Analiz

Published on Ekim 20th, 2018 | by Ceren Doğaner

0

Sevmek Zamanı

Share Button

Sahip olamadığın, dokunamadığın ya da elde edemediğin ne varsa düşlerinde senin olabilir mi? Bazı anlarda içindeki o diğer şey, adını koyamadığın durum – bazıları buna coşku demeyi sever- o kadar güçlü gelir ki eyleme döksen bile içinden atamazsın. İşte onun gerçek hayatta ifade edilemeyen kırıntılarından bir takım sözler doğar. Nitekim sahip olamadığını ifade etmek; ister yönetmen, ister senarist, ister bir heykeltıraş olsun, her insan için bir bitiş çizgisi değil midir? Bana sorarsan değildir. Ne dediğimi anlaman için Halil’i tanıman gerek önce, Sevmek Zamanı filminden. Halil, bir başkası olarak, bir yabancı olarak, kendisinin beklenmedik bir seyircisidir filmde.

“Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.”

Halil, adada boyacılık yapan yalnız bir adamdır. Bir gün boyadığı evlerden birinde, bir kadın resmi görür. Resme aşık olur. Evet, resme duyduğu aşkı film süresince her fırsatta dile getirecektir. Kendi dünyasını reddetmeyen bir adamın, son derece sıradan ve gerçekliği tüm yalınlığıyla anlatan sözlerdir bunlar. Halil bir senesini bu resme bakarak geçirir. Kışın onun karşısında yemek yer, rakısını içer, gözlerinden öper, saçlarını okşar. Yağmurlu bir günde resmin sahibi çıkagelir. Halil’i resmine bakarken yakalar. Peki Halil ne yapar? Kadının yüzüne bakmadan salondan çıkar. Kadın durumu anlar ve düşünür: Bu zamanda resme aşık olan biri kalmış mıdır?

Bu zamanlar o zamanlar değil tabi, 1965 yılındayız film çekilirken. İnsanların beklediklerine uymuyor Metin Erksan o sıralarda. Düşünsene; nehirde bir kayık, üstünde bir adam, yanında bir kadın portresi, gelinlikli plastik bir manken ve bir de gerçek kanlı canlı bir gelin. Bir yandan saçma, bir yandan da gerçeğin ta kendisi. Güzelliğin ve sevginin hafifliğini anlayabiliyorsun filmi düşününce. Bekle şimdi o konuya sonra geliriz, önce senaryoya dönelim.

Bu zamanda resme aşık olan biri kaldı mı diye düşünen güzel kadın, bana kalırsa en başta bir hata yapar; resmine duyulan aşkı sahiplenir. “Öyleyse Halil, sendeki bu aşk bana aittir” der, bana ait olanı neden bana vermiyorsun diye sorar adama. Halil tam bu sırada, o meşhur sözünü tekrarlar: Ben-sana-değil-resmine-aşığım. Ne zaman ki gün gelir ve kadın, kendisine duyulan aşkın tamamen Halil’in dünyasına ait olduğunu anlar, Halil’in duygularına saygı duyar ve adayı terk eder. Gitmeden önce, resmin durduğu yere bir not bırakır. Bence hikayenin sonu budur ama bu sahne filmin daha çok başındadır, ne yazık ki orada bitmez. Bu kavrama ‘an’ı her şeydir, sonrasında zaten duyulan aşk yeni bir ifadeye dönüşür. Denklemde iki aşık buluruz. Mektupta şöyle bir yer vardır: “Ama sen istesen de istemesen de ben varım Halil, resmin aslı benim. Ve ben de seni seviyorum. Aşkta yalnız ve cesur olmayı sen öğrettin bana.” Bu şekilde bir kez daha, doğru olduğu bilinen ne varsa ifade edildiğinde yanlışa sürüklenir. Bu yüzden mektuptan sonra film biraz eksik kalır. Her hikaye biraz eksik kalır. Ne var ki zaten güzellerin en güzeli de kusurludur, güzelin her zaman daha güzeli, mutluluğun her zaman bir adım daha fazlası düşlenir. İçindeki eksik parçanın yerini dolduramazsın da belki her yeni hikayede biraz daha fazlasını bulursun. Ama yok, Halil bulamaz. Halil için resme duyduğu aşk çok masumdur, kendisine aittir çünkü o aşkın yaratıcısı kendisidir. Hak versin Halil’e; o kadının ellerinden tutsa, kadın ellerini çeker. Aşkını dile getirse, kadın onu tüketir. Ancak mektubu okuyan Halil, satırlarda kendisinden bir iz bulur ve İstanbul’a doğru yola çıkar.

Erksan, bana kalırsa çağındaki anlayışının aksine bize erdemli olmayı veya tutkuları anlatmaz. Kadının İstanbul’da bir sevgilisi vardır mesela, kadın üzerinde hak iddia edecek kadar kendisine ait yapmak istemektedir onu. Bu kısım üçüncü adamı anlatır. Bunu düşünen adam güzeli ya öldürür ya da ona sahip olmak ister. O zaman insan güzellik sandığın şeyi iki durumda da öldürür. Güzelin kaderi genelde katliam olur. Nitekim, Sevmek Zamanı da bir aşk filmi değil, güzelin neyi seçerse seçsin katliama sürükleneceğini anlatan bir trajedi olacaktır.


Yazar Hakkında

Bu kız, tamamen gerçek bilgilerin biraz kurgu ve hayal gücü ile buluşturulmuş halini yazar; hayat gibi.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑