Bird Box (2018)

Yönetmenliğini Susanne Bier’ın yaptığı Josh Malerman’ın kitabından uyarlanan Netflix’in yeni filmi Bird Box’ın başrollerini Sandra Bullock, Sarah Paulson, John Malkovich ve Moonligh’taki başarılı performansı ile akılda kalan Trevante Rhodes paylaşıyor. Ormanın ortasında yaşadığı evden ayrılarak kucağında iki çocukla gözleri bağlı olarak ormanda yaşam mücadelesi vererek hedefine ulaşmaya çalışan bir kadının öyküsü Bird Box. Geri dönüşlerle sevgilisinden ayrılmış ancak bebek bekleyen bir ressam olduğunu öğrendiğimiz Mallorie (Bullock) dünyanın üzerine çöken kabusa ablası (Sarah Paulson) ile birlikte doktor kontrolünden dönerken yakalanıyor. Nereden geldiği bilinmeyen, amacı anlaşılamayan yaratıkların kendilerine bakan/kendilerini gören insanları intihara sürükleyip ölümüne sebep oldukları bu kaos ortamında Mallorie hiç tanımadığı kişilerle bir evde kapana kısılıyor. Apokaliptik filmlerin olmazsa olmazı dış dünya ile bağlantının kopması, dışarıya adım attırmayan tehdit, kaderin cilvesi olarak bir araya gelen yabancılar temaları filmde mevcut. Ne yazık ki film yarı süresinden fazlasında gerek karakterleri, gerek hikaye akışı ile gayet bilindik ve gerilimden yoksun olan bu kısma odaklanıyor. Oysa ormanda iki çocukla körlemesine verilen hayat mücadelesi çok daha heyecanlı ve ilgi çekici. Ancak film bu kaçıp kovalamaca sırasında gerilimli anlar yakalasa da geneline yayılan mantık hataları ve kolaycılıklar yakasını pek bırakmıyor.

Bird Box’un yakın dönemde izlediğimiz ve oldukça beğeni toplayan A Quite Place ile özellikle insanoğlunun hayatta kalabilmek için birisinde sessizliğe, diğerinde ise körlüğe mahkum olması, her iki filmde de çocukların buna uyumunun bir gerilim malzemesi haline getirilmesi, hatta hamile baş karakterleri  ile oldukça benzer olduğu söylenebilir. Ancak A Quite Place bize felaketin olduğu anı hiç göstermeyip sadece sonuçta meydana gelen sorunla baş etme macerasına odaklanarak daha ürkütücü  ve derli toplu olmayı başarırken, Bird Box öncesi, sonrası, göreni, görmeyeni, dostu, düşmanı derken konuyu epey dağıtıyor. Üstelik filmin mantık hataları ile dolu ve tahmin edilebilir olay akışından hayatta kalma mücadelesi çıkartıldığında geriye  kalan söylemleri, bunların senaryoya yerleştirilme şekli de son derece klişe maalesef.

Çocuklarına sert davranıp katı kurallar koyarak hayatta kalan anne rolünde Sandra Bullock’un performansı senaryo desteğinden de yoksun olduğundan filmi sürüklemekten uzak.  John Malkovich dahil oyuncu kadrosunun geri kalanı da filme ağırlıklarını koyabilecek süreye veya derinlikli karakter özelliklerine sahip değiller. Bir tek Trevante Rhodes için bir ekran ışığına sahip olduğu ve doğru rollerde parlama potansiyelinin sinyallerini verdiği şeklinde bir parantez açılabilir.

Sonuç olarak, ilgi çekici konusuna ve son derece heyecanla izlenebilecek potansiyeli olmasına rağmen zayıf senaryosu ve kurgusunun azizliğine uğrayan filmin vasat bir seyirlik olmanın ötesine geçemediğini söyleyebiliriz rahatlıkla.Yine de apokaliptik filmleri sevenler bir göz atabilir belki, iyi seyirler…

 

Diğer yazıları Ayşe Başak Uçan

Robin Hood (2018)

Robin Hood’un kahramanlık ve haksızlığa  başkaldırı ile yazılan hikayesi defalarca beyazperdeye uyarlandı...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir