Eleştiri

Published on Ocak 6th, 2018 | by Yaşam Kaya

0

Arif V 216 (2018) : Türkiye’nin Sanatsal Dönüşümü!

Share Button

Günümüz sinema dünyasının teknolojik çağı insanların saf sevgiye karşı oluşturdukları öyküleri gözlerimizin önünden silip aldı. Yeşilçam’ın renksiz sinema kuşağından 2018’e kadar uzanan samimi öyküler eminim hepimizin belleğinde derin izler bırakmıştır. Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı Kıvanç Baruönü’nün yönettiği Arif V 216 bahsettiğim doğallığın peşine düşüp bizleri 1969 yılına sürüklüyor. Cem Yılmaz sinemasının artık çıkış noktası diyebileceğimiz Sadri Alışık tarzı komedi olgusu Arif V 216’da zirveye çıkmış, iyiden iyiye kendisine gerçekçi biçimde yer bulmuş. Bundan yaklaşık 10 yıl önce Arif’in hikayesini izlemiş, duygusal boyutta eşine aşık adamın çatışmalarını beyazperdede irdelemiştik. Şimdi ise üç seridir Arif ile arkadaş olan 216’nın insana dönüşme hikayesiyle yol gösterici kimlikte bir karakterin dönüşümüne şahit oluyoruz. A.R.O.G. ve G.O.R.A. filmlerinin büyülü uzay atmosferinin dışına çıkıp, Türkiye’nin zamansal dönüşümüne ince ince göndermelerde bulunan film, hepimizin içinde bir yerde saklı kalan büyülü Yeşilçam olgularını masaya yatırıyor. Ayrıca Cem Yılmaz’ın gelmiş geçmiş en iyi senaryosu olması özelliğiyle sinema dünyamızda kült olacak nitelik taşıyor.

Arif V 216 için Cem Yılmaz Sineması’nın harmanlandığı son nokta diyebiliriz. Duygusal komedilerle, absürt komedileri aynı pota içinde eriten bu yeni film; Yahşi Batı, Hokkabaz ve Pek Yakında tadında esprileri içine katarak uzay zaman boyut üçleminde insana başka pencereler açıyor. Hikayeye eklenen yeni karakterlerin çizgisi de çok mühim. Konuda Robot 216, Arif’in yanına Dünya’ya gelir. 216 artık insan olmak istemektedir ve Yeşilçam filmlerinde gördüğü hayatlar gibi bir hayat istemektedir. 216’da keşfedilen bir özellikle zamanda seyahat eden iki eski dost bir anda kendilerini bambaşka bir zaman dilinde ve bambaşka insanların arasında bulur. 216’nın gerçek bir insana aşık olması, ardından robot kimliğini gizlemeye çalışmasının yarattığı kaosla bütünleşir. Tabiki 1969 yılına uzanan tüccar Arif orada da rahat durmaz ve 1990’lı yıllardan arakladığı şarkılarla bir anda stara dönüşür. Zeki Müren’ in, Ediz Hun’un, Ajda Pekkan’ ın, Cüneyt Arkın’ın, Sadri Alışık’ ın söylemleri içinde oradan oraya savrulan ana karakterlere eklenen temel karakterler filmin kendi öz iskeleti oluyor. Tabiki konuda sadece eski Türk filmlerine gönderme bulunmuyor. Mesela Shining ve X-Men ironi dünyasının içine katılıp, birçok filme yapılan selamlar sinema tutkunları için de ayrıca keyif verici boyutta!

Erşan Kuneri karakteri başlı başına yepyeni bir filmin habercisi niteliğinde olurken, filmdeki karakterlerden Garavel Usta’nın hikayede kendisine pek yer bulmaması Çağlar Çorumlu’nun Zeki Müren’e katkısıyla pek hissedilmedi. Çağlar Çorumlu‘nun Zeki Müren performansı oldukça inandırıcı. Arif V 216, ülkenin sanatsal değişimine tutulan bir ayna gibi. Bu filmin kıymeti şimdi gişeye bakarak değil, ülke sinemasına katkısıyla ölçülmeli. Cem Yılmaz öylesine muhteşem bir filme imza atıyor ki, filmi bundan 20 sene sonra farklı bir kuşakta rahatlıkla severek izleyebilecek! Ama burada kostüm ve sahne tasarımda oluşturulan muhteşem bütünlüğe bakmalıyız.

Filmin karakterlerine gelince, ilk filmin yıldızı Garavel Usta bu hikayede pek ‘çalışmasa’ da Erşan Kuneri’nin varlığı bu açığı kapatıyor. Zeki Müren karakterinin öyküye katılımı ve replikleri akılda kalıcı. Arif V 216’nın en büyük artısı G.O.R.A. ve A.R.O.G. ruhunun yeniden dirilişini simgeliyor oluşu. Özellikle kendisini tekrar etmeyen senaryo boyutunda serinin üçüncüsü olan yapımın sadece teknoloji ile değil, bilinçaltımızda bıraktığı önemli izlerle akıllara kazınması harikulade! Erşan Kuneri filminin geleceği adına büyük bir umut. Ayrıca Zafer Algöz’ ün kötüyü temsil eden Besim karakteri filmi besleyen bir diğer önemli ayrıntı. Kaçışların izinde, aşkın büyüsünde, zamanın dönüşümsel muhteşemliğinde Arif V 216 Cem Yılmaz Sineması’ nın baş tacı! Komediyi sadece küfür kültürüne dayalı esprilerle yürüten, televizyon filmi tadında üçüncü sınıf gişe filmi çekenler Cem Yılmaz’ın komedi sinemasına dokunuşlarını takip etsin, ders alsın. Yerli yapım adı altında seyircileri günden güne sinemaya küstüren sahnemizin kifayetsiz komedyenlerine adeta tokat atan Cem Yılmaz, Çağlar Çorumlu gibi harikulade isimi içine çekip kadrosunu, kalitesini ayrıca zenginleştirdi! Ozan Güven’ in sürükleyici 216 yorumu için ise, gidip bu büyüleyici yorumu beyazperdede izleyin demekten başka sözüm yok.

 

yasam.kaya@gmail.com


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review' da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi'nde, Artful Living'de köşe yazarıdır. Ntv Radyo'da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds'te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑