Eleştiri

Published on Ekim 21st, 2018 | by Güney Birtek

0

Anons: Klasik Olacak Bir Başyapıt

Share Button

Anons ediyorum: bu film Türkiye Sineması’nda bir klasik olacak. Biçimiyle hikayesindeki kara-mizahı ince ince işleyen, minimal kadrajıyla başyapıt olmaya aday karikatürize edilmiş bir durum hikayesiyle karşı karşıyayız. 

Uzak İhtimal ile Yozgat Blues filmlerinden tanıdığımız yeni dönem Türkiye Sineması’na ışık tutan Mahmut Fazıl Coşkun’un üçüncü uzun metraj film Anons seyirci ile buluştu. Ülke sinemasına özgünlük katan, tekniğiyle biçimiyle kendi tarzını oluşturmuş ve üzerinde son derece titizlikle çalışılmış bir emeğin ortaya çıkardığı, çarpanlarına ayrılmış sinematik bir çözümleme var karşımızda. Türkiye’nin 60’lı yıllarındaki başarısız bir darbe girişimini konu alan Anons, biçiminden ödün vermeden anlattığı kara-mizah diliyle hikayesini zenginleştiriyor. Türkiye’nin siyasi tarihinden alışık olduğumuz darbeci zihniyeti ele alıyor. Ele alıyor ama bildiğimiz bir formatta değil. Kendince bir form yaratarak aynı düzlem içinde resimlerini sıralıyor. Daha çok İskandinav Sineması’nda tanık olduğumuz bu stil, M. Fazıl Coşkun’un alafranga (sinematografi-biçim) ve alaturka (yurdum insanı) çatışması içinde paralellik kurarken Roy Andersson’ı hatırlatan sabit planları ve donuk oyunculuklarıyla Türkiye kültürünü bu biçime monte etmeyi başarıyor. Başrollerini Ali Seçkiner Alıcı, Murat Kılıç, Tarhan Karagöz ve Şencan Güleryüz’ün paylaştığı bu erkek filminde mimiksiz ve soğuk oyunculuklar ilk etapta göze çarparken, karakterler filmin biçiminde birer karikatürmüş gibi resmediliyor.  

Uzak İhtimal ve Yozgat Blues filmlerinde klasik durum hikayelerini kendi minimal-sâde tarzıyla aktaran Mahmut Fazıl Coşkun, Anons ile yönetmenlik dokusunu tamamen biçim sinemasına emanet ediyor ve bu vesiliyle kendisini yenilediğini gözlemliyoruz. Türkiye Sineması’nda çok işlenmeyen bu biçimsel aktarımın riskli bir iş olduğunu belirtmek isterim. Yıllardır klasik Yeşilçam melodramlarıyla harmanlanmış ülke sinemasında hikaye ile biçimi sırıtmadan aynı düzlemde işleyebilmek önemli bir başarı. Kadrajın sahneye/plana gitmediği, tam tersine sahnenin/planın kadraja geldiği bir biçimci sinema dilinden/stilinden bahsediyoruz. Ve o sabit kadrajlara sinemanın tüm sanatsal argümanlarını estetik bir şekilde sığdırabilmekten… İşte sinema aklının gücü burada devreye giriyor. Aynı minimal kadraj içinde hem karakterleri tanıyoruz, hem dönemin eşyalarını-dokusunu görüyoruz, hem de hikayeye girebiliyoruz. Mekan değişmese de ışık oyunlarıyla atmosferin aynı kadrajda nasıl değişkenlik gösterdiğine tanık oluyoruz. Örneğin aydınlık bir ortamdan karanlık bir ortama geçiş ve bir mum yakmakla başlayan ritimsel detaylar, filmin kalitesine büyük katkılar sağlıyor. Dönemin havasında bir ambülansın yanan kırmızı lambası, yahut polis arabasının göz alan mavi ışığında karakterlerin yüzündeki gerginliğini görebilmek seyir kalitesini arttırıyor

Anons, -bir darbe girişimini anlatıyor fakat ülkenin o dönemki siyasi durumuna yoğunlaşmıyor- diye eleştirildi. Bu eleştirileri anlamakta güçlük çektiğim bir arz-ı hâl mevcut. Zaten filmin amacı bu sorunu ele almak olsaydı ne kara-mizahından bahsedebilirdik, ne de biçimsel formatından. Yönetmen bu hikayeyi anlatırken dönemin mevcut politik gidişatını anlatmak/göstermek zorunda değil. Böyle bir amacı olsaydı araya melodram ekler, aşklı, sancılı bir hikaye üzerinden filmini izletirdi. Burada durum başka. Yönetmen başarısız bir darbe girişimini, kurmaca bir hikayeye evirerek karikatürize edilmiş stilist bir formatla Türk insanına-kültürüne endeksliyor. Pekâlâ darbe girişimi gibi ciddi bir meseleyle dalga geçiyor. Karakterlerine komik durumlar yaşatıyor… Yönetmen filmin ilk çeyreğinde işin ciddiyetini daha net göstermek için gerilim dozunu yavaştan yükseltiyor. Filmin ortalarına kavuştuğumuzda ise kara-mizahın daha etkin olduğunu yakalıyoruz. Darbeci zihinleri sarkastik bir itinayla küçülten M. Fazıl Coşkun, soğuk ama komik bir hikayeyle Türkiye’nin “herhangi” veya “olağan” bir kötü geçmişini anons ediyor. 

 

guneybirtek@gmail.com

 

 

 


Yazar Hakkında

''Kendini sinemaya verdi.''



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑