Connect with us

Hollywood

Spotlight (2015): İnsan Doğası ve Seçim

Yayın tarihi:

-

En iyi film dahil altı dalda Oscar adayı Spotlight, işlediği konu itibariyle öne çıkan bir yapım. Konusunun bu kadar önemli ve oldukça dallı budaklı olması, filmin anlatımının ve kurgusunun önemini normal bir esere göre daha da arttırıyor.

Spotlight, Boston Globe gazetesinde çalışan ve Spotlight olarak tanınan bir ekibin ortaya çıkardığı bir skandalı konu alıyor. Yerel bir gazete olan ve okuyucularını internet haberciliğine kaptırmak istemeyen Boston Globe, Boston’daki rahiplerin karıştıkları çocuk istismarı vakalarını ortaya çıkararak dikkatleri üzerine çekmek istemektedir. Gazetenin başına gelen yeni editör Marty Baron’un Yahudi olması ve Bostonlu olmaması, gazetenin Hristiyanlık ve Boston’u ilgilendiren bu olayların üzerine gitmesini kolaylaştırmıştır. Önce Spotlight ekibi dahil kimsenin araştırılmasını istemediği bu konu, daha sonra Baron’un kararlılığı üzerine araştırılmaya başlanır. Ancak Spotlight ekibinin kucağında konuşulması gereken bir insan havuzu ve keşfedilmesi gereken birçok sır vardır. Spotlight mağdurlar, avukatlar, rahipler hatta psikologlar dahil birçok kişiyle görüşür ve birçok sır ve belgeye ulaşır. Yapılan tüm araştırmalar ve röportajlardan sonra Spotlight, bu büyük skandalı ortaya çıkararak insanların din adamlarına ve din adamları yoluyla dine bakış açısını değiştirmiştir.

Filmdeki en başarılı unsur, kuşkusuz kurgunun ta kendisi. Aslında oldukça sıradan bir senaryo, bu muhteşem kurgu sayesinde, izleyicinin hiç sıkılmadan son sahnesine kadar filme bağlı kalmasını sağlamış. Anlatılacak çok şeyin olması ve senaryonun film ilerledikçe dallanıp budaklanması, filmin anlatımını zorlaştırsa da olayların sırası ve zamanı, izleyicinin bu zor işi anlayabilmesini sağlamış. Bu başarının arkasındaki isim, filmin altı Oscar adaylığından birinin (En iyi kurgu) mimarı olan Tom McArdle.

Spotlight’ta yönetmenliğe dair görülecek hiçbir şey yok. Oscar adaylığı elde eden Tom McCarthy’nin nasıl aday gösterildiğini anlamak biraz zor. Zira film boyunca farklı ya da izleyiciyi şaşırtan hiçbir yönetmenlik numarası yok. Tüm sahneler diyaloglarla tıka basa doldurulmuş ve anlatılan konuya tamamen tek taraftan bakılması oyunculukların inandırıcılığını eritmiş. Bu durum, her sahnede diyaloglara, dolayısıyla oyunculara bel bağlayan yönetmenin elindeki en büyük kozu da kaybetmesine yol açmış.

Filmi izledikten sonra izleyicinin kafasında oluşabilecek en muhtemel iki düşünce, dinin kötü bir şey olduğu ya da filmin dini kötülemek için çekilmiş olduğudur. En muhtemel olmasa da bana göre oluşması gereken en doğru düşünce ise dindar ya da değil, insanların kötü olduğunu bildikleri bir şeyi isteyerek (ya da içlerindeki isteğe karşı koyamayarak) seçebilecekleridir.

Spotlight-sinematopya

Filmde bir kötülük var: Çocuklara yapılan cinsel taciz veya tecavüzler. Bu eylemi iyi olarak görebilecek hiçbir ahlak düzeni, din veya yasa yoktur. Aksine insan doğasını sınırlamaya çalışan tüm bu mekanizmalar (ahlak düzeni, din veya yasa) bu eylemi yasaklar ve cezalandırır. Filmde, skandalın ortaya çıkarılması, doğrudan din adamlarına ve dolaylı olarak dine olan inanç ve güvenin sarsılmasına yol açar.

İnsanlar çoğu zaman dindar birinin işlediği günah, ahlaklı birinin yaptığı ahlaksızlık ya da hakimin neden olduğu adaletsizlik karşısında sırasıyla dine, ahlaka ve hukuka olan inançlarını yitirirler. Çünkü ne din ne ahlak düzeni ne de hukuk düzeni, kendisini temsil eden ve toplumda bu nedenle saygı duyulan bu kişilerin, temsil ettikleri düzenin kurallarına uymasını sağlayamamıştır. “Balık baştan kokar” atasözünü anımsatan bu durum karşısında, insanın yaptığı somut yanlışın, soyut kurallar bütününe olan inanç ve güveni sarsması normal karşılanabilir.

İki çocuğu olan bir baba düşünün. Baba iki çocuğuna da doğdukları günden itibaren insan öldürmenin çok kötü bir şey olduğunu öğretsin. Yıllar geçtikten sonra bir çocuk katil olurken diğeri hayatının sonuna kadar kimseyi öldürmesin. Bu durumda babayı, katil olan çocuğu için yermek mi; yoksa hiç kimseyi öldürmeyen çocuğu için övmek mi gerekir?

Robotlarda yalnızca programlandığı kadar akıl vardır, duygu yoktur. Hayvanlar ise içgüdülerine göre hareket ederler, akılları geri plandadır. Ne robotlardan ne de hayvanlardan akıl ile içgüdüler arasında bir seçim yapmaları beklenemez. Bu yüzden bir insan öldüren aslana hiçbir ceza verilmez. Çünkü ortada bir seçim yoktur, dolayısıyla ceza ya da ödül de olamaz. Ancak insanlar var oluşları gereği hem akla hem de içgüdülere sahiptir. Bu ikilem, insanın içinde kendini bildiği andan öldüğü güne kadar süren bir savaş başlatır. Bu seçim imkânı, kötülük yapan birinin çoğu zaman başvurduğu “Doğamızda kötülük var” savunmasını da etkisiz kılar. Zira insan doğasında kötülük bulunmasına rağmen insanın o kötülüğü seçmemesini sağlayacak aklı da vardır. Ahlak kuralları, din ve yasalar, adeta insanın içgüdülerine uymaması için takılmış bir zincir gibi, insanın akli olanı seçmesini, içgüdüleriyle arzuladığı kirli isteklerini bastırmasını amaçlar. Bir anlamda insan doğasını sınırlamaya çalışır. Ancak seçimin verdiği özgürlük gereği insan akıl ile iradesi arasında bir seçim yapar.

Ne din adamları ne hakimler ne de en ahlaklı olması beklenen birisi, insandan üstün bir varlık değildir. Dolayısıyla hiçbir din adamı, hakim ya da ahlaklı olarak bilinen birinin, insanın içinde bulunan ve Freud’un id ve superego’nun savaşı olarak nitelendirdiği bu seçim savaşını vermemesi beklenemez. Ancak temsil ettikleri insan doğasını sınırlayan mekanizmalar (din, ahlak, kanun) gereği toplumun saygı duyduğu bu insanların, diğer insanlara göre aşağılık ve pis içgüdülerini sınırlandırmak adına daha büyük bir yükümlülükleri vardır. Bu yüzden cezaları daha ağır, ödülleri daha büyük olmalıdır. Daha büyük ödülü toplumun kendilerine duyduğu saygıyla alan bu insanların, daha ağır cezaları ne toplum tarafından ne de kanun tarafından yeteri kadar verilmemektedir. Filmde bu durum, çocuk istismarcısı rahiplerin korunması ve taciz olaylarının örtbas edilmeleri konu edilerek gösterilir. Toplumun her kesiminin bu durum karşısında sessiz kalması, rahiplerin çocuk istismarı suçunu daha kolay işlemelerine yol açar. Bu skandalın muazzam bir gazetecilik başarısıyla ortaya çıkartılması, kuşkusuz bu olayların azalmasına yol açmıştır. Spotlight (2015) ve El Club (2015)’ın bu konuya değinmeleri ve her iki filmin de festivallerden ödül veya adaylıklarla dönmesi toplumun bu konuya dikkatini çekmesini sağladığından, filmler ek bir övgüyü hak ediyor.

Okumaya Devam Edin

Hollywood

TENET 26 AĞUSTOS’ta Türkçe Altyazılı, Türkçe Dublaj ve IMAX® Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Christopher Nolan imzalı yeni orijinal bilimkurgu-aksiyon “Tenet”ın başrolünde John David Washington yer alıyor.

Kahramanın sahip olduğu tek silah bir kelimedir: Tenet. Tüm dünyanın ayakta kalabilmesi için mücadele eden Kahraman, uluslararası casusluğun alacakaranlık dünyasında seyahat ederken üstlendiği görev onu gerçek zamanın ötesine götürecektir.

Zaman yolculuğu değildir bu. Evirtmedir.

“Tenet”ın uluslararası kadrosunda John David Washington’a Robert Pattinson, Elizabeth Debicki, Dimple Kapadia, Martin Donovan, Fiona Dourif, Yuri Kolokolnikov, Himesh Patel, Clémence Poésy, Aaron Taylor-Johnson’ın yanı sıra, Michael Caine ve Kenneth Branagh eşlik ediyor.

Nolan yazıp yönettiği filmin hikayesini perdeye taşımak için IMAX® ile 70mm tekniklerinden yararlandı. “Tenet”ın yapımcılığını Emma Thomas ve Nolan; yönetici yapımcılığını ise Thomas Hayslip üstlendi.

Nolan’ın kamera arkası ekibini oluşturan isimler şöyle: Görüntü yönetiminde Hoyte van Hoytema, yapım tasarımında Nathan Crowley, kurguda Jennifer Lame ve kostüm tasarımında Jeffrey Kurland. Görsel efektler amirliğini Andrew Jackson’ın, özel efektler amirliğini ise Scott Fisher’ın gerçekleştirdiği filmin müziği Ludwig Göransson imzasını taşıyor.

“Tenet”ın çekimleri yedi ülkeye yayıldı.

Okumaya Devam Edin

Haberler

Jumanji: The Next Level 13 Aralık’ta Türkçe Dublaj, 3D ve IMAX 3D Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Yeni yılın gelmesine sayılı günler kala, Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level filminin 13 Aralık 2019 tarihinde sinemalara gösterilecek olmasıyla oyun yeniden başlıyor.

Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level bir önceki film olan Jumanji: Vahşi Orman/Jumanji:Welcome to the Jungle filminde geçen maceralarının ardından hayatta kalmayı başarmış dört genci bir araya getiriyor. Bu dört genç tatil döneminde üniversitelerinden New Hampshire Brantford’daki evlerine dönerler. Şimdi artık üniversiteli olan bu gençler kendi hayatlarında da yeni bir döneme girmeye çalışırlar. Spencer’in oyuna tekrar girmek zorunda kalmasının ardından Martha, Fridge ve Bethany yeniden bir araya gelirler ve Spencer’ı eve geri döndürebilmek için bir kurtarma görevi için Jumanji dünyasına girmek zorunda kalırlar.

Oyun artık bozulmuştur ve oyunculara karşı savaşmaktadır. Karakterlerin Jumanji hakkında bildikleri her şey değişmek üzeredir. Artık bu oyun sadece bir ormandan ibaret değildir, oyun daha büyük ve daha tehlikeli bir hale gelmiş ve üstesinden gelinmesi gereken korkunç engeller vardır. Bu filmde herşey olabilir yani bu büyük maceranın, inanılmaz görsel efektlerin ve destansı mekanların yanında hiç umulmadık şeylerle karşılaşmayı da bekleyin.

Filmin avatar (karakterlerin oyundaki görüntüleri) takımında, Dr. Smolder Bravestone rolünde Dwayne Johnson, Dr. Shelley Oberon rolünde Jack Black, Mouse Finbar rolünde Kevin Hart, Ruby Roundhouse rolünde Karen Gillan ve Seaplane rolünde Nick Jonas’ı görüyoruz. Ayrıca Filme yeni katılan oyuncularda, Milo rolünde Danny Glover, Büyükbaba Eddie rolünde Danny DeVito ve yeni avatar Ming rolünde Awkwafina’yı izliyoruz. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve kahramanlarımız oyundaki değişiklikler ile baş edebilmek için ve oyundan sağ olarak çıkıp Spencer’ı eve sağ salim getirebilmek için sahip oldukları güçlerinden destek almak zorundadırlar ve bunu da oyun hepsinin sonunu getirmeden önce yapmalıdırlar.

Columbia Pictures bir Matt Tolmach /Seven Bucks /Detective Agency yapımını sunar. Bir Kasdan filmi olan Jumanji: Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level’da başrollerde, Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart, Karen Gillan, Nick Jonas ,Awkwafina, Alex Wolff, Morgan Turner, Ser’Darius Blain, Madison Iseman, Danny Glover ve Danny DeVito yer alıyorlar. Muzik düzenlemesinde Manis Ravel ve Tom Wolfe bulunuyor. Film müziği ise Henry Jackman tarafından yapıldı. Kostüm tasarımcısı Louise Mingenbach’tır. Editörler; Mark Helfrich ACE, Steve Edwards,Tara Timpone ACE, tarafından yapıldı. Yapım tasarımcısı Bill Brzeski. Filmin görüntü yönetmenliğini Gyula Pados HDC yaptı. Filmin yönetici yapımcılığını David Householter, Melvin Mar, Scott Rosenberg, Jeff Pinker, William Teitler,Ted Field ve Mike Weber üstlendiler. Film, Chris Van Allsburg’un yazdığı Jumanji adlı kitaptan uyarlanmıştır. Senaryosunu Jake Kasdan, Jeff Pinker ve Scott Resenberg yazdı. Matt Tolmach, Jake Kasdan, Dwayne Johnson, Dany Garcia ve Hiram Garcia filmin yapımcılığını üstlendiler. Filmin yönetmeni Jake Kasdan’dır.

Okumaya Devam Edin

Dosyalar

The Irishman’de İzleyeceğimiz Karakterleri Tanıyalım

Yayın tarihi:

-

Goodfellas (1990), Casino (1995), The Departed (2006) ve The Wolf of Wall Street (2013) gibi gangster/suç filmleri ile bu türün en iyi örneklerini vermiş olan usta yönetmen Martin Scorsese’nin yine bu filmleriyle aynı kulvarda olan son filmi The Irishman (2019) 57. New York Film Festivali’nde ilk kez görücüye çıktı. Film seyirciler ve sinema yazarlarından övgü dolu geri dönüşler aldı. Oyuncu kadrosunda Al Pacino, Robert De Niro, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi usta oyuncuların yer aldığı filmde ABD tarihinin çözülememiş en büyük gizemlerinden biri olan efsanevi sendika başkanı Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolma hikayesini izleyeceğiz. 1 Kasım 2019’da belirli sinemalarda gösterime girecek olan film aynı zamanda 27 Kasım’da da Netflix’te yayınlanacak. The Irishman’i izleyeceğimiz günü iple çekerken gelin filmde izleyeceğimiz karakterlere yakından göz atalım.

Jimmy Hoffa (Al Pacino)

ABD’nin en büyük sendikasının (kamyon şoförleri sendikası) lideri. Mafya ile sıkı ilişki içerisinde ve sendikanın parasal gücünü yasadışı yollarda kullanması ile gündemde olan biri. En son 1975 yılında bir otoparkta mafya liderleri ile buluşma öncesi görülmüş ve sonrasında kendisinden bir daha haber alınamamış.

Frank Sheeran (Robert De Niro)

Lakabı ”İrlandalı”. II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda, Avrupa’nın pek çok bölgesinde savaşmış bir savaş suçlusu. Ordudan ayrıldıktan sonra Bufalino suç ailesine katılmış ve mafya tetikçisi olmuş. Aynı zamanda da sendika çalışanı. Jimmy Hoffa’nın sendikasındaki piş işlerde başı çekiyor. Jimmy Hoffa cinayetinin (?) de baş aktörü.

Russell Bufalino (Joe Pesci)

Bufalino suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Cosa Nostra’nın içinde önemli bir yere sahip. Frank Sheeran ile yakın ilişkide olması ile birlikte Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının da baş şüphelilerinden.

Angelo Bruno (Harvey Keitel)

Philadelphia suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Frank Sheeran ile yakın ilişkileri bulunan Angelo Bruno uzlaşmacı kişiliğinden dolayı mafya içerisinde “Nazik Don” olarak anılırmış.

Chuckie O’Brien (Jesse Plemons)

Jimmy Hoffa’nın üvey oğlu. Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının şüphelilerinden biri. Chuckie O’Brien aynı zamanda The Godfather (1972) filmindeki Tom Hagen karakterine de ilham olmuş.

Peggy Sheeran (Anna Paquin)

Frank Sheeran’ın kızı. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın tutkun olduğu kadın.

Felix DiTullio (Bobby Cannavale)

Lakabı ”Skinny Razor”. Yeni mafya üyelerini yetiştirmek için kurulan “Friendly Lounge” isimli barın işletmecisi. Aynı zamanda mafya suikastçisi.

Bill Bufalino (Ray Romano)

Lakabı ”Mafya Avukatı”. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın sendikasının da avukatlığını yapmış. Hoffa ile yakın ilişki içerisinde olmasının yanında ayrıca Bufalino suç ailesinin de üyesi.

Anthony Provenzano (Stephen Graham)

Genovese suç ailesinin önemli aktörlerinden. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın başkanı olduğu sendikanın da başkan yardımcısı.

Anthony Salerno (Domenick Lombardozzi)

Genevose suç ailesinin en önemli isimlerinden biri. Lakabı ”Şişko Tony”.

Joseph Gallo (Sebastian Maniscalco)

Colombo suç ailesinin üyesi. Mafya içerisinde ”Çılgın Joe” olarak ünlenmiş.

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending