Connect with us

Oscar 2010

Oscar’ın Ardından: Ödüller (Bölüm 1)

Yayın tarihi:

-

Filmler açısından başta eksik kalan ama senenin sonlarına doğru bir hayli coşan 2010 sezonunun son durağı olan 83. Akademi Ödülleri dün gece düzenlenen törenle sahiplerini buldu. En iyi erkek oyuncu kategorisinde aday olan James Franco ile 2 sene önce en iyi kadın oyuncu kategorisinde aday olmuş Anne Hathaway sunumu ile gerçekleşen törenden The King’s Speech galip çıktı.
En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi özgün senaryo ve en iyi erkek oyuncu gibi 4 önemli ödülü alarak geceyi noktalayan The King’s Speech’i yine 4 ödülle (ses kurgusu, ses miksajı, görsel efekt ve görüntü yönetimi) Inception izledi. Törenin en büyük favorilerinden The Social Network en iyi uyarlama senaryo, en iyi kurgu ve en iyi özgün müzik ödüllerinde ödülü kucaklarken en iyi kadın oyuncu Oscarı, Black Swan’daki performansı ile Natalie Portman‘a verildi.
Oyunculuk konusunda bir hayli iddialı olan The Fighter, Melissa Leo ve Christian Bale ile 2 ödül aldı. Yine iki ödül alan diğer filmler ise en iyi animasyon film ve en iyi özgün şarkı Oscarlarını kazanan Toy Story 3 ile kostüm tasarımı ve sanat yönetimi Oscarlarını kazanan Alice in Wonderland oldu.
Bu kısımları hepiniz benim kadar iyi biliyorsunuz, buna şüphe yok. Önemli olan da bunların olmuş olması değil. Bazı yazarlara göre gece sürprizsiz geçse de benim açıdan bir iki sürpriz yaşanmadı değil: Roger Deakins‘in 9. kez görmezden gelinişi, Alexandre Desplat‘nın ödülü kazanamaması, Alice in Wonderland’in sanat yönetimi Oscarını kucaklaması ve en önemlisi usta David Fincher‘ın yönetmen ödülünü Tom Hooper’a kaptırması.
Yaptığım 21 tahminden 17’sini doğru tutturmam konusunda sevinmeli miyim üzülmeli miyim emin değilim açıkçası. Tom Hooper yerine David Fincher’ın zarftan çıkması ve görüntü yönetimi kategorisinde True Grit yerine Inception’ın anons edilmesi üzücüydü. Yanlış yaptığım 4 tahminden 3’ünde “sürpriz yapabilir” dediğim isimler kazanırken kalan tek kategoride ise Oscar, favorim olan isme (Tom Hooper) gitti.
İsterseniz ödüllerin veriliş sırasına göre değerlendirmeleri yapmaya başlayayım:

En İyi Sanat Yönetimi: Alice in Wonderland
Ödül verilen ilk kategori olan en iyi sanat yönetiminde öne çıkan 3 aday vardı: The King’s Speech, Alice in Wonderland ve Inception. The King’s Speech’in bir dönem filmi olduğu ve en iyi film için en güçlü iki adaydan biri olduğu düşüncesiyle kazanacağına inandığım kategoride zafer Alice in Wonderland‘in oldu. Sonuçtan mutsuz olduğumu söylemeyeceğim, aksine oldukça memnunum. Alice in Wonderland’in bir görsel şölen olduğunu düşündüğümü başından beri dile getirmiştim. En iyi makyaj kategorisinde hakkının açık açık yendiği düşünülürse bu ödülü alması oldukça tatmin edici oldu benim için.
Wally Pfister (Inception)
İkinci ödülümüz en iyi görüntü yönetimi (sinematografi) kategorisinde verildi ve kazanan Wally Pfister ile Inception oldu. Amerikan Görüntü Yönetmenleri Birliği tarafından da senenin en iyisi ödülünü alan Pfister’ın Roger Deakins karşısında şansının düşük olduğuna inanıyordum ama Akademi beni -ve pek çok kişiyi- yanıltmayı başardı. Dokuzuncu adaylığını da ödüle çeviremeyen muhteşem Deakins’in başka filmlerle ödüllendirilmesi dileğiyle diyor ve Inception’ın bu zaferine de aslında sevindiğimi belirtmek istiyorum. Pek çok kategoride görmezden gelinen çığır açan bir film olarak 3 teknik dal dışında bir ödülle onurlandırılması gerçekten -sonuçlar dahilinde- oldukça tatmin edici gözüküyor.
Melissa Leo
Bir hayli çekişmeli geçeceği tahmin edilen en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünün sahibi SAG, Altın Küre ve diğer bütün eleştirmen ödüllerinin sahibi Melissa Leo oldu. The Fighter filmindeki performansı ile ödüllendirilen Leo’nun isminin anons edildiği an suratında oluşan yapmacık şaşkınlık ve ardından sahneye çıktığı sırada ağlamaya çalışması ama becerememesi, zaten bu ödüle hazır olduğunu gösteriyordu. Tahminim Melissa Leo’dan yana olmuş olsa da gönül isterdi ki başrol performansı ile mükemmel Hailee Steinfeld veya nadiren ciddi rollerde gördüğümüz Helena Bonham Carter kazansın ama Melissa Leo’nun kötü olmadığı bir gerçek; zira kendisi The Fighter’daki en iyi performansı sergiliyor.
Lee Ulkrich – Toy Story 3
En iyi kısa animasyon ödülünü The Lost Thing kazanırken en iyi animasyon ödülünü kucaklayan film ise tabii ki Toy Story 3 oldu. En iyi film, en iyi uyarlama senaryo, en iyi özgün şarkı kategorilerinde de adaylığı bulunan Toy Story 3’nin ödülü almaması zaten beklenmiyordu. Tüm Toy Story serisinin ödüllendirildiğini ve filmin en iyi film kategorisindeki adaylığını düşünürsek kazanmaması için hiçbir engel yoktu. Gönlüm How to Train Your Dragon’dan yana olsa da ödülün Toy Story 3’ye gitmesi beni üzmedi.
Aaron Sorkin
Senaryo kategorilerinin ödüllerini vermek üzere sahneye çıkan Josh Brolin ve Javier Bardem oldukça itici gözükseler de ödülleri tahmin edilen kişilere vererek bu özelliklerinden arındılar. En iyi uyarlama senaryo ödülü beklendiği üzere Aaron Sorkin ile The Social Network‘e giderken en iyi özgün senaryo ödülü ise -yine beklediği üzere- David Seidler‘ın oldu. Christopher Nolan ve son yılların en yenilikçi, en görkemli eseri görmezden gelindiği için biraz üzse de kazanan senaryoların kötü olmaması tatmin edici oldu.
Susanne Bier – In A Better World
Tahmin etmesi bir hayli güç olan bir diğer kategori yabancı dilde en iyi film ödülünün en büyük iki favorisi Kanada adına yarışan Incendies ve Danimarka adına yarışan In A Better World idi. Biutiful diyenlerin de az olmadığı kategoriden karamsar bir filme ödülün gitmesinin zor olacağı gerçeği bir yana Altın Küre’nin de sahibi olan Danimarka galip geldi. Susanne Bier’in filmi In A Better World benim de tahmin ettiğim isimmiş meğer, bunu bu yazıyı yazmadan birkaç dakika önce tahmin listeme baktığımda gördüm; Incendies’i seçtiğimi sanıyordum tören boyunca. İyi de oldu ama, bir tahminim daha gerçek oldu.
Christian Bale – The Fighter
Gecenin en önemli ödüllerinden olan en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü verilmeden başlayan heyecan Christian Bale‘in isminin açıklanması ile son buldu. Kendisi sene içindeki pek çok performansa göre başarılı sayılabilecek bir iş çıkarmış olsa da adaylar arasında asıl parlayan Geoffrey Rush’ın eli havada kaldı. Hali hazırda bir Oscar ödülü olan Rush’ın, bu sebepten ötürü ödülü kucaklayamadığını düşünsem de hiçbir şeyi değiştirme şansımız yok. Christian Bale eleştirmenler, yabancı basın ve Akademi üyelerinin artısını kazanmış bir performansa imza attı ve ilk -muhtemelen son- Oscar heykelciğini kucakladı.
Trent Reznor & Atticus Ross
Benim için en büyük üç sürprizden ikincisi olan en iyi özgün müzik kategorisinde sene içinde eleştirmenlerin ve Hollywood yabancı basınının onurlandırdığı Trent Reznor ve Atticus Ross ikilisi, The Social Network‘e yaptığı müzikler ile Oscar heykelciğini kucakladı. IFMCA ödüllerinden zaferle dönen Alexandre Desplat (The King’s Speech) ve John Powell (How to Train Your Dragon) ikilisinin favorilerim olduğu ödülün sonucu açıklanınca, zaten sanat yönetimi ödülünü kaybeden The King’s Speech’in en iyi film ödülünü The Social Network’e kaptıracağı endişesi içimi kaplamıştı. Tabii sonuç bu yönde olmadı ama çok büyük üstadlar, sektör dışı isimlere yenik düştü. Bize ise saygı duymak düşüyor.
Richard King – Inception
Inception gibi teknik dalların en güçlü ismi ile en iyi film kategorisinin en iddialı iki filmi The King’s Speech ve The Social Network’ün iddialı olduğu en iyi ses miksajı kategorisinden zaferle ayrılan film Inception oldu. True Grit’in de bir hayli iddialı olduğu en iyi ses kurgusu kategorisinde de zafer yine Inception‘ın oldu. Gece içinde aldığı ödül sayısını 3 yapan Inception dışındaki herhangi bir filme bu iki ödülün verilmesi, törenin gidişatını değiştirebilirdi nitekim öyle bir durum söz konusu olmadı.
Devamı Bölüm 2’de…
Okumaya Devam Edin

Oscar 2010

Oscar 2011 ve Twitter

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Oscar ödülleri sırasında pek çok insan bir yandan töreni izlerken diğer yandan internette, olanları tartışıyordu ve yorumlarını dile getiriyorlardı. 
Aşağıdaki iki görsel, Oscar töreni sırasında atılan tweet’lere dair istatistikler içermekte. Buna göre tören boyunca en çok tweet’in atıldığı an Oprah Winfrey’nin en iyi belgesel ödülünü sunduğu an, ikinci ise Melissa Leo’nun en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü kucakladığı an:

Diğer görselde ise tören boyunca Twitter’da bahsedilen ünlülere dair: En çok bahsedilen ünlü hem sunucu hem aday olan James Franco olurken, Franco’nun peşinden Natalie Portman geliyor.

Son görselimizde ise Oscar kazanan isimlerin yaptıkları konuşma sürelerine bakıyoruz. En uzun iki konuşmayı Colin Firth ve Melissa Leo yaparken bazı kazananlara konuşma sürelerinde getirilen kısıtlamalar da gözden kaçmıyor: 

Okumaya Devam Edin

Oscar 2010

83. Oscar Ödülleri İstatistikleri

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Oscar ödülleri dağıtılalı 1 hafta kadar oldu ama hala tören ve kazananlar hakkındaki muhabbetler bitmedi. Kim neyi hak etti, kim ne kazandı vb. bunlar bir kenarda dursun, şimdi 83. Akademi Ödülleri’nde göze çarpan 10 ilgi çekici (ve gereksiz) istatistiğe bakalım:
1. The King’s Speech, 1975 yılından beri teknik kategorilerde tek bir ödül dahi almadan en iyi film Oscarını kazanan 11. film oldu. Diğer 10 film ise One Flew Over the Cuckoo’s Nest, Annie Hall, Kramer vs. Kramer, Ordinary People, Terms of Endearment, Rain Man, The Silence of the Lambs, A Beautiful Mind, Million Dollar Baby ve No Country for Old Men.
2. True Grit, 10 dalda Oscar adayı olup hiçbirini kazanamayan filmler kervanına katıldı. Kervandaki diğer filmler ise 11 adaylıkla The Turning Point ve The Color Purple ile Martin Scorsese’nin 10 Oscar adayı filmi Gangs of New York. Ayrıca son iki yılda 10 en iyi film ödülü aday filmlerden dördü törenden hiçbir ödül alamadan geri döndü.

3. Inception, 33 yıldır dağıtılan en iyi görsel efekt, en iyi ses kurgusu ve en iyi ses miksajı ödüllerini kazanan 8. film oldu. Diğer filmler ise Raiders of the Lost Ark, E.T., Terminator 2, Jurassic Park, Titanic, The Matrix ve Peter Jackson’ın filmi King Kong.
4. Christian Bale ilk adaylığında Oscar kazandı. Colin Firth, Natalie Portman ve Melissa Leo ise ikinci adaylıklarında zafere ulaştı. Bu sene aday olan diğer iki önemli isim Amy Adams 3. adaylığında da sıfır çekerken Annette Bening 4. adaylığında da eve eli boş döndü. Dördüncü kez Oscar’a aday olan müzisyen Alexandre Desplat yine ödülü kazanamazken sinematograf Roger Deakins 9 kez Oscar adayı olup hiçbirini kazanamayarak yaşayan “en çok ve en az” onurlandırılan görüntü yönetmeni ünvanını aldı.
5. Oscar tarihinde 8. kez yardımcı oyuncu kategorilerindeki ödüller aynı filmden oyunculara gitti. Diğer filmler ise: A Streetcar Named Desire, From Here to Eternity, Sayonara, West Side Story, The Last Picture Show, Julia, Hannah & Her Sisters.
6. 1967 yılından beri iki ayrı kategori şeklinde verilen kostüm tasarımı ve sanat yönetimi ödülleri, 44 yılda 24 kez aynı filme gitti. Her iki ödülü de kazanan en son film 2005 yapımı Memoirs of a Geisha idi. Alice in Wonderland ile 3. kez Oscar kazanan Colleen Atwood‘un çalıştığı üç film de hem kostüm tasarımı hem de sanat yönetimi ödüllerini kazandı: Alice in Wonderland, Memoirs of a Geisha, Chicago.
7. 7 Oscar ödüllü Rick Baker, ilk Oscar zaferinin ardından 30. yılında The Wolfman ile en iyi makyaj ödülünü kazandı. Baker, ilk Oscar’ını ise An American Werewolf in London filmi ile almıştı.
8. The Social Network, en iyi kurgu ve en iyi senaryo ödüllerini alıp en iyi film ödülünü almayan 4. film olarak tarihe geçti. Diğer filmler A Place in the Sun, Witness ve Traffic idi.
9. Melissa Leo, aynı filmden aday olan başka bir oyuncuya karşı Oscar kazanan 16. isim oldu. En son Catherine Zeta-Jones’un Queen Latifah’yı alt ettiği yarış 2002 yılında yaşanmıştı.
10. 3 saat 15 dakika ile 83. Akademi Ödülleri, 1986 yılından beri en kısa süren 2. tören oldu. Tören, 2005 yılındaki Oscar ödüllerinden sadece 1 dakika daha uzun sürdü.
Okumaya Devam Edin

Oscar 2010

Oscar’ın Ardından: Kırmızı Halı ve Tören

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Ödül töreninden 2,5 saat önce başlayan ve bazı ünlülerin cidden 2,5 saat boyunca milim milim yürüdüğü kırmızı halı töreni bu sene ödül töreni gibi biraz soluk geçti. Aday olmayan Hollywood ünlülerinin bu halıdan neden geçirilmediğini hala anlayamamış olsam da orada bir Angelina Jolie, bir Jennifer Lopez, bir Meryl Streep, bir Brad Pitt eksikliği vardı. Aslında bu dört ismin kırmızı halıda olması pek çok adayı gölgede bırakacağından böyle bir seçim yapılıyor olabilir misal ama şu da bir gerçek ki kırmızı halının görkemli olmasının sebeplerinden biri bu yıldızların oraya ayak basmasıdır.
Annette Bening
Herkesin aksine Nicole Kidman’ın kıyafet seçimini ben oldukça beğendim. Modadan anlamayan biri olarak bunu düşünmem olağan karşılanabilir belki. Halının diğer ilgimi çeken isimleri Hailee Steinfeld, Jennifer Lawrence, Melissa Leo (yine pek çok kişi beğenmedi kendisini), Natalie Portman ve Cate Blanchett oldu. Annette Bening’in yaşına uygun, Oscarı kucaklamaya gelmişçesine giydiği kıyafeti göz kamaştırsa da Portman’ın kıyafetinin gölgesinde kaldığı aşikar idi.
Erkekler konusunda pek yorum yapmaya gerek yok sanırım zira kırmızı halıda gördüğüm en farklı erkek 2 sene önce Mickey Rourke idi. Haklılar tabii, giyecek pek fazla seçenekleri yok. Rengi de değiştiremiyorlar çünkü en resmi ve şık renk siyah. Bunlara rağmen kırmızı halıda görünce dikkatimi çeken isimler olmadı değil: Zachary Levi (saçları çok iyi olmuş böyle, uzatmasın), Colin Firth ve Gareth Unwin (soyadına rağmen ödülü kucakladı, eheh).
Yukarıda da belirttiğim gibi törenin kendisi de kırmızı halı kadar sıkıcıydı lakin bu yine de en çok güldüğüm Oscar törenlerinden biri olmadığı anlamına gelmiyordu. Aday filmlere göz kırpan muhteşem bir parodi ile açılan şov, Anne Hathaway ve James Franco’nun hafif komik şovuyla devam etti: Büyükanneler, akrabalar, çoluk çocuk… En çok The King’s Speech’e yapılan göndermeye bayıldığım parodiye tekrar göz atıp gülmek isteyenler için:
Franco ve Hathaway tören sırasında pek gözükmese de Franco’nun “bitse de gitsek” modundan bir türlü çıkamayışı, Hathaway fazla sevimli konuşmaları ve seyirciyi eğlendirmeye yönelik hareketlerinin yeterli miktarda olmayışı tarafımdan eksi not aldı. Kendilerine rağmen ödül sunan isimler oldukça başarılı bir seçimle ortaya çıkmış olacak ki Kirk Dougles, Steven Spielberg, Sandra Bullock gibi isimler beni fazlasıyla mutlu etti. 
Oyuncu kategorilerinde adayları geçmiş yıllardan seçilen 5 farklı yıldız oyuncunun tanıtması eyleminin son bulması ve sene içindeki farklı türlerden filmlerin kolaj halinde sunulması olaylarının çıkarılması törenin sıkıcılığını az da olsa gidermeye yetti. Scenic transition dedikleri Gone With the Wind, The Lord of the Rings, Chinese Theatre, ilk yayınlanan Oscar töreni gibi Hollywood tarihindeki önemli noktalara ayak basan görseller oldukça başarılıydı. Bunlardan en görkemlisi ise şüphesiz Cate Blanchett’ın en iyi kostüm tasarımı ödülünü vermek üzere sahneye çıkarken onlarca ekrandan Lord of the Rings parlaması ve arkada filmin jenerik müziği oldu. Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1 ve The Social Network’ü de içeren rap/dance/club müzikali de izleyenleri memnun eden bir diğer ögeydi.
Teması scenic transition’lardan oluşan 83. Oscar Ödülleri, görsel anlamda şu ana kadar izlediğim en muhteşem tören oldu, umarım bu scenic transition olayını abartmadan arada bir önümüze koyarlar. 3’ü Oscar olmak üzere toplam 7 ödül töreninde bana eşlik eden sevgili Emre Eminoğlu ve Tom Hooper’ın yönetmen ödülünü kazanması durumunda kendisine yemek ısmarlayacağımı söyleyip şu an doyurmam gereken bir karna sahip olan Onur Adıgüzel’e gecemi ayrı bir koldan güzel kıldıkları için teşekkür ediyorum. 
84. Oscar Ödülleri’nde daha iyi sunucular ve görsellikle istikrar görmek umuduyla…
Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending