Karanlık Bir Masal : November (2017)

Sanat diyalektik bir mantık mekanizmasıyla işler ve her bayat ürün başka bir bayat ürünün rahmi olur. Siz uzak durdukça, desteklemedikçe Anons gibi filmler bağımsız sinemalardan Anadolu sinemalarına kadar uzanabilir. Zor değil, izlemeyin, izlenmesine vesile olmayın. İşte o zaman azalarak biteceklerdir. İşte o zaman November gibi üst düzey kaliteli filmler kendilerine zorlanmadan salon bulacaktır. Evet, November! Kaçınız duydu?

19.yüzyıl Estonyasında geçen bu masalsı film trajik bir aşk ekseninde sizi vebanın, kurtların, ruhların dünyasına sürüklüyor. İnsanların hayatta kalmak için birbirlerinden, malikane sahiplerinden hatta ruhlardan bile bir şeyler çaldıkları köyde, insanlar ruhlarını korumak için kendi yaptıkları metallere ve değişik formdaki nesnelere ruhlarını teslim etmekte, evleri zenginlikle taşıyor bile olsa çalmaktan asla vazgeçmemekteler. Bu masalsı trajik ortamda Lina, kendi köyünden Hans’a deliler gibi aşıktır ama Hans’ın gözü uyurgezer şekilde her gece çatıya çıkıp kendini aşağıya atmaya çalışan Baroness’tedir. Lina için Hans’ın gönlünü kazanmak istilaların, ruhların saygı görse de ucuza gittiği bu zorlu coğrafyada oldukça zordur. Fakirliğin, açlığın, kısmi deliliğin ve en uçarı şeylerin günlük hayatın bir parçası şeklinde işlendiği film aslında kendi yaşantılarımıza yoğun göndermelerle yüklü. Çağımız kargaşa ve bu kargaşa içinde her şeyin ama her şeyin artık olabildiğince normal karşılandığı havalı bir delilik çağı. En absürt durumların (negatif yüklü) dahi sıradanlaştırılması normalleşmişse anormalliğin kabusu içinde huzur buluyoruz demektir. İşte filmdeki tüm karakterlerin durumu da bundan ibaret. Yaşadıkları toprak ve köy onların, yaşadığımız çağ ise bizim modernizmimiz. Yaşadıklarımız ise aynı! Aynı delilik, aynı çaresizlik ve aynı kötülük (belki biz daha öndeyiz). Film bu yönüyle modern insanın ve modern yaşantının trajik bir örneklendirilmesini teşkil eder. İşte özellikle bu bağlamda kesinlikle takdir edilmesi ve kaçırılmaması gereken bir film!

 

Ruhların kol gezmesine bakmayın, film korku değil trajik hatta kara mizah tonlarında bir şiirselliğe sahip. Özellikle vebanın hayvan formunda köye uğraması ve köy büyücüsünün köy halkını vebadan korumak için sergilediği ilginç ama bir o kadar inanılmaz sekanslar filmin orijinalliğini üst seviye çıkaran detaylar. Filmin dini alt metni sizi ayrıca farklı sulara sürükleyip felsefi bir serüven yaşatacaktır.

 

Bu epik film, hakkında çok şey söyleyebileceğimiz (en klişe tabiriyle) ama sessizliğini karanlık üslubuyla daha fazla hissedeceğiniz bir yapıya sahip. Siyah beyaz oluşu ayrıca filmin hitabına birebir uymuş. Lina ve Hans’ın ormanın ortasında sabaha kadar konuşmadan karşılıklı oturmaları duyguların gri etkileşimi konusunda unutulmaz bir sahne.

Film vizyona girdiği zaman (yukarıda belirttiğimiz ve artık hepinizin malumu olmuş nedenlerden) kendine pek salon bulamadı. Dolayısıyla seyirciye de ulaşamadı. Birçok güzel film gibi…

Not: Filme dair hiçbir eleştiri yazısına rastlamadım. Evrenimizi milyonlarca kez kurtaran ve her bir karakteri için  saatlik videolar çekilen, tanıtılan, haklarında onlarca sayfa yazı yazılan süper kahraman filmlerinden sıra gelirse birileri belki yazar.

Not 2: Film Estonya’nın Oscar adayıydı.

Diğer yazıları İbrahim Polat

Gerçekliğin Gövde Gösterisi: Nocturnal Animals (2016)

“Mutluluk kendine yetenlerindir.” – Aristo Bazı filmler vardır bazıları ise yoktur. Varlığı yokluğa...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir