Slovenya’da demokratik anlamda sinema yapabilmek mümkün mü?

Arzu Çevikalp Sloven yönetmen Darko Štante ile söyleşi gerçekleştirdi

Dünyanın tek %100 doğal kütüphanesine sahip olan Ljubljana şehrine ışık tutan sevimli bir ülke olan Slovenya hakkında tahmin ediyorum ki bir çoğumuz detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Çok küçük ve medenileşme yolunda yeni adımlar atan Slovenya’da sinema yapmak oldukça zor. Kısıtlı bir fona sahip olan yönetmenlerin filmlerini yapmak için mali destek alamıyor oluşları oldukça iç acıtıcı.

Slovenya’da her yıl 4-5 uzun metraj film çekiliyor ve o filmler bütçe sıkıntısı nedeniyle ne yazık ki ülkemize uğramıyor, ama festivaller sayesinde hem onları izliyor hem de kültürümüzü pekiştiriyoruz. Tüm bu olumsuzluklara rağmen pes etmeyen Sloven toplumundaki en önemli gelişmelerinden biri ise LGBTQ+’ya yönelik bakış açısındaki değişim. Diğer Orta Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında LGBTQ+ hakları bakımından çok fazla ilerleme olduğunu açıkça ortada.

Yukarıda söz ettiğimiz hassas konulara değinen “Consequences” filmi gençlerin yaşadığı deneyimleri, maskülinite algısını, insan ve LGBTQ+ haklarını ve cinsiyet eşitliği gibi konuları yakın markaja alıyor. 2019 İstanbul Film Festivalinde izlediğimiz bu önemli filmin yönetmeni Darko Štante ile derin bir söyleşi gerçekleştik. Tüm sorularıma tüm samimiyetiyle cevap veren Štante’ye teşekkürler.

*Söyleşiye geçmeden evvel şunu söylemek istiyorum: Yönetmenin altını çizmiş olduğu sorunlar hakkında daha duyarlı olursak belki birçok kişinin dikkatini çekebiliriz.

Türkiye’de çok az Slovenya filmleri izliyoruz. Filmini İstanbul Film Festivalinde gördüğüme şaşırdım. Slovenya film kültürünü de ayrıca merak ediyorum… Söylemeliyim ki, filmin gençlik krizi konusuna mükemmel bir şekilde dokunmuş ve ayrıca şiddetli ve güçlü de. Orada film yapmak zor, finansal durum nasıl?

Sanırım dünyanın herhangi bir yerinde film yapmak zor. Ama elbette, Slovenya gibi böylesine küçük bir ülkeyi göz önünde bulundurduğunda daha da zor. Ülkemizdeki tüm filmler Slovenya film fonu tarafından finanse ediliyor. Ancak bunların kısıtlı bir bütçesi var ve her yıl 4-5 uzun metrajlı film çekiyorlar. Ayrıca bütçeler de oldukça düşük. Batı ülkelerindeki filmlerle kıyasladığınızda, hepimiz düşük bütçeli filmler yapıyoruz. Bir diğer sorun ise devamlılık. Bir film çektiğinde, başka bir filmi en az 4 yıl daha çekemeyeceğin kesin. Mali destek alamıyorsun. O yüzden bazen bu durum yönetmenler için zor oluyor. Hepimiz çalışmak istiyoruz, ama kaynağımız yok. “Consequences” gibi başarılı bir filme sahip olsan bile. Slovenya’da Rok Biček, Damjan Kozole, Jan Cvitkovič gibi müstesna film yönetmenlerimiz var. Bu kişilerin filmlerini görmelisin.

“MASKÜLİNİTE ALGISININ ÇOK HIZLI DEĞİŞTİĞİ BİR ZAMANDA YAŞIYORUZ.”

İzleyiciye gençlik sorunlarını anlatıyorsun, hikâyede ele aldığın konular, bu doğru mu? Gençlik politikaları süreci orada nasıl işliyor? Slovenya’daki gençliğin durumunu nasıl değerlendiriyorsun?

Birçok şeyden bahsediyorum. Bence, günümüzde maskülinite kız ve erkek çocuklarını yetiştirmede ve onların hayatında önemli bir rol oynuyor. Maskülinite algısının çok hızlı değiştiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de çok fazla hızlı. Böylece, erkek ve hatta kız çocukları tüm bu değişimleri yeterince hızlı şekilde sindiremiyor. Toplumun resmi bir şekilde size söylediği ile günlük hayatta olanlar arasında uçurum var. Bu nedenle, post-modern bir şekilde teorik olarak neredeyse her şey oluyor ve her şey kabul edilebilir. Ancak gerçeklikte, halen eski kurallar ve katı bir hiyerarşi dünyasında yaşıyoruz. Temel olarak, gençliğin maskülinite algısındaki değişimlerle nasıl yüzleştiğini incelemek istedim. 

Bunun gibi çocuk ıslahevindeki birisi başka bir mahkûma âşık olursa ne olur sorusunu sordum. Oldukça geleneksel bir ortamda tanıdığın birinin eşcinsel olduğunu öğrenmenin sonuçları ne olabilir? Bu noktada, toplumdaki ve elbette gençler arasındaki hoşgörü (süzlük)’den bahsediyoruz. Hepsi birbiriyle bağlantılı. Gençlik ayrıca eski nesle ait politikaların da bir yansıması. Eğer bu konulara bu perspektiften bakarsanız çoğu şeyin son 50 yıldır değişmediğini göreceksiniz ve bu bir bakıma korkutucu. Bence Slovenya’daki gençlik diğer batı ülkelerindekilerden çok da farklı değil. Hepsi benzer sorunlarla cebelleşiyor. Bunlar çevre, eşitlik, iş bulma gibi sorunlar.

Gençlerin sorunlarına odaklanmak ve bunları çözmek için sence ne yapılmalı? Sana göre gençlerin farkındalığını arttırmak için ne yapılabilir?

Önceden de dediğim gibi, gençler eski neslin bir bakıma yansıması. Yani o yüzden, toplumu değiştirmeli ve daha iyi bir yere dönüştürmeye çalışmalıyız. Ancak bugün en önemli şey, bizden önceki nesillerin uğruna savaştığı ve elde ettiği tüm başarıları korumak. Bence şu anda en tehlikeli şey, gençlerin etraflarında neler olup bittiğini anlayamıyor oluşu, bu da demokratik değerlerin yapıbozumu demek. Demokratik bir toplumda yaşadığımız tartışmasızmış gibi görünüyor, ancak bu doğru değil. Bu noktaya gelmek için ne kadar çok çabaladığımızı ve demokratik standartların ne kadar kırılgan olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bunları çok çabuk kaybedebiliriz.

“SLOVENYA’DA AKTÖRLER FİLMLERDE ÇALIŞMAYA ÇOK ALIŞIK DEĞİLLER.”

Bildiğim kadarıyla filmindeki tüm oyuncular amatördü, ancak yine de harika bir iş çıkarmışlar. Onlarla deneyiminiz nasıldı, zorlayıcı mıydı? Bence Matej Zemljic hayatını idam ettirmeye çalışan kafası karışık genç bir adam olarak unutulmaz bir performans sergiledi. Bu konuda düşüncen nedir? Bu filmi yaparken nereden ilham aldın?

Aslında genç oyuncuların çoğu filmi yaptığımız sırada oyunculuk öğrencisiydiler. Şimdi ise hepsi profesyonel. Amatör olan sadece birkaç tane vardı. Örneğin, Niko rolündeki Gašper Markun. Ayrıca daha yaşlı olanların çoğu profesyonel değildi, ama yine de zorlayıcıydı, çünkü Slovenya’da aktörler filmlerde çalışmaya çok alışık değiller. Çoğunlukla tiyatroyla haşır neşirler ve kamera önünde oyunculuk yapmaya alışkın değiller. Bu yüzden tatmin edici bir performans elde edebilmek için onlarla çok fazla çalışmanız gerekiyor.

Çocuk ıslahevinde çalıştım. “Consequences” filmi için ilham aldığım yer işimdi. Günlük rutini, çocuklarla ve meslektaşlarla süregelen sonsuz konuşmaları, artık umursamamaya başlamış çalışanları gördüm. Duygusal sıkıntının derinliğini ve bazı davranışsal bozukluklara katkıda bulunan nedenleri göz önünde bulundurmayan demode eğitimsel yaklaşımlar mevcut hala.

Bazen çocuk yetiştirme ve normal algısı gibi çeşitli konularda meslektaşlarımın sahip olduğu bakış açılarını görmek oldukça korkutucuydu. Slovenya ve komşu ülkemizdeki hoşgörüsüzlüğün artışıyla birlikte tüm bu konular hakkında bir film yapmaya karar verdim. Yakın çevreden birinin diğer taraftan öyküyü daha insani bir şekilde anlatması gerektiğini düşündüm sadece. Çocukların çevresi, nasıl hissettikleri, büyümenin verdiği duygusal sıkıntı ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade edememe konusunda biraz fikri olan birisinin bunu yapması gerektiğini düşündüm. Topluma, arkadaşlarına ve hatta ebeveynlerine güvenemediğin bir değersizleştirilmiş değerler dünyasında nasıl yaşanır?

“SLOVENYA HALEN OLDUKÇA TUTUCU BİR ÜLKE”

Slovenya’da film nasıl tepkiler aldı? Sence izleyici filmi sevdi mi?

Eleştirmenler tarafından çok olumlu karşılandı, ancak ticari olarak Slovenya’da yalnızca ortalamanın üzerinde olarak görüldü. Bu da, ülkemiz hakkında çok şey anlatıyor aslında. Filmin dağıtımı başladığında, filme oldukça fazla ilgi vardı. Herkes büyük sükse yapacağını düşündü. Ancak vizyona girdikten iki hafta sonra izleyici filmin konusunun ne olduğunu görünce ilgi azaldı. Slovenya halen oldukça tutucu bir ülke.

Sadece resmi anlamda açık fikirli. İnsan hakları, LGBT hakları, cinsiyet eşitliği gibi uluslararası girişimlerin çoğunu takip ediyoruz. İnsanlar Ljubljana’da (başkentimiz) ve birkaç kentsel bölgede açık görüşlü. Ancak daha büyük şehirlerin kenar mahallelerinde, eşitlik, insan hakları vb. temalara dokunduğunuz zaman bir çeşit huzursuzluk ortaya çıkıyor. Benim amacım her şeyi olduğu gibi göstermekti. Gösteriş olmadan. Çoğu insanın bununla ilgili sorunları var. Ancak bir sanatçı olarak benim görevim durumu olduğu gibi ortaya koymak ve sorunları çözmek için bazı yollar önermek.

“GENÇLER VE YAŞLILAR ARASINDAKİ KUŞAK FARKI GEÇMİŞTE OLDUĞU KADAR BÜYÜK DEĞİL.”

Hikâyeyi film boyunca muhteşem bir karakterle gerilimli tutuyorsun ve gençliğin birçok çatışmasını ele almışsın. Bu tarz sorunları kendi gençliğinde yaşadın mı? Gençlerle ilişkin nasıl?

Hayır, gençliğimde böyle çatışmalar yaşamadım. Asi bir çocuktum, ama filmdeki çocuklar gibi durumlara sokmadım hiç kendimi. Sanırım gençlerle oldukça iyi bir ilişkim var. Onları anladığımı ve onlardan daha zeki olduğumu kanıtlamaya çalışmadığımı düşünüyorum. Bence, iki nesil arasındaki daha büyük sorunlardan biri yaşlıların her zaman daha iyisini bildiklerini düşünmesi ve bu nesilden nesile devam eden bir durum. Ama ben böyle düşünmüyorum. Bana göre her insan aynıdır. Gençlerden bir şeyler öğrenebilirim ve muhtemelen onlar da benden bir şey öğrenebilir. İletişim tek yönlü olmamalı.

Gençleri işte tam bu noktada kaybediyoruz. Ama ayrıca kuşak farkını da hissetmiyorum. Gençlerin yapmayı sevdiği şeyleri hala seviyorum. Yeni müzikler, filmler, sanat, moda bana ilham veriyor. Yani durum onlardan on veya yirmi yıl daha yaşlıyım gibi değil de başka bir gezegenden geliyormuşum gibi. Bence bu tip şeyler değişiyor. Gençler ve yaşlılar arasındaki kuşak farkı geçmişte olduğu kadar büyük değil.

Filmin TIFF 2018’de gösterildi. Olumlu eleştiriler aldın mı?

Evet. Eleştiriler gerçekten Consequences’ı ilgi çekici buldukları yönündeydi. Bu tüm dünyada benzer şekildeydi. Elbette her zaman filmin bazı kısımlarını beğenmeyen eleştirmenler olacaktır. Ama genel olarak gerçekten çok beğendiler.

“BENCE, İZLEYİCİYLE İLK VE BELKİ DE EN ÖNEMLİ TEMASI KURAN KİŞİ OYUNCUDUR.”

Filminde öfke, hiddet ve kıpır kıpır bir şehvet görüyoruz. Cinsel kimlik, hikâyenin anahtarını oluşturuyor. Oldukça samimi ve şiddetli. Detaylar oldukça güzel bir şekilde tasvir edilmiş. Bize biraz da oyuncu seçim süreci ve prodüksiyondan bahsedebilir misin?

Başrol oyuncularını Slovenya ulusal oyunculuk akademisinden (AGRFT) seçtim. Akademideki film bölümü öğrencilerinin yaptığı kısa filmleri izleyerek genç oyunculuk öğrencilerini seçtim. Ayrıca bir kısmını da önceden tanıyordum. Timon’u önceden tanımıyordum, ama tiyatro performanslarının bazılarını görmüş ve oyunculuğundan etkilenmiştim. Ayrıca doğru görünüşe sahip olduğunu düşünüyordum. Diğer yandan, herkesin gelebileceği sıradan bir seçme de yaptım.

Başlangıçta, belki de sadece profesyonel olmayan oyuncuları seçebilirim diye düşündüm ancak ilk açık seçmelerden sonra bunun böyle yürümeyeceğini fark ettim. Yani önceden de dediğim gibi, başrol oyuncularından profesyonel oyuncu olmayan yalnızca Gašper Markun var.  Daha küçük rolleri profesyonel olmayan oyuncular canlandırıyor. Ama hepsini değil. Örneğin hâkim ve sosyal hizmet uzmanı, profesyonel ve ödüllü oyuncular. Muhtemelen ilk iki ay nasıl çalıştığımız da ilginç bir konu. Başlangıçta, bu genç oyunculardan oluşan bir grup seçtim ve çekirdek oyuncu kadrosunu onların oluşturmasına karar verdim. Ancak kendilerine belirli roller vermedim. Bu nedenle hepsi tüm rolleri denemek zorunda kaldı. Herkes. İki aydan sonra kimin hangi karakteri oynayacağına karar verdim.

Prodüksiyon öncesi süreç sırasında benim için en büyük zorluk, oyuncularla prova yapmaktı. Onları nasıl inandırıcı hale getirebilirsin? Çoğu, sanatsal veya diğer orta sınıf ailelerden geliyor ve şiddet veya suçla ilgili pek bir deneyimleri yok. O yüzden en baştan başlamak zorunda kaldık. Yani nasıl konuşulur, nasıl yürünür, nasıl hareket edilir… Bu hepimiz için oldukça zorlu bir deneyimdi. Bence, izleyiciyle ilk ve belki de en önemli teması kuran kişi oyuncudur. Eğer oyuncu doğru şekilde oynamaz ve izleyici onunla bağlantı kuramazsa, bu filmin sonu olabilir. Hiç kimse ana karakterlere inanmadığı bir filmi izlemek istemez. Daha küçük roller bile önemlidir. Özellikle bizimki gibi filmlerde çünkü bir belgesel gibi inandırıcı olmalı. Bir yolunu bulup çekimleri bu şekilde yaptık. Yani gerçekten çok doğal olmalıydı ve bahsettiğin tüm detaylar önemliydi. İzleyicinin gördüğü her şey inandırıcı olmalıydı. Bu yüzden detaylar üzerinde bu kadar çalıştık.

“SLOVENYA GİDEREK DAHA ARTAN BİÇİMDE LGBTQ HAKLARI VE KORUNMASINI RESMİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİYOR.”

Slovenya’da LGBTQ+ hakları ve korunması yasal mı değil mi? Slovenya artan biçimde LGBTQ+ yanlısı mı?

Bence Slovenya giderek daha artan biçimde LGBTQ hakları ve korunmasını resmi açıdan değerlendiriyor. Bağımsızlığımızdan beri çoğu zaman başımızda solcu hükümetler oldu, ülkemizi her türlü insan hakkına saygı duyan modern bir devlet haline getirmek için çok şey yaptılar. Ancak hala bu hakları gerçekte kabul etmeyen birçok insan var. 2015’te tüm hetero ve homoseksüeller için hakların eşit hale getirilmesini sağlayacak bir yasanın kabul edilmesi için ulusal referandum oldu. Oy verenler bu yasayı reddetti.

Bence bu Slovenya’daki hakların gerçek durumu konusunda çok şey söylüyor ve vatandaşların halet-i ruhiyesi hakkında belki de daha fazla şeyi ortaya koyuyor. Bir diğer yandan, diğer Orta Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında elbette LGBTQ hakları bakımından çok fazla ilerleme var. Ancak bu ülkelerin bazılarında bulunan hoşgörüsüzlük seviyesini de göz önünde bulundurmak lazım. Günümüzde, bazı ulusal liderlerin 1930’ların başında Almanya’daki politikalara benzer politikaları yürütmesi oldukça korkutucu. Umarım filmimiz, farklı düşünen ve hareket edenlere yönelik hoşgörüsüzlük, nefret ve şiddet içerikli davranışların nedenleri konusunda kabul edilebilir bir konuşma alanı yaratır ve bunu genişletir.

Bu röportaj için çok teşekkür ederim. Son olarak yeni projelerinizden bahsedelim biraz da…

Yeni bir proje üzerinde çalışıyorum. Aile içi şiddet hakkında olacak. Bunun nasıl nesilden nesle aktarıldığını ve dönüştürüldüğünü konu alacak. Ama kısa keseyim. Film hakkında çok konuşmak istemiyorum, çünkü halen senaryo üzerinde çalıştığım bir aşamadayım. Ama yine sosyal konuları ele alan bir film olacak.

İngilizceden çeviren: Türkü Naz Altınay 

Diğer yazıları Arzu Çevikalp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir