Connect with us

Hüzün Arası: Bir Ayrılık

Yayın tarihi:

-

Konfüçyüs: “Devletin hazinesi adalettir.”

Epiktetus: “Adaleti seven bir insan için her yer emindir.”

 

“A Separation” 2011 yılı, İran yapımı dram tadında bir filmdir. Asgar Ferhadi’nin yönetmenliğini üstlendiği filmin orijinal adının Türkçe karşılığı ‘Nadir ile Simin, Bir Ayrılık’ tır. İran sinemasında en iyi film dalında Altın Ay’ı kazanan ilk filmdir.

Başkent Tahran’nda ikamet eden, ekonomik düzeyi orta halli diyebileceğimiz, 14 yıllık evli ve bir kız çocuğu sahibi çiftin evlilik hayatlarının sallantıda, boşanmanın eşiğinde olduğu dönemi, her iki yönden ele alan film, Nadir ile Simin’ in uzlaşamadıkları bir konuda arada kalmışlığı konu edinir. Simin, kızı Terme’nin daha iyi bir eğitim alması için elindeki tüm imkanlarını kullanarak, yurt dışına taşınmak ister; fakat eşi Nadir buna karşı çıkmak mecburiyetinde kalır. Çünkü bakıma muhtaç bir Alzheimer hastası babası vardır. Şahsi, aile içi meselelerini veya sorunlarını kendi aralarında halledemeyen çift, kurtuluşu çeşitli kurumlarda arar, onlardan medet umarlar. Çünkü insanlar, karşılıklı olarak sağlayamadıkları adalet anlayışını, Aristo’nun da belirttiği gibi devletten beklerler. ‘Adalet önce devletten gelir.’ Çıkan bu anlaşmazlıktan dolayı boşanmak için mahkemeye başvururlar, ama hakim sunulan gerekçeyi geçersiz gördüğü için davanın reddine karar verir.

Evi terk edip, kendi anne-babasının evine dönen Simin, kızını da yanına almak ister ama Terme, babasıyla kalır. Simin her ne kadar kızıp gitse de hala eşine aşıktır.  Ancak sorun, Simin’in eşine karşı sergilediği anlayışsız tutum değildir. Her ikisinin de haklı olduğu yönleri elbette vardır. Ama asıl kargaşanın ortaya çıkmasının nedeni kimsenin alttan almamasıdır. Nadir eli mahkum bir şekilde, babasına bakmakla mükellef olacak bakıcı arar; dindar, maddi durumu kötü, ihtiyacı olan, Raziye adında bir kadın bulur. Bu da yine eşi Simin tarafından önerilir. Görüldüğü gibi kadının aklı yine evinde, eşinde ve çocuğundadır. Ayrıca Simin kayınbabasıyla da iyi bir şekilde ilgilenmiş, hatta kimsenin özellikle de Nadir’in onu dinlemediği zamanlarda sığındığı, derdini paylaştığı tek insan eşinin hasta olan babasıdır.

Simin’in yaptıkları, aslında filmin gidişatını tetikleyen bir yan ürün, ara yoldur. Olay asıl Nadir’in etrafında cereyan eder. Nadir’in tarafında durumlar çok daha hareketlidir. Çünkü o, gerek kızına ve babasına bakma, gerekse işyerindeki ve evdeki işleriyle uğraşma noktasında verdiği mücadeleden mesuldür. Hayat meşgalesinde yoğun emek sarf eden, yaşamın kendisinden gelen, bir adamın filmidir, bu izlediğimiz. Sıradan insanların karşılaştıkları durumlardan, yaşantılardan hareketle gerçeklikten bir kesit sunduğu için film, çok başarılıdır. Oyuncular da sundukları sade, gösterişsiz, asude hayatla onun altında derin manalar bırakan bir zeminde, rol yapmıyormuşçasına sahici, mükemmel bir oyunculuk sergilemişler ve büründükleri karakterlerin hakkını vermişlerdir. Olaylar o kadar canlıdır ki, sanki herhangi birinin evine, vitrine kamera yerleştirilmiş de onu izliyormuşuz gibi yakın bir hal içerisindedir.

***

Nihayetinde Nadir ile Raziye arasında da bir yanlış anlaşılma olmuş ve bir anlık öfkeyle bu anlaşmazlık kötü sonuçların doğmasına sebebiyet vermiştir. Nadir, bakıcı kadını verdiği emanetle, yani babasıyla iyi ilgilenmediğini ve çekmecedeki bir miktar parayı onun çaldığını düşünür. O sebepten iftiraya maruz kalan Raziye bunu kendi gururuna yediremeyip hakkını savunmaya çalışınca, tüm olayların sahihliğinden haberi olmayan Nadir, ona kaba kuvvet uygular. Terme babasının bu denli sinirli olduğunu görünce şaşırır; bakıcının kızı ise annesini merdivenlerde bulunca üzülür. Seyirci ise o yürek burkan sahnede çocuklarla birlikte gözyaşı döker.

Filmin bir diğer başarısı, konular arasındaki ilişkinin ele alınması bakımından geniş bir yelpaze sunmasıdır. İnancın, dinin, hukukun, adaletin, aile içi sorunların, eğitimin, ekonominin, sınıfsal farklılıkların, toplumdaki statünün, babanın, çocuğun, İran’da kadın olmanın, bulunduğu zaman ve mekanın sosyal- kültürel yapısının, mahkemenin soğukluğunun ve katılığının düzgün, uygun ve güzel bir şekilde ele alındığını gördük. Evrensel bir dünya sorununu teşkil etmesi, içinde birtakım içsel vicdani sorgulama ve hesaplaşmaları, tercihleri, geleneksel ve modern yaşam arasındaki dilemmadan sıyrılıp doğruya ulaşabilmesi açısından film, oldukça etkili bir düzeydedir. Aile sıcaklığını pek fazla tadamadık; ama gördük ki sadece göz temasıyla kurulan bir ilişkide,  karşılıklı iletişim çok daha anlamlı bir hal alabilmektedir.

‘Bir Ayrılık’ sadece nicelik olarak bir ayrılık değil; nitelik olarak bir sıfattır. Yani yalnızca bir çiftin ayrılığıyla başlayan, bir silsile gibi devam eden farklı aileleri de etkileyen bir ayrılık zinciridir. Hamile olan Raziye düşük yapınca, bebeğinin katilini Nadir olarak tayin eder. Oldukça kıskanç ve sert mizaca sahip bir eşi olan bakıcının durumu ispatlayamaması ve bir yandan da hakkını araması onu tehlikeli yollara sevk etmiştir. Sonuçta bu durumu kanıtlayamadığı için kendisi de eşiyle ayrılmanın kurbanı olmuştur. Gerçek şu ki her iki anne figürü de (Simin ve Raziye) çocuklarını koruyup kollamak için çeşitli mücadeleler vermiştir.

Film, mahkemede hakimin karşısında başlayıp yine bir mahkeme salonunda hakimin karşısında son kararı vermek üzere bitmiş ve böylece güzel bir süreç izleyerek, seyirci filmden kopmamıştır. Yönetmen, Terme’nin kiminle kalmak istediği kararı verme esnasında filmi bitirerek seyircinin vicdanını devreye sokmuştur. İzleyen herkes ‘ben olsam şunu veya bunu seçerdim’ diye bir tercih yapmaya gitmiştir. Bence Terme, her ne kadar babasına karşı bir yerde güvensizlik hissedip, dürüstlük noktasında zedelendiğini görse de yine tercihini babasından yana kullanmıştır.

Necip Fazıl’ın vicdan muhasebesi için söylemiş olduğu şu söz çok manidardır:

‘Müftüler verse de fetvayı,

Kalbine danış sen, davayı!’

Halit Ziya Uşaklıgil ise bu konuya şöyle açıklık getirmiştir: ‘İnsanlar tuhaftır! Fena bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa, mutlaka en evvel vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar.’

Betül Uludoğan

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending