Gölge Savaşçı (Shadow): Karanlıktaysan Gölgen Bile Seni Yalnız Bırakır

Kahraman, Parıldayan Hançerler, Kırmızı Fenerler gibi kalburüstü filmlerin saygın Çinli yönetmeni Zhang Yimou’nun en son filmi Gölge Savaşçı 75. Venedik Uluslararası Film Festivali ve 2018 Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gösterildikten sonra nihayet ülkemizde de vizyona girdi. Bu filmden önce Hollywood klişelerine teslim olarak çektiği Çin Seddi ile hayranlarını hayal kırıklığına uğratan yönetmen Gölge Savaşçı ile hem yuvasına hem de kendi tarzına geri dönüyor ve yine Çin’in üç krallık döneminden epik bir öykü anlatıyor.

Pei hanedanlığını yöneten genç Kral’ın komutanı ve halk kahramanı olan Yu imparatorluğun bir parçası olan ama bağımsızlığını ilan etmiş bölgeyi geri alabilmek için general Yang’a meydan okur. Kral bilgisi dahilinde olmadığı için bu meydan okumaya karşı çıkar ve savaş çıkmasını önlemek adına generalin oğlunu kız kardeşi ile evlendirmeyi teklif eder. Ne var ki general kralın kız kardeşini oğluna cariye olarak almak istediğini söyleyerek krala hakaret eder. Bunlar olurken komutan Yu’nun planları bambaşkadır. Sarayın karanlık dehlizlerinde yetiştirdiği gölgeyi şehri geri almak için eğitmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki filmin  odaklandığı saray entrikalarını ve devrin siyası yapısını seyirciye aktarabilmek adına oldukça ağır ilerleyen ve Çin tarihine ve geleneklerine çok fazla vakıf da olmadığımızdan takibi zor bir giriş bölümü var. Üstelik yine bu kısımda derdini anlatmak için senaryoya fazlaca yüklendiği, bazı açıklamaların gerekli olsa da senaryo içine yerleştirilme şeklinin sakil durduğu söylenebilir. Neyse ki Yimou bu giriş bölümünün sonlarında yer alan dövüş eğitimi sahnelerini yer yer ağır çekim kullanarak kusursuz tasarlayıp seyirciyi filme yeniden dahil etmeyi başarıyor. Gölge Savaşçı,  hazırlığı yapılan ve sonunda gerçekleşen dövüş sahnesini doğu felsefesinin özü olan ve karşıtlıkların oluşturduğu  dengenin yani Yin Yang’ın simgesi üzerinde tasarlayarak iki tarafa yerleştirdiği iki rakip üzerinden iyi kötüyü, siyah beyaz’ı karşı karşıya getiriyor. Filmin siyah beyaz ve gri tonlarından oluşan  renk paleti de yüksek olasılıkla bu karşıtlığı vurgulamayı amaçlıyor. Ancak ne var ki film tam olarak bu felsefe üzerine kurmuyor hikayesini. Aksine karakterlerini çok keskin sınırlarla iyi-kötü olarak ayırmadığı gibi anlattığı hikaye son tahlilde bir kahramanlık destanından çok iktidar mücadelesi haline dönüşüyor. Gölge ve maskenin hikaye içindeki  kullanımı ve sonunda vardığı nokta  düşünüldüğünde filmi serbest bir demir maskeli adam uyarlaması olarak okumak bile mümkün.

Filmde kadınlar Yimou’nun tüm filmlerinde olduğu gibi oldukça belirleyici roller üstleniyor. Öyle ki savaşın/düello’nun kazanılmasını sağlayan dövüş taktiği bile feminen ve mucidi de Komutan Yu’nun eşi. Yani zafer bir anlamda kadınların yöntemiyle geliyor. Ayrıca filmin en gururlu ve cesur karakteri de kendisine biçilen rolü kabullenmeyerek isyan eden kralın küçük kız kardeşi.

Gölge savaşçının aksiyon dozunun yönetmenin önceki filmlerine göre düşük olduğu söylenebilir ancak Yimou özellikle şehrin istilası ve ikili dövüş sahnelerinin koreografileri, savaş sahnelerine paralel kurgu  ile verilen Komutan Yu’nun eşi ile müzik atışması ile yine seyircinin aklını başından alacak sahnelere imza atıyor. Özellikle müthiş atışmada kullanılan yerel tınılı müzikler sahneyi kusursuz şekilde tamamlıyor. Ancak müziğin diyalogların ağırlıklı olduğu  sahnelerde de baskın şekilde kullanılması zaman zaman filme konsantre olmayı zorlaştırıyor. Oyunculuk performanslarına gelince, özellikle krala hayat veren Ryan Zheng’in ve komutan Yu’ya hayat veren Chao Deng’in Shakespeare tragedyalarını aratmayan abartılı oyunculuğu bir hayli göze batıyor.

Sonuç olarak, Gölge Savaşçı biraz sabır gerektirse de birkaç sahnesiyle bile izlediğinize değecek ve sizi yönetmenlik mahareti, şiddete estetik yaklaşımı ile kolayca büyüleyebilecek bir film. Özellikle Hollywood’a uyum sağlamadığı çok açık olan dahi yönetmen Yimou’nun özüne döndüğü film olması açısından da oldukça kıymetli.

Diğer yazıları Ayşe Başak Uçan

Papillon: Özgürlük Peşinde Bir Ömür

Henri Charriere’in aynı adlı özyaşamsal romanından ikinci kez beyazperdeye  uyarlanan Papillon’un başrollerini...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir