Connect with us

Gloria

Yayın tarihi:

-

Gün geçtikçe büyüyen ve uzun süredir de kendine hayran bırakan Güney Amerika sineması en son geçtiğimiz sene Pablo Larrain imzalı No ile sinemaseverleri büyülemişti. Larrain’in hemşehrisi ve ülkesi Şili’de bilinen bir sinemacı olan Sebastian Lelio imzalı Gloria da aynı görevi içinde bulunduğumuz sezon dahilinde görmeye hazırlanıyor. Şili’nin süregelen çalkantılı politik ve sosyal dönüşümlerinden yola çıkan iki filmin benzer yönleri bununla sınırlı kalsın, Gloria ikinci baharını yaşayan bir kadının öyküsüne odaklanıyor. Aralarda yapılan sosyopolitik göndermeler dikkat çekse de Gloria, isminden de anlaşılacağı üzere bir kadın; daha dürüst olmak gerekirse kadınlığın filmi.

Gürültülü bir müziğin çaldığı bir bar sahnesiyle açılan Gloria, daha ilk saniyelerinde anlatacakları yönünde büyük mesajlar veriyor. Yaşı kemale ermiş yahut orta yaşı geçmiş insanların bir arada eğlendiği; fakat televizyon ve sinemanın zihnimizde oluşturduğu seviyeli çerçeveden çok uzak bir mekanda başlıyor film. Hemen dikkatler, yalnız başına duran olgun ve hayli alımlı bir kadının üzerine çekiliyor. Kadın oturduğu yerden kalkıyor ve dans pistinin ortasına geçip, çoğumuzun gençlikte dahi cesaret edemediğini yaparak bedenini müziğin ruhuna teslim ediyor. Kadının düşünceli bakışlarından vazgeçip kendini bu denli salması, o anda seyirci için bir başka malzemeyi doğuruyor: Bu kadın neler yaşamış olabilir?

Eşinden seneler önce ayrılan Gloria, iki çocuğuyla da pek yakın olmayan ve tek başına bir apartman dairesinde yaşayan bir kadın. Akıllarda yer edinmiş klişe tiplemenin aksine oldukça canlı, heyecanlı ve ikinci baharını yaşamaya hazır ve istekli bir portre çiziyor. Bu amaç doğrultusunda tanıştığı eski deniz subayı, şimdinin eğlence parkı sahibi Rodolfo ile yakınlaşıyor. Onu sevmiyor ya da aşık olmuyor fakat kendisinin de anlam veremediği bir biçimde bağlanıyor. Belki ne çevresine ne de seyirciye yansıtmadığı boşlukları doldurmak için bir araç olarak görüyor bu adamı, belki de vakit geçirmek ya da cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıp atacağı herhangi bir beden. Ne Gloria ne de filmin yönetmeni Lelio bu ikilem üzerinde fazla durmayı tercih etmiyor. Cesur bir kadının hayatına yeni bir ivme kazandırmaya çalışıyormuş gibi yansıtılan portresini aslında ilk baharını yaşayan ve onca kaybı varmış gibi gözükmesine rağmen hayatında hiçbir değişiklik hissetmeyen/hissettirmeyen bir kadın olarak resmediyorlar.

14322_1366248990_477_14322

Gloria’nın belli bir kalıba sokmakta zorlanılan hikayesini seyrederken seyircinin pek çok konuda seçim yapması mümkün gözükmüyor. Yönetmenin yarattığı bu karaktere karşı ne hissetmemiz gerektiğini kestirmek bir hayli zor. Bazen ona acımamız gerektiğini düşünürken, zihnin bunu sorguladığı sırada Lelio ters köşeye yatırıyor. Aynı şekilde Gloria’nın başına gelen hiçbir şey için sevinemiyor seyirci. Bunlara rağmen film boyunca bir umutsuzluk bulutunun rengarenk ana karakterin üstüne çökmüş olduğunu hissetmek ise malum kararsızlıklar kadar zor değil. Lelio’nun filminin doyumsuz bir tat bıraktığını düşünmemin başlıca sebebi de bu zaten; Gloria, seyircini tek bir çizgi üzerinden idare etmek için uğraşmaktansa ona bir düzlem sunmayı ve doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü ayırt etme işini sonraya bırakmayı vaat ediyor.

Yardımcı karakterlerin zaman zaman olay örgüsüne dahil olduğu filmin tümünü Gloria’ya hayat veren Paulina Garcia sırtında götürüyor desek yeridir. Lelio’nun yaptığının zor bir film olduğu gayet açık ve bu zorluğun üstesinden gelen tek kişinin yönetmen olmadığını görmek Garcia’ya yaklaşık iki saat boyunca (hatta film bittikten sonra) hayranlığı üst seviyede tutmak için fazlasıyla yeterli bir sebep. Karakterini içselleştiriyor ve onu oynamaktan ziyade bizzat yaşıyor. Bu durum tek başına her performans için bir iyilik kriteri doğurmaz elbet fakat söz konusu karakterin omuzlarında başarılı bir eserin tüm yükü varsa işler büyük oranda değişir.

Bu sene Şili adına Oscar yarışına katılan Gloria, hiç şüphe yok ki ülkenin iki sene üst üste yabancı dilde en iyi film kategorisinde adaylık elde etmesine neden olacak derecede iddialı bir yapım. Sebastian Lelio’nun hiçbir tabudan kaçınmayarak, cesurluğunu konuşturduğu bu filmi daha uzun seneler boyunca dillerde ve zihinlerde kendine yer edinmeyi başaracaktır. Yaşlı insan algısını kökten değiştirmek konusunda kendine güvenen film sayısının ne kadar olduğunu düşününce muhtemelen tahmin edilenden de fazla olacak bu süre.

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending