Connect with us

Little Women Film Eleştirisi

Yayın tarihi:

-

Louisa May Alcott’un 1868 yılında yazmış olduğu aynı adlı romanından yeniden uyarlananan yedinci film olma özelliği taşıyan Little Women, geçtiğimiz  yılın en iyi film Oscar adayları arasındaydı. Film aday olduğu kategorilerden (en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi uyarlama senaryo) sadece en iyi kostüm tasarımı ödülünü evine götürmeyi başarsa da böyle bir platformda yedinci uyarlamanın adından söz edilmesi bile büyük başarı aslında. Son yıllarda filmin yönetmeni Greta Gerwig’in kadın yönetmenler arasında öne çıkmış olması, Lady Bird gibi küçük bütçeli bir film ile 2017’de aldığı Oscar adaylığı filmden beklentiyi arttırmıştı. Ancak beklentilerin aksine oyuncu/yönetmen Greta Gerwig’in yapmayı seçtiği filmin romana kadın hikayelerine veya kostümlü dramalara yeni bir şey katabildiğini söylemek güç. Ama bu durum Greta Gerwig’in en iyi yönetmen adayları arasında yer almaması nedeniyle cinsiyet ayrımcılığı çerçevesinde epey konuşulmasına da engel olmadı.

Başlıca rollerini Saoirse Ronan, Emma Watson, Laura Dern, Eliza Scanlen, Florence Pugh, Timothee Chalemet, Chris Cooper ve Meryl Streep’den oluşan güçlü bir kadronun paylaştığı Küçük Kadınlar filmi hepinizin bildiği gibi Amerikan iç savaşı ertesinde March ailesinin dört kızının hikayelerini anlatıyor. Zamanın koşullarında hem samimiyeti hem de başkarakterinin bağımsız ruhunu yansıtması nedeniyle kitabın çok sevilip popülerleşmesi, defalarca sinemaya uyarlanması gayet anlaşılabilir. Tabii eğer 2020 yılında, böyle ünlü bir romanı beyaz perdeye yedinci kez uyarlayacaksanız yeni bir soluk arayışına girmeniz gayet normal, hatta belki de bir şart. Ancak Gerwig tercihini kadın erkek ilişkilerinin, kanunların, hayat koşullarının tamamen değiştiğini görmezden gelerek, bu naftalin kokan hikayenin içeriğini güncellemekten değil, teknik olarak farklı bir anlatım yolu seçmekten yana kullanıyor. Hikayeyi doğrusal zamanda değil de karışık bir zaman kurgusuyla anlatıyor. Bunu en azından bu kadar aldırmazlıkla yapabilmesinin tek nedeni ise hikayenin bilinirliği. Yine de film Amerika’da olayların sırasının tam olarak anlaşılamadığına  dair pek çok eleştiri aldı. Aslında fazla komplike bir hikaye olmadığından, izlerken biraz kafa karışıklığı yaşatsa da, film, bittiğinde hiç bilmeyen birinin bile bu puzzle formatını kafasında yerli yerine oturtması pek zor değil. Fakat bu tercihin kanımca en önemli dezavantajı, duygusal bağlamda ilerleyen hikayeyi sürekli  kesintiye uğratması. Aslında film zaman zaman diyalog bazında keyifli ve akıcı bir çizgi yakalasa da, bu zaman karmaşası ve filmin hızlı, bol kesmeli kurgusu karakterleri tanımayı ve onların ruh haline kapılmayı zorlaştırıyor. Bu durum da, filmin duygusal zirvelerinin  yeterince yükselememesine sebep oluyor. Jo’yu bir Laurie ile bir Friedrich ile görmek kitabın asıl kozu olan samimiyetini, duygusal devamlılık ve derinliğini azaltıyor. Aynı durum Beth ile ilgili trajedi için de, Meg’in ve Amy’nin hikayeleri için de geçerli. Bunun dışında film sahne sahne bakıldığında 1994 yılındaki uyarlama ile epey benzerlik gösteriyor.

O zaman da Gerwig’in neden bu hikayeyi anlatmayı seçtiği kafa kurcalıyor. Çünkü bu kadar ünlü ve sevilen bir romanı hele kostümlü drama ise beyaz perdeye uyarlamak bilinçli bir tercih olsa gerek. Zaten film daha görücüye bile çıkmamışken Oscar adaylığının konuşulması da bunu olumluyor ve tribüne oynandığı hissi yaratıyor. Oysa bu mayanın tutmayacağı Sofia Coppola The Virgin Suicides (1999) ve Lost in Translation (2003) ile parladıktan sonra 2006 yılında yine bir kostümlü drama olan Marie Antoinette ile hüsrana uğradığında (aynı Küçük Kadınlar gibi sadece kostüm dalında Oscar kazanabilmişti) anlaşılmıştı zaten.

Hadi iyi niyetle düşünelim, Gerwig yüz yıl öncesinin bakış açısıyla bugünün kadınlarının sorunlarına varmayı amaçlıyordu diyelim. Ancak uyarlamanın klasikliğini, demode alt metinlerini ve toz pembeliğini bir yana koyalım, karakter bazında da dişe dokunur çatışmalar içerdiğini söylemek zor. Yani film küçük kadınların modası geçmiş dertlerini bile birkaç süslü cümle kursa da gerçek anlamda irdelemiyor. Dört ana karakterini bile yeteri kadar sahicileştiremiyor. Hele finalde Jo’nun kitabı yayınlatmak adına verdiği tavizi  düşünecek olursak tam tersi etki yarattığı bile söylenebilir. Zamanın koşullarında ailesini geçindirmek için iyi bir evlilik yapması gerektiğini bilmesine rağmen ve bunun için şansı da varken, kendine bir kariyer oluşturmak için bilmediği bir şehirde yalnız yaşamayı göze alan Jo’nun kitabının sonunu değiştirerek kadınlara evlilik pazarlamaya razı olması hiç doğru gelmiyor. Aslında Gerwig benzer bir tercihi Lady Bird’de de yapmıştı. Orada da ana karakterinin önündeki engel maddi sorunlar ve aileye karşı yükümlülüklerdi. Özgürlüğünü dişiyle tırnağıyla söküp alan karakterinin mücadelesini anlatırken akıcı ve özgün olan Gerwig, filmin sonunda ne yazık ki onu annesinin bir cümlesi ile kandırmıştı. Bu orta yolu seçme alışkanlığı devam ettiği taktirde Gerwig’in üzerine yapışan feminist imajın altını doldurabilmesi oldukça zor görünüyor.

Filmin kostüm, müzik, makyaj, görüntü yönetimi ve oyunculuklarına gelince, tüm kategorilerde sınıfı zorlanmadan geçtiği söylenebilir. Soirse Ronan oynadığı her karaktere ruh katabilen çok iyi bir oyuncu olduğunu ve  farklı bir aurası olduğunu bir kez daha kanıtlarken, yükselen kariyerine bir taş daha ekleyen Florence Pugh da onu iyi tamamlıyor. Zaten ödülü alamamış olsalar da  iki oyuncu da filmdeki rolleriyle Oscar’a aday gösterildiler.

Sonuç olarak Küçük Kadınlar filmi belki önceki uyarlamaları izlememiş, kitabı okumamışsanız veya klasik bir kostümlü dramaya razıysanız keyifli bir seyirlik sunabilir ancak 2020 yılında anlatılması gereken o kadar çok kadın hikayesi, mücadelesi, büyüme öyküsü varken ve yönetmeninin yakaladığı rüzgar ve yarattığı beklenti düşünüldüğünde kesinlikle izlemeyi beklediğimiz film değil.

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending