Connect with us

35. İstanbul Film Festivali

35. İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından on ikinci kez Akbank’ın desteğiyle düzenlenen 35. İstanbul Film Festivalinin ödülleri, 15 Nisan Cuma gecesi Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan törenle sahiplerini buldu.

Cem Davran’ın sunuculuğunu üstlendiği 35. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni’nde İstanbul Film Festivali’nin bu yılki Sinema Onur Ödülleri’nin yanı sıra festivaldeki yarışmaların kazananları açıklandı. 7 Nisan’da başlayan 35. İstanbul Film Festivali gösterimleri 17 Nisan’da sona eriyor.

Festivalin Sinema Onur Ödülleri

İstanbul Film Festivali tarafından her yıl sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri’ne bu yıl beş değerli sanatçı layık görüldü. Festivalin ilk Onur Ödülü, tiyatro sahnelerinde çok erken yaşta başladığı oyunculuğu sinema, radyo ve televizyonda sürdüren, 60 yılı aşan kariyerinde Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik gibi Yeşilçam’ın en sevilen yıldızlarının sesi olarak hafızalarda yer edinen seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm’e verildi. Ödülü Hülya Koçyiğit takdim etti.

60 yılı aşan kariyerinde sayısız yönetmene destek veren, Vurun Kahpeye’den Gelin, Düğün, Diyet ve Vesikalı Yarim’e sinemamızın en önemli klasiklerine yapımcı olarak imza atan, ülkemizin en eski ve değerli yapımcılarından Şeraffettin Gür’e ödülünü Fatoş Güney verdi.

Yeşilçam’ın en parlak döneminde komediden drama birçok farklı türde üstlendiği rollerle halkın büyük ilgisini ve sevgisini kazanan, senaryoların kötücül kadınlarından izlemeye doyamadığımız karakterler yaratan, sinemamızın güçlü, kararlı, vamp kadını Suzan Avcı, festivalin diğer Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Suzan Avcı ödülünü Murathan Mungan’dan aldı.

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, imza attığı 200’e yakın filmiyle Yeşilçam’ın en üretken sinemacılarından Ülkü Erakalın festivalin bir diğer Onur Ödülü’nü alacaktı. 1950’li yılların sonunda başladığı uzun yönetmenlik kariyerinde en sevilen melodramlardan komedilere sayısız filme imza atan, hem birlikte çalıştığı sanatçılar hem de geniş izleyici kitleleri tarafından büyük bir sevgi ve saygıyla kucaklanan Ülkü Erakalın’ın ödülü, oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi. Murat Erakalın, ödülü Türkan Şoray’dan aldı.

Festivalin son Onur Ödülü, komedi ile dram arasındaki çizgiyi belirsizleştiren, seyircinin derin bir bağla özdeşleştiği karakterlere hayat veren, sinemadaki başarısını Perihan Abla gibi güçlü karakterlerle televizyon ekranında da sürdüren, izleyene mutluluk veren, yumuşak, sıcacık ifadesiyle müthiş performanslar sergileyen Perran Kutman’a verildi. Perran Kutman’a ödülünü Türker İnanoğlu verdi.

Türker İnanoğlu’na Özel Ödül

Festivalin bu yılki sürprizlerinden biri de meslek hayatının 60. yılında sinemamıza katkılarından dolayı Türker İnanoğlu’na verdiği özel ödül oldu. İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan, Perran Kutman’la birlikte Türker İnanoğlu’na teşekkür plaketini takdim etti. Yönettiği 80’e yakın film, 1960’ta kurduğu Erler Film’de yapımcılığını üstlendiği çok sayıda TV ve sinema filminin yanı sıra kurduğu Sinema Müzesi’yle Türkiye’de sinemacılığın en önemli isimlerinden biri olan Türker İnanoğlu’na 1999 yılında festivalin Sinema Onur Ödülü verilmişti.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülleri

Başkanlığını Oscar ödüllü Ida filminin yapımcısı Ewa Puszczyńska’nın üstlendiği Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nde oyuncular Melisa Sözen ve Lior Ashkenazy ile video sanatçısı Ali Kazma yer aldı.

İKSV eski yönetim kurulu başkanı ve İstanbul Film Festivali kurucularından Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Altın Lale Uluslararası Ödülü için bu yıl 14 ülkeden 15 film yarıştı. Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25 bin Avroluk para ödülüyle desteklenen ödülün 10 bin Avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10 bin Avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5 bin Avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine veriliyor.

Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne bu yıl, Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın Bin Başlı Canavar adlı filmi layık görüldü. Jüri Başkanı Ewa Puszczyńska ile jüri üyesi Ali Kazma’nın açıkladığı ödülü, yönetmen Rodrido Plá’ya Eczacıbaşı Holding Kamu ve Kurumsal İlişkiler CEO Danışmanı Devrim Çubukçu takdim etti.

Jüri üyeleri Melisa Sözen ve Lior Ashkenazy’nin açıkladığı Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü İngiliz yönetmen Brady Corbet’in Bir Liderin Çocukluğu adlı filmi kazandı. Ödülü filmin Türkiye dağıtımcısı Movieturk’ten Emel Emniyetli aldı.

Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri

Ulusal Yarışma’da Altın Lale Ödülü için bu yıl yapımı 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı. Bu yıl yarışmadaki 4 filmin dünya, 3 filmin ise Türkiye prömiyeri Festival kapsamında yapıldı. Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını bu yıl Türkiye sinemasının en önemli kadın oyuncularından Müjde Ar üstlendi. Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi’nin diğer üyeleri oyuncu Tansu Biçer, yazar ve yönetmen Ben Hopkins, oyuncu ve yönetmen Niki Karimi, yazar Murat Uyurkulak ve dağıtımcı Torsten Frehse.

Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne, Ahu Öztürk’ün Toz Bezi adlı filmi layık görüldü. Ahu Öztürk ödülünü Jüri Başkanı Müjde Ar’dan aldı. Ulusal Yarışma Altın Lale En İyi Film Ödülü, 150 bin TL para ödülü ile destekleniyor.

En İyi Yönetmen dalında Altın Lale, Kalandar Soğuğu filmiyle Mustafa Kara’ya verildi. Kara’ya ödülünü Onur Ünlü takdim etti. Ulusal Yarışma Altın Lale En İyi Yönetmen ödülü 50 bin TL tutarındaki para ödülüyle destekleniyor.

Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne Barış Kaya ve Soner Caner’in Rauf adlı filmi layık görüldü. Jüri Özel Ödülü festivalin 29 yıldır Türkiye Sineması tema sponsoru Anadolu Efes tarafından verilen 60 bin TL tutarındaki para ödülüyle destekleniyor. Jüri üyesi Ben Hopkins’in açıkladığı ödülü, filmin yönetmenlerine, Anadolu Efes Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Simge Balaban takdim etti.

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Toz Bezi filmindeki rolüyle Asiye Dinçsoy’un oldu. Oyuncuya ödülünü jüri üyesi Tansu Biçer verdi. En İyi Kadın Oyuncu ödülü 10 bin TL tutarındaki para ödülü ile destekleniyor.

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle Haydar Şişman kazandı. Haydar Şişman ödülünü, jüri üyesi Niki Karimi’den aldı. En İyi Erkek Oyuncu ödülü 10 bin TL tutarındaki para ödülü ile destekleniyor.

En İyi Senaryo Ödülü’nü Toz Bezi filmiyle Ahu Öztürk kazandı. Ödülü jüri üyesi Murat Uyurkulak verdi.

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü, Kalandar Soğuğu filmiyle Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin kazandı. Ödülü jüri üyesi Torsten Frehse verdi.

En İyi Kurgu Ödülü’nü Kalandar Soğuğu filmiyle Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga kazandı. Ödülü Çiçek Kahraman takdim etti.

En İyi Özgün Müzik Ödülü Tarla filmiyle Doğan Duru’ya verildi. Ödülü Mabel Matiz takdim etti.

ff2016_poster_50x70_emirUlusal Kısa Film Yarışması

İstanbul Film Festivali 35. yaşında, kısa film yapımını özendirmek, bu alanda gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri izleyiciye buluşturmak amacıyla bu yıl Ulusal Kısa Film Yarışması’nı başlattı. Cannes Film Festivali “Short Film Corner” Yöneticisi Alice Kharoubi, yönetmen Fatih Kızılgök ve sinema yazarı Serdar Kökçeoğlu’nun ön seçici kurulunda yer aldığı yarışmanın jürisinde yönetmen Can Evrenol, oyuncu Hazal Kaya ve Uluslararası Kısa Film Festivali DokuFest direktörü Nita Deda yer aldı. Türkiye Sineması Tema Sponsoru Anadolu Efes, ödülü 5.000 TL’lik para ödülüyle de destekliyor.

En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in Salı adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi. Barış Sarhan’ın Cemil Şov adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması

Türkiye’de belgesel üretimine uzun yıllardır ilgi gösteren İstanbul Film Festivali, belgesel sinemayı ve sinemacıları desteklemek amacıyla bu yıl Ulusal Belgesel Yarışması düzenleyerek bu başlık atında bir ödül vermeye başladı. Ulusal Belgesel Yarışması’nda verilecek En İyi Belgesel Ödülü, 10 bin TL tutarında bir para ödülüyle destekleniyor. Ulusal Belgesel Yarışması’nda 7’si dünya 3’ü Türkiye prömiyeri olmak üzere toplam 10 film yarıştı.

İstanbul Film Festivali’nin belgesel sinemayı ve belgeselcileri desteklemek amacıyla düzenlediği Ulusal Belgesel Yarışması jürisinde belgesel sinemacı yönetmenler Emel Çelebi, Güliz Sağlam ve Carlos Hagerman yer aldı.

Jüri üyeleri Gülriz Sağlam ve Carlos Hagerman’ın açıkladığı En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği Hazır Ol! filmine verildi. Ayşe Polat’ın yönettiği Ötekiler filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü

İstanbul Film Festivali, 2013 yılından bu yana, erken yaşta hayatını kaybeden yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman adına bir ödül veriyor. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde senarist, yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun, oyuncu Ahmet Rıfat Şungar, dağıtımcı Ioanna Stais yer aldı.

Festivalin Türkiye Sineması bölümünde gösterilen Türkiye yapımı 13 ilk filmin aday olduğu ödülü kazanan filmi jüri üyesi Ahmet Rıfat Şungar açıkladı.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan Çırak filminin yönetmeni Emre Konuk, CMYLMZ Fikirsanat aracılığıyla 30 bin TL para ödülünün de sahibi oldu. Ödülünü Can Yılmaz takdim etti.

AUDENTIA Ödülü

Avrupa Konseyi ortak yapım fonu Eurimages, kadın yönetmenlerin yapıtlarının görünürlüğünü artırmak ve başka kadınları da bu yolda ilerlemek konusunda cesaretlendirmek üzere bir kadın yönetmene sonraki projesinde kullanılmak üzere 30.000 Avro değerinde bir ödül vermeye karar verdi. Dünyada ilk kez 35. İstanbul Film Festivali kapsamında verilmeye başlanan AUDENTIA Ödülü için bu yıl programda yer alan 15 kadın yönetmenin filmi değerlendirildi.

Sinema sektöründeki kadın-erkek eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla verilen AUDENTIA Ödülü jürisinde yönetmen Yeşim Ustaoğlu, yönetmen Angelos Frantzis ve Eurimages temsilcisi Sanja Ravlic yer aldı.

Jüri üyeleri Sanja Ravlic ile Yeşim Ustaoğlu’nun açıkladığı AUDENTIA Ödülü’ne, festivalde Sinemada İnsan Hakları bölümünde gösterilen Sihirli Dağ filminin yönetmeni Anca Damian layık görüldü.

FACE Avrupa Konseyi Sinema Ödülü

10 yıldır dünyada sadece İstanbul Festivali’nde verilen FACE Avrupa Konseyi Sinema Ödülü bu yıl da festivalin Sinemada İnsan Hakları bölümünde gösterilen filmlerden birine verildi. FACE Ödülü, Avrupa Konseyi ve Eurimages fonunun da ortak destek olduğu 10 bin Avro para ödülü ile destekleniyor.

FACE Jürisi’nde oyuncu ve yazar Ercan Kesal, Eurimages İdari Yönetici Yardımcısı Isabel Castro, Avrupa Konseyi Sözcüsü ve Basın Danışmanı Can Fişek ile yönetmen Jakob Brossmann yer aldı. Törende, kamuoyunda insan hakları konusunda duyarlılık ve bilinç yaratmayı hedefleyen bu ödülle ilgili Can Fişek’in kısa konuşmasından ardından kazananlara ödüllerini jüri üyesi Ercan Kesal verdi.

FACE Avrupa Konseyi Sinema Ödülü’nü İtalyan yönetmen Jonas Carpignano’nun yönetmenliğini üstlendiği Akdeniz kazandı. Kolombiyalı yönetmen Ciro Guerra’nın Yılanın Kucağında adlı filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

FIPRESCI Uluslararası, Ulusal ve Ulusal Kısa Film Yarışma Ödülleri

Her yıl İstanbul Film Festivali’nin uluslararası ve ulusal yarışmaları kapsamında iki ödül veren Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI bu yıldan itibaren Ulusal Kısa Film Yarışması’ndan da bir filme ödül vermeye başladı.

FIPRESCI Ödülleri Altın Lale Uluslararası Yarışma’da Aslı Özge’nin yönettiği Ansızın, Altın Lale Ulusal Yarışma’da Senem Tüzen’in yönettiği Ana Yurdu ve Ulusal Kısa Film Yarışması’nda da Levent Türkan’ın yönettiği Jamais Vu filmleri kazandı. Ödülleri FIPRESCI jürisi başkanı Chris Fujiwara ile jüri üyesi Senem Erdine açıkladı.

Başkanlığını ABD’den Chris Fujiwara’ın üstlendiği FIPRESCI Jürisi’nde Finlandiya’dan Harri Römpötti, İtalya’dan Patrizia Pistagnesi, Slovakya’dan Viera Langerova ve Türkiye’den Senem Erdine ve Ali Deniz Şensöz görev aldı.

Cineuropa.org Ödülü

Sanatsal açıdan değeri tartışmasız olan, bunun yanı sıra karşılıklı iletişimi destekleyen ve birleştirici özellik taşıyan filmlere verilen Cineuropa.org Ödülü’nü bu yıl Türkiye Sineması Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan Ahu Öztürk’ün yönettiği Toz Bezi filmi kazandı.

Organizasyonunda Bluechip Creative Events’in destek verdiği 35. İstanbul Film Festivali ödül töreninin ardından konuklar, festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale Ödülü’nü kazanan, Rodrigo Plá’nın Bin Başlı Canavar adlı filmini izlediler.

Okumaya Devam Edin

35. İstanbul Film Festivali

36. İstanbul Film Festivali Basın Toplantısının Ardından

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Bu yıl 5-15 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 36. İstanbul Film Festivali’nin programı ve festival boyunca hangi etkinliklerin yapılacağına dair basın toplantısı dün The Marmara Hotel Taksim’de yapıldı. Size bu yazımızda Sinematopya olarak katıldığımız bu toplantıdan ayrıntıları aktaracağız.

İstanbul Film Festivali’nin bu seneki programı oldukça zengin ve dolu: 186 uzun metrajlı ve 17 kısa filmden oluşan festival, 11 gün boyunca sinemaseverlere 21 bölümde 61 ülkeden 207 yönetmenin toplamda 203 filminin gösterimlerini sunacak. Zengin içerikli bu film programların yanı sıra festival, konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetlerle, konserlerle ve özel etkinliklerle 11 gün boyunca sinema dolu günler yaşatacak.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, “36. İstanbul Film Festivali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 2017’de düzenleyeceği ilk festival olacak. Özenle kurgulanmış bölümleri ve zengin programıyla festival bir kez daha izleyicilerine hem uluslararası arenadan hem de Türkiye’den en yeni, en özgün, en nitelikli sinema yapıtlarını keşfetme fırsatı sunacak. Yine bu yıl ‘Köprüde Buluşmalar’ platformu kapsamındaki atölye çalışmaları ve ödüllerle de Türkiye’de film endüstrisinin gelişimine katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Bu yıl festivaldeki önemli bir yeniliğimiz de öğrencilere hafta içi gündüz seanslarında yararlanabilecekleri 1 TL’lik öğrenci biletleri sunmamız. Bu şekilde öğrencilerin festivale erişimlerini artırmayı hedefliyor ve tüm öğrencileri festivale bekliyoruz. Bu yıl festivalde öğrencilere böyle bir imkân sunmamıza katkıda bulunan hamilere, festivalde sunduğumuz ödülleri maddi katkılarıyla destekleyen kurumlara, tüm sponsorlarımıza, değerli işbirlikleriyle bize destek veren uluslararası kültür kurumlarına ve bu yıl festivale katkıları önemli ölçüde artan başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurumlarına büyük teşekkür borçluyuz” dedi.

Festival programı ve etkinlikleriyle ilgili ayrıntılı bilgileri aktaran İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan, Altın Lale Uluslararası Yarışma, Altın Lale Ulusal Yarışma, FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Film Yarışması’nda yer alacak filmleri açıkladı. Toplantıda daha sonra söz alan Köprüde Buluşmalar Yöneticisi Gülin Üstün ise festival kapsamında bu yıl 12. kez Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristlerle, uluslararası sinema profesyonellerini bir araya getirecek Köprüde Buluşmalarla ilgili detayları aktardı.

FESTİVAL FİLMLERİ HANGİ SALONLARDA İZLENECEK?
İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas Sineması, Beyoğlu Sineması, Pera Müzesi ve İtalyan Kültür Merkezi, Nişantaşı’nda Cinemaximum City’s (iki salon), Levent’te Cinemaximum Kanyon ve Kadıköy’de Rexx Sineması (iki salon) olmak üzere 9 salonda yapılacak.

Festival gösterimleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30’da yapılacak. Festivalin gece yarısı gösterimleri, 7 ve 8 Nisan’da yine 24.00’da yapılacak. Ayrıca 11 ve 12 Nisan’da 19.00 ve 21.30 seansları Zorlu Center Cinemaximum’da gerçekleştirilecek. Festivalin bu yıl öğrencilere de bir hediyesi var. Festivalde bu yıl, hamilerin desteğiyle, hafta içi 11.00, 13.30 ve 16.00 seanslarındaki öğrenci biletleri 1 TL üzerinden satışa sunulacak.

İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri

İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri bu yıl Yeşilçam’ın en üretken senaristlerinden Barış Pirhasan, doğal ve incelikli oyunculuğuyla izleyenlerde unutulmaz yüzlerinden Selma Güneri, değerli sinema ve tiyatro oyuncusu Macit Koper, Yeşilçam’ın altın döneminden günümüze uzanan, filmografisiyle sinemamızın görsel diline önemli bir katkısı olan usta görüntü yönetmeni Çetin Tunca’ya takdim edilecek. Ödüller 4 Nisan Salı akşamı TİM Maslak Show Center’da yapılacak 36. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde verilecek. Festivalin “Sinema Emek Ödülü” ise Kasım 2016’da kaybettiğimiz, değerli eğitmen ve sinefil Mithat Alam’a verildi. Sinema tutkusunu paylaşmak ve yeni kuşaklara aktarmak adına kurduğu Mithat Alam Film Merkezi’yle ülkemizin kültür ortamına benzersiz katkılarından dolayı, Mithat Alam, festivalin “Sinema Emek Ödülü”ne layık görüldü.

Sahne ve Sinemanın Usta Oyuncusu Ian McKellen, İstanbul Film Festivali’nin Onur Konuğu

Richard III, Gods and Monsters, Yüzüklerin Efendisi serisi ve X-Men filmlerindeki rolleri ile akıllara kazınan, sinemanın en sevilen oyuncularından Sir Ian McKellen İstanbul Film Festivali’nin Onur Ödülü’nü almak üzere, British Council işbirliğiyle festivalin konuğu olacak. 4 Nisan Salı akşamı düzenlenecek Açılış Töreni’nde ödülünü alacak olan Ian McKellen İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek olan Richard III’ün Beyoğlu Atlas ve Kadıköy’de Rexx’teki gösterimlerine da katılarak sinemaseverlerle buluşacak. McKellen, 7 Nisan Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’ndeki festival sohbetinde de hayranlarıyla bir araya gelecek. 1990 yılında İngiltere’de “Sir” unvanıyla onurlandırılan, 1991 ılında tiyatroya yaptığı katkılardan ötürü şövalye ilan edilen Sir Ian McKellen, altı Laurence Oliver Ödülü, bir Tony Ödülü, Altın Küre Ödülleri, SAG Ödülleri, BIF Ödülleri, iki kez Satürn Ödülü, dört kez Drama Desk Ödülü ve iki kez Eleştirmenlerin Seçimi Film Ödülü gibi pek çok ödüle layık görüldü, iki kez Oscar’a aday gösterildi. Ian McKellen, sadece sinemadaki başarısıyla değil aynı zamanda oynadığı birçok tiyatro oyunundaki performanslarıyla, özellikle de başarılı Shakespeare yorumlarıyla öne çıkan bir usta. McKellen bugüne kadar 108 filmin oyunculuğunu, iki filmin senaristliğini ve bir filmin de prodüksiyonunu üstlendi. British Council’ın FiveFilms4Freedom Elçisi olan Ian McKellen, LGBTQ hakları konusundaki aktivizmiyle de tanınıyor. Ian McKellen’ın başrollerini Patrick Stewart ile paylaştığı Harold Pinter’ın yazdığı Sean Mathias’ın yönettiği No Man’s Land adlı oyunu da National Theatre Live işbirliği ile Oyun Salonu kapsamında 3,10, 11,17, 24 ve 25 Nisan’da Salon İKSV ekranlardan tiyatroseverlerle buluşacak. Festivalde Yarışma Heyecanı! 36. İstanbul Film Festivali’nde yarışma heyecanı 8 Nisan’da başlayacak. Uluslararası ve Ulusal Altın Lale, FACE Sinemada İnsan Hakları, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Film yarışmalarında ödül kazanan filmler, 14 Nisan Cuma düzenlenecek 36. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni’nde açıklanacak.

ALTIN LALE ULUSLARARASI YARIŞMA

İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sinemaya yeni bakışlar temasını izleyen filmler yarışıyor. 36. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma bölümünde 11 ülkeden 13 film yer alıyor. İKSV’nin eski yönetim kurulu başkanı ve İstanbul Film Festivali’nin kurucularından Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Altın Lale Ödülü, bu yıl da Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek. Reha Erdem başkanlığındaki Uluslararası Altın Lale jürisinde yönetmen Syllas Tzoumerkas, senarist ve yapımcı Katayoon Shahabi, sinema yazarı Boyd Van Hoeij ve yönetmen Gabe Klinger yer alıyor.

Altın Lale Ulusal Yarışma Bölümünde yer alan filmler;

• Taş / Orhan Eskiköy
• İşe Yarar Bir Şey / Pelin Esmer
• Mahalle / Buğra Gülsoy, Serhat Teoman
• Bütün Saadetler Mümkündür / Selman Kılıçaslan
• Zer / Kazım Öz
• Kaygı / Ceylan Özgün Özçelik
• Mavi Sessizlik / Bülent Öztürk
• Sarı Sıcak / Fikret Reyhan
• Murtaza / Özgür Sevimli
• Martı / Erkan Tunç
• Tereddüt / Yeşim Ustaoğlu
• Kırık Kalpler Bankası / Onur Ünlü

ULUSAL BELGESEL YARIŞMASI

İstanbul Film Festivali’nin belgesel sinemayı ve belgeselcileri desteklemek amacıyla düzenlediği Ulusal Belgesel Yarışması’nda 10.000 TL değerinde En İyi Belgesel Ödülü verilecek. Ulusal Belgesel Yarışma Jürisi’nde yönetmenler Federica Di Giacomo, Ayşe Polat, Lusin Dink yer alıyor. Gösterilecek belgesellerden 8 film Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapacak Ulusal Belgesel yarışmasında yer alan filmler:

• Mana Mou İstanbul / Nihan Arısoy
• Son Yaprak / Handan Erdil
• Yeşil Kırmızı / Ersin Kana
• Aşk Bitti / Mert Kaya
• Sessizliğin Kardeşleri / Taylan Mintaş
• Derdo Ana ve Ceviz Ağacı / Serdar Önal
• Üçüncü Bölgeden Hücum Varyasyonları / Sedat Şahin, Murat Adıyaman
• Ah / Mustafa Ünlü
• Blue / Mehmet Sertan

ULUSAL KISA FİLM YARIŞMASI

İstanbul Film Festivali tarafından kısa film yapımını özendirmek, bu alanda gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri izleyiciye buluşturmak amacıyla gerçekleştirilen Ulusal Kısa Film Yarışması bu yıl ikinci kez düzenleniyor.

İstanbul Film Festivali‘nin kısa film yapımını özendirmek, bu alanda gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri izleyiciye buluşturmak amacıyla başlattığı Ulusal Kısa Film Yarışması’nda bu yıl 11 film yer alıyor. Yarışmanın jürisinde yönetmenler Vincent Dieutre, Gürcan Keltek, Ziya Demirel yer alıyor. Jüri tarafından seçilecek En İyi Kısa Film 5.000 TL ile ödüllendirilecek. Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) jürisi de yarışmadaki bir filme ödül verecek.
Ulusal Kısa Film Yarışmasında yer alan filmler:

• Hinterlant / Sinan Kesova
• Rodi / Gözde Yetişkin, Emre Sert
• Siyah Çember / Hasan Can Dağlı
• Evbark / Pınar Öğünç
• Beyazperdeden Yeşil Sahaya / Özgür Demirci
• İki Parça / Murat Uğurlu
• Devrialem / Dilek Aydın
• Nebile Hanımın Solucandeliği / Pınar Yorgancıoğlu
• Zelal / Filiz Işık Bulut
• Kot Farkı / Ayris Alptekin
• Tavşan Kanı / Yağmur Altan

SEYFİ TEOMAN EN İYİ İLK FİLM ÖDÜLÜ

2012 yılında kaybettiğimiz yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman anısına verilen Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine sonraki çalışmalarını teşvik etmek üzere CMYLMZ Fikirsanat aracılığıyla 30.000 TL ödül verilecek.

Festivalin Türkiye Sineması (Altın Lale Ulusal Yarışma, Yeni Türkiye Sineması) bölümlerinde yer alan Türkiye yapımı 13 ilk film bu ödüle aday olacak. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde senarist, yönetmen Ahu Öztürk, oyuncu Şebnem Bozoklu ve yapımcı Sinan Yabgu Ünal yer alacak.
Seyfi Teoman En İyi İlk Film için yarışacak filmler;

• Mahalle / Inside / Buğra Gülsoy, Serhat Teoman
• Bütün Saadetler Mümkündür / All Felicities Are Possible / Selman Kılıçaslan
• Kaygı / Inflame / Ceylan Özgün Özçelik
• Mavi Sessizlik / Blue Silence / Bülent Öztürk
• Sarı Sıcak / Yellow Heat / Fikret Reyhan
• Murtaza / Özgür Sevimli
• Martı / The Seagull / Erkan Tunç
• Paçi – Av Sanatı / Elçin Elgür
• Damat Koğuşu / İlker Savaşkurt
• Göçebe / Emir Mavitan
• Yeni Başlayanlar İçin Hayatta Kalma Sanatı / Burak Serbest
• Orhan Pamuğa Söylemeyin…. / Rıza Sönmez
• Eşik / Erkan Tahhuşoğlu, Ayhan Salar

FIPRESCI – Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü

Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Altın Lale Ulusal ve Uluslararası Yarışma’da yer alan birer filme ve Ulusal Kısa Film Yarışması’ndan bir filme FIPRESCI Ödülü verecek. Başkanlığını Almanya’dan Klaus Eder’in yapacağı İtalya’dan Alberto Castellano, İsrail’den Ofer Liebergall, Slovakya’dan Ladislav Volko ve Türkiye’den Abbas Bozkurt ve Evrim Kaya görev alacak.

Festivalin Yenileri
Sinema Tutkunları ‘Cinemania’da Buluşacak
Sinema aşkından, “sinefil olmaktan”, “sinema tutkusundan” yola çıkan festivalin yeni bölümü Cinemania, sinema dünyasının en iyilerini, yıldızlarını, yol gösterenlerini, köşe taşlarını, anıtsal yapıtlarını tek çatı altında topluyor. Bu seçkide usta sinemacıların başyapıtları, kayıp, kült veya yeniden gündeme gelmiş klasiklerin 21. yüzyıl sinema izleyicisi için dijital restore edilmiş sinema kopyaları, sinema hakkında çekilmiş, sinemacıları veya sinema sanatını gündeme taşıyan ilgi çekici yapıtlar yer alacak.

Cinemania kapsamında yer alan filmler arasında usta yönetmen Abbas Kiarostami’nin geçen yıl aramızdan ayrılmadan hemen önce bitirdiği kısa filmi Take Me Home / Beni Eve Götür, bu filmle birlikte Kiarostami’nin birlikte çalıştığı kadim dostu, ressam ve fotoğraf sanatçısı Seyfullah Samadian’ın usta sinemacı hakkındaki belgeseli Abbas Kiarostami ile 76 Dakika, 15 Saniye, Yılmaz Güney’in Sinop Hapishanesi’nde yazdığı senaryodan Şerif Gören’in çektiği Yol Tarık Akan anısına, Francis Ford Coppola imzalı epik mafya filmi Baba Mithat Alam anısına, tüm zamanların en iyi korku filmlerinden, Dario Argento’nun Suspiria ve daha birçok çarpıcı yapım yer alıyor.
‘Nerdesin Aşkım?’ Aşkın ne yaşı ne de cinsiyeti olduğunun altını çizen, aşkı bulmanın, aramanın bin bir yolu olduğunu anlatan filmlerin bir araya geldiği Nerdesin Aşkım? seçkisinde gösterilecek filmler arasında dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan, 1950’lerden, hayatını kaybettiği 2012’ye kadar saygınlığı hiç azalmayan cesur, isyankâr, tabudeviren, efsane şarkıcı Chavela Vargas’ın hayatına mercek tutan Chavela, İrlandalı yazar ve yönetmen John Butler’ın kendi senaryosundan filme aldığı, etkileyici ve hareketli gençlik filmi Heartstone / Şeytan Tüyü, kült sinemacı Bruce LaBruce’un “siyaseten yanlış” kışkırtıcı, avangart, aşırı filmi, ilk gösterimini Berlin’de yapan The Misandrists / Erkek Düşmanları ve festival takipçilerinin Hawaii ve Kelebek ile hatırlayacağı Marco Berger’in, belgeselci Martín Farina ile birlikte yönettiği yeni filmi Taekwondo / Tekvando ve birçok çarpıcı yapım bulunuyor.

Festivalin Yıldızları Festival Galaları’nda

İstanbul Film Festivali’nin sevilen bölümlerinden Festival Galaları’nda, yıldızları usta yönetmenlerle buluşturan ve sezonun merakla beklenen 11 filmin Türkiye’deki ilk gösterimleri gerçekleştirilecek. Fransız yönetmen Olivier Assayas’ın başrolü Kristen Stewart’a teslim ettiği son filmi Personal Shopper / Hayalet Hikâyesi, Lisa Azuelos’un yönetmenliğini yaptığı ve ünlü şarkıcının trajik hayat öyküsünü anlatan Dalida, Fransız sinemasının beğenilen aktörü Guillaume Canet’un senaryosunu yazdığı ve yönetmen koltuğunda oturduğu Rock’n Roll, başrollerinde Catherine Frot ile Catherine Deneuve’ün müthiş bir performans gösterdiği The Midwife / İki Kadın, dünyaca deniz tutkusuyla tanınan “Kaptan” Jacques Cousteau’nun oğlu Philippe ile ilişkisini anlatan The Odyssey / Derinliklere Yolculuk: Kaptan Cousteau, usta oyuncu Stanley Tucci’nin yönettiği başrollerini Geoffrey Rush ile Armie Hammer’ın paylaştığı Final Portrait / Son Portre, Marc Webb’in imzasını taşıyan, başrolünde Chris Evans’ın yer aldığı Deha, İngiltere’nin en özgün yönetmenlerinden Ben Wheatley’nin yıldızlarla dolu son filmi Free Fire / Ateş Serbest, Jim Sheridan’ın yönettiği ve başrollerini Vanessa Redgrave ile Rooney Mara’nın paylaştığı The Secret Scripture / Saklı Kalanlar; İngiliz sinemasının en saygın kişiliklerinden, duayen oyuncu Ian McKellen’ın senaryosunu yazarak beyazperdeye taşıdığı ve başrolünü üstlendiği Shakespeare klasiği Richard III festivalin bu yılki gala filmlerinden.

Festivalin Usta Yönetmeni: Vincent Dieutre: Yalnızlık Alıştırmaları

Türkiye izleyicisiyle ilk defa buluşacak Fransız deneysel sinemasının ustalarından Vincent Dieutre’ün retrospektifi niteliği taşıyan “Vincent Dieutre: Yalnızlık Alıştırmaları” bölümünde Dieutre’ün retrospektifi niteliği taşıyan “Vincent Dieutre: Yalnızlık Alıştırmaları” bölümünde Dieutre’ün sinemayla çağdaş sanat, tiyatro, yerleştirme ve radyo arasındaki alanı zorlayan filmlerinden örnekler gösterilecek.

Türkiye Sinemasının Başyapıtlarından Ömer Kavur İmzalı Anayurt Oteli

30 Yıl Sonra Yenilenmiş Kopyasıyla Beyazperdede!
İstanbul Film Festivali’nin Groupama işbirliğiyle Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yenileyerek sinemaya yeniden kazandırdığı Türk Klasikleri Yeniden projesi 10 yıldır devam ediyor. Proje kapsamında bu yıl Ömer Kavur’un Yusuf Atılgan’ın romanından uyarladığı, 1987 yapımı başyapıtı Anayurt Oteli, Groupama ve İstanbul Film Festivali işbirliğiyle restore edilerek sinemaya yeniden kazandırıldı. Fanatik Film tarafından restore edilen Anayurt Oteli 2017’de, yapımından tam 30 yıl sonra yeniden beyazperdede izleyiciyle buluşacak. Anayurt Oteli’nin yenilenmiş kopyasının gala gösterimi 10 Nisan Pazartesi akşamı TİM Maslak Show Center’da gerçekleştirilecek.

Festival Sohbetleri, Konserler, Etkinlikler

36. İstanbul Film Festivali, film programıyla olduğu kadar festival sohbetleri ve konserlerle de sinema dolu bir etkinlik programı sunacak.

Festival Sohbeti: Ian McKellen
7 Nisan Cuma, 16.00, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu

Sir Ian McKellen, sahne ve beyaz perde kariyeri boyunca 40’ı aşkın uluslararası ödüle kavuşarak yalnızca Birleşik Krallık için değil, tüm dünya çağında bir kültür sanat ikonu haline gelmiştir. Sahnede III. Richard, Napoleon ve Hamlet karakterlerindeki performanslarıyla dikkat çekerken Shakespeare’den modern tiyatroya, fanteziden bilimkurguya pek çok yapımda yer alan McKellen X-Men’de Magneto, Yüzüklerin Efendisi serisinde Gandalf rolüyle ününe ün kattı. British Council Film Elçisi ve LGBTI sosyal hareketlerine verdiği büyük destekle de tanınan Sir Ian McKellen, British Council işbirliğiyle akademisyen ve sinema yazarı Melis Behlil’le kaçırılmayacak bir festival sohbeti gerçekleştirecek. Etkinliğe katılmak için filmcenter@boun.edu.tr adresinden rezervasyon yaptırılması gerekiyor.

Festival Sohbeti: Yağmur Taylan & Durul Taylan
12 Nisan Çarşamba, 16.00, Salon İKSV

Psikolojik gerilim, kara komedi, kostümlü dram gibi geniş bir yelpazede TV ve sinema alanlarında yapımlara ve 50 reklam filmine imza atan Yağmur Taylan & Durul Taylan, Türkiye, ABD ve Ortadoğu bölgeleri için proje geliştirmeyi sürdürüyorlar. Televizyonda Sır Dosyası’ndan tüm dünyada toplam 200 milyon izleyiciye ulaşan Muhteşem Yüzyıl’a; sinemada Okul’dan İstanbul Film Festivali’nde En İyi Türk Filmi Ödülü kazanan Vavien’e uzanan Taylan Biraderler bu yıl İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması’nın jüri başkanları. Yağmur ve Durul Taylan, bu festival sohbetinde sinema, televizyon, yönetmenlik, türler ve projeleri gibi birçok konuyu ele alacaklar. Etkinliğe katılmak için rezervasyon.iksv.org adresinden rezervasyon yaptırılması gerekiyor.


Festival Sohbeti: Vincent Dieutre–Yalnızlık Alıştırmaları
13 Nisan Perşembe, 17.00, Pera Müzesi Oditoryumu

Festival programında yer alan Yanlızlık Alıştırmaları başlıklı retrospektif bölümünde Fransız deneysel sinemacı Vincent Dieutre’ün 9 filmi gösterilecek. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Kısa Film Yarışması jürisinde de yer alan Vincent Dieutre’ün Paris’te oturduğu semt olan Bonne Nouvelle’i 360˚ keşfe açtığı filmi Bonne Nouvelle’in gösteriminin ardından Pera Müzesi’nde bir festival sohbeti gerçekleştirilecek. 13 Nisan Perşembe saat 17.00’da FOL Sinema işbirliğiyle gerçekleştirilecek festival sohbetinde Dieutre hüzünle, yolculuklarla, Avrupa gözlemleriyle ve yalnızlıkla dolu filmlerini ve sanatsal yaklaşımını anlatacak. Etkinliğe katılmak için info@folsinema.com adresinden rezervasyon yaptırılması gerekiyor.

Film Müzikleri Konseri

8 Nisan Cumartesi, 21.00, Salon İKSV
Söyleşi ve sohbetlerin yanı sıra bu sene 36. İstanbul Film Festivali kapsamında Türkiye’den ünlü oyuncu ve müzisyenlerin katılımıyla “Film Müzikleri” temalı özel bir konser gerçekleştirilecek. %100 Müzik sponsorluğunda 8 Nisan Cumartesi akşamı Salon İKSV’de gerçekleştirilecek konserde sinema, tiyatro ve müzik dünyasından birbirinden ünlü isimler unutulmaz film müziklerini seslendirecek.
Festival etkinlikleriyle ilgili güncel bilgileri film.iksv.org adresinden takip edebilirsiniz.

Köprüde Buluşmalar

Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristleri, uluslararası sinema profesyonelleriyle bir araya getiren Köprüde Buluşmalar İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, bu yıl 12. kez düzenlenecek.

Sinemacılara yeni uzun metraj projeleri ile post-prodüksiyon aşamasındaki filmlerinin ilk uluslararası sunumunu yapmaları için olanak yaratırken, ortak yapımlar için de zemin hazırlamayı amaçlayan Köprüde Buluşmalar, uzun metraj kurmaca ve belgesel projeleri ile Türkiye’den post-prodüksiyonuna devam eden filmlerin ilk uluslararası sunumlarının yapılacağı Film Geliştirme Atölyesi ve Work in Progress ile birlikte ve sinema profesyonellerine yönelik birçok panel, sinema dersi ve forum düzenleyecek.
Yeni uluslararası işbirliklerine önayak olmak ve komşu ülkelerden sinemacılarla ilişkilere ivme kazandırmak amacı ile 2015 yılında başlatılan Komşular platformu, ortak hikâyeler geliştirirken bireyler ve kurumların birlikte çalışmaları için zemin hazırlamayı hedefliyor. Komşular platformunda Türkiye’nin komşu ülkelerinden film projelerinin sunumları yapılacak.

Atölye sonunda uluslararası jüri tarafından seçilecek proje ve filmlere ödülleri sunulacak. Film Geliştirme Atölyesi’nde Köprüde Buluşmalar 30.000 TL Destek Ödülü, Melodika Ses Ödülü, Akdeniz Film Enstitüsü (MFI) Senaryo Atölyesi Ödülü ve GeniusPark Görsel Efekt Ödülü, Work in Progress’de ise Color Up Ödülü,ve Başka Sinema Ödülü verilecek. Ayrıca bu yıl ilk kez Komşular platformuna Digiflame Ödülü verilecek. Köprüde Buluşmalar ödül resepsiyonu 11 Nisan Salı akşamı gerçekleştirilecek.

Festivalle İlgili Gelişmeleri Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin

İstanbul Film Festivali programını yaparken izleyicilerimizin daha kolay ve rahat film seçebilmeleri için programda yer alan tüm filmler, 65 kategoriden etiketlerle işaretlendi. Böylece beğendiğiniz tür veya kategorideki filmleri etiketler sayesinde daha kolay ayırt edebilecek ve programınızı kolayca yapabileceksiniz.
İstanbul Film Festivali ile ilgili tüm gelişmeleri; filmler, etkinlikler ve konuklarla ilgili bilgileri, programa dair ipuçlarını sosyal medya hesaplarımızdan takip edin, herkesten önce haberdar olun. Sosyal medyada #istfilmfest17 etiketini kullanarak, siz de festival sohbetinin parçası olun. Ayrıca AppStore ve Google Play’den indirilebilen İKSV Mobil uygulamasıyla festivalle ilgili tüm bilgilere erişebilir ve AppStore’dan indirilebilen İKSV Kitaplık uygulamasıyla festival katalogunu iPad’inizden de okuyabilirsiniz.

#istfilmfest17
#kaldirkafani
facebook.com/istanbulfilmfestivali
twitter.com/ist_filmfest
instagram.com/istfilmfest
istfilmfest.tumblr.com
youtube.com/user/iksvistanbul

Festival biletleri ne zaman, nerede satışa çıkıyor?

Festival biletleri 25 Mart Cumartesi günü 10.30’dan itibaren hizmet bedeli eklenmeden, tüm satış kanallarında aynı ücretlerle Biletix satış kanalları ile Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden satışa çıkıyor.


Bilet fiyatları
Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00 ) yalnızca 8 TL; öğrenciler için yalnızca 1 TL
Hafta içi 19.00 ve hafta sonu (11.00, 13.30, 16.00, 19.00) tam 20 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü 14 TL;
Tüm 21.30 seansları 20 TL;
Pera Müzesi’nde gösterimlerin bilet fiyatları 8 TL.

Lale üyeleri her zaman olduğu gibi festival biletleri için ön satış ve %25’e varan özel indirimlerden yararlanacak. Öncelikli biletler, Atlas ve Rexx sinemalarının yanı sıra Lale Kart İletişim Merkezi ve Biletix web sitesinden (www.biletix.com) ve Biletix satış noktalarından alınabilir. Lale Kart üyeleri için ön satış dönemi: 21 Mart (Siyah ve Beyaz Lale üyeleri), 22-23-24 Mart (Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri).
Sinemaseverlerin iki hafta boyunca elinden düşürmediği, filmlerin bilgileri, festivalin çizelgesi, etkinlikleri ve tüm detaylarını içeren festival katalogu, 20 Mart Pazartesi’den itibaren Atlas ve Rexx sinemalarından ve İKSV’den 8 TL’ye alınabilir.

HAFTA İÇİ GÜNDÜZ SEANSLARI ÖĞRENCİLER İÇİN 1 TL

Festivalde hafta içi 11.00, 13.30 ve 16.00 seanslarında toplam 20.000 koltuk, öğrenciler için 1 TL üzerinden satışa sunuluyor. Uygulamanın gerçekleştirilmesini sağlayan hamilerin detaylı listesini film.iksv.org adresinde bulabilirsiniz. 1 TL’lik öğrenci biletlerinden satın alan izleyicilerimizin salon girişlerinde öğrenci kimliklerini göstermeleri zorunludur. Bu uygulama kapsamındaki biletler kapasiteyle sınırlıdır.

36. İstanbul Film Festivali’nin Destekçileri

36. İstanbul Film Festivali bu yıl 20’nin üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştirilecektir. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü bu yıl da festivale büyük destek veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beşiktaş Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi de festivale verdiği tanıtım desteğini sürdürüyor.

Festivale tema sponsoru destek veriyor:

– Türk Tuborg A. Ş. “Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması”
– Sabah Gazetesi “Dünya Festivallerinden”
– ATV “Yıllara Meydan Okuyanlar”
– NTV “NTV Belgesel Kuşağı”
– TLC “Antidepresan”
– Nescafé Gold “Genç Ustalar”

İstanbul Film Festivali, Groupama sponsorluğunda on yıl önce başlattığı “Özel Gösterim: Türk Klasikleri Yeniden” bölümüyle Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yıllar sonra yeniden beyazperdeyle buluşturmaya devam ediyor.

36. İstanbul Film Festivali, 2016 yılında olduğu gibi 2017’de de Goethe-Institut Istanbul, German Films ve Kino 2017 ile işbirliğini sürdürüyor. İtalyan Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, British Council ile birçok kültür kurumunun desteği bu yılda da devam ediyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı Topluluğu, Resmi İletişim sponsoru Vodafone Türkiye, Resmi Taşıyıcı DHL Worldwide Express ile Konaklama Sponsoru The Marmara Collection yer alıyor. Festivale Servis Sponsoru olarak Zurich Sigorta, Memorial Sağlık Grubu, Navitas, GFK, directComm ve AGC destek veriyor.

HABER İÇERİĞİNİ HAZIRLAYAN: BURCU MELTEM TOHUM

FOTOĞRAFLAR: BURCU MELTEM TOHUM

Okumaya Devam Edin

35. İstanbul Film Festivali

Saraybosna’da Ölüm (2016)

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Bir Hurdacının Yaşamı ile Oscar ödülüne dahi yaklaşarak ismini uluslararası arenada zikrettiren Danis Tanovic’in prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan yedinci filmi Saraybosna’da Ölüm, tek mekanda geçen ve Avrupa’nın tarihini değiştiren olayların irdelendiği bir tiyatro oyunu aslında. Tiyatro oyunu dememin tek sebebi birazdan bahsedeceğim detaylar değil; Tanovic’in senaryoyu uyarladığı eser de 2014 tarihli, tek kişilik bir monologdan oluşan Hotel Europe isimli bir sahne gösterisi. Malum gösteride bir sahne sanatçısı elinde valizi ile sahnenin ortasına gelip Avrupa’nın kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası üzerine birkaç kelam ediyor. Tanovic ise bu monologu biraz daha genişletip, Avrupa toplumunun günümüzdeki halini de eleştirir bir oyun ortaya koyuyor.

Filmin açılış sahnesinde Saraybosna’yı tepeden görebileceğimiz, yüksekçe bir yapının teras katında bir televizyon programının çekimlerine tanıklık ediyoruz. Avusturya Macaristan İmparatorluğu döneminin veliahtı Franz Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi meselesini hepimiz biliyoruz; işte bu programda da tam olarak Ferdinand’ın katli ve onu öldüren Sırp gencin kahraman mı yoksa katil mi olduğu üzerine bir tartışma dönüyor. Bir yandan da Saraybosna’nın yüksek binalarıyla iç içe olan en fazla iki katlı konutlarıyla döşeli, çarpık bir başkenti seyrediyoruz geri planda. Çekimlerde sunucu kadın değişen konuklarına 100 yıl önce gerçekleşen ve bir dünya savaşı başlatan bu olay üzerine sorular yöneltiyor; aslında gerek sunucu kadının gerekse de katılımcıların söyledikleri itibariyle kendimizi gerçek zamanlı bir tartışmanın içinde hissediyoruz. Çok geçmeden teras kattan giriş kata iniyoruz ve lüks bir otelin resepsiyon bölmesinde buluyoruz kendimizi. Bir yandan otelin müdürü, savaşın başlangıcının yüzüncü yılı için kente gelen Avrupalı bürokratları ağırlayacak olmanın telaşı içindeyken öte yandan iki aydır maaşlarını alamayan otel işçilerinin bu önemli olayın arefesinde iş bırakma eylemine gideceklerini öğreniyor ve bu meseleyle nasıl başa çıkacağı üzerine kafa yoruyor. Diğer taraftan ise otelin en önemli odasına, Avrupa’dan çok önemli bir isim misafir olarak geliyor. Odasına yerleştirilen kamera sayesinde onun, düzenlenecek davette Bosna Hersek’in tarihi üzerine konuşma yapacak biri olduğunu anlıyoruz. (Ki bu kişi de Hotel Europe’da performans sergileyen kişinin de ta kendisi).

saraybosna'da ölüm sinematopya 2

Tanovic’in filmdeki üslubu ve tekniği, Avrupa’nın karmaşasını anlatan bir oyundan uyarladığı eserinde tam da beklenen bir çizgide kendini bulmuş. Tamamen bir otel binasının içinde geçen birbirinden çok farklı hikayeler, dinamik bir kameranın peşinden sürüklenen seyircilere harikulade bir ağ ve ilişki içinde lanse ediliyor. Çoğu zaman resepsiyon görevlisi olan bir kadın olmak üzere, genelde bir karakterin adımlarını takip ediyoruz ve bu vesileyle birbirinden farklı malum hikayeleri tek bir evren altında işlemeye çabalıyoruz. Tanovic ise bunu yapmamıza müsaade ederken oldukça akıcı ve sade bir anlatım kullanıyor. Seyirci televizyon programının çekimleri esnasında yaşananları, otel içindeki krizle aynı kefe içinde buluşturmada çok da zorlanmıyor. İşin güzel yanı ise otelde yaşanan kriz durumunun gerek çözüm metotları, gerek karakterler, gerek yönetici ve işçilerin resmedilişi, gerek hareketli anlatım tekniği ile günümüz Avrupasına fazlasıyla uyumlu oluşu. Tanovic tüm bunları resmederken taraf tutmayı tercih etmiyor, yalnızca benzetme yoluna giderek bir takım gerçekleri seyircinin gözüne sokmaya çalışıyor.

Saraybosna’da Ölüm, gösterildiği her festivalde övgüler almış, günümüz ve yakın tarih Avrupası için de çok güzel çıkarımlarda bulunup durumları harikulade resmetmeyi başaran lezzetli bir taşlama örneği. Kimin masum, kimin suçlu olduğu tartışmaları hala sürerken bir yandan yaşananlar, bundan yüzyıl önce tanıklık edilenlerle kıyaslandığında çok da aşağı kalır gibi değil. Tanovic’in bunu gözlemleme gücü ne kadar iyiyse, anlatım gücü de o kadar etkileyici.

Okumaya Devam Edin

35. İstanbul Film Festivali

Hiso hiso boshi (2015) Fısıldayan Yıldız

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Hızlı çalışmayı kendine görev edinen Japon sinemacı Sion Sono’nun 2015 senesi içinde tamamladığı beşinci filmi olan Fısıldayan Yıldız, artık her ülke sinemasının, her türden filmin, her akımdan eserin el attığı bir tema üzerinden seyrediyor: Uzay yolculuğu. Tam olarak hangi zaman dilimini anlattığını kestirmekte güçlük çeksek de, filmde Yoko isimli bir robotun, kiraladığı uzay gemisiyle gezegenler ve galaksiler arası kuryecilik macerasına eşlik ediyoruz. İlk aşamada günler hızlı hızlı akıp giderken yalnızca musluktan su damlıyor, Yoko çay yapıyor, çamaşırlarını yıkıyor, temizliğe el atıyor. Uzay gemisinin kokpit kısmındaki sonsuz boşluğa bakan açıklığı fark etmeden önce de, zaman kavramından bağımsız bir yerde durduğumuzu yönetmen bizlere böylelikle anlatmış oluyor.

Fısıldayan Yıldız, aslında her yönüyle aynı temadan filmlerle farklı bir noktada kendine yer edinse de bilindik uzaysal(?) referanslara sahip çıkmayı, daha doğrusu onlara tabiri caizse saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmiyor. Bu konuda dikkatimizi çeken ilk detay, aynı Kubrick’in 2001: A Space Odyssey eserinde sempati ile antipatiyi aynı anda beslediğimiz bilgisayar robotu HAL’e benzeyen bir üst-aklın, Sono’nun filminde de önemli bir rolü üstleniyor oluşu. 8 adet AA kalem pil ile çalışan insanımsı robot Yoko’ya bu yıllar süren kargoculuk macerasında eşlik eden bu bilgisayar-robot, aynı HAL’in yaptığı gibi ana karakterle konuşup onu yönlendirme konusunda etkili bir sürecin başrolünde oynuyor desek yeri.

Sion Sono’nun yarattığı bu farklı uzay filmini, özel ve güzel kılan çok fazla nokta mevcut aslında. Söz konusu noktaları gerek baş karakter Yoko, gerekse yönetmenin kendisi zaman zaman seyirciyi bilgilendirme amacıyla aralara serpiştirme metodunu kullanarak açıklığa kavuşturuyor. Dediğim gibi, Fısıldayan Yıldız’ın hangi zaman diliminde geçtiğini anlamak çok kolay değil fakat yönetmenin fısıldadığına göre insanlık, kendi sonunu getirmiş. Evrende yaşayan varlıklardan yalnızca yüzde yirmisi bildiğimiz insan bedenine sahip, damarlarında kan akan yaratıklar. Geri kalan seksenlik kısım ise robotlardan oluşuyor. Yoko da o robotlardan biri aslında. Onu insanlara benzeten özellikleri de mevcut, robot olduğunu hissettiren özellikler de. Misal Yoko, kendisine kahve yapıp onu rahatlıkla kafaya dikebiliyor. Yeri gelip bir başkasıyla iletişime geçmeye çalıştığında, onun -aynı diğerleri gibi- duyguları olan bir robot olduğunu fark edebiliyoruz. Düşüncelerini oluştururken ya da uygularken, bilim kurgu sinemasından alışkın olduğumuz robot formlarından çok daha farklı bir çizgide bu işi yaptığını görüyoruz. Japon sinemacının işin bilim kurgu kısmını kurgularken çok zorlanmadığını; fakat her şeye rağmen filmin kendine has atmosferine de maksimum katkıyı yapacak tuhaflıktaki detayları kafasında şekillendirdiğini de anlamış bulunuyoruz.

fısıldayan yıldız sinematopya 2

Fısıldayan Yıldız’ın ilgi çeken tek yönü, siyah beyaz renkleriyle bildiğimiz klasik Japon evleri stiliyle inşa edilmiş bir kargo uzay gemisinin sonsuz boşlukta bir insanımsı robot kontrolünde dolaştığına tanıklık ediyor olmamız değil. Yönetmenin esas anlatmaya çalıştığı şey, çok daha gerçekçi ve çarpıcı aslına bakılırsa. Henüz filmin başında, insanoğlunun ahmaklığından dert yanan Sono, bu ahmaklığın sonunun nerelere gelebileceğini oldukça simgesel bir şekilde anlatma yoluna giriyor. Bizim insanlara özgü sandığımız özelliklerin pek çoğunun artık robotlara ait olduğunu gözlemliyoruz. Her ne kadar uyumasalar da onlar da yiyip içiyor, sigaralarını yakıp dertleniyor, birbirlerine bir fotoğraf negatifi ya da sigara izmariti de olsa anılarla yoğrulmuş hediyeler gönderiyorlar -her ne kadar bu hediyelerin alıcılarına ulaşması on yıllar sürüyor olsa da. Bir zamanlar evrene hükmetmiş, hatta ışınlanmayı keşfetmiş insanlığın ise filmin geçtiği zamandaki hali içler acısı desek yeridir. Bizim, hükümdarlar olarak şimdi kendi ellerimizle yarattığımız, aynı hareketleri yapmaktan daha başka meziyetleri olmayan robotların yerini aldığımız günler, tam da Fısıldayan Yıldız’ın geçtiği zaman dilimine karşılık geliyor. Tek bir gezegene sıkışıp kalan insanoğlu, artık otuz desibelden yüksek sesler duyduğunda ölüyor, perdelerin arkasında yaşıyor ve şimdi dahi özlemle andığımız ip atlama, kitap okuma, doğum günü kutlama gibi sıradan eylemleri her defasında tekrar ettiği adeta bir oyunun içinde kendini buluyor. Ne acınası! Acınası; çünkü insanoğlu, kendi eliyle bunu yapıyor. En azından yönetmene göre.

Sono’nun bahsettiği kayda değer mesajlardan biri bu. Işınlanmayı keşfeden insanlığın, zamanla her an her yerde olabilme özelliğinin de anlamını yitirmesinden mütevellit, aklını yitirdiğini ve kendini dış dünyaya kapattığını anlatan yönetmen, tüm bunlar olurken doğanın (ve dolaylı olarak insanın) sebebi olduğu en büyük felaketlerin gerçek izlerinden faydalanıyor. İnsansı robot Yoko, kargo paketlerini robotlara teslim ederken indiği her gezegende gördüğümüz çevre, son yıllarda Japonya adalarında meydana gelen deprem, tsunami ve nükleer felaketlerden geriye kalan ıssız alanların ta kendisi. Sono, bu artık kullanılmayan mekanları, vermek istediği mesaj fazlasıyla açık olan filminde kullanırken aslında sineması aracılığıyla hepimize bir şeyler fısıldıyor. Fakat anlamak, anlatmak kadar kolay değil belli ki.

Teknik açıdan güçlü olan Fısıldayan Yıldız, siyah ve beyazın tonlarından oluşan görüntüleri ve bazı zamanlarda karşımıza çıkan tüyler ürpertici görselliği ile de kaliteli filmler klasmanında değerlendirilmeyi hak ediyor. Her sene birden fazla film ortaya koymayı bir şekilde beceren bu Japon yönetmenden, üç senede bir dahi olsa sanata hiçbir yönüyle hizmet etmeyen işler yapan sinemacılarımızın ders alması gerekir.

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending