum teorinin ne olduğuyla ilgili büyük bir kavrayış da sunmuyor. Teori de en az üzerine düşündüğü şey kadar yapılan bir şeydir. Çoğu insan için felsefe yapılan bir şey değildir; ama oradadır; prefabrik bir gökyüzünde hazır bir şekilde beklemektedir. Oysa ki felsefe teorisinin kendisi, en az nesnesi kadar pratik edilen bir şeydir. Nesnesinden daha soyut değildir. O bir kavram pratiğidir ve etkileşim hâlinde bulunduğu diğer pratiklerin ışığında değerlendirilmelidir. Sinema teorisi sinema hakkında değildir; sinemanın oluşturduğu kavramlar hakkındadır; ve bu kavramlar da diğer pratiklerin ortaya koyduğu kavramlar ile benzerlik göstermektedir; genel olarak kavram pratiğinin diğer pratiklerden hiçbir ayrıcalığı yoktur; bir nesnenin de diğerlerinden olmadığı gibi. O da birçok pratiğin etkileşim hâlinde bulunduğu; varlıkların, imajların, kavramların ve birçok tarzda etkinliğin ortaya çıktığı seviyededir. Bir sinema teorisi sinemaya dayanmaz; ama sinemanın kavramlarına dayanır, ki onlar da sinemanın kendisinden daha az pratik, etkili ya da ortada değildir. Büyük sinema yönetmenleri, büyük ressamlara ya da büyük müzisyenlere benzer; yaptıkları iş hakkında en iyi onlar konuşabilir. Ama, konuşurken, başka bir şeye dönüşürler; felsefeci ya da teorisyen olurlar — hiçbir teoriyi istemediğinde Hawks bile, teorilere güvenmiyormuş gibi davrandığında Godard dahi. Sinemanın kavramları sinemada verili değildir. Ama yine de sinemanın kavramlarıdır onlar; sinema teorileri değildirler. Yani, her zaman bir vakit vardır ki, gün arası-gece yarısı, artık kendimize Sinema nedir?, diye sormamamız, ama Felsefe nedir?, diye sormamız gerekir. Sinemanın kendisi imajların ve işaretlerin yeni bir pratiğidir, onun teorisi olan felsefe ise bir kavram pratiği olarak üretmelidir. Hiçbir teknik belirlenim, ister uygulamalı (psikanaliz, dil bilim) isterse de dönüşlü olsun, sinemanın kendi kavramlarını oluşturmaya elverişli değildir.

Tags: , , , ,


Yazar Hakkında

27 Haziran 1994’te, İstanbul’da doğdu. Liseyi 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi’nde Sinema ve Televizyon’da okumaktadır. Çeşitli siteler, oluşumlar ve kurumlar için İngilizce’den Türkçe’ye metin çevirileri yapmakta, metin yazmakta ve düzenlemektedir. Serbest aralıklarla, belirli bir marka değeri taşıyan oluşumlar için görsel-işitsel kurgu çalışmaları gerçekleştirmektedir. Edebî anlamda teorik ve pratik metinler kaleme almaktadır. Kuledibi’nde, Birikim’de ve Sinematopya’da yazıları yayımlanmıştır. Yarı profesyonel olarak bateri çalmaktadır. FOL Sinema Topluluğu’nda yer almaktadır. Hâlâ doğduğu kent olan İstanbul’da yaşamaktadır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑