Connect with us

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi: Aşkın Estetiğinde Ateşin İzi

Yayın tarihi:

-

Sinema eleştirmenleri tarafınca 2019’un en iyileri arasında kabul edilen Portrait de la jeune fille en feu (Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi), hikâyesi ve görselliğiyle seyir zevki yüksek bir kadın filmi olarak vizyona girmişti. Filmin senaryosu ve yönetmenliğinde imzası bulunan kadın yönetmen Céline Sciamma, 18. yüzyılın Avrupa’sında geçen bu filminde; aşka, tutkuya hipnotize edici estetik bir bakış getiriyor. Geçtiğimiz dönem Cannes Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü alan film, yıl boyunca etkisini sürdürmüş, seyircide derin bir etki bırakmıştı.

Resim öğretmenliği yapan ressam Marianne (Noémie Merlant), evlilik çağına gelmiş genç bir kızın (Héloïse) portresini yapmak üzere olay örgüsüne tanık olacağımız adaya davet edilir. Héloïse’nin annesi (Kontes) onu Milano’da yaşayan ve daha önce hiç tanışmadığı bir asilzadeyle evlendirmek ister. Bunun üzerine kızının resmini asilzadeye göndermek için ressam Marianne’den kızının portresini çizmesini ister. Hikayenin geçtiği eve gelen Marianne, Héloïse’nin resmini çizmek için işe koyulur fakat bu portre onun için hiç kolay olmayacaktır çünkü Héloïse, o asilzadeyle evlenmemek için resminin çizilmesini istemez. Bu sebeple kızın annesi, Marianne’dan onu dikkatli bir şekilde incelemesini ve gizlice portresini çizmesini rica eder. Kontes, Marianne’ye tatmin edici portreyi tamamlaması için 5 gün verir ve onları yalnız bırakır. Bu durumda Marianne, Héloïse’in yüzünü aklına kazımak için onunla geçirdiği her anı gözlerinden aklına kadar detaylandırır. Bir zaman sonra birbirleriyle iyi anlaşan iki arkadaş görürüz. Héloïse’un güzelliği, ressam Marianne’in gözünde kışkırtıcı bir tutkuya dönüşecektir. Böylelikle filmin seyirliği kadının bakışındaki inceliği, zerafeti ve tutkuyu göstermeye çalışır. Kontes olmadan geçen 5 gün içinde bu iki kadın birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı elde eder ve içten içe gelişen tutkuları gün yüzüne çıkar. İncelikle işlenmiş filmde, Marianne’nin gerçekleri bir çırpıda anlatması ikilinin samimiyetini daha da yükseltir. Zaman geçtikçe içlerinde biriktirdiği tutkuyu dışavururlar ve ateş onları sarar. Evin hizmetçisi Sophie (Luàna Bajrami), gizlediği hamileliği gün yüzüne çıkarır, hazır Kontes evde yokken olup biten her şeyi Marianne ve Héloïse’ye anlatarak çocuğu aldırmak için onlardan yardım ister. Sophie, istenmeyen hamileliğinden kurtulmak için kendi kültürlerini uygulayan bir grup yerli kadından bahseder ve onların yanına giderler. Kadınlar ateşin etrafında eğlenceli bir şekilde şarkılar söylerler. Ortamın mistik gücü filmin mizanseniyle birleşince birden Héloise’in eteğinin alev aldığını görürüz. Filmin adının geldiği bu sahnenin büyüleyiciliği hipnotize edici bir etki sağlar. Filmin en güzel sahnelerinin başını çeker.

Karakterlerin isimleri üzerinden gidelim biraz. Feminist çizgisiyle tanınan yönetmenin karakterlerine verdiği isimler Héloïse ve Marianne’nin önemi ve anlamı üzerinde konuşmakta fayda var. Ortaçağ’da geçen destansı aşklardan Abélard ile Héloïse’nin hikayesini hatırladığımızda Héloïse’nin ayrıksı kişiliği ve dönemin kadınlarında pek rastlanmayan bir kültüre, toplumsal bilince ve duyarlılığa sahip olması filmin kadın sineması özünde önemli detaylar arasında. Abélard ile Héloïse’in 12. yüzyılın Fransa’sında yaşadıkları aşk, nesilden nesile büyük yankı uyandırmıştır. Aşıkların zorunlu ayrılıklarına rağmen kapandıkları manastırlardan birbirlerine mektuplar yazmaları aşklarını hep güçlü kılmıştır. Latince yazılmış bu mektuplar, 16. yüzyılla birlikte birçok dile çevrilip yayımlanmıştır. Romeo ve Juliet, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi büyük bir aşkın iki kavuşamayanı olarak bilinirler. Filmdeki ressam karakterinin ismi Marianne’ye gelince, Fransız devriminin sembollerinden “La Liberté guidant le peuple” eserinde taktığı şapkayla dikkat çeken kadının adıdır Marianne. Fransız ressam Eugène Delacroix tarafından resmedilen bu özgürlük zaferi aynı zamanda kadının toplumsal hareketteki yerini de işaret eder. Feminist bilinciyle tanıdığımız yönetmen, karakterlerinin isimlerini bir nevi kadının özgürlüğünden, mücadelesinden alıyor demek yanlış olmaz sanırım. Céline Sciamma, kadının tomurcuklanan romantizmini keşfetmeye çalışırken, incelikle hazırlanmış hemen hemen her sahneyi/planı Marianne ve Héloïse’nin birbirine bakan gözleri üzerinden sunuyor. Kadın bakışının zenginliği, filmin her santimine yayılırken ortaya yoğun bir tutkunun resmedildiği alev almış bir kadın filmi çıkıyor. Tutku dolu anlarında bile ödünç aldıkları zamanın biteceğinden haberdar olan Marianne ve Héloïse için zaman tuvalde resmedildiği gibi durmuyordur.

Céline Sciamma bir röportajında şöyle diyor: “Ben erkek bakışlarının ürünüyüm – hepimiz öyleyiz. Hayatımı, benden nefret eden, örneğin Superman ile özdeşleşen filmlere harcadım. Kadın bakışları melezdir – bu iki dünyayı da bilmek gerçekten önemli. Ben bir lezbiyenim ve erkek egemen bir ortamda nasıl yaşayacağımı biliyorum. Ama asıl soru şu, onlar biliyor mu? Filmde tabii ki imkansız bir aşk hikayesi ama burada engellerden bahsetmiyoruz. Çatışma yok. Birlikte kaçmayı düşünmüyorlar…” Filmin büyüleyici yönetmen dokunuşu, ince ince işlenmiş sanatı, sadeliği ve sakin anlatım biçimi filmi güzel kılan önemli meziyetler arasında. Filmdeki görselliğin o müthiş uyumu, ışığı, Marianne’nin fırça darbelerini anımsatıyor. Sarısından, mavisine, yeşiline kadar pastel renklerle bezenmiş görselliği izlerken bir masalın içinde buluruz kendimizi. Görüntü yönetmeni Claire Mathon, her çekimi kendi içinde bir portre gibi çerçeveliyor. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi, şimdiden 21. yüzyılın en iyi filmlerinden biri olarak anılmaya başladı. Erkek egemen sinema sektöründe kadın sinemasının gelişimi için önemli bir film olma özelliği taşıyor…

Röportaj kaynak: https://cineuropa.org/en/interview/373232/ + https://bianet.org/biamag/sanat/216842-olmek-degil-kosmak-isteyen-kadinlar

*Bu yazı ilk olarak Şahsiyet dergisinde yayınlanmıştır.

 

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending