Connect with us

Phoenix (Yüzündeki Sır)

Yayın tarihi:

-

Hayaletler Üçlemesi ve son olarak Barbara ile gönüllerimize taht kuran Alman sinemacı Christian Petzold’un son filmi Phoenix, İkinci Dünya Savaşı henüz bitmişken toplama kampından kurtulan Nelly isimli bir kadının eski yaşantısına geri dönme çabalarını 50’lerin film noir atmosferinde anlatıyor.

Filmin açılışında tüm yüzü sargı ile kapatılmış kadını gördüğümüzde, o bandajların altından ne çıkacağını merak ediyoruz. Aslında tüm film, hayranlık uyandıran finaline kadar o kadın üzerinden şekillenen bir merakın pençesinde geçiyor. Petzold’un uzatmalı oyuncusu Nina Hoss’un hayat verdiği bu gizemli kadının toplama kampında uzun süre geçirmiş bir Yahudi olduğunu öğrenmemizin ardından kafamızda oluşan ilk soru işaretini cevaplamak için çok gecikmiyor yönetmen: Peki şimdi nereye? Nelly isimli bu kadın, açıkça yeniden kendisi olmak istiyor. Acı dolu günlerinin öncesinde kollarından ayrılmak zorunda kaldığı eşi Johnny’nin sevgisine tekrar sahip olmak istiyor. Savaşın yakıp yıktığı duvarların arasından geçerken, aslında yok olan tek şeyin o tuğlalar olmadığını biz anlasak da Nelly, buna direnmekte biraz ısrarcı. Johnny’yi bulmasına buluyor elbette; fakat genç adamın Nelly’yi tanıdığını söylemek pek de mümkün değil. Hatta ölen karısına çok benzediğini söyleyerek, Nelly ile bir plan kuruyor.

phoenix sinematopya 2

Petzold, filmin ilk bölümünü böylelikle hikayenin temel taşlarını oluşturarak tamamlıyor. Baştan sona gece vaktinde geçen bu dakikalar (hatta öyle ki, ev ortamında ışıkları açmak bile yasak), Almanya’dan Hollywood’da göç eden film noir akımının tekrar kökenlerinde hayat bulduğu lezzetli görüntülere ve diyaloglara ev sahipliği yapıyor. İkinci bölümde yönetmen, iki baş karakterini bodrum diyebileceğimiz bir alana kilitliyor. Bu küçük alanda Nelly’nin, Johnny’nin olmasını istediği kadın haline gelmesinin adımlarını seyrediyoruz. Küçük detay ise tüm bu aşamaların, Frankenstein’ın yaratıldığı, sanatçıların en nadide eserlerini verdiği mekan gibi bodrumda gerçekleşmesi. Nelly, açık açık yaratılmak istiyor ama aynı zamanda fark ediyoruz ki, kendi hikayesini de devam ettirmek istiyor. Onun içine düştüğü bu ikilemi açıklayacak tek şey ise aşk. Nelly, çok sevdiği adama tekrar sahip olabilmek adına bir bakıma kendinden vazgeçiyor. Ve yine vazgeçtiğini anlamasına yardımcı olan arkadaşı sayesinde, kendi yolculuğunu unutmaması gerektiğini de anlıyor.

Phoenix’in üçüncü ve son bölümü diyeceğimiz, tüm bu şekillenmelerin nihai sona evrildiği dakikalar ise ilk iki kısmın aksine gündüz vaktinde, çoğunlukla da dış mekanda vuku buluyor. Dante’nin İlahi Komedya’sında olduğu gibi baş kahraman, bu üç bölümde sırasıyla Cehennem’in, Araf’ın ve Cennet’in patikalarını geçiyor. Dante, İlahi Komedya’da Tanrı’nın isteği ve izniyle ölümden sonraki yaşamı keşfederken aslında Nelly için de aynı şey geçerli. Tanrı, sanki onun toplama kampından kurtulup yeni bir yaşama başlamasını istemiş gibi. Ve o da, aynı Dante gibi yanında bir yoldaşı ile Cehennem’i boylu boyunca kat ettikten ve ölülerle bir kez daha tanıştıktan sonra Araf’a geldiğinde (yine Dante gibi) tek gerçek aşkıyla yoluna devam ediyor.

Aslında Petzold (ya da senaryoyu uyarladığı kitabın yazarı), baş karakterini (ve Johnny’yi) karanlıktan alıp yeniden şekillendirerek aydınlığa çıkardığında, filme ismini de veren Zümrüd-ü Anka ya da Simurg‘un tasvirinde olduğu gibi kendi küllerinden yeniden doğuşu müjdeliyor. Fakat Simurg’unkinin aksine Nelly’nin gözyaşları şifa getirmekten çok uzak, sadece acıyla oluşmuş. Genç kadının derdine çare olabilecek mucizevi bir özelliği yok. Esas olarak Nelly’nin hikayesi düşünüldüğünde, Simurg’a en yakın benzetmeyi İranlı şair Feridüddin Attar yapmıştır. Şaire göre küllerinden doğan bu kuş, kendini aramanın sembolüdür. Nelly, eşi Johnny’yi görüp hayata yeniden döndüğü yerde (ki ismi Phoenix olan bir eğlence yeridir) kendini aramaya başlamışken biz, onu aramaya daha tüm suratı bandajlar içinde sarılıyken başlamamış mıydık? Petzold’un hikayesi, basit olarak özlemini duyduğu aşkın arayışında olan bir kadının yolculuğu gibi dursa da Nelly’nin esas olarak kendini aradığı açık. Genç kadının bu arayışın farkına varması, arkadaşı Lene’nin ona bıraktığı bir mektup sayesinde oluyor.

phoenix sinematopya 1

Petzold’un kişilik bölünmesi ve kendini arayış üzerine arkasına sığındığı tek düşünce yapısı bu değil. Kendisinin de belirttiği üzere, filmin tüm çarpıcılığını şiddetlendirilmiş haliyle tek seferde seyirciye aktaran final sahnesinde de söylenen Speak Low (sesini alçalt diye çevirebiliriz) isimli Kurt Weill şarkısı da rastgele yapılmış bir seçim değil. Yine Weill’ın yazdığı müzikal Venüs’ün Dokunuşu için bestelenmiş şarkılardan biri bu. Söz konusu müzikalde, sevdiği kadına aldığı nişan yüzüğünü bir müzedeki Tanrıça Venüs heykelinin parmağına takan adamın, heykel canlandıktan sonra başına gelenler anlatılıyor. Petzold’un söylediğine göre hayat bulan heykel, bu erkeğin ne kadar ahmak olduğunu fark ettikten sonra tekrar taşa dönmeyi tercih ediyor. Phoenix’e geri döndüğümüzde, aslında bu iki hikayenin birbiri ile nasıl örtüştüğünü fark edebilmek için insan üstü çaba sarf etmeye gerek yok. Hele ki Tanrıça Venüs’ün, aşkın koruyucusu olduğunu bildikten ve Nelly’nin kendini ararken muhafaza ettiği şeyin farkına vardıktan sonra.

Nina Hoss’un hayranlık uyandıran oyunculuğu ve leziz kamera ile ışık kullanımının unutulmaz anlar yaşattığı Phoenix, Alman sinemacı Christian Petzold’un sembolik anlatısıyla yoğrulmuş, defalarca seyredilmesi gereken bir eser. Her seferinde yeni bir imge ve felsefenin zihnimize yerleşeceğine şüphe yok. Yönetmen öyle kıymetli bir işe imza atıyor ki, İkinci Dünya Savaşı teması işleyen filmleri tek çırpıda dize getirirken öte yandan özlediğimiz bir alt türün yeniden, daha lezzetli bir şekilde hayata dönmesine vesile oluyor.

Okumaya Devam Edin
1 Comment

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending