Kayseri Film Festivali ve Aidiyet Krizi

7. Kayseri Film Festivali üzerine yaşanan tüm hadiseleri festivalin direktörü Kadir Turna ile konuştum. Kadir Turna tüm olup biteni detaylı bir şekilde anlattı.

Bu yıl 7. kez düzenlenen Kayseri Film Festivali’ne Kayserililer ve Erciyes Üniversitesi öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Festivalde çalışan öğrencilerin gönüllülük esasına dayanan özverili emek gücü, festivalde samimi ve ortak bir dil yaratırken, tüm ekibin misafirlere gösterdikleri ilgi ve alaka hayranlık uyandırdı. Altın Çınar, ilk başlarda öğrencilerin düzenlediği bir festivalken 7. senesinde Türkiye’nin önemli film festivalleri arasında olmaya aday bir performans gösterdi. Şimdilik belki bir Antalya, Adana, İstanbul vb. festivaller gibi geniş ve kapsamlı bir olanağı yok ama özellikle vizyon şansı bulamayan, ya da az sayıdaki salonlarda gösterilen, her şehre ulaşamayan bağımsız kısa ve uzun metraj yapımları, belgeselleri Kayseri halkı ve üniversite öğrencilerine ücretsiz bir şekilde sunması oldukça değerli. Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular, sinema yazarları Kayseri’deki üniversite öğrencileriyle faydalı bir iletişim ağı oluşturdu. Bana kalırsa en büyük kazanım da filmleri öğrencilerle birlikte izlenmesi ve sonrasında filmler hakkında konuşulmasıydı.

Her şey yolunda giderken festivalde bir motivasyon kaybının yaşandığına şahit olduğum olay, Aidiyet filminin yönetmeni Burak Çevik’in Twitter üzerinden paylaştığı bir bilgilendirme metniyle başladı.

Daha sonra Siyad üyesi Bülent Vardar, Twitter hesabı üzerinden “7. Kayseri Film Festivali SİYAD Jüri Üyeleri Burçak Evren ve Fırat Sayıcı’yla birlikte Aidiyet filminin yönetmeni Burak Çevik’in twitinin ve açıklamasının Festival Tüzüğü 7. Maddesine aykırı bir açıklama içerdiğini kamuoyuna duyururuz.” açıklamasında bulundu. Burak Çevik cevap olarak: “Açıklamanız çok talihsiz. Aidiyet’in linkini vermediğimiz için (filmin gösterim kopyası olan DCP festivale gönderilmiştir) festival yönetimi tarafında çıkarılmasına onay verdiğinizi anlamış oluyorum. Bu konuda Siyad’ın ve diğer eleştirmenlerin ne diyeceğini merakla bekliyorum.” dedi.

Akabinde Kayseri Film Festivali’nden bir açıklama metni paylaşıldı:

Daha sonra Siyad resmi hesabından bir duyuru yaparak: “Kayseri Film Festivali SİYAD jürisi, SİYAD Yönetim Kurulu tarafından feshedilmiştir.” açıklamasında bulundu.

Aidiyet’ten sonra Görülmüştür filminden de bir açıklama geldi:

Her şey özetle bu doğrultuda yaşandı ve Siyad’ın onursal üyelerinden Burçak Evren dün istifa ettiğini söyledi. Burçak Evren festival töreninde “bu butik festivale öfkenizle, kavganızla gelin, gelin ki konuşalım, birbirimizi anlamaya çalışalım, filmlerinizi Kayserililer, öğrenciler izlesin…” minvalinde bir konuşma yapmıştı. Bana göre çok değerli bir konuşmaydı. Bütünleştirici, kapsayıcı bir dili vardı. Burçak hocayı en çok üzen durum, bu yaratılan linç kampanyasıydı. Anlamadan dinlemeden ortaya atılan düşmanca tavırlardı. Küçük, kendi hâlinde ama gelişmeye de açık bir film festivali  iletişim krizinin yaşanması sebebiyle bir günah keçisi haline dönüştü ve meyve veren ağaç taşlanırcasına sosyal medyada karalanmaya başlandı.

Ben de festival süresince yeni tanıdığım Kayseri Film Festivali direktörü Kadir Turna ile görüşerek, ondan, tüm olup biteni detaylı bir şekilde anlatmasını rica ettim. Lafı daha fazla uzatmadan söylediklerini aynen iletiyorum:

“Burak Çevik’i festival ekibimizdeki konu ile alakalı arkadaşlar aradı. Filmini flash ya da link aracılığı ile jürinin değerlendirmesine izin vermeyeceğini söylemiş… Ardından sevgili İpek Tuzcuoğlu tüm samimiyetiyle arayıp konuşmak istediğini söyleyince seve seve razı oldum bu duruma. Diğer gün İpek Hanım, Burak Çevik ile konuştum, arasınlar link için şifreyi veririz demiş. Vermiş olduğu bu söze istinaden diğer gün defalarca aradık Burak Çevik’i ama hiçbir şekilde ulaşamadık kendisine. Ardından kendisine ulaşılmış ve link üzerinden izletmeyeceğini söyleyerek sözünden caymıştır. Ardından ben aradım. Durumu izah ettim. Yani bu seneki süreci, yaşadığımız sıkıntıları başından sonuna kadar paylaştım kendisiyle. Filminiz DCP aracılığıyla sinema salonunda seyirciyle buluşacak fakat yaşadığımız sorunlar yüzünden jüriye teknik yeterliliğin olduğu bir salonda, flash disk ya da link üzerinden izletiyoruz. DCP aracılığı ile izletmeyi çok isterdik ama ertelemeden sonra sinema salonlarındaki astronomik rakamlardaki azalmadan dolayı durum ne yazık ki böyle dedim. Kendisi bana Kadir Bey sizi çok iyi anlıyorum ama ben bu durumu kabul etmiyorum. Ben filmimi jüriye DCP üzerinden sinema salonunda izletmek istiyorum dedi. Kendisine de hak verdiğimi fakat 8 filmin aynı şartlarda, belirlediğimiz bir salonda projeksiyon ile ana jüri ve Siyad jürisi tarafından toplu olarak izlendiğini, size böyle bir ayrıcalık yapamayacağımızı söyledim. Bu durumda doğal olarak jürinin filmi değerlendirmeyeceğini belirttim. Kendisi de yarışmadan çekileceğini, ama Kayseri’ye geleceğini ve DCP aracılığıyla sinema salonunda yapılacak olan gösterime katılıp seve seve seyirci ile buluşacağını söyledi. Ben de bu kararına saygı duyduğumu ve durumu jüri ile paylaşıp geri döneceğimi dile getirdim. Ardından 7-8 dakika anca olmuştur tekrardan aradı ve yapımcılarımla konuştum, ben Kayseri’ye de gelmeyeceğim, filmimin de gösterilmesini istemiyorum, seyirciyle de buluşmayacağım dedi. Hiç anlam veremediğim bir davranıştı bu. O an ilk düşüncem sanırım biri benimle dalga geçiyor oldu. Çünkü 2 defa üstüste verdiği sözden caymış oldu Burak Çevik. Ben hep iyi niyetle yaklaşıp ortak bir dilde buluşmak için çabalarken, karşı taraftan asla böyle bir tutum görmedim. Ayrıca bu durumu ben istiyor ya da bu kararı ben almışım gibi benden bir yazı beklediğini söyledi ve ardından Whatsapp’tan “yapımcım gerekçeyi bekliyor” yazarak mail adresini paylaştı. Burçak Evren ile konuşarak durumu izah ettim ve Burçak Hocam, bu durumda jüri izleyemeyeceği için değerlendirme yapması imkansız, git durumu jüri ile de paylaş dedi. Apar topar jürinin yanına gittim ve durumu kendileri ile paylaştım. Burak Çevik ile konuştuğumu, kendisinin flash ya da link aracılığı ile izletmeye razı olmadığını ve hatta 7 – 8 dakikada karar değiştirerek gelmeyip filmin de DCP aracılığıyla seyirciye olan gösterimine izin vermediğini dile getirdim. Değerli jürimiz ile durumu bir süre istişare ettikten sonra Burak Çevik’i aradım ve istediğiniz şartlarda filmi jüriye izletme şansımızın olmadığını, diğer 8 filme haksızlık olacağını ve bu durumda filmin jüri tarafından değerlendirilmesinin imkansız olduğunu dile getirdim ve kendisi bana “yani bu durumda filmi diskalifiye mi ediyorsunuz” diye sordu. Bir an şoke oldum. Ağzımdan çıkmayan bir kelime ile karşılaştım ve kendisine diskalifiye söz konusu değil. Diğer filmlere haksızlık yapamayız. Flash ya da link harici filmi jüriye gösteremeyiz, bu durumu da kabul etmeyenin kendisi olduğunu söyledim. Ama kendisi defalarca filmi diskalifiye ediyorsunuz yani dedi ve hiçbir zaman benim ağzımdan böyle bir kelime çıkmadığını dile getirdim. Ardından tekrardan durum ile alakalı gerekçeyi mail olarak istediğini söyledi. Kendisi şartnameye imza atarak her şeyi kabul ettiği halde, şartlarımıza uymuyor ve kendisi çekilmeyi talep ettiği halde bunu biz istiyormuşuz gibi benden yazılı bir gerekçe istiyordu. Ben kendisine asla yanlış bir dil kullanmadım. Hep iyi niyetle yaklaştım ve şartname ile alakalı bir şey bile söylemedim, birbirimizi incitmemek adına. Ardından bir yazı paylaştım mail yolu ile. Verdiği cevapta, açıklamam için teşekkür ettiğini ama telefonda konuştuğumuz şekilde filmi programdan çıkardığımı yazmamı söyledi. Halbuki imza attığı şartnamemizi iki farklı şekilde ihlal eden kendisi. Hem jüriye izletmiyor hem de gelmeyerek filmi seyirciye izletmek istemiyor ama hep bir şekilde suçu bana atmaya çalışıyordu. Ama ben hep ortak yolu bulmak adına, her mailimde ve konuşmamda aynı gerçeğin üzerinde durarak, filminin DCP aracılığı ile seyirci ile buluşacağını fakat jürinin de değerlendirebilmesi için flash ya da link şifresine ihtiyacımız olduğunu dile getirdim. İletişimcisi aradı beni. Sanki kendisi ile telefonda konuşmuşum gibi, telefonda konuştuğunuz gibi bir yazılı gerekçe bekliyoruz dedi. Ben de telefonda sizinle konuşmadım, ben ne dediysem onu yazıyorum zaten dedim ve kapattık. Ardından bir daha aradı ve telefonda konuştuğunuz gibi diskalifiye ettiğinizi söylemezseniz işlerin daha kötüye gideceğini söyledi. Bunun tehdit olmadığını düşünmek istedim ve yine iyimserlik sergileyerek o an önemli bir ortamda olduğumu ama son bir mail göndereceğimi söyledim. Tam 10 saattir iyi niyet sergileyerek orta yolu bulmak için elimden geleni yaptığıma onlarca insan şahittir. Ardından telefonu kapatır kapatmaz Burak Çevik’ten: “Filmimiz Aidiyet’in tarafınızdan yarışma ve gösterimden çıkarıldığına dair açıklama bekliyorum” diye bir mail daha geldi. 33 yaşındayım, hayatımda böyle mobing yemedim. Ardından son bir mail gönderdim kendisine: “Değerli film sahibi, filminizi belirlediğimiz salonda toplu halde izleyecek olan jüri üyelerine flaş ya da link gösterimi ile izlenmesine izin vermediğiniz için, mecbur olarak ve diğer filmlere haksızlık olmaması adına, filminizi değerlendirmeye alamamaktayız. Zaten kendiniz, filminizin bu şartlar altında jüri tarafından izlenip değerlendirilmesini istemediğiniz için, bu kararı hoşgörü ile karşılayacağınızı umuyor, üzgün olduğumuzu belirterek sevgilerimizi sunuyoruz…” ve bu mail’im üzerine o asılsız paylaşımda bulundular ne yazık ki. Ayrıca kendileri ıslak imzalı gönderdikleri şartnamemizi hiç mi okumamışlar? Sözde kıymet verdikleri seyirciyi mağduriyetleri, festivali itibarsızlaştırma çabaları da cabası. Asla diskalifiye ve çıkartılma söz konusu değildir. Tamamıyla kendi istekleri üzerine durum böyle sonuçlanmıştır. Elimizde ıslak imzalı şartnameleri de mevcuttur. Açıklamalarında saygıdan bahseden Burak Çevik, festivalimize, çok kıymetli jürimize, diğer film sahiplerine ve Kayseri seyircisine saygı göstermemiştir. Filme bilet almış olan seyirciden de özür dilemiştir. Fakat biz 7 yıldır hiçbir filme, hiçbir etkinliğe bilet satmamış ve 7 yıldır festival içerisinde tüm film gösterimleri dahil gerçekleşen tüm etkinlikleri Kayseri halkına ücretsiz olarak yapmışızdır. Herkesi vicdanı ile başbaşa bırakıyor, haklı olduğumuzu bilen, bilmese de öğrenmek için arayan, soran, dinleyen, yanımızda duran ve festivale sahip çıkan herkese şükranlarımı sunuyorum. Anlamadan dinlemeden bu yanlışlığa ortak olan herkesi de, eğer gerçekleştirebilirsek şimdiden 8. Kayseri Film Festivali’ne davet ediyorum… Ne olursa olsun her zaman kazanan Türk Sineması olacak.”

Türkiye’de gerçekleşen bir film festivali daha sona erdi. Krizin başlamasına sebep olan “jürilerin filmleri sinema salonlarında izlemeli” olayına katıldığımı fakat küçük festivallerin bütçe yetersizliği ve olanak imkanlarının sınırlı olması sebebiyle anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ne olursa olsun filmler seyirciler için yapılır ve filmlerin seyircilere ulaşabilmesi için ortak bir iletişim paydasında buluşmaya ihtiyaç vardır. Umut ediyorum, bu yaşananlar gelecekteki film festivallerinde yaşanmaz, herkes ortak bir akılda toplanır ve jüriler filmleri sinema salonlarında izlerler. Yönetmen ve yapımcılar da bu imkanları sağlayamayan anadolu festivallerimizi anlayışla karşılar ve filmlerini o şehirdeki halkla tanıştırırlar. Bunun için kimseleri mağdur etmeden, el birliğiyle bir ön hazırlık süreci şart gibi. Hepimizin Burçak Evren’in de dediği gibi konuşmaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacı var.

Tags from the story
Diğer yazıları Güney Birtek

7. Boğaziçi Film Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu!

“18 Ekim’de başlayacak ve 25 Ekim’e kadar devam edecek olan 7. Boğaziçi...
Devamı

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir