Avrupa Sineması

Published on Ağustos 8th, 2018 | by Felsefi Sinema

0

Aferim! (2015) – Radu Jude

Share Button

Cristian Mungiu’nun 4 luni, 3 saptamani si 2 zile’yle 2007’de Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye’yle ayrılmasının ardından nitelik ve nicelik olarak seviyesi yükselen Romanya sinemasının -Rumen Yeni Dalgası olarak da adlandıran birçok kişi var- en özgün ve etkileyici filmlerinden biri Radu Jude’un Berlin Film Festivali’nden Gümüş Ayı ödüllü Aferim!’i. Türü bir Eflak -yani Osmanlı- westerni olarak nitelenen ilk -büyük ihtimalle de son- ve tek film. Sırf bu eşsiz türü için bile özel bir film olarak anılmayı hak eden Aferim! yalnızca bununla da kalmayıp, seviyesi düşmeyen ve sürekli güldüren kaliteli mizahı, güçlü atmosferi, dönem hakkında zekice ve farklı tasvirleriyle birlikte gerçekten iyi bir film.

1835’te Eflak’ta taşra polisi olan bir baba ve ona yardım eden oğulunun -baba bir taşra polisi ama kendini kanun koyucu olarak adlandırıyor- bir aristokratın eşiyle birliktelik yaşayan ve yakalanması istenen çingene bir köle olan Carfin’in peşine düşüp onu yakalamasını anlatıyor. Ancak Aferim! gücünü plot twistli bir son, dolambaçlı, kafa karıştırıcı bir senaryo veya kimsenin aklına gelemeyecek olay örgüsü olan konudan alan bir film değil, Aferim!’in gücü, muhteşem diyalogları ve etkileyici sinematografisinden geliyor. Filmin ismi ise bizim çok iyi bildiğimiz Farsça’dan Türkçe’ye geçmiş oradan da Rumence’ye geçmiş olan takdiri ifade eden -filmde ise daha çok ironik bir şekilde takdir anlamında kullanılıyor- “aferin” kelimesinden gelmekte.

Teodor Corban’ın sinema tarihine geçecek cinsten muazzam bir performansla canlandırdığı, Costandin özünde iyi kalpli olarak sayabileceğimiz ama filmin sonuna kadar dönemin tüm normlarını üzerinde barındıran; ırkçı, homofobik, kendinden olmayan herkesten nefret eden, pragmatist bir kişilik portresi çiziyor. Yakaladıkları Carfin’le yaptıkları konuşmalarla, oğluna verdiği felsefi öğütlerle ve en önemlisi filmin sonunda -spoiler vermek istemediğim için detaylıca yazmıyorum- trajik diyebileceğimiz olayın ardından içinde bulunduğu durum Costandin’i o kadar da kötü bir karakter olarak nitelememizi engelliyor. Ancak buna rağmen Constandin için muhteşem bir ırkçı dememiz abes kaçmaz.

Filmin ana teması olarak sayabileceğimiz dönemin yüksek seviyedeki ırkçılığını anlatan çok güldürülü birçok sahne var. Bunlardan biri Costandin ve oğlunun yolda bir rahiple karşılaşıp onunla kısa bir süre yolculuk yaparken Costandin’in rahibe sorduğu “Çingeneler insan mıdır?” sorusu. Rahibin cevabı ise “Çingeneler insandır ama yahudiler değildir.” oluyor bu soruya. Rahibin baş karakterimiz Costandin’den daha beter bir ırkçı olduğunu bu sahneyle anlamamışsak, bundan bir sonraki sahnede, neredeyse tüm Avrupa milletlerine sayıp sövdüğü -tabii ki Rumenler hariç- sahnede kahkahalar eşliğinde anlamış oluyoruz.

Her ulusun kendi amacı vardır.

Yahudiler hile yapar, Türkler kötülük yapar,

biz Rumenler sevgi ve onur sahibiyiz. İyi Hıristiyanlar gibi acı çekeriz.

Her birinin kendi yapıları vardır.

İbraniler çok okur, Yunanlılar çok konuşur,

Türklerin çok karısı, Arapların bir sürü dişi vardır,

Almanlar çok içer, Macarlar çok yer,

Ruslar çok içer, İngilizler çok düşünür,

Fransızlar modayı sever, Ermeniler tembeldir,

Çerkezler çok dantelli giyer,

İtalyanlar çok yalan söyler,

Sırplar çok aldatır ve
Çingeneler de çok sopa yer.

Aferim! her ne kadar muhteşem bir mizaha sahip olsa da Romanya’nın içinde bulunduğu çok kültürlülüğün karmaşası ve keyfini, dönemin acı verici ve hüzünlü olan atmosferini yansıtmakta yer yer biraz yalpalasa bile gayet başarılı. Aristokrat sınıfının gücünü, yangın yerine dönmüş Avrupa’yı, azınlıkların çektiği acıları, köle ticaretini, ırkçılığı gerek eşsiz diyaloglarıyla gerekse parlak fikirli sahneleriyle izleyiciye aktarıyor.

Radu Jude Aferim!’de, siyah-beyazın muhteşem estetiği ve Romanya’nın renkli kırsal görüntülerinin oluşturduğu sinematografisiyle, yağmurdan çok gözyaşıyla sulanmış Balkan topraklarının kederi ve hüznüyle yine Balkanların nefis enerjisi ve mizahını yin-yang misali çok zekice diyalektikle ilerleterek, neredeyse filmin var olabilecek potansiyelinin tamamına ulaşıp, son yılların en değerli filmlerinden birini ortaya çıkarıyor.


Yazar Hakkında

Sinemasever bir insan



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑