Connect with us

Hollywood

Rope (1948): Hitchcock’un Ölüm Kararı

Yayın tarihi:

-

Sarışınlar çok iyi kurban olurlar.
Kanlı ayak izlerini gösteren bakir kar gibiler.”Alfred Hitchcock

Ben tür yönetmeniyim. Sindrella’yı film yapsam,
insanlar at arabasında ceset ararlar.” Alfred Hitchcock

Cinayet ve gerilim türlerinin kült yönetmeni Alfred Hitchcock, ‘Gerilim Ustası’ (Master of Suspence) lakabını kazanma yolunda birçok farklı temayı filmlerinde işledi. Ele aldığı hikâyeler ne kadar çeşitli olursa olsun; ‘cinayet’ eylemini asla anlamsızca kan akıtmak kadar basit düşünce düzlemine indirgemedi. En anlamsız görünen cinayetlerde dahi sebep-sonuç ilişkisi kurulabileceğini, Freudyen yaklaşımlarla seyirciye sezdirdi. Filmografisinde bulunan neredeyse her filmde bazen kıyısından köşesinden değindiği, bazen direkt filmin ana sorunu haline getirdiği düşünce; kusursuz bir cinayetin mümkün olup olmadığıydı.

Cinayetin arkasında hiçbir delil bırakmayacak kadar ‘kusursuz’ olabilmesi dileği; Rear Window (1954, Arka Pencere) ve Vertigo (1958, Ölüm Korkusu) filmlerindeki karakterlerin ellerine yüzlerine bulaştırdığı şekilde beceriksizce bir kaçış –kurtuluş- planı olabileceği gibi, Rebecca (1940) misali gizem faktörünü destekleyen ana unsur görevini üstlenebilir.

Strangers on a Train (1951, Trendeki Yabancılar) ve Dial M for Murder (1954, Cinayet Var) yapıtlarında işlendiği üzere kişisel çıkarları koruma amacıyla ortaya çıkmış olabilir. Hatta kusursuz cinayetin anlamsızlığı; North by Northwest (1959, Gizli Teşkilat), Psycho (1960, Sapık) ve The Birds (1963, Kuşlar) hikâyelerinde düşük tonlamalarla alaya dahi alınır. Gerçek anlamda ise yalnızca tek bir filmde, ‘kusursuz cinayet’ kavramı masaya yatırılır ve üzerine çözümlemeler yapılır. O film Hitchcock’un Rope (1948, Ölüm Kararı) eseridir.

Ölüm Kararı’nın senaryosu, Patrick Hamilton’ın Rope’s End (İpin Ucu) isimli tiyatro oyunundan uyarlanmıştır. Aynı evde yaşayan iki eşcinsel üniversite öğrencisi Phillip ve Brandon’ın, eski sınıf arkadaşlarını iple boğarak öldürmesiyle hikâye başlar. Eski sınıf arkadaşlarının cesedini, salonun ortasındaki antika bir sandığın içine gizlerler. Hemen ardından daha önceden planlamış oldukları ziyafet için hazırlıklara başlarlar. Ziyafetin davetlileri; kurbanın babası, halası ve nişanlısıdır. Kurbanla kan bağı olmadığı halde çağrılanlar ise nişanlısının eski aşığı ve ziyafetin onur konuğu; eski hocaları Rupert Cadell’dir. Cinayeti ‘sanat’ olarak gören gençler için, son rötuşların ardından büyük sanat eserinin gösterimi için sahne hazırdır.

Rupert Cadell, üniversitede hocalık yaptığı dönemde Phillip ve Brandon’ın cinayet işleme tasarılarını zihinlerinde yeşillendiren kişidir. Kokteyl esnasında tartışılan Dostoyevski ve Nietzsche merkezli Üst-insan (Übermensch) konusunda da, fikrini üstün insanın var olması gerektiği yönünde dile getirmiştir. Eski-yeni çatışması, film boyunca etkisini sürdürür. Muhafazakâr ve geleneksel toplumu temsil eden kurbanın babasıyla, toplum tarafından kabul edilmeyen eşcinsel kimliğin sahibi Brandon arasında bahsi geçen konuda şu tartışma yaşanır:

“— Doğru-yanlış sıradan insanlar için icat edilmiş kavramlardır; çünkü bunlara ihtiyaçları vardır.
— Sen galiba Nietzsche’nin “Üstün İnsan Teorisi”ni okumuşsun.
— Evet, okumuştum.
— Hitler de okumuştu.”

Gerilimin sadece korkuyla yahut kan akıtmayla değil, cinsellikle de verilebileceğini keşfetmiş Hitchcock, Brandon ve Phillip arasında saklı tutulan çekimi her daim hissettirir. Eşcinselliğin artık tabu olmaktan çıktığını umduğumuz- günümüzde dahi, yasaklanmış erotizm en büyük gerilim unsurunu yaratır. Brandon karakterinin güç ve üstünlük takıntılarının çıkış noktası da, toplum tarafından kabul görmeyen cinsel kimliğin bastırılmasının dışavurumudur. Sandıkta saklanan –aslında pervasızca ortaya atılan- cinsel kimlikten başka bir şey değildir. Cesedi –cinsel kimliği- ortada bırakmaktan kaçınan Phillip’le, cesedi herkesin gözünün önüne –ancak duvarların arkasına- koyma cesaretini gösteren Brandon arasındaki fark; aynı cinsel yönelim içerisindeki tezatlığı yansıtır.

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanının ana karakteri Raskolnikov’un girişmiş olduğu; suçu temize çekme –meşrulaştırma- uğruna girişilen beyhude çaba, Brandon’ın davranışlarında da açıkça gözlemlenir. Bu dünyada şampanya gibi kan dökülüyor, bunu yapanlara ise kahraman gözüyle bakılıyor, der Raskolnikov, insanların tepesine bomba atmak benim yaptığımdan daha saygın bir şey değil!

Suçun beraberinde getirdiği psikoloji, ancak seyircinin doğru sorulara cevap aramasıyla aydınlanabilir: Hastalık mı suçu doğurur, yoksa suç mu hastalık benzeri tepkiler geliştirir? Yeni fikirler üretme, kural koyma ve kan dökme hakkına sahip üstinsan gerçekten varsa dahi, kimin üstün olduğuna karar verecek mekanizma nedir? Gerçekten de kendi türünü boğazlayarak mı daha ‘üst’ noktaya adım atılır, yoksa kafası biraz çalışan katillerin kendilerini –ve benliklerini- gizledikleri kamuflajın adı “üstinsan” mıdır?

Güneşli bir New York ikindisinde başlayan hikâye, temposunu arttıran orkestra misali hava karardıkça finaline adım adım yaklaşır. Brandon adeta yakalanmak istermişçesine daha cüretkâr davranışlar sergilemeye, konukların ilgisini kokteyle gelme sözü verdiği halde aralarında bulunmayan sınıf arkadaşına çekmeye çalışır. Gece ilerledikçe içkinin etkisiyle daha da pasifleşen ve panikleyen Phillip’in abartılı davranışları, öğretmenleri Rupert’ın gözünden kaçmaz. Brandon’ın bilinçli olarak –aynı zamanda keyifle- bıraktığı ipuçlarını da toplayarak, eninde sonunda cinayet gerçeğine ulaşır.

Cesetle yüzleşen Rupert, entelektüel bir sohbet arasında bahsi geçmiş düşüncenin yol açtığı sonuçla dehşete düşer. Elindeki silahı pencereden havaya doğru kederle ateşler. Polis sirenleri eşliğinde film boyunca ilk defa ateşlenen silah, cinayetin asıl suçlusunun öğretmen olduğuna dikkat çeker: Çeşitli düşünceler, sadece teoride kalmalıdır. Suçlu çoğu zaman eylemi gerçekleştiren değil, kişilerin zihninde suçu makulleştirendir. Kimi zaman koskoca toplum, kimi zaman sadece bir öğretmen olur riyakâr davranışlara şekil veren. Yön ve karakter arayışındaki öğrencilere, düşüncelerini kaygısızca savunan bir öğretmen; Brandon ve Phillip’in yaptıklarını inşa eden kişidir.

Yaşayan pek çok kişi ölümü hak eder. Ölülerden bazıları da yaşamı.
Yaşamı onlara verebilir misin? Ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma…
J.R.R. Tolkien

Not: “Tozlanmış Benlikler: Hitchcock’un Ölüm Kararı” başlıklı yazı Kirpi Düşün ve Edebiyat Dergisi Ekim 2016 sayısında yayımlanmıştır.

Taflan Deniz

Okumaya Devam Edin

Hollywood

TENET 26 AĞUSTOS’ta Türkçe Altyazılı, Türkçe Dublaj ve IMAX® Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Christopher Nolan imzalı yeni orijinal bilimkurgu-aksiyon “Tenet”ın başrolünde John David Washington yer alıyor.

Kahramanın sahip olduğu tek silah bir kelimedir: Tenet. Tüm dünyanın ayakta kalabilmesi için mücadele eden Kahraman, uluslararası casusluğun alacakaranlık dünyasında seyahat ederken üstlendiği görev onu gerçek zamanın ötesine götürecektir.

Zaman yolculuğu değildir bu. Evirtmedir.

“Tenet”ın uluslararası kadrosunda John David Washington’a Robert Pattinson, Elizabeth Debicki, Dimple Kapadia, Martin Donovan, Fiona Dourif, Yuri Kolokolnikov, Himesh Patel, Clémence Poésy, Aaron Taylor-Johnson’ın yanı sıra, Michael Caine ve Kenneth Branagh eşlik ediyor.

Nolan yazıp yönettiği filmin hikayesini perdeye taşımak için IMAX® ile 70mm tekniklerinden yararlandı. “Tenet”ın yapımcılığını Emma Thomas ve Nolan; yönetici yapımcılığını ise Thomas Hayslip üstlendi.

Nolan’ın kamera arkası ekibini oluşturan isimler şöyle: Görüntü yönetiminde Hoyte van Hoytema, yapım tasarımında Nathan Crowley, kurguda Jennifer Lame ve kostüm tasarımında Jeffrey Kurland. Görsel efektler amirliğini Andrew Jackson’ın, özel efektler amirliğini ise Scott Fisher’ın gerçekleştirdiği filmin müziği Ludwig Göransson imzasını taşıyor.

“Tenet”ın çekimleri yedi ülkeye yayıldı.

Okumaya Devam Edin

Haberler

Jumanji: The Next Level 13 Aralık’ta Türkçe Dublaj, 3D ve IMAX 3D Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Yeni yılın gelmesine sayılı günler kala, Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level filminin 13 Aralık 2019 tarihinde sinemalara gösterilecek olmasıyla oyun yeniden başlıyor.

Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level bir önceki film olan Jumanji: Vahşi Orman/Jumanji:Welcome to the Jungle filminde geçen maceralarının ardından hayatta kalmayı başarmış dört genci bir araya getiriyor. Bu dört genç tatil döneminde üniversitelerinden New Hampshire Brantford’daki evlerine dönerler. Şimdi artık üniversiteli olan bu gençler kendi hayatlarında da yeni bir döneme girmeye çalışırlar. Spencer’in oyuna tekrar girmek zorunda kalmasının ardından Martha, Fridge ve Bethany yeniden bir araya gelirler ve Spencer’ı eve geri döndürebilmek için bir kurtarma görevi için Jumanji dünyasına girmek zorunda kalırlar.

Oyun artık bozulmuştur ve oyunculara karşı savaşmaktadır. Karakterlerin Jumanji hakkında bildikleri her şey değişmek üzeredir. Artık bu oyun sadece bir ormandan ibaret değildir, oyun daha büyük ve daha tehlikeli bir hale gelmiş ve üstesinden gelinmesi gereken korkunç engeller vardır. Bu filmde herşey olabilir yani bu büyük maceranın, inanılmaz görsel efektlerin ve destansı mekanların yanında hiç umulmadık şeylerle karşılaşmayı da bekleyin.

Filmin avatar (karakterlerin oyundaki görüntüleri) takımında, Dr. Smolder Bravestone rolünde Dwayne Johnson, Dr. Shelley Oberon rolünde Jack Black, Mouse Finbar rolünde Kevin Hart, Ruby Roundhouse rolünde Karen Gillan ve Seaplane rolünde Nick Jonas’ı görüyoruz. Ayrıca Filme yeni katılan oyuncularda, Milo rolünde Danny Glover, Büyükbaba Eddie rolünde Danny DeVito ve yeni avatar Ming rolünde Awkwafina’yı izliyoruz. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve kahramanlarımız oyundaki değişiklikler ile baş edebilmek için ve oyundan sağ olarak çıkıp Spencer’ı eve sağ salim getirebilmek için sahip oldukları güçlerinden destek almak zorundadırlar ve bunu da oyun hepsinin sonunu getirmeden önce yapmalıdırlar.

Columbia Pictures bir Matt Tolmach /Seven Bucks /Detective Agency yapımını sunar. Bir Kasdan filmi olan Jumanji: Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level’da başrollerde, Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart, Karen Gillan, Nick Jonas ,Awkwafina, Alex Wolff, Morgan Turner, Ser’Darius Blain, Madison Iseman, Danny Glover ve Danny DeVito yer alıyorlar. Muzik düzenlemesinde Manis Ravel ve Tom Wolfe bulunuyor. Film müziği ise Henry Jackman tarafından yapıldı. Kostüm tasarımcısı Louise Mingenbach’tır. Editörler; Mark Helfrich ACE, Steve Edwards,Tara Timpone ACE, tarafından yapıldı. Yapım tasarımcısı Bill Brzeski. Filmin görüntü yönetmenliğini Gyula Pados HDC yaptı. Filmin yönetici yapımcılığını David Householter, Melvin Mar, Scott Rosenberg, Jeff Pinker, William Teitler,Ted Field ve Mike Weber üstlendiler. Film, Chris Van Allsburg’un yazdığı Jumanji adlı kitaptan uyarlanmıştır. Senaryosunu Jake Kasdan, Jeff Pinker ve Scott Resenberg yazdı. Matt Tolmach, Jake Kasdan, Dwayne Johnson, Dany Garcia ve Hiram Garcia filmin yapımcılığını üstlendiler. Filmin yönetmeni Jake Kasdan’dır.

Okumaya Devam Edin

Dosyalar

The Irishman’de İzleyeceğimiz Karakterleri Tanıyalım

Yayın tarihi:

-

Goodfellas (1990), Casino (1995), The Departed (2006) ve The Wolf of Wall Street (2013) gibi gangster/suç filmleri ile bu türün en iyi örneklerini vermiş olan usta yönetmen Martin Scorsese’nin yine bu filmleriyle aynı kulvarda olan son filmi The Irishman (2019) 57. New York Film Festivali’nde ilk kez görücüye çıktı. Film seyirciler ve sinema yazarlarından övgü dolu geri dönüşler aldı. Oyuncu kadrosunda Al Pacino, Robert De Niro, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi usta oyuncuların yer aldığı filmde ABD tarihinin çözülememiş en büyük gizemlerinden biri olan efsanevi sendika başkanı Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolma hikayesini izleyeceğiz. 1 Kasım 2019’da belirli sinemalarda gösterime girecek olan film aynı zamanda 27 Kasım’da da Netflix’te yayınlanacak. The Irishman’i izleyeceğimiz günü iple çekerken gelin filmde izleyeceğimiz karakterlere yakından göz atalım.

Jimmy Hoffa (Al Pacino)

ABD’nin en büyük sendikasının (kamyon şoförleri sendikası) lideri. Mafya ile sıkı ilişki içerisinde ve sendikanın parasal gücünü yasadışı yollarda kullanması ile gündemde olan biri. En son 1975 yılında bir otoparkta mafya liderleri ile buluşma öncesi görülmüş ve sonrasında kendisinden bir daha haber alınamamış.

Frank Sheeran (Robert De Niro)

Lakabı ”İrlandalı”. II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda, Avrupa’nın pek çok bölgesinde savaşmış bir savaş suçlusu. Ordudan ayrıldıktan sonra Bufalino suç ailesine katılmış ve mafya tetikçisi olmuş. Aynı zamanda da sendika çalışanı. Jimmy Hoffa’nın sendikasındaki piş işlerde başı çekiyor. Jimmy Hoffa cinayetinin (?) de baş aktörü.

Russell Bufalino (Joe Pesci)

Bufalino suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Cosa Nostra’nın içinde önemli bir yere sahip. Frank Sheeran ile yakın ilişkide olması ile birlikte Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının da baş şüphelilerinden.

Angelo Bruno (Harvey Keitel)

Philadelphia suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Frank Sheeran ile yakın ilişkileri bulunan Angelo Bruno uzlaşmacı kişiliğinden dolayı mafya içerisinde “Nazik Don” olarak anılırmış.

Chuckie O’Brien (Jesse Plemons)

Jimmy Hoffa’nın üvey oğlu. Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının şüphelilerinden biri. Chuckie O’Brien aynı zamanda The Godfather (1972) filmindeki Tom Hagen karakterine de ilham olmuş.

Peggy Sheeran (Anna Paquin)

Frank Sheeran’ın kızı. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın tutkun olduğu kadın.

Felix DiTullio (Bobby Cannavale)

Lakabı ”Skinny Razor”. Yeni mafya üyelerini yetiştirmek için kurulan “Friendly Lounge” isimli barın işletmecisi. Aynı zamanda mafya suikastçisi.

Bill Bufalino (Ray Romano)

Lakabı ”Mafya Avukatı”. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın sendikasının da avukatlığını yapmış. Hoffa ile yakın ilişki içerisinde olmasının yanında ayrıca Bufalino suç ailesinin de üyesi.

Anthony Provenzano (Stephen Graham)

Genovese suç ailesinin önemli aktörlerinden. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın başkanı olduğu sendikanın da başkan yardımcısı.

Anthony Salerno (Domenick Lombardozzi)

Genevose suç ailesinin en önemli isimlerinden biri. Lakabı ”Şişko Tony”.

Joseph Gallo (Sebastian Maniscalco)

Colombo suç ailesinin üyesi. Mafya içerisinde ”Çılgın Joe” olarak ünlenmiş.

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending