Connect with us

Film Festivalleri

Kayseri Film Festivali ve Aidiyet Krizi

Yayın tarihi:

-

7. Kayseri Film Festivali üzerine yaşanan tüm hadiseleri festivalin direktörü Kadir Turna ile konuştum. Kadir Turna tüm olup biteni detaylı bir şekilde anlattı.

Bu yıl 7. kez düzenlenen Kayseri Film Festivali’ne Kayserililer ve Erciyes Üniversitesi öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Festivalde çalışan öğrencilerin gönüllülük esasına dayanan özverili emek gücü, festivalde samimi ve ortak bir dil yaratırken, tüm ekibin misafirlere gösterdikleri ilgi ve alaka hayranlık uyandırdı. Altın Çınar, ilk başlarda öğrencilerin düzenlediği bir festivalken 7. senesinde Türkiye’nin önemli film festivalleri arasında olmaya aday bir performans gösterdi. Şimdilik belki bir Antalya, Adana, İstanbul vb. festivaller gibi geniş ve kapsamlı bir olanağı yok ama özellikle vizyon şansı bulamayan, ya da az sayıdaki salonlarda gösterilen, her şehre ulaşamayan bağımsız kısa ve uzun metraj yapımları, belgeselleri Kayseri halkı ve üniversite öğrencilerine ücretsiz bir şekilde sunması oldukça değerli. Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular, sinema yazarları Kayseri’deki üniversite öğrencileriyle faydalı bir iletişim ağı oluşturdu. Bana kalırsa en büyük kazanım da filmleri öğrencilerle birlikte izlenmesi ve sonrasında filmler hakkında konuşulmasıydı.

Her şey yolunda giderken festivalde bir motivasyon kaybının yaşandığına şahit olduğum olay, Aidiyet filminin yönetmeni Burak Çevik’in Twitter üzerinden paylaştığı bir bilgilendirme metniyle başladı.

Daha sonra Siyad üyesi Bülent Vardar, Twitter hesabı üzerinden “7. Kayseri Film Festivali SİYAD Jüri Üyeleri Burçak Evren ve Fırat Sayıcı’yla birlikte Aidiyet filminin yönetmeni Burak Çevik’in twitinin ve açıklamasının Festival Tüzüğü 7. Maddesine aykırı bir açıklama içerdiğini kamuoyuna duyururuz.” açıklamasında bulundu. Burak Çevik cevap olarak: “Açıklamanız çok talihsiz. Aidiyet’in linkini vermediğimiz için (filmin gösterim kopyası olan DCP festivale gönderilmiştir) festival yönetimi tarafında çıkarılmasına onay verdiğinizi anlamış oluyorum. Bu konuda Siyad’ın ve diğer eleştirmenlerin ne diyeceğini merakla bekliyorum.” dedi.

Akabinde Kayseri Film Festivali’nden bir açıklama metni paylaşıldı:

Daha sonra Siyad resmi hesabından bir duyuru yaparak: “Kayseri Film Festivali SİYAD jürisi, SİYAD Yönetim Kurulu tarafından feshedilmiştir.” açıklamasında bulundu.

Aidiyet’ten sonra Görülmüştür filminden de bir açıklama geldi:

Her şey özetle bu doğrultuda yaşandı ve Siyad’ın onursal üyelerinden Burçak Evren dün istifa ettiğini söyledi. Burçak Evren festival töreninde “bu butik festivale öfkenizle, kavganızla gelin, gelin ki konuşalım, birbirimizi anlamaya çalışalım, filmlerinizi Kayserililer, öğrenciler izlesin…” minvalinde bir konuşma yapmıştı. Bana göre çok değerli bir konuşmaydı. Bütünleştirici, kapsayıcı bir dili vardı. Burçak hocayı en çok üzen durum, bu yaratılan linç kampanyasıydı. Anlamadan dinlemeden ortaya atılan düşmanca tavırlardı. Küçük, kendi hâlinde ama gelişmeye de açık bir film festivali  iletişim krizinin yaşanması sebebiyle bir günah keçisi haline dönüştü ve meyve veren ağaç taşlanırcasına sosyal medyada karalanmaya başlandı.

Ben de festival süresince yeni tanıdığım Kayseri Film Festivali direktörü Kadir Turna ile görüşerek, ondan, tüm olup biteni detaylı bir şekilde anlatmasını rica ettim. Lafı daha fazla uzatmadan söylediklerini aynen iletiyorum:

“Burak Çevik’i festival ekibimizdeki konu ile alakalı arkadaşlar aradı. Filmini flash ya da link aracılığı ile jürinin değerlendirmesine izin vermeyeceğini söylemiş… Ardından sevgili İpek Tuzcuoğlu tüm samimiyetiyle arayıp konuşmak istediğini söyleyince seve seve razı oldum bu duruma. Diğer gün İpek Hanım, Burak Çevik ile konuştum, arasınlar link için şifreyi veririz demiş. Vermiş olduğu bu söze istinaden diğer gün defalarca aradık Burak Çevik’i ama hiçbir şekilde ulaşamadık kendisine. Ardından kendisine ulaşılmış ve link üzerinden izletmeyeceğini söyleyerek sözünden caymıştır. Ardından ben aradım. Durumu izah ettim. Yani bu seneki süreci, yaşadığımız sıkıntıları başından sonuna kadar paylaştım kendisiyle. Filminiz DCP aracılığıyla sinema salonunda seyirciyle buluşacak fakat yaşadığımız sorunlar yüzünden jüriye teknik yeterliliğin olduğu bir salonda, flash disk ya da link üzerinden izletiyoruz. DCP aracılığı ile izletmeyi çok isterdik ama ertelemeden sonra sinema salonlarındaki astronomik rakamlardaki azalmadan dolayı durum ne yazık ki böyle dedim. Kendisi bana Kadir Bey sizi çok iyi anlıyorum ama ben bu durumu kabul etmiyorum. Ben filmimi jüriye DCP üzerinden sinema salonunda izletmek istiyorum dedi. Kendisine de hak verdiğimi fakat 8 filmin aynı şartlarda, belirlediğimiz bir salonda projeksiyon ile ana jüri ve Siyad jürisi tarafından toplu olarak izlendiğini, size böyle bir ayrıcalık yapamayacağımızı söyledim. Bu durumda doğal olarak jürinin filmi değerlendirmeyeceğini belirttim. Kendisi de yarışmadan çekileceğini, ama Kayseri’ye geleceğini ve DCP aracılığıyla sinema salonunda yapılacak olan gösterime katılıp seve seve seyirci ile buluşacağını söyledi. Ben de bu kararına saygı duyduğumu ve durumu jüri ile paylaşıp geri döneceğimi dile getirdim. Ardından 7-8 dakika anca olmuştur tekrardan aradı ve yapımcılarımla konuştum, ben Kayseri’ye de gelmeyeceğim, filmimin de gösterilmesini istemiyorum, seyirciyle de buluşmayacağım dedi. Hiç anlam veremediğim bir davranıştı bu. O an ilk düşüncem sanırım biri benimle dalga geçiyor oldu. Çünkü 2 defa üstüste verdiği sözden caymış oldu Burak Çevik. Ben hep iyi niyetle yaklaşıp ortak bir dilde buluşmak için çabalarken, karşı taraftan asla böyle bir tutum görmedim. Ayrıca bu durumu ben istiyor ya da bu kararı ben almışım gibi benden bir yazı beklediğini söyledi ve ardından Whatsapp’tan “yapımcım gerekçeyi bekliyor” yazarak mail adresini paylaştı. Burçak Evren ile konuşarak durumu izah ettim ve Burçak Hocam, bu durumda jüri izleyemeyeceği için değerlendirme yapması imkansız, git durumu jüri ile de paylaş dedi. Apar topar jürinin yanına gittim ve durumu kendileri ile paylaştım. Burak Çevik ile konuştuğumu, kendisinin flash ya da link aracılığı ile izletmeye razı olmadığını ve hatta 7 – 8 dakikada karar değiştirerek gelmeyip filmin de DCP aracılığıyla seyirciye olan gösterimine izin vermediğini dile getirdim. Değerli jürimiz ile durumu bir süre istişare ettikten sonra Burak Çevik’i aradım ve istediğiniz şartlarda filmi jüriye izletme şansımızın olmadığını, diğer 8 filme haksızlık olacağını ve bu durumda filmin jüri tarafından değerlendirilmesinin imkansız olduğunu dile getirdim ve kendisi bana “yani bu durumda filmi diskalifiye mi ediyorsunuz” diye sordu. Bir an şoke oldum. Ağzımdan çıkmayan bir kelime ile karşılaştım ve kendisine diskalifiye söz konusu değil. Diğer filmlere haksızlık yapamayız. Flash ya da link harici filmi jüriye gösteremeyiz, bu durumu da kabul etmeyenin kendisi olduğunu söyledim. Ama kendisi defalarca filmi diskalifiye ediyorsunuz yani dedi ve hiçbir zaman benim ağzımdan böyle bir kelime çıkmadığını dile getirdim. Ardından tekrardan durum ile alakalı gerekçeyi mail olarak istediğini söyledi. Kendisi şartnameye imza atarak her şeyi kabul ettiği halde, şartlarımıza uymuyor ve kendisi çekilmeyi talep ettiği halde bunu biz istiyormuşuz gibi benden yazılı bir gerekçe istiyordu. Ben kendisine asla yanlış bir dil kullanmadım. Hep iyi niyetle yaklaştım ve şartname ile alakalı bir şey bile söylemedim, birbirimizi incitmemek adına. Ardından bir yazı paylaştım mail yolu ile. Verdiği cevapta, açıklamam için teşekkür ettiğini ama telefonda konuştuğumuz şekilde filmi programdan çıkardığımı yazmamı söyledi. Halbuki imza attığı şartnamemizi iki farklı şekilde ihlal eden kendisi. Hem jüriye izletmiyor hem de gelmeyerek filmi seyirciye izletmek istemiyor ama hep bir şekilde suçu bana atmaya çalışıyordu. Ama ben hep ortak yolu bulmak adına, her mailimde ve konuşmamda aynı gerçeğin üzerinde durarak, filminin DCP aracılığı ile seyirci ile buluşacağını fakat jürinin de değerlendirebilmesi için flash ya da link şifresine ihtiyacımız olduğunu dile getirdim. İletişimcisi aradı beni. Sanki kendisi ile telefonda konuşmuşum gibi, telefonda konuştuğunuz gibi bir yazılı gerekçe bekliyoruz dedi. Ben de telefonda sizinle konuşmadım, ben ne dediysem onu yazıyorum zaten dedim ve kapattık. Ardından bir daha aradı ve telefonda konuştuğunuz gibi diskalifiye ettiğinizi söylemezseniz işlerin daha kötüye gideceğini söyledi. Bunun tehdit olmadığını düşünmek istedim ve yine iyimserlik sergileyerek o an önemli bir ortamda olduğumu ama son bir mail göndereceğimi söyledim. Tam 10 saattir iyi niyet sergileyerek orta yolu bulmak için elimden geleni yaptığıma onlarca insan şahittir. Ardından telefonu kapatır kapatmaz Burak Çevik’ten: “Filmimiz Aidiyet’in tarafınızdan yarışma ve gösterimden çıkarıldığına dair açıklama bekliyorum” diye bir mail daha geldi. 33 yaşındayım, hayatımda böyle mobing yemedim. Ardından son bir mail gönderdim kendisine: “Değerli film sahibi, filminizi belirlediğimiz salonda toplu halde izleyecek olan jüri üyelerine flaş ya da link gösterimi ile izlenmesine izin vermediğiniz için, mecbur olarak ve diğer filmlere haksızlık olmaması adına, filminizi değerlendirmeye alamamaktayız. Zaten kendiniz, filminizin bu şartlar altında jüri tarafından izlenip değerlendirilmesini istemediğiniz için, bu kararı hoşgörü ile karşılayacağınızı umuyor, üzgün olduğumuzu belirterek sevgilerimizi sunuyoruz…” ve bu mail’im üzerine o asılsız paylaşımda bulundular ne yazık ki. Ayrıca kendileri ıslak imzalı gönderdikleri şartnamemizi hiç mi okumamışlar? Sözde kıymet verdikleri seyirciyi mağduriyetleri, festivali itibarsızlaştırma çabaları da cabası. Asla diskalifiye ve çıkartılma söz konusu değildir. Tamamıyla kendi istekleri üzerine durum böyle sonuçlanmıştır. Elimizde ıslak imzalı şartnameleri de mevcuttur. Açıklamalarında saygıdan bahseden Burak Çevik, festivalimize, çok kıymetli jürimize, diğer film sahiplerine ve Kayseri seyircisine saygı göstermemiştir. Filme bilet almış olan seyirciden de özür dilemiştir. Fakat biz 7 yıldır hiçbir filme, hiçbir etkinliğe bilet satmamış ve 7 yıldır festival içerisinde tüm film gösterimleri dahil gerçekleşen tüm etkinlikleri Kayseri halkına ücretsiz olarak yapmışızdır. Herkesi vicdanı ile başbaşa bırakıyor, haklı olduğumuzu bilen, bilmese de öğrenmek için arayan, soran, dinleyen, yanımızda duran ve festivale sahip çıkan herkese şükranlarımı sunuyorum. Anlamadan dinlemeden bu yanlışlığa ortak olan herkesi de, eğer gerçekleştirebilirsek şimdiden 8. Kayseri Film Festivali’ne davet ediyorum… Ne olursa olsun her zaman kazanan Türk Sineması olacak.”

Türkiye’de gerçekleşen bir film festivali daha sona erdi. Krizin başlamasına sebep olan “jürilerin filmleri sinema salonlarında izlemeli” olayına katıldığımı fakat küçük festivallerin bütçe yetersizliği ve olanak imkanlarının sınırlı olması sebebiyle anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ne olursa olsun filmler seyirciler için yapılır ve filmlerin seyircilere ulaşabilmesi için ortak bir iletişim paydasında buluşmaya ihtiyaç vardır. Umut ediyorum, bu yaşananlar gelecekteki film festivallerinde yaşanmaz, herkes ortak bir akılda toplanır ve jüriler filmleri sinema salonlarında izlerler. Yönetmen ve yapımcılar da bu imkanları sağlayamayan anadolu festivallerimizi anlayışla karşılar ve filmlerini o şehirdeki halkla tanıştırırlar. Bunun için kimseleri mağdur etmeden, el birliğiyle bir ön hazırlık süreci şart gibi. Hepimizin Burçak Evren’in de dediği gibi konuşmaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacı var.

Okumaya Devam Edin
1 Comment

1 Comment

  1. Mansur Yıldırım

    07 Aralık 2019 at 04:13

    Teşekkürler.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Film Festivalleri

Adana Altın Koza Film Festivali Kapsamında “Gondol’da Film Gösterimleri”, 14 – 20 Eylül’de Açık Havada Sinema Keyfi Sunuyor!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen ücretsiz“Gondol’da Film Gösterimleri” etkinliği, gösterime girdikleri günden bu yana ilgiyle izlenen filmleri sinemaseverlerle buluşturuyor. Adanalılara açık havada film izleme keyfi sunmayı amaçlayan gösterimler, sosyal mesafeye uygun bir yerleşimle14 – 20 Eylül 2020 tarihleri arasında Seyhan Nehri’nde bulunan Gondol Marina’da gerçekleştirilecek.

Etkinlik kapsamında 14 Eylül Pazartesi akşamı “7. Koğuştaki Mucize”; 15 Eylül Salı akşamı “Selvi Boylum Al Yazmalım”; 16 Eylül Çarşamba akşamı “Aile Arasında”17 Eylül Perşembe akşamı “Arkadaş”; 18 Eylül Cuma akşamı “Yozgat Blues”; 19 Eylül Cumartesi akşamı “Ölümlü Dünya”20 Eylül Cuma akşamı ise “Züğürt Ağa” filmlerinin gösterimleri gerçekleşecek.

Başlama saati 20.00 olan “Gondol’da Film Gösterimleri”ne ücretsiz olarak katılmak için sehircilikatolyesi.org adresinden kayıt yaptırılabilir.

Okumaya Devam Edin

Film Festivalleri

31. Ankara Film Festivali’nin Ödülleri Belli Oldu!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen 31. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin kazananları belli oldu. Festivalde ulusal uzun, belgesel ve kısa film kategorilerinde gerçekleşen yarışmaların birincileri bu gece Büyülü Fener Sineması’nda düzenlenenen ve pandemi önlemleri nedeniyle seyirciye kapalı gerçekleşen gecede belli oldu. Ulusal Uzun Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü Leyla Yılmaz’ın “Bilmemek” filmine verilirken; En İyi Yönetmen Ödülü “Topal Şükran’ın Maceraları” filmiyle Onur Ünlü’ye, Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film Ödülü ise Cihan Sağlam’ın yazıp yönettiği “Uzun Zaman Önce” filmine verildi. Yarışmada Ayten Başer Yetimoğlu’nun “İçimdeki Küller” adlı filmi en iyi belgesel, Yılmaz Özdil’in yönettiği “Barê Giran” (Ağır Yük) da en iyi kısa film seçildi. Festivalin Ankara temalı kısa ve belgesel film üretimini teşvik etmek amacıyla bu yıl ilkini verdiği VEKAM Özel Ödülü, Yasin Semiz’in “Asfaltın Altında Dereler Var!” adlı filmine gitti.

31. Ankara Uluslararası Film Festivali
3-11 Eylül 2020, Kızılay Büyülü Fener Sineması

ULUSAL UZUN FİLM YARIŞMASI

En İyi Film (50.000 TL)
Bilmemek / Leyla YılmazYapımcılar: Evren Parlar, Ateş İlyas Başsoy, Chris Elsey
Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film (10.000 TL)
Uzun Zaman Önce / Cihan Sağlam
En İyi Yönetmen
Onur Ünlü / Topal Şükran’ın Maceraları
En İyi Kadın Oyuncu
Selen Uçer / Aşk, Büyü Vs.
En İyi Erkek Oyuncu
Serdar Orçin / Uzun Zaman Önce
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Senan Kara / Bilmemek
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Emir Özden / Bilmemek
Onat Kutlar En İyi Senaryo
Ümit Ünal / Aşk, Büyü Vs.
En İyi Görüntü Yönetmeni
Hakan Körezli / Şair
En İyi Sanat Yönetmeni
Emel Erden / Topal Şükran’ın Maceraları
En İyi Özgün Müzik
Uygur Yiğit / Uzun Zaman Önce
En İyi Kurgu
Maryna Er Gorbach, Aziz İmamoğlu / Omar Ve Biz
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Ödülü
Topal Şükran’ın Maceraları / Onur Ünlü
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI
En İyi Belgesel Film (20.000 TL)
İçimdeki Küller / Ayten Başer Yetimoğlu
ULUSAL KISA FİLM YARIŞMASI
En İyi Kısa Film (10.000 TL)
Barê Giran (Ağır Yük) / Yılmaz Özdil
VEKAM ÖDÜLÜ
VEKAM Özel Ödülü (10.000 TL)
Asfaltın Altında Dereler Var! / Yasin Semiz

ULUSAL UZUN PROJE GELİŞTİRME DESTEĞİ YARIŞMASI

En İyi Proje (30.000 TL)
Hak Edilmiş Bir Öpücük / Murat Uğurlu

Okumaya Devam Edin

Film Festivalleri

Ankara’da festival heyecanı Perşembe günü başlıyor!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle ve Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 31. Ankara Uluslararası Film Festivali, 3-11 Eylül 2020 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek. 13 ülke ve 59 yönetmenden toplamda 56 filmin gösterileceği festivalin gösterimleri Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda yapılacak. 3 Eylül’de CER Modern’de düzenlenecek Açılış Töreni‘nde Şerif Sezer, Tamer Levent ve Başka Sinema’ya Onur Ödülleri verilirken, aynı gece Ulusal Uzun Proje Geliştirme Desteği Yarışması’nın kazananı da açıklanacak. Detaylar filmfestankara.org.tr‘de, biletler biletinial.com’da!

Onur Ödülleri Şerif Sezer, Tamer Levent ve Başka Sinema'ya 31. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin Onur Ödülleri bu yıl, Aziz Nesin Emek Ödülü oyuncu Şerif Sezer’e, Sanat Çınarı Ödülü oyuncu, yönetmen ve yazar Tamer Levent’e ve Kitle İletişim Ödülü de bağımsız film dağıtım ağı Başka Sinema’ya verilecek. Onur Ödülleri 3 Eylül’de festivalin Açılış Töreni’nde sahiplerini bulacak.

Jüri başkanı Yeşim Ustaoğlu

Festivalin ulusal yarışmaları uzun, belgesel ve kısa film dalında gerçekleşecek ve yarışacak tüm filmler, Ankara’da ilk kez ve sinema salonlarında seyirciyle buluşacak. Ulusal Uzun Film Yarışması’nda bu yıl; Cihan Sağlam’ın “Uzun Zaman Önce”, Erkan Yazıcı’nın “Uzak Ülke”, Eylem Kaftan’ın “Kovan”, Faysal Soysal’ın “Ceviz Ağacı”, Leyla Yılmaz’ın “Bilmemek”, Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in “Omar ve Biz”, Mehmet Emin Yıldırım’ın “Şair”, Onur Ünlü’nün “Topal Şükran’ın Maceraları” ve Ümit Ünal’ın “Aşk, Büyü vs.” adlı filmleri yarışacak.

Başkanlığını yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun yapacağı ve kurgucu Aylin Zoi Tinel, oyuncu Berkay Ateş, oyuncu Tuğçe Altuğ ve sinema yazarı Uğur Vardan’dan oluşan Ulusal Uzun Film Yarışması Jürisi, 12 kategoride ödül dağıtacak. En İyi Film Ödülü’nü alan film 50 bin TL değerinde para ödülünün sahibi olurken, ilk filmlerin değerlendirildiği Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü’nü kazanan filme de 10 bin TL verilecek.

Festivalin belgeselleri

11 filmin yarışacağı Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda ise, Ali İhtiyar’ın “Sessizliğin Gözyaşları”, Ayşegül Selenga Taşkent’in “Ovacık”, Ayten Başer Yetimoğlu’nun “İçimdeki Küller”, Gökçin Dokumacı’nın “Kuyudaki Taş”, Hakan Aytekin’in “Enstantane”, Hasan Söylemez’in “Tenere”, Şirin Bahar Demirel’in “Kadınlar Ülkesi”, Onur Erkin’in “Ege'nin Son Baharı”, Turgay Kural’ın “Ada’m”, Yağmur Kartal’ın “Oyuncakçı Saklı Yadigarlar” ve Yasin Semiz’in “Asfaltın Altında Dereler Var!” adlı filmleri gösterilecek. Akademisyen Nihan Gider Işıkman, yönetmen, senarist ve yapımcı Rena Lusin Bitmez ile yönetmen ve belgesel yapımcısı Zeynep Gülru Keçeciler oluşan Ulusal Belgesel Film Yarışması Jürisi, bir filme 20 bin TL değerinde En İyi Belgesel Film Ödülü’nü verecek.

14 kısa film yarışıyor

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda bu yıl; Anıl Kaya ve Özgür Önurme’nin birlikte yönettiği “Akvaryum”, Ayçıl Yeltan’ın “Topanga”, Büşra Bülbül’ün “Çamaşırsuyu”, Erinç Durlanık’ın “Yasemin Adında Bir Salon Bitkisi”, Murat Emir Eren’in “Evde Yok”, Mustafa Gürbüz’ün “Meryem Ana”, Nursel Doğan’ın “Huşbe! (Sus!)”, Ragıp Türk’ün “Tor”, Ramazan Kılıç’ın “Servis”, Selman Deniz’in “Veger (Dönüş)”, Yasemin Demirci’nin “İklim Değişimi”, Yavuz Akyıldız’ın “Yağmur, Şnorkel ve Taze Fasulye”, Yeşim Tonbaz Güler’in “Münhasır” ve Yılmaz Özdil’in “Barê Giran (Ağır Yük)” adlı filmleri yarışacak. Akademisyen Andreas Treske, yapımcı Bulut Reyhanoğlu ve oyuncu Şenay Gürler’den oluşan Ulusal Kısa Film Yarışması Jürisi, bir filme 10 bin TL değerinde En İyi Kısa Film Ödülü’nü verecek.

Festivale yeni ödül Ankara Uluslararası Film Festivali’nin Ankara temalı kısa ve belgesel film üretimini teşvik etmek amacıyla verilecek VEKAM Özel Ödülü bu yıl ilk kez verilecek. Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) ile ortaklaşa düzenlenen ve yılın başında “Ankara Hikâyesini Bekliyor” çağrısıyla başlatılan yarışmanın sonucu 10 Eylül’de yapılacak Kapanış Töreni’nde belli olacak. Akademisyen İpek A. Çelik Rappas, belgesel yönetmeni Kerime Senyücel ile akademisyen Seçil Büker’in jüriliğinde yapılan değerlendirme sonucunda bir filme 10 bin TL değerinde VEKAM Özel Ödülü verilecek. Kazanan film ayrıca, VEKAM Kütüphanesi ve Arşivi’ne girecek ve akademik araştırmalara açılacak.

Yerli ve genç sinemaya destek Ankara Uluslararası Film Festivali’nin Türkiye sinemasının yeni yaratıcılarına ve yenilikçi projelerine destek olmak amacıyla 3 yıl önce başlattığı Ulusal Uzun Proje Geliştirme Desteği Yarışması’nda 10 proje yarışacak. İlk ya da ikinci filmini çekecek sinemacılara maddi destek sağlayan ve AB Türkiye Delegasyonu’nun desteğiyle yapılacak yarışmada bu yıl; Abdullah Harun İlhan’ın “Seni Ben Unutmak İstemedim ki”, Burçak Açık’ın “Hava'nın Tohumu”, Duygu Karanlık Ebeoğlu’nun “Kafes”, Merve Kuş Mataracı’nın “KİM-LİK”, Murat Uğurlu’nun “Hak Edilmiş Bir Öpücük”, Nuri Cihan Özdoğan’ın “Maskeler”, Umut Evirgen’in “Annesinin Kuzusu”, Ümran Safter’in “Son Celse”, Vuslat Saraçoğlu’nun “Bildiğin Gibi Değil” ve Zeynep Köprülü’nün “Denizde” adlı projeleri, yönetmen Ceylan Özgün Özçelik, yapımcı Suzan Güverte ile senarist ve sinema yazarı Uygar Şirin’den oluşan jüri tarafından değerlendirilecek ve 1 filme 30 bin TL tutarında para desteği sağlanacak.

Ödüllü filmler Türkiye’de ilk kez festivalde

Festivalin dünyadan yeni ve klasik filmleri buluşturan Dünya Sineması’nın seçkileri de heyecan uyandırıyor. Berlin, San Sebastián, Stockholm gibi dünya festivallerinden ödüllerle dönmüş filmleri buluşturan “Festivallerden” seçkisinde, Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Yunanistan’dan toplam 6 film, Türkiye’de ilk kez Ankara’da seyirciyle buluşacak. “Madame X: An Absolute Ruler” (1978), Ticket of No Return” (1979), “Exil Shanghai” (1997) gibi sıradışı filmleriyle tanıdığımız Ulrike Ottinger’in dünya prömiyerini bu yıl Berlin Film Festivali’nde yapan otobiyografik belgeseli “Paris Calligrammes”; Christian Petzold’un romantik bir hayalet hikâyesi anlatan ve Berlin Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Gümüş Ayı Ödülü’nü kazanan son filmi “Undine”; Almanyalı aktris Ina Weisse’nin yönettiği ve başrolündeki usta oyuncu Nina Hoss’a San Sebastián ve Stockholm film festivallerinden ödüller getiren gerilim dozu yüksek dram “The Audition / Seçmeler”; bağımsız İtalyan sinemacı Danilo Caputo’nun dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde yapan ve etkileyici bir yeniden doğuş hikâyesini işleyen son filmi “Sow the Wind / Rüzgârı Eken”; Almanyalı yönetmen Arne Körner’in temposu yüksek komedisi “Gasmann” ve efsanevi İspanyol yönetmen Luis Buñuel’in kariyerindeki unutulmaz anlardan birini hayal gücüyle yeniden inşa eden Salvador Simo animasyonu “Buñuel in the Labyrinth of the Turtles / Buñuel Kaplumbağaların Labirentinde”, Türkiye’deki ilk gösterimlerini festivalde yapacak.

Fellini’nin ve Rohmer’in anısına

Dünya Sineması bölümünün “Anısına” seçkisi, doğumunun 100. yılında İtalyan yönetmen Federico Fellini ve Fransız yönetmen Éric Rohmer’i filmleriyle anıyor. Federico Fellini’nin senaryosunu Ennio Flaiano ve Tullio Pinelli ile birlikte yazdığı 1953 yapımı komedisi “I Vitelloni / Aylaklar”, En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar’a aday olmuş, Venedik Film Festivali’nde de Gümüş Aslan Ödülü’nü kazanmıştı. 50’li yılların İtalyasındaki kasvetli sahil kasabalarında yazın gelişini bekleyen ve çalışmayı adeta tabu sayarak günlerini aylaklık ederek geçiren Fausto, Leopoldo, Alberto, Riccardo ve Moraldo adlı beş gencin öyküsünü anlatan film, hikâye anlatıcılığı konusunda Fellini'nin erken dönem dehasının kanıtı sayılıyor.

Éric Rohmer’in ahlâk hikayeleri serisinin beşinci filmi olan “Claire's Knee / Claire’in Dizi” ise, 30’larındaki Jerome’un evlilik hazırlıkları öncesi bir göl kenarında geçirdiği tatili sırasında tanıştığı Claire adlı genç kadına duyduğu tutkudan yola çıkıyor. Rohmer sinemasından aşina olduğumuz basit olay kurgusuyla ilerleyen ve Jerome’un bastırılmış arzusunu felsefi alt metinlerle yoruma açan film, gösterime girdiği 1970 yılında “Jane Austen’ın sinemadaki karşılığı” sözleriyle karşılanmıştı. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre’ye aday olan, San Sebastian Film Festivali’nde de Altın İstiridye Ödülü’nü kazanan “Claire’in Dizi”, efsanevi sinema yazarının söylediği gibi; “Hâlâ iyi romanlar okuyan, iyi filmlere önem veren ve bazen de, düşünen insanlar için bir film”. Vişegrad Dörtlüsü Ankara’da gülümseyecek Dünya Sineması bölümünün bir diğer seçkisi ise, Vişegrad Dörtlüsü (V4) ülkeleri Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan komedi klasiklerini bir araya getiren “Vişegrad Gülümsüyor” olacak. Çek Cumhuriyeti Büyükelçiliği, Macaristan Büyükelçiliği, Polonya Büyükelçiliği ve Slovakya Büyükelçiliği’nin destekleriyle gerçekleşecek bu bölümde, usta Çekyalı yönetmen Jirí Menzel’in Bohumil Hrabal’ın hikâyesinden uyarladığı “The Snowdrop Festival / Kardelen Festivali”; Slovak yönetmen Frigyes Ban ve Çekyalı yönetmen Vladislav Pavlovic’in birlikte yönettiği 1958 yapımı “St Peter's Umbrella / Aziz Peter’in Şemsiyesi”; Polonyalı yönetmen Andrzej Munk’un ikinci filmi de olan ve adını Beethoven’ın 3. senfonisinden alan “Eroica” ve Macar sinemacı Zoltán Fábri’nin en meşhur filmlerinden “Profesör Hannibal” adlı filmleri sinema perdesinde seyirciyle buluşacak.

Festivalde kısaca insan hakları Festivalin bu yılki yeni seçkilerinden biri de, Avrupa Birliği 9. İnsan Hakları Kısa Film Yarışması’nın finalist filmleri olacak. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun “Kameralar insan hakları için çalışsın” çağrısıyla düzenlediği Avrupa Birliği 9. İnsan Hakları Kısa Film Yarışması’nın finaline kalan 10 film, Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında sinemaseverlerle buluşuyor. Seçkide, Mustafa Koç’un yarışmanın birincisi seçilen ve doğuştan kolları olmadan dünyaya gelmiş milli yüzücü Sümeyye Boyacı’nın 2018 Paralimpik Avrupa Şampiyonası’na uzanan ilhâm verici hikâyesini anlatan “Yes I Can” adlı filmin yanı sıra; Ozan Takış’ın yarışmada ikincilik ödülü alan “Fotoğraf”, Özkan Bal’ın yarışmanın üçüncüsü seçilen “Kıyı”, Abdullah Şahin’in “Artı Bir”, Kurtuluş Özgen’in “Göçün 8 Şiiri”, Fırat Erez’in “Hasankeyf’e Ağıt”, Ozan Sihay ve Tufan Şimşekcan’ın “Leke”, Rüzgar Asya Hızarcı’nın “Mavi”, Kader Eman’ın “Navber”, Mehmet İsmail Çeçen ve Ramazan Akkuş’un “Terazi” adlı filmleri de gösterilecek.

Belgesel sinemada insan hakları konuşulacak

7 Eylül Pazartesi günü Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda gerçekleşecek gösterimin ardından ayrıca, “İnsan Hakları ve Belgesel Sinema” adlı bir panel de düzenlenecek. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu temsilcisi ile filmlerin yönetmenlerinin katılacağı panelde, 90’ların başında başlayan belgesel sinema kariyerinde aralarında “Kurşun Kalem”, “Bölge”, Ankara’da da En İyi Belgesel seçilen “Ah” ve “Karabiga, Son Kıyı”nın da olduğu bir çok film yönetmiş Mustafa Ünlü, belgesel sinemacı ve Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nihan Gider Işıkman ve geçen yılın En İyi Belgesel Film Ödülü’nün sahibi “Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne?”nin yönetmeni, senarist, yapımcı ve fotoğrafçı Rena Lusin Bitmez de konuşmacı olacak. Panel, insan hakları temelli belgesel film çekme pratiklerini ve hikâye anlatma yöntemlerini tartışmaya açacak.

%50 kapasite gözetilecek

Haziran ayında düzenlenmesi planlanan ve küresel salgın nedeniyle ertelenen 31. Ankara Uluslararası Film Festivali, izleyicilerin kendilerini güvende hissedecekleri koşullarda ve Covid-19 tedbirlerinin alınacağı salonlarda yapılacak. Festival, seyircisine güvenli izleme alanları ve deneyimi yaratabilmek için uzmanlar eşliğinde çalışıyor. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Şenol’un bilimsel danışmanlığında ve vakıf yönetim kurulu üyesi psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar’ın eşliğinde T.C. Sağlık Bakanlığı'nın önlemlerini gözeten bir düzenleme hazırlayan festival, fiziksel mesafenin korunabildiği, güvenli ve etkili hijyen ve dezenfekte işlemlerinin sağlandığı bir ortam için gerekli düzenlemeleri belirlediler. Festival yönetimi yaptığı açıklamada “Kendimizi ve başkalarını gözeterek hayatı sürdürmenin yollarını bulmak zorunda olduğumuza inanıyoruz. 31. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında gerekli önlemler alınarak, COVID-19 pandemisinin engel olduğu bir aradalığın, kültürel paylaşımın ve hayatın sürmesinin mümkün olduğuna inanıyoruz. Sinema filmi sinemada seyredilir ve sinemada güvenli olarak film seyretmek mümkündür ilkesiyle hareket ediyoruz” dedi. Festivalin pandemi önlemleri sonucu belirlediği gösterim koşulları ise şöyle olacak:

Filmlerin gösterileceği Kızılay Büyülü Fener Sineması, müstakil bir bina ve havalandırma sistemi, dışardan temiz hava dolaşımı sağlıyor. Binanın giriş ve çıkış için ayrı kapıları var. Temassız ateş ölçer ile ateşleri ölçülerek binaya alınacak seyirciler için girişte temassız el hijyeni ve maske sağlanacak. Filmlerin gösterileceği üç salon, doğrudan dışarıya açılan kapılarıyla temiz hava dolaşımına sahip. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği %60 kapasite festivalde %50’ye indirildi. Seyircilerin oturacağı koltuklarda tek kullanımlık bariyer örtüler kullanılacak. Filmlerde ara verilmeyecek ve seans aralarında salonlar 1 saat ek havalandırma ve dezenfeksiyona tâbi tutulacak.

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending