Connect with us

Bizim Korkunç Ülkemiz: Suriye’yi Cehenneme Çevirenlerin Öyküsü

Yayın tarihi:

-

Marsilya Uluslararası Belgesel Festivali’nde uluslararası yarışma bölümünde büyük ödüle layık görülen Bizim Korkunç Ülkemiz, Suriyeli ve Esad muhalifi eski komünist Yassine Al Haj Saleh’in kendi ülkesindeki Rakka yolculuğunu bir belgesel bütünlüğünde seyirciye gösterirken, ülke olarak derinden hissettiğimiz Suriye savaşının kimleri nerelere savurduğunu net olarak bize anlatıyor. IŞİD (ISIS) karşıtı ve Özgür Suriye Ordusu destekçisi bir isim olan Saleh, genç fotoğrafçı Ziad Homsi ile birlikte Suriye’ nın kırık dökük, harabeye dönmüş topraklarında sıra dışı bir serüvene çıkıyor. Serüven sırasında gerçek politik gündemi burnumuzun dibine kadar sokan film, aslında muhalif olarak gözüken isimlerin istemeden IŞİD gibi bir terör örgütünü nasıl Suriye’de hortlatmışlar detaylarıyla ortaya çıkarıyor.

Suriye Savaşı ile ilgili biraz geçmişe gitmekte yarar var. Türkiye’nin bu paylaşım savaşına dahil olup Emevi Cami’nde namaz kılma hayaliyle epeyce sertleşen, insanlık dışı IŞİD gibi bir terör örgütünün Suriye Türkiye hattında cirit atmasına neden olan olaylar zinciri, milyonlarca Suriyeli masum sivilin Avrupa’ya göç etmesine sebep olup, sonuçları itibariyle dünyanın bir numaralı gündemi olmayı halen sürdürüyor. Öyle ki, Türkiye’de ülke tarihinin en büyük katliamını gerçekleştiren IŞİD teröristleri bizim topraklarımızı ‘Orta Doğu’ coğrafyasına çevirmek için ellerinden geleni yaptı. İşte ülke olarak yaşadıklarımızın belki yüz binlerce kat daha beterini yaşayan Suriyeliler, ‘Bizim Korkunç Ülkemiz’ diyenlerin elinde daha bir korkunç hale dönüşüyor. Esad gibi bir diktatörün alternatifi ne Özgür Suriye Ordusu olabilir ne de IŞİD gibi insanlıktan çıkmış caniler bu düzene alternatif sunabilir. Diri diri insanları kesenlerle, teslim olacak askerleri havada kurşunlayanlardan insanlık beklemek delilikten öteye geçmez!

Duma – Guta Bölgesi’nde Sözde Özgürlük Yaşayanlar!

bizim korkunc ulkemiz sinematopya 2Filmde Yassine Al Haj Saleh, Lübnan’daki sürgün yaşamından çıkıp Duma – Guta Bölgesi’nden geçerek ailesinin yaşadığı Rakka’ya ulaşıyor. Duma – Guta bölgesinin tamamı Özgür Suriye Ordusu’nun denetiminde olduğu günlerde eşi ve belgesel yapımcılarıyla şehre giden Saleh, bize sözde özgürlüğün görüntülerini sunuyor. O görüntülerin içinde dikkat çekici ayrıntılar mevcut. Mesela başı açık şekilde şehirde dolaşan belgesel ekibindeki kadınlara şehir insanları nefret dolu gözlerle bakıyor. Belgeseli çeken ekip kadınlara nefretle bakan sakallı cübbeli insanların yanına gidip ‘Neden böyle bakıyorsunuz?’ sorusunu yöneltiyor. Cevap ise gayet açık; ‘Bu şehirde kadınlar başı açık gezemezler, kadınların sadece gözleri gözükmeli!’ Şimdi gelin beş sene önceye dönelim, yani Esad döneminde şehir nasılmiş birlikte bakalım. Kadınlar erkekler gibi istedikleri gibi gezebiliyor, şehrin hükümet kurumlarında çalışıyor, sosyal hayatın tamamında yer alıyor. Şimdi bunun adına özgürlük mü diyoruz? Saleh kendisini bir rüyada zannettiği için özgürlük olduğunu söyleyecek kadar aklını kaçırmış. Halep’te tıp okurken Esad’dan zulm görmüş, bu sebeple Esad karşıtı Özgür Suriye Ordusu’nun IŞİD gibi uyguladığı İslami kuralları görmezden geliyor.

Rakka’da Tükenmiş ve Yok Olmuş Bir Halk!

Yassine Al Haj Saleh, Rakka’daki kardeşinin yanına giderken uzun yolculuklardan, kum fırtınası içindeki çöl rüzgarlarının içinden geçiyor. Bazen çölde bir çadırın içinde aç susuz bir iki gün bekliyor. Hem Esad uçaklarından hem de IŞİD’den kaçmak zorunda. Belgesel esnasında daha çok o anda yaşanılan olaylara değiniliyor. Savaşın yıkıcı etkisi bazı çatışma karelerinde gösterilirken, IŞİD’in yaptığı katliamlar kameraya yansımıyor. Uluslararası arenada tanınmış bir isim olan Saleh, Rakka’daki kardeşinin evinden telefonla ve internet üzerinden televizyonlara canlı yayına katılıp sözde devrimin hangi boyutlara ulaştığını dünyayla paylaşıyor, ama Rakka’ da yaşayan masum sivillerin IŞİD tarafından nasıl katledildiğine pek değinmiyor. O daha çok Esad’ ın devrilmesine odaklanmış, çevresinde olup bitenlerden çokta haberdar değil. Yüz binlerce sivilin açlıkla, hastalıkla, bombalarla öldürülmesi bir kenarda öylece dururken, Esad döneminde barış içinde yaşayan insanların hali Saleh’ i pek ilgilendirmiyor.

Fransız Kültür Merkezi’nde geçtiğimiz hafta izlediğimiz ‘Bizim Korkunç Ülkemiz’, Özgür Suriye Ordusu’ nun etrafında toplanan, ne idüğü belli olmayan insanların Suriye’yi nasıl bir uçuruma sürüklediğini anlatmış. Belgesel film, Esad rejimini kötülemek için çekilmiş olsa da, IŞİD gibi terör örgütünün Suriye topraklarında olgunlaşmasını sağlayan unsurların Özgür Suriye Ordusu’nun politikalarında gizli olduğu gerçeğini istemeden göstermiş. Yassine Al Haj Saleh, zamanında kendi ülkesinde işkence görüp tutuklanırken, Esad’ ın gidişini büyük bir arzuyla istiyor. Tek adam ve soydan devam eden diktatöryal bir sistemi savunacak halimiz yok elbette, ama devrim demek yaşanılan koşulların olumlu yönde bir adım ileriye gidilmesi demektir. ÖSO ve IŞİD gibi terör hareketleriyle devrim değil olsa olsa yobaz-gerici bir ayaklanma olur. Zaten bu ayaklanma da şu anda zor durumda, Suriye’de kendisine yer bulamamış durumda; ki o kadar batı ülkesinin desteğine rağmen!

Bizim Korkunç Ülkemiz belgeseli tarihe istemeden farklı bir not düştü: Suriye’yi korkunç hale getirenler, batı kaynaklı ayaklanmanın etrafında toplanan şeriat düzeni özlemindeki yobazlar, yamyamlar! Sonuç bölümündeki ayrıntıya dikkat ederek ekrandaki olayları izlemeli!

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending