Genel

Published on Temmuz 23rd, 2018 | by İbrahim Polat

0

A Quite Place (2018): Ses Yapma, Çocuklar Var

Share Button

Bir kişi olman, kişiliğin olduğu anlamına gelmez.”

Pulp Fiction

Kişilik mevzusu sadece bireysel değil aynı zamanda sanatsaldır. Bu noktada kişiliği olan filmleri her zaman diğer filmlerden ayırt etmek gerekir. Hatta kişiliği olan filmlere sadece film demeli diğerlerine ise herhangi başka bir şey. Edebiyat ve diğer alanlarda da aynen böyle olmalı. Bu ayırt edici süreç ciddi ve önemli bir nokta. Sanat denen pratiğin işlevsel değeri için bu oldukça gerekli hatta mecburi bir ilke olmalı. Sanatın birçok alanı ucuz, bayat, seviyesiz, para odaklı, niteliksiz yapımlarla dolup taşmışken bu ilkeyi acımasız ya da sert olarak görmek sadece ve sadece bayatlığa, kalitesizliğe bilinçli ya da bilinçsiz destekten ibaret olacaktır. Her kötü ürün başka bir kötü ürünün diyalektik tetikleyicisidir. Aynı şekilde iyi ürünler de iyi ürünlerin ön hazırlığı, ateşleyicisidir. İlk bağlam, ticari hırsın tohumları iken ikinci bağlam minimal düzeyde, naçizane bir şekilde sıradan hayatların karanlık ama ilginç, derin ama tehlikeli bölümlerine göz atmaktır. İkisi arasında yaptığımız seçim yaşam şeklimiz, doğayı, hayatı, kendimizi algılama biçimimizle direkt olarak bağlantılıdır. Yani sözün kısası; dünyayı nasıl algılıyorsanız öyle yaşar öyle seçimler yaparsanız. Bu didaktik ve sıkıcı girizgahımızı bir tarafa bırakıp 2018’in en iyi yapımlardan olan harika atmosferiyle, tüm oyuncuların gövde gösterisi yaptıkları performansıyla, tekinsiz müzikleriyle Sessiz Bir Yer (A Quilet Place) hakkında iki kelam etmeye başlayabiliriz.

Hemen hemen günümüzde geçen hikayede dünya kaynağı belirsiz bir tehdit ile karşılaşıyor ve ne olduğunu anlayamadığımız bir yaratık türü tüm gezegene yayılıp, mükemmel duyma yetenekleriyle katliama neden oluyorlar. İnsanlığın silah teknolojisi bu yaratık türü üzerinde etkisiz kalıyor ve geride kalan insanlar sessizce (konuşmamaya varacak kadar uç bir sessizlikle) yaşama savaşı içine giriyor. Kör olan bu ölüm makineleri en küçük ses karşısında süper hızlarıyla sesin kaynağında bitiyor ve ölüm getiriyorlar. İşte böyle bir dünyada Lee (Krasinski), karısı Evelyn (Emily Blunt), oğulları Marcus (Noah Jupe) ve doğuştan duyma engelli kızları Regan (Millicent Simmonds) küçük bir çiftlikte hayatta kalmaya çalışıyor. Kaosun ve katliamın başlamasından bir süre  sonra yaşanan bir trajedi ile yıkılan aile, bir yılın ardından hiç olmadığı kadar kenetlenmeyi başarıyor. Topraktan yaptıkları küçük yollar üzerinde çıplak ayakla yürüyor, fısıltılar halinde konuşuyor ve kurdukları küçük düzenlerinde yaşamaya çalışıyorlar. Hamile olan Evelyn’in doğumu yaklaşırken baba, oğlu Marcus’u kendisinden sonra aileye sahip çıkması için eğitiyor ve duyma engelli kızı için yeni ve daha etkili duyma cihazları yapmaya çalışıyor. Kızlarının duyma engelli olması işaret dilini öğrenmelerini ve dolayısıyla daha kolay hayatta kalmalarına yardımcı oluyor.

Sessiz Bir Yer adına yakışır bir şekilde terk edilmiş bir markette çocukların küçük adımlarıyla açılıyor ve size küçük adımların yarattığı küçük gürültüler dışında pek malzeme vermiyor.  Filmin geneli böyle sessiz geçse de yer yer kendini gösteren gümbürtü tüylerinizi diken diken etmeye yetiyor. Yaratıkları bir an unuttuğunuz, doğayla ve sessizlikle baş başa hatta huzur verici şekilde kendinizle kalabildiğiniz müthiş bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Aniden patlak veren tehlikeyle bölünen tekinsiz sakinlik, filmde her an her şeyin olabileceği eğilimini hiç unutturmuyor. Bunu ustaca, ince ince işlenmiş şekilde, görsel bir şölenle iliklerinize kadar hissettirecek biçimde başarıyor ve aklınıza kazılacak bir başyapıt ortaya çıkarıyor. Özellikle gerilim türünde bunu başarmanın zor olduğunu varsayarsak, Sessiz Bir Yer (oyuncularının da müthiş performansıyla) iyi bir filmin nasıl olacağı konusunda ders verir nitelikte.  Noah Jupe’in (Marcus) yer yer korkak yer yer cesur halleri ve sevimliliği, gerçek hayatta da işitme engelli olan Millicent Simmonds (Regan)’ın performansı gelecek yıllar için kendini ispatlamış cinsten.

Her ne kadar bazı yerli eleştirmenler filmi, barındırdığı bazı temalar üzerinden klasik Amerikan –gerilim  filmi gibi görme ve bu yüzden yerden yere vurma eğiliminde olsa da dışarıda büyük övgüler almış bir film A Quite Place. Tabii ki dışarıda büyük övgüler almış olması filmin iyi olduğuna anlamına gelmez ama yerli eleştirmenlerin sorunu da tam olarak burada başlıyor. Mesela filmdeki “çocuklarımıza sahip çıkamıyorsak biz nasıl anne-babayız” gibi detayları klasik Amerikan aile bağları propagandası şeklinde ele almak ve filmin ayırt edici tüm özelliklerini silikleştirmeye çalışmak zorlama eleştiriler olmaktan öteye gitmiyor.

Sessiz Bir Yer klasik gerilim filmlerinin dışında duran ama ince işçiliği ve güçlü anlatımıyla gerilimin merkezinden gelmiş gibi parlayan, görsel doygunluğu, etkileyici oyunculuklarıyla temiz ve unutulmaz bir film olarak sinema tarihinde ve hafızlarımızda yer edinmeyi başarıyor.

Not: Yönetmenin duyma engelli rolü için gerçekten duyma engelli birini istemesi ve bu konuda yapım şirketiyle restleşmesi ayrıca takdir edilesi bir konu.

Not 2: Bu filmdeki başarısıyla rüşdünü ispatlayan John Krasinski yeni bir bilim kurgu filmi için kolları sıvadı bile. Hep birlikte göreceğiz.


Yazar Hakkında



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑