Eleştiri

Published on Mayıs 18th, 2018 | by Furkan Erkan

0

Ölümlü Dünya (2018): Nitelikli Bir Suç Komedisi

Share Button

İtiraf etmek gerekirse Ölümlü Dünya‘yı ilk izlediğimde pek iyi bulduğumu söyleyemem. Bunun nedeninin filmi izlediğim salonun, fragmanın ve yarattığı beklentinin olduğunun farkındayım fakat filmin farklı olmaya çalıştığı da apaçık ortadaydı. Bu yüzden parçaları birleştirmek ve daha sağlıklı bir değerlendirme kaleme almak adına nispeten daha az kişili bir salonda filmi ikinci defa izledim. İlk izlenimde kafamda kalan benzer sorunlar devam etse de ilkine göre biraz daha beğendiğimi söylemeliyim.

Anadolu Tat 1071 olarak Haydarpaşa Garı yakınlarındaki bir esnaf lokantasını işleten Mermer ailesi, bu işi bir aile geleneği olarak sürdürmektedirler. Ancak yaptıkları asıl meslekleri olan tetikçilik için bir paravandır sadece. Çalıştıkları gizli bir organizasyon adına yıllardır adam öldüren bu aile, bir gün ifşa olma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca çareyi kaçmakta bulur ve rota için belirledikleri Ukrayna’ya gidiş sürecindeki başlarına gelen olaylar iyice içinden çıkmaz bir hal alır.

Ölümlü Dünya gerek hikaye yapısı gerek mizah anlayışıyla İngiliz sinemasının izini takip eden bir suç komedisi. Senaryodaki referanslar Guy Ritchie’nin her biri eksantrik özellikleri barındıran yan karakterlerin ağırlıkta olduğu suç komedilerinden, Edgar Wright’ın kornet üçlemesine uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Kelime oyunları ve dil cambazlığı gibi İngiliz mizahına özgü bazı trükler burada da sıkça karşımıza çıkıyor. Bu açıdan Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un canlandırdığı Serbest ve Zafer karakterlerinin şaşkınlıkları ve şapşallıkları da, komedi filmlerindeki genel geçer stereo-tiplere bağlı kalınmadan mümkün mertebe daha özgün ve doğal bir şekilde işlenmiş. Karakter özellikleri de keza o denli bir incelikle yazılmış. Kesinlikle son zamanlarda izlediğim en özgün ikililerden… Tabii bazen asansör sahnesinde olduğu gibi Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un esprileri ve aralarındaki diyalogların biraz fazla uzatıldığı da gözlerden kaçmıyor. Aksiyon açısından ise iç mekanlardaki çekimlerin dış mekanlara göre teknik açıdan daha iyi kotarıldığını söylemek mümkün. Hatta Zafer’in (Doğu Demirkol) evindeki çatışma sahnesi, Kingsman: The Secret Service‘deki antolojilere geçmiş o harika kilisede geçen kavga sahnelerini hatırlatıyor.

Ancak ne var ki senaryo konusuna geldiğimizde, filmin bazı yerlerde giderek enerjisini kaybettiği ve bunu örtbas etmek için de uzatmalara oynadığını yadsıyamayız. Örneğin otelde geçen çatışma sahnelerinin ikinci etabının zayıf bir geçişle dış mekanda geçen bir araba kovalamaca anına bağlanması ya da kız isteme bölümünde olayların nasıl yatıştırıldığı havada kalan detaylar olarak kafalarda soru işaretleri yaratıyor. Bir diğer yandan yan hikaye olarak eklenmiş Serhan (Sarp Apak) ve Begüm (İrem Sak) arasındaki ilişkinin ikna edicilik açısından pek de başarılı olduğu söylenemez. Sarp Apak ve İrem Sak ne kadar çabalasa da karakterleri, ailenin diğer üyeleri kadar hakkı verilerek yazılmadığı için klişe diyaloglara ve kalıplaşmış tavırlara gark oluyorlar. Sırf bununla da kalmayıp aralarındaki ilişki, ailenin kaçma kovalamacasından doğacak yüksek ritmi ve hikaye akışını büyük miktarda baltalıyor. Bir de müzik kullanımından bahsetmek gerek. Sanırım uzun zamandır bu kadar eklektik bir soundtrack görmemiştim. Filmin kendi tema müzikleri konusunda bir problem yok ama diğer seçilen parçalar ister istemez türleri arasındaki farklılıktan dolayı da bir uyumsuzluk yaratıyor. Sanki Ali Atay, Spotify platformunda oluşturduğu playlistindeki favori parçalarını gönlünce oraya serpiştirmiş gibi. Yine de açılıştaki ”Özdemir Erdoğan- Gurbet” ve özellikle kapanıştaki M Boney-Rasputin parçalarının cuk oturduğunu söylemek lazım.

Velhasıl, Ölümlü Dünya geçen hafta 2. kez vizyona girdi ve izlemeyenler ya da ilk izlenimden sonra benim gibi ön yargıyla yaklaşanlar için şans verilmesi gereken bir komedi olarak sinemalarda yerini aldı. Genel olarak eğlenceli bir suç komedisi ne vaat ediyorsa Ölümlü Dünya‘nın da bunu fazlasıyla karşıladığını düşünüyorum. Bazı sıkıntıları var ama Ali Atay belli ki farklı denemeler yolunda daha iyi filmlerle karşımıza çıkacağının da garantisini veriyor. Ya da en azından diğer yapımcılar/yazarlar/yönetmenler de daha iyi suç komedileri için kolları sıvamalarına vesile olacaktır. Filmin mizah anlayışını şekillendiren 5 kişilik senaryo ekibi (Ali Atay, Feyyaz Yiğit, Aziz Kedi, Volkan Sümbül, Ali Demirel) kadar kurguyu yapmış Çiçek Kahraman’ın da seyrin akıcılığında büyük katkısı olduğunu belirtelim.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

6 Ocak 1995 Ankara doğumlu. Sinemada izlediği ilk filmi hatırlamasa da ''Herkül'', ''Babam Söz Verdi'', ''Asterix Sezar'a Karşı'', ''Tarzan'' gibi filmleri sinemada izlediğini hatırladığı ilk filmler arasında yer alıyor. Sinema büyüsünü Disney filmlerinden alan Furkan animasyon filmler üzerine yoğunlaşmaya başlayınca sinema büyüsünün etkisi altında olması da çok sürmedi. Türk Telekom Anadolu Teknik Üniversitesi Radyo TV bölümünden mezun olur olmaz Twitter'da sinema yazarları ve onların okuyucuları adına amme hizmeti yapan ''Film Eleştirileri'' adlı bir sosyal medya platformu yarattı. Eleştirmenlerin yazılarından etkilendikçe kendisi de yazmak istedi ve Popüler Sinema, Ranini TV, JR. Campaign gibi mecralarda 3 seneden fazla bir şekilde sinema üzerine karaladı. O kadar karalamadan sonra gerçek anlamda sinema ''yazabilmek'' için Sinematopya'ya geçti. Şu sıralar filmlere, kitaplara, gündeme ve çizgi romanlara fena halde sarmış durumda.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑