Connect with us

Park Chan-Wook: Oldboy ve Sympathy for Mr. Vengeance Üzerine

Yayın tarihi:

-

Güney Kore sinemasının günümüzdeki en büyük ve en bilinen yönetmenlerinden biri olan Park Chan-Wook‘un hiç kuşku yok ki hem Türkiye’de hem de dünyada en çok tanınan ve hatta sevilen filmi Oldboy‘dur. Sinemaseverler Oldboy’un aslında bir üçlemenin (İntikam Üçlemesi) ikinci filmi olduğunu gayet iyi bilirler. Bu üçleme 2002’deki Sympathy for Mr. Vengeance ile başlamıştır ama Chan-Wook’a göre eleştirel anlamda başarısız sayılabilecek bir film olmuştur bu. Gelgelelim Chan-Wook durmamış 2003 yılında Oldboy ile hem Güney Kore’de hem de dünya sinemasında çok önemli bir başarı elde etmiş, daha sonraysa üçlemenin son filmi olan Lady Vengeance‘i 2005 yılında çekmiş ve bu seriye bir son vermiştir.

Aslında bu üç film doğrudan ve organik bir karakter ve konu bağıntısı taşımamaktadır, ancak intikam teması ile birbirleriyle ilintilidir. Ana karakterlerinin intikam alma sürecindeki değişimleri ve her bir filmin intikam meselesi üzerine kafa yorması hasebiyle bir benzerlik taşımaktadır bu üç film. Öte yandan, görsel biçim olarak ortak bir noktaya sahip olmakla öne çıktıkları da söylenebilir.

Park Chan-Wook, 2004 yılında Cannes‘a katılmadan evvel gerçekleştirilen bir söyleşide, işte bu üçlemenin ilk iki filmi hakkında konuşmuş ve gelen soruları cevaplamıştır. Bu söyleşi kaydını çevirmemin iki temel sebebi var: İlki, bu üçlemenin her filmini (elbette ki Oldboy başta olmak üzere) çok seviyor olmam ve bunların beni Güney Kore sinemasıyla tanıştırmış olmasıdır; ikincisi ise, Park Chan-Wook’un haddinden fazla samimi, sevimli ve eğlenceli bir karakter olduğunu görmemdir. Neden bilmiyorum ama çoğu yönetmenin sahip olduğu küstahlığa yakın bir şeye onun da sahip olacağını ve bu şekilde bir şeyler anlatıyor olacağını düşünmüştüm. Oysa izledikçe yönetmenin sadece sanatına değil, kişiliğine karşı da bir sempati beslemeye başladım ve olaylar gelişti.

Söz konusu söyleşi elbette ki bu altı buçuk dakikalık kesitten ibaret değildir, muhakkak fazlası vardır, ancak benim bulabildiğim kayıt anca bu kadar. Video olarak mevcut olan kaydın çevirisini yazılı olarak da altta bulabilir, isterseniz oradan da okuyabilirsiniz.

Filmlerini şiddet içerikli. Siz de öyle misiniz?

Pek öyle bir deneyimim olmadı. Hatta tam tersiyim. Çocukluğum hariç. Sadece bir kere fiziksel olarak kavga ettim. Hayatım boyunca öfkemi ve nefretimi baskı altında tuttum hep. Belki de bu yüzden filmlerde böyle şeyler göstermek istiyorum. Bunun canlılık veren bir yanı var, bilirsiniz.

Bir filmin görsel biçimi ne zaman şekillenir?

Görsel senaryo taslağını yapmadan önce görsel biçime karar verilmişti. Bu biçime dayanarak senaryo yazıldı. Görsel biçime göre bilgileri değiştirdik. Sympathy for Mr. Vengeance için elde çok az bilgi vardı. Bilgiler ayrıntılandırılmamıştı. Kısa cümlelerden ibaretti. Oldboy için daha uzun bilgi vardı. Açıklamalar nispeten daha ayrıntılıydı. Bitmiş filmin görsel biçimi senaryo yazımından önce kararlaştırılmıştı ve bu da yazma biçimini etkiledi.

Yönetmenlik tarzınızda sizi kim etkiledi?

Bilmem fark ettiniz mi, filmlerimde Kafka’dan epey etkilendim. Onun eserlerini çok seviyorum. “Bu sahnede Kafka olsa ne yapardı?” diye düşünmedim elbette ki. Gerçeküstücülük ve absürtlük. Onun eserlerinden sonra böyle şeyler üzerine düşünmeye başladım.

Oldboy, Woo-jin’in Soo-ah’ın elbisesini açmasıyla başlıyor ve kendi kıyafetinin düşmesini kapatmasıyla bitiyor.

Böyle bir niyetim yoktu açıkçası, ama güzel bir yorum olmuş bu. Yarın Cannes’a gideceğim. Röportajlarda böyle şeyler söylemek lazım.

Oldboy’da neden bu kadar el imgesi var?

Woo-jin köprüde Soo-ah’ın elini bırakır. Tüm el imgelerinin kaynağı burasıdır. Kız kardeşini kurtarabilirdi. Ama elini bıraktı. İşte tüm trajedinin başlama noktası burasıdır. El imgelerini bu yüzden kullandım. Joint Security Area’da ayaklar kullanılmıştı. JSA’da çok fazla ayak kullandım. Pek çok bacak vardı. Ellerin kullanıldığı bir film yapmayı düşünüyordum.

Mi-do’nun hafızasını silselerdi baba-kız olarak yaşayabilirlerdi.

Doğru, ama adamın cinsel isteği bundan daha güçlüdür. O şekilde yaşamak istemiyor. Bana katılmıyor, ama ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Cevabımı anladınız mı? (Seyirci: Hayır, anlamadım.) Ama neden bahsettiğimi anladınız, değil mi? Karakterin düşünceleri, yönetmenin düşüncelerini yansıtmak zorunda değildir.

Bir psikolog, izleyici için çok fazla gerçekçi olduğundan Sympathy for Mr. Vengeance’in bir fiyasko olduğunu söyledi.

Çok gerçekçi hissettiren bir şeyler yapmak istedim. Daha en başından şöyle dedim: “Sadece duygusal olarak değil, fiziksel olarak da hissedilen bir film yapmak istiyorum.” Filmi bitirdiğinde izleyicilerin yorulmuş olmasını istedim. Bedenlerinin bitap düşmesini istedim, insanların bunu seveceğini düşündüm. Böyle bir deneyim hoşuma gitti. Bazı insanlar anlamsız filmleri izlerken nasıl eğleniyor, bilmiyorum. Dingin bir istirahat arıyorsanız, gidip güzel bir duş alın. Neden sinemaya gidiyorsunuz ki? Yorucu bir film istedim. Bence bu açıdan gayet başarılı oldu. Ancak film, çoğu insanı yormadı. Esas sorun buydu.

Oldboy’a ilham olan şey Sympathy’nin başarısızlığı mıydı?

Yönetmen Im Sang-soo mu sordu bunu? (Gülüşmeler…) Elbette ki başarısızlıktan etkilendim. Im Sang-soo, iki erkek arasındaki bir restleşme olduğunu söylemişti. Song Kang-ho ile Shin H-kyun. Choi Min-sik ile Yoo Ji-tae. Ve her filmde de bir kadın vardır. Filmlerin yapısı benzerdir. Osa ki… Sympathy for Mr. Vengeance’da Shin Ha-kyun fakir bir fabrika işçisidir. Yoo Ji-tae ise pahalı giysileriyle zengin bir insandır. Gişede başarı yakalama arzumun bir kanıtı olduğunu söyledi bunun.

İlk başta şöyle düşünmüştüm: “Gerçekten eğlenceli mi bu?” Senaryo daha belirgin hale geldikçe ikrim değişti. Sonra onu daha samimi bir hale getirmeye başladım. Yaparken eğlenmeye başladım.

Hangisini tercih ederdiniz? Sympathy mi, Oldboy mu?

İkisini de seviyorum. Sympathy başarısız olduğu için onu daha çok seviyorum. Bunu defalarca söyledim. Bu film, fakir bir adamla evlenen bir kız çocuğuyla ilgilidir. Kocasından dayak yiyen bir kız çocuğuyla ilgilidir. İnsanlar bu filmden hakikaten nefret ediyor. Bunu anlayışla karşılıyorum. Ancak bu filme daha çok bağlıyım. Şayet bu başarılı olsaydı da Oldboy başarısız olsaydı, durum değişebilirdi.

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending