Eleştiri

Published on Ocak 5th, 2018 | by Furkan Erkan

0

Jumanji: Welcome to the Jungle- Z Kuşağına ‘Breakfast Club’ Takviyesi

Share Button

Madem başlıkta Breakfast Club‘ı andık, önce o filmden biraz bahsedelim. Birbirini pek tanımayan 5 liseli genç, ayrı ayrı aldıkları bir ceza sonrası hafta sonunu okulda geçirmek zorunda kalırlar. Üç kadın, iki erkeğin olduğu bu grupta Claire, bütün dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanacak kadar bencil ve güzelliğine düşkün şımarık bir kızken; Allison içine kapanık ve bazı kişilik bozukluğu belirtileri göstermektedir. Erkeklerde ise Brian, sınıfın ineği derecesinde çalışkan, fiziki yönden iyi bir vücuda sahip Andrew ve aykırı kişiliğiyle John başı çeker. Bu birbirinden uyumsuz 5 genç başta birbirlerine alışmakta zorlanacak, sürekli birbirlerini küçümseyecek ama yaşadıkları deneyimler doğrultusunda arkadaşlığı ve dayanışmayı da öğreneceklerdir zamanla.

1995 yapımı orijinal Jumanji‘de ise Alan Parrish adındaki bir çocuk, evin çatı katında bulunduğu bir kutu oyuna hapsolmuştur. 24 yıl sonra başka çocukların da bu oyunu keşfetmesiyle Alan Parrish gerçek dünyaya döner ama beraberinde oyundaki platformu da yanında getirmiştir. Şimdi her yerde gergedanlar, aslanlar, maymunlar kısacası ormanın ta kendisi dünyalarına taşınmıştır. Bundan kurtulmalarının yolu ise seviyeleri teker teker geçip oyunu bitirmeleridir.

Orijinal Jumanji‘nin final sahnesinde oyun bitmiş olsa da, bu ürkütücü kutu oyunu bir sahildeki kumların arasında gümbürdeyen davullar eşliğinde titremekteydi. Yeni devam filmi Jumanji: Welcome to the Jungle 22 yıl sonra tam da bu sahneyle başlıyor. Tıpkı geçen sene ekranlara dönen Twin Peaks’in yeni sezonunda Ajan Cooper’un 30 yıl sonra yeniden karşımızda olması gibi. Ancak yeni Jumanji‘nin eski filmine dair koruduğu yapı ve ruh sadece bu sahneden ibaret kalıyor. Filmin bundan sonraki kısımları ilk paragrafta üzerinde durduğum Breakfast Club‘ın olay örgüsüne yakın hatta neredeyse aynı şekilde ilerliyor. Karakter özellikleri de keza o şekilde düşünülmüş.  Yine burada da farklı disiplin cezalarından muzdarip ve birbirini çok tanımayan uyumsuz 4 gencin, kutu oyunundan video oyuna transfer olmuş modern Jumanji’nin içine girmeleriyle birlikte, orada yaşadıkları serüvenler, karakter yapılarının oturmasına ve birbirlerini daha iyi tanımalarına vesile oluyor. Bu açıdan bilhassa günümüz Z kuşağına Jumanji’nin devam filmi üzerinden bir Breakfast Club takviyesi yapılıyor demek çok da yanlış olmaz.

Jumanji: Welcome to the Jungle‘ın önceki Jumanji ile -oyunun atmosferini bir kenara bıraktığınız zaman- uzaktan yakından pek alakası olmayabilir. Ama yine de oyunu karakterlerin dünyasına değil karakterleri oyunun dünyasına taşımasıyla, değişen bedenler üzerinden yapılan esprilerle hem karakter yaratımı hem de oyunculuklar açısından farklı bakış açıları sunabiliyor. Beden değiştirme komedisi deyince birçoğumuzun aklına Tom Shadyar’ın sıradışı kült komedi serisi Nutty Professor gelebilir. Fakat Jumanji‘nin yeni devam filmi de mizah ve şiddet konusundaki PG-13 sınırından olsa gerek bu değişimden kaynaklanan esprileri dozunda kullanabiliyor.

Dwayne Johnson’ın,  maço ve koruyucu arketipi yerine kas yığını bir adamın içinde sıkışıp kalmış bir çocuk olarak karşımıza çıkması ana karakter Spencer’ın Dwayne Johnson fiziği içinde acemice kavga etmesi ve en ufak bir hadisede hala ürkmesine yol açıyor. Haliyle bu tür ‘gag’ler filmin mizahını özgün bir hale getirebiliyor. Johnson, bu durum komikliklerini yer yer kendi ‘The Rock’ kimliğini tiye almada bile rahatça kullanabiliyor. Jack Black ise, Breakfast Club‘taki Claire’ın yerini alan Bethany’nin şişman bir profesörün bedenine hapsolmuş şımarık ve çaresiz kız hallerini o kadar güzel yansıtıyor ki Nutty Professor‘deki Eddie  Murphy ile kıyaslanabilir hale getiriyor oyunculuğunu. Keşke daha çok görsek onu beyazperdede. Diğer oyuncularda Karen Gillan ve Kevin Hart ise standartlarının üstüne çok çıkamıyorlar. Karakter gelişimlerinde de birtakım eksiklikler mevcut gibi. Özellikle Kevin Hart’ın geveze ve mütemadiyen şikayet eden tiplemesini bu filmde de görmek kendi kendisinin parodisine dönüşmesine neden oluyor. Bobby Cannavale ise bu tür filmlerin derinliksiz, sabun köpüğü kötü adamlarından biri olarak unutulup gidiyor.

Velhasıl, Jumanji:Welcome to the Jungle, PG-13 sınırlı dar bir eğlence anlayışına sahip olsa da beden değişimi üzerinden gelişen bel altı esprilerini dozunda kullanması ve dramatik yapısını sürprizsiz ama aksatmadan ilerletmesiyle, makul ve iyi çekilmiş bir gençlik filmine dönüştüğünü söyleyebiliriz. 4 kişilik senaryo ekibinin yanı sıra seyir zevki yüksek bir görüntü çalışmasına imza atan Gyula Pados’un katkısını da yadsıyamayız elbet. Yönetmen Jake Kasdan belli ki oyun bağımlısı bir kuşağa, ellerinden konsollarını, klavyelerini vs. bırakmayı davet ediyor. Fakat  bir taraftan da bu tür filmlerin olmazsa olmazı ”dostluklar kazanma”, ”sosyalleşme”, ”aile” gibi temaları da aralara serpiştirmeyi ihmal etmemiş.


Yazar Hakkında

6 Ocak 1995 Ankara doğumlu. Sinemada izlediği ilk filmi hatırlamasa da ''Herkül'', ''Babam Söz Verdi'', ''Asterix Sezar'a Karşı'', ''Tarzan'' gibi filmleri sinemada izlediğini hatırladığı ilk filmler arasında yer alıyor. Sinema büyüsünü Disney filmlerinden alan Furkan animasyon filmler üzerine yoğunlaşmaya başlayınca sinema büyüsünün etkisi altında olması da çok sürmedi. Türk Telekom Anadolu Teknik Üniversitesi Radyo TV bölümünden mezun olur olmaz Twitter'da sinema yazarları ve onların okuyucuları adına amme hizmeti yapan ''Film Eleştirileri'' adlı bir sosyal medya platformu yarattı. Eleştirmenlerin yazılarından etkilendikçe kendisi de yazmak istedi ve Popüler Sinema, Ranini TV, JR. Campaign gibi mecralarda 3 seneden fazla bir şekilde sinema üzerine karaladı. O kadar karalamadan sonra gerçek anlamda sinema ''yazabilmek'' için Sinematopya'ya geçti. Şu sıralar filmlere, kitaplara, gündeme ve çizgi romanlara fena halde sarmış durumda.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑