Çeviri

Published on Şubat 4th, 2018 | by Hasan Cem Çal

1

Hollywood’un Sorunu

Share Button

John Cassavetes’in, Film Culture dergisinin 1959 yılının 15 Nisan’ında yayınlanan nüshasında bulunan, What’s Wrong with Hollywood başlıklı yazısının çevirisidir. Yazının çevrildiği kaynak olarak Gabriella Oldham’ın editörlüğünü üstlendiği John Cassavetes: Interviews adlı kitabın içindeki baskı baz alınmıştır. Başlıktaki görsel; John Cassavetes’in 1977 yılında çektiği Opening Night adlı filmdendir.

Hollywood başarısızlığa uğramıyor; başarısızlığa uğradı. Çaresizlik, eleştiriler, aptalca çözümler, stüdyo kadrolarının ve maaşlarının toptan kesilimi, çeşitli teknik gelişmeler, büyük resim (bigger picture), ve de inanılmaz-düşük-bütçeli film (ultra-low-budget picture) onun düşüşünü durdurmakta başarısız oldu.

Gerçek şudur ki film yapımı, her ne kadar kuşkusuz bir şekilde her endüstride olduğu gibi kâr ve zarar sistemine dayansa da, bireysel ifade (individual expression) olmaksızın yaşamını sürdüremez. Sinema filmleri, yalnızca yapımcının kamusal imajını tatminkâr kılmak için yapılamaz. Çünkü, daha önce de görüldüğü üzere, bu tatminkârlık ne ekonomik, ne de sanatsal başarıyla sonuçlanır.

Bir başka taraftan, seyircinin ta kendisi, başka bir perspektiften ve toplumcu bir mantaliteyle, Twelve Angry Men veya The Goddess gibi filmleri kınayabilir. Bu filmler para kaybetmiş olabilir; ama bu filmler, kendilerini ve kendileri için düşünen bir kitle tarafından alkışlanmıştır. Bu filmler, Hollywood’un formüllerinin ve içeriklerinin ötesine gitmişlerdir; ve Amerikan sinema filmlerinin geleceğini güçlü bir şekilde etkileyeceklerdir.

Çoğu zaman, geniş bir seyirci kitlesi yeni bir fikri, müphem bir duygu durumunu veya farklı bir bakış açısını, yalnızca bir ya da iki filmde ona sunulursa, kabul etmeyecektir; aynı şekilde, hayatta da yeni fikirleri hemen kabul etmeyeceği gibi. Bununla birlikte, yeni fikirler er ya da geç değişime götürür.

Bu, bireysel ifadenin sözüm ona ancak farklı bir bakış açısı (point-of-view) sunan filmlerde ya da düşünceyi uyaran (stimuli) filmlerde tezahür etmesi gerektiği anlamına gelmez. Şüphesiz ki standart bir müzikal de geliştirilebilir ve geliştirilmelidir de; komedi farklı yönlerde de şekillenmelidir (treatment); epik ve western filmleri, ayrıca aşk hikâyeleri de hayal gücüne dayalı bir yaklaşım arayışında olmalı ve yeni fikirler üretmelidir.

Yine de, bireysel ifade vasıtasıyla endüstrinin bir diriliş imkânı da zayıftır; çünkü yeni fikirlerin adamları Hollywood’un şubeci kafalarına taviz vermeyecektir. Bu sanatçılar bilirler ki; bir fikirden taviz vermek onu zayıflatmaktır, ona bir bahane sunmaktır, ona ihanet etmektir.

Hollywood’da yapımcı; sanatçının yeni fikrini yüklü bir parayla ve eski gişe başarıları ve değersiz (valueless) deneyimlere dayanan, eski referanslara sarılan egosu ile korkutur. Ortalama sanatçı, bu sebepten, taviz vermeye zorlanır. Ve tavizin bedeli, temel inançlarına ihanetidir. Böylece sanatçı, sinema filmlerinin dışına atılır, ve iş adamı sahneye çıkar.

Gelgelelim, hiçbir faaliyet içerisinde kişi kendisini sanatta olduğu kadar tamı tamına ifade edemez. Ve, tüm zamanlarda, sanatçı hayat ile ilgili fikrini açığa vurduğu için onurlandırılmış ve cezalandırılmıştır. Sanatçı, bizim toplumumuzda da yeri doldurulamaz bir figürdür: Kendi düşündüğü şekilde konuşan, ortaya çıkartan ve eğiten, harekete geçiren ve tatmin eden, ve her türlü açıdan çevresindeki insanlarla iletişim hâlinde olan bir kişi. Kavrayıştan oldukça uzak olan, imkânları reddeden, ve tavizi kabul eden bir dünyada, dünya çapında bir iletişim ayrıcalığına sahip olmak — çok kesin bir biçimde sanatçıyı ve filmlerini unutuluşa sürükleyecektir ve sürüklemelidir.

Bireysel ifadenin yokluğunda; zaten bölünmüş bir dünyaya küçük bir eğlence öğesi eklemekten fazlasını yapamayan, yersiz fantezilerin mecrası ile kalakalırız. Cevap, para babalarının ellerine bırakılamaz; çünkü tutkuları yalnızca maddi başarıyı yığmaktır, ki bu da film yapımına girmelerinin asıl nedenidir. Cevap, sanatçının kendisinden gelmelidir. Hatanın kendisinin olduğunun farkında olmalıdır: bir sanatçı olarak sanatına ve zanaatine olan saygısı kendi sorumluluğundadır. Yani sanatçı, bu nedenle, yapımcıya, onun tahakkümünü ortadan kaldıracak şekilde, ancak sanatçının tam ve özgür yaratıcı ifadesine izin verildiğinde sanatın ve film yapım işinin yaşayabileceğine dair farkındalığı kazandırması gerekir.

Çeviri: Hasan Cem Çal

Tags: , , , ,


Yazar Hakkında

27 Haziran 1994’te, İstanbul’da doğdu. Liseyi 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Sinema ve Televizyon okumaktadır.



One Response to Hollywood’un Sorunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑