Eleştiri

Published on Şubat 20th, 2018 | by Yaşam Kaya

0

Suyun Sesi – The Shape of Water (2017)

Share Button

Hellboy, Blade 2 filmleri ile beraber, The Devil’s Backbone ve Oscar ödüllerinde kendisinden söz ettiren, Pan’ın Labirenti (Pan’s Labyrinth) gibi iki önemli sinema eserine imza atan Meksikalı Yönetmen-senaryo yazarı Guillermo Del Toro yepyeni filmi ‘The Shape Of Water’ ile yine bir Oscar yolculuğuna imza attı. Pacific Rim gibi hasılat rekoru filmlerle popüler kültürün içinde eriyen usta isim, kendisinden beklenmeyecek düzeyde fantastik kurguları içinde barındıran farklı bir filmle sinema kitlesini selamladı. Estetik algıyla yalnızlık korkusunu aynı potanın içinde eriten bu filmde zamanın karanlık döngüsünde boğuluyoruz.

The Shape of Water’ın oluşumu, Hademe’nin deniz kızına aşık olma hikayesiyle olgunlaşmış. Soğuk Savaş yıllarında, gizli bir askeri merkezde temizlikçi olarak çalışan dilsiz bir kadın olan Elisa’nın yalnız hikayesi, Amazon halkının tanrı olarak görüp tapındığı ve Amerikan ordusu tarafından ele geçirilip araştırılmak üzere gizli merkeze getirilen deniz yaratığına aşık olduğu sürrealist işe evrilmiş. The Shape of Water’ın Guillermo Del Toro’yu zirveye çıkarmasındaki en büyük etken; deniz kızı kurgusunu tersten okuması ve dilsiz bir kadının aşkı arama tutkusu diyebiliriz. 20 milyon Dolarlık mütevazi bütçesiyle ortaya konan iş, aslında çokta abartılacak düzeyde değil.

Elisa başkarakter olarak geceleri gizli askeri merkeze geliyor, yerleri siliyor, etrafı temizliyor. İnsanların kendisiyle iletişime geçmemesi yüzünden çok az insanla iletişim kurabilmiş bir genç kadın olan Elisa’nın yaşamı, yine kendisi gibi hor görülen bir yaratıkla kurduğu empati sayesinde değişiyor. Komşusu Giles ve iş yerinde onu seven Zelda dışında kimsesi yok. Zelda ve Elisa birlikteliği askeri üsteki çok gizli deneyin bir noktada sonu oluyor. Devamlı erkeklerden şikayet eden Zelda’nın Elisa’ya yaptığı iyilik ise, duygusal travmayı bir üst noktaya taşıyor. İşte bu noktada askeri merkeze getirilen sualtı yaratığıyla Elisa’nın tesadüfen başlayan iletişimi, genç kadının hayatındaki değişimin nirengi noktası oluyor. Soğuk Savaş’ın rüzgarı altında Sovyet ajanlarının gözetiminde yaratığı kaçırıp evine götüren Elisa’yı çok zor bir süreç bekliyor.

The Shape Of Water, fantastik yapısının yanında, deneyin yapıldığı alandaki mantık dışı kurgusuyla, aslında çokta önemsenecek bir film değil. Oscar’da aldığı adaylıklar tam anlamıyla enterasan durum. Guillermo del Toro’nun senaryodaki tek gerçeği, soğuk savaş dönemindeki ABD – SSCB çekişmesi! Filmde suda ve karada yaşayan yaratık ile yalnızlık içindeki hayatından kurtulmak isteyen temizlik işçisi kadının birlikteliği aşkın büyüsünü göstermiyor, aksine insanı sadece kurgusal masalın içine çekiyor. Sally Hawkins’in performansı ise film gibi iyi değil! Yaratığın kaçırılması ile aşkın evde devam eden görüntüsü, sonrasında kaçışla beraber suyun içine gömülen duygusallığın imkansız aşk olarak ilerlemesi, yaratığı öldürmek isteyen Cia-Kgb ajanları filmi arapsaçına çeviriyor. Bunu söylemek zorundayım; konuyu çokta önemsemeyin, sizler için tam anlamıyla hayal kırıklığı olabilir!

Fakat konudaki önemli ayrıntı, Oscar 2018’de aday olan filmin görüntü yönetimindeki kalitesi ve filmin müziği! Dan Laustsen öylesine muhteşem karelerle filmi oluşturmuş ki, Del Toro’nun önüne geçen görüntü kalitesi, yaratığın filmdeki varlığını beynimize işlemiş. Büyük oranda Oscar’da görüntü kalitesinde ve aşkın tarifsiz müziklerini duymamızı sağlayan notalarıyla yapımın ödül alacağını düşünüyorum. Puslu ortamlar, karanlık şehir görüntüleri, askeri üsteki korunaksız, akıldışı olay bütünlüğü, sağır ve dilsiz bir kadının saf aşkı arama dürtüsü ve diplerde biten bir son… 74. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde gösterilerek “En İyi Film” ödülü olan Altın Aslan’ı kazanan Suyun Sesi, 2017 Toronto Uluslararası Film Festivali kapsamında da gösterilmişti. Beyazperdedeki olaylardan çok beklenti içine girmeden olayları izlemenizi öneririm. Zira ortada fazlaca abartılmış bir aşk öyküsü olduğu kanısındayım.

yasam.kaya@gmail.com

 


Yazar Hakkında

1999 yılından bu yana sinema, tiyatro, jazz, blues ve arkeoloji üzerine yazılar yazmaktadır. 2 YIL Taraf Gazetesi, 4 yıl BirGün Gazetesi, 2 sene İstanbul Art News, 3 yıl Turkish Review' da yazılar yazdı. Şu anda Sinematopya, Life Art Sanat, Tiyatronline, Tiyatro Gazetesi'nde, Artful Living'de köşe yazarıdır. Ntv Radyo'da sanat eleştirileri konuşmaktadır. UK Leeds'te Psikoloji eğitimi aldı.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑