Connect with us

Hollywood

TENET 26 AĞUSTOS’ta Türkçe Altyazılı, Türkçe Dublaj ve IMAX® Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Christopher Nolan imzalı yeni orijinal bilimkurgu-aksiyon “Tenet”ın başrolünde John David Washington yer alıyor.

Kahramanın sahip olduğu tek silah bir kelimedir: Tenet. Tüm dünyanın ayakta kalabilmesi için mücadele eden Kahraman, uluslararası casusluğun alacakaranlık dünyasında seyahat ederken üstlendiği görev onu gerçek zamanın ötesine götürecektir.

Zaman yolculuğu değildir bu. Evirtmedir.

“Tenet”ın uluslararası kadrosunda John David Washington’a Robert Pattinson, Elizabeth Debicki, Dimple Kapadia, Martin Donovan, Fiona Dourif, Yuri Kolokolnikov, Himesh Patel, Clémence Poésy, Aaron Taylor-Johnson’ın yanı sıra, Michael Caine ve Kenneth Branagh eşlik ediyor.

Nolan yazıp yönettiği filmin hikayesini perdeye taşımak için IMAX® ile 70mm tekniklerinden yararlandı. “Tenet”ın yapımcılığını Emma Thomas ve Nolan; yönetici yapımcılığını ise Thomas Hayslip üstlendi.

Nolan’ın kamera arkası ekibini oluşturan isimler şöyle: Görüntü yönetiminde Hoyte van Hoytema, yapım tasarımında Nathan Crowley, kurguda Jennifer Lame ve kostüm tasarımında Jeffrey Kurland. Görsel efektler amirliğini Andrew Jackson’ın, özel efektler amirliğini ise Scott Fisher’ın gerçekleştirdiği filmin müziği Ludwig Göransson imzasını taşıyor.

“Tenet”ın çekimleri yedi ülkeye yayıldı.

Okumaya Devam Edin

Haberler

Jumanji: The Next Level 13 Aralık’ta Türkçe Dublaj, 3D ve IMAX 3D Seçenekleriyle Sinemalarda!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Yeni yılın gelmesine sayılı günler kala, Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level filminin 13 Aralık 2019 tarihinde sinemalara gösterilecek olmasıyla oyun yeniden başlıyor.

Jumanji:Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level bir önceki film olan Jumanji: Vahşi Orman/Jumanji:Welcome to the Jungle filminde geçen maceralarının ardından hayatta kalmayı başarmış dört genci bir araya getiriyor. Bu dört genç tatil döneminde üniversitelerinden New Hampshire Brantford’daki evlerine dönerler. Şimdi artık üniversiteli olan bu gençler kendi hayatlarında da yeni bir döneme girmeye çalışırlar. Spencer’in oyuna tekrar girmek zorunda kalmasının ardından Martha, Fridge ve Bethany yeniden bir araya gelirler ve Spencer’ı eve geri döndürebilmek için bir kurtarma görevi için Jumanji dünyasına girmek zorunda kalırlar.

Oyun artık bozulmuştur ve oyunculara karşı savaşmaktadır. Karakterlerin Jumanji hakkında bildikleri her şey değişmek üzeredir. Artık bu oyun sadece bir ormandan ibaret değildir, oyun daha büyük ve daha tehlikeli bir hale gelmiş ve üstesinden gelinmesi gereken korkunç engeller vardır. Bu filmde herşey olabilir yani bu büyük maceranın, inanılmaz görsel efektlerin ve destansı mekanların yanında hiç umulmadık şeylerle karşılaşmayı da bekleyin.

Filmin avatar (karakterlerin oyundaki görüntüleri) takımında, Dr. Smolder Bravestone rolünde Dwayne Johnson, Dr. Shelley Oberon rolünde Jack Black, Mouse Finbar rolünde Kevin Hart, Ruby Roundhouse rolünde Karen Gillan ve Seaplane rolünde Nick Jonas’ı görüyoruz. Ayrıca Filme yeni katılan oyuncularda, Milo rolünde Danny Glover, Büyükbaba Eddie rolünde Danny DeVito ve yeni avatar Ming rolünde Awkwafina’yı izliyoruz. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve kahramanlarımız oyundaki değişiklikler ile baş edebilmek için ve oyundan sağ olarak çıkıp Spencer’ı eve sağ salim getirebilmek için sahip oldukları güçlerinden destek almak zorundadırlar ve bunu da oyun hepsinin sonunu getirmeden önce yapmalıdırlar.

Columbia Pictures bir Matt Tolmach /Seven Bucks /Detective Agency yapımını sunar. Bir Kasdan filmi olan Jumanji: Yeni Seviye/Jumanji:The Next Level’da başrollerde, Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart, Karen Gillan, Nick Jonas ,Awkwafina, Alex Wolff, Morgan Turner, Ser’Darius Blain, Madison Iseman, Danny Glover ve Danny DeVito yer alıyorlar. Muzik düzenlemesinde Manis Ravel ve Tom Wolfe bulunuyor. Film müziği ise Henry Jackman tarafından yapıldı. Kostüm tasarımcısı Louise Mingenbach’tır. Editörler; Mark Helfrich ACE, Steve Edwards,Tara Timpone ACE, tarafından yapıldı. Yapım tasarımcısı Bill Brzeski. Filmin görüntü yönetmenliğini Gyula Pados HDC yaptı. Filmin yönetici yapımcılığını David Householter, Melvin Mar, Scott Rosenberg, Jeff Pinker, William Teitler,Ted Field ve Mike Weber üstlendiler. Film, Chris Van Allsburg’un yazdığı Jumanji adlı kitaptan uyarlanmıştır. Senaryosunu Jake Kasdan, Jeff Pinker ve Scott Resenberg yazdı. Matt Tolmach, Jake Kasdan, Dwayne Johnson, Dany Garcia ve Hiram Garcia filmin yapımcılığını üstlendiler. Filmin yönetmeni Jake Kasdan’dır.

Okumaya Devam Edin

Dosyalar

The Irishman’de İzleyeceğimiz Karakterleri Tanıyalım

Yayın tarihi:

-

Goodfellas (1990), Casino (1995), The Departed (2006) ve The Wolf of Wall Street (2013) gibi gangster/suç filmleri ile bu türün en iyi örneklerini vermiş olan usta yönetmen Martin Scorsese’nin yine bu filmleriyle aynı kulvarda olan son filmi The Irishman (2019) 57. New York Film Festivali’nde ilk kez görücüye çıktı. Film seyirciler ve sinema yazarlarından övgü dolu geri dönüşler aldı. Oyuncu kadrosunda Al Pacino, Robert De Niro, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi usta oyuncuların yer aldığı filmde ABD tarihinin çözülememiş en büyük gizemlerinden biri olan efsanevi sendika başkanı Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolma hikayesini izleyeceğiz. 1 Kasım 2019’da belirli sinemalarda gösterime girecek olan film aynı zamanda 27 Kasım’da da Netflix’te yayınlanacak. The Irishman’i izleyeceğimiz günü iple çekerken gelin filmde izleyeceğimiz karakterlere yakından göz atalım.

Jimmy Hoffa (Al Pacino)

ABD’nin en büyük sendikasının (kamyon şoförleri sendikası) lideri. Mafya ile sıkı ilişki içerisinde ve sendikanın parasal gücünü yasadışı yollarda kullanması ile gündemde olan biri. En son 1975 yılında bir otoparkta mafya liderleri ile buluşma öncesi görülmüş ve sonrasında kendisinden bir daha haber alınamamış.

Frank Sheeran (Robert De Niro)

Lakabı ”İrlandalı”. II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda, Avrupa’nın pek çok bölgesinde savaşmış bir savaş suçlusu. Ordudan ayrıldıktan sonra Bufalino suç ailesine katılmış ve mafya tetikçisi olmuş. Aynı zamanda da sendika çalışanı. Jimmy Hoffa’nın sendikasındaki piş işlerde başı çekiyor. Jimmy Hoffa cinayetinin (?) de baş aktörü.

Russell Bufalino (Joe Pesci)

Bufalino suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Cosa Nostra’nın içinde önemli bir yere sahip. Frank Sheeran ile yakın ilişkide olması ile birlikte Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının da baş şüphelilerinden.

Angelo Bruno (Harvey Keitel)

Philadelphia suç ailesinin lideri. Sicilya doğumlu. Frank Sheeran ile yakın ilişkileri bulunan Angelo Bruno uzlaşmacı kişiliğinden dolayı mafya içerisinde “Nazik Don” olarak anılırmış.

Chuckie O’Brien (Jesse Plemons)

Jimmy Hoffa’nın üvey oğlu. Hoffa’nın ortadan kaybolması olayının şüphelilerinden biri. Chuckie O’Brien aynı zamanda The Godfather (1972) filmindeki Tom Hagen karakterine de ilham olmuş.

Peggy Sheeran (Anna Paquin)

Frank Sheeran’ın kızı. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın tutkun olduğu kadın.

Felix DiTullio (Bobby Cannavale)

Lakabı ”Skinny Razor”. Yeni mafya üyelerini yetiştirmek için kurulan “Friendly Lounge” isimli barın işletmecisi. Aynı zamanda mafya suikastçisi.

Bill Bufalino (Ray Romano)

Lakabı ”Mafya Avukatı”. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın sendikasının da avukatlığını yapmış. Hoffa ile yakın ilişki içerisinde olmasının yanında ayrıca Bufalino suç ailesinin de üyesi.

Anthony Provenzano (Stephen Graham)

Genovese suç ailesinin önemli aktörlerinden. Aynı zamanda Jimmy Hoffa’nın başkanı olduğu sendikanın da başkan yardımcısı.

Anthony Salerno (Domenick Lombardozzi)

Genevose suç ailesinin en önemli isimlerinden biri. Lakabı ”Şişko Tony”.

Joseph Gallo (Sebastian Maniscalco)

Colombo suç ailesinin üyesi. Mafya içerisinde ”Çılgın Joe” olarak ünlenmiş.

Okumaya Devam Edin

Hollywood

Tanrım Beni Baştan Yaşat: Bir Zamanlar… Hollywood’da

Yayın tarihi:

-

Yazar:

 

NOT: Bu yazı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

Biraz gerçek, biraz kurmaca, şiddet, kan ve Tarantino’nun tanrıcılık oyunu…

Bir evren yaratmak, adı üstünde yaratmak, biraz tanrıcılık oynamaktır. Tarantino son filminde bunu bir tık ileri taşıyarak tarihi baştan yazıyor ve bir cinayete kurban giden Shoran Tale’e yaşanmış  bir ömür hediye ediyor. Bu Tarantino’nun ilk kez yaptığı bir şey değil. Aslında Soysuzlar Çetesi filminde de Adolf Hitler’i sinemada bir suikaste kurban etmişti. Gerçekten beslenmeyi bir tık ileriye taşıyan yönetmen onu kurmaca bir düzlemde yeniden yorumluyor.

Tarantino filmi için ; “Pulp Fiction’ın türüne en yakın filmim” diye bir yorumda bulunmuş. Bu doğru olabilir. Filmde karşımıza  birbirinden bağımsız, yolları kesişmeyen karakterler ve hikayeler bizi karşılıyor. Filmin bu kadar dağınık olması izlenebilirliği düşürüyor. Tarantino genel olarak klasik hikaye anlatımı kurallarına uymayan bir yönetmen. Fakat bir izleyici bilinçli de olsa bilinçsiz de olsa bir filmin başına hikaye izlemek için oturuyor. Tarantino’nun filmografisine baktığımızda “Biz Zamanlar… Hollywood’da” hikaye anlatımı olarak en zayıf filmi olduğunu söyleyebiliriz.

Film muhteşem bir açılışla başlıyor. Ünlü aktör Rick Dalton ve dublörü Cliff Booth ile bir röportaj yapılıyor. Aman tanrım! Ünlü bir aktör ve dublörü Tarantino’nun ellerinde. Bu hikayeden neler çıkar diyoruz. Muazzam reji ve bir o kadar estetik kamera hareketleriyle bu ikilinin hayatına dahil oluyoruz. DiCaprio’nun canlandırdığı Rick Dalton karakterinin artık eski ününü kaybettiğini Al Pacino’nun ustaca oyunculuğuyla öğreniyoruz. Film buradan sonra kopuyor. Ne Rick Dalton’un kariyer mücadelesini görüyoruz ne de dublörü Cliff Booth’un dublörü olmasının bir artısını. Oysa bu bir Tarantino filmi! Bu ikili gerçek tarihin içinde iki kurgusal karakter. Ünlü oyuncu bunalımdan birini öldürebilir, dublör bunu üstlenebilir. Dönüşümlü cinayetler işleyebilirler. Birbirlerinin yerlerine geçebilirler. Biz hangisi gerçek hangisi dublör karıştırırız ve adrenalin dolu bir film izlemiş oluruz. Filmde maalesef böyle şeyler olmuyor. Brad Pitt’in canlandırdığı Cliff Booth karakteri ana karakterimizin dublörü değil şoförü olsa da film aynı film olacaktı. Brad Pitt’in oyunculuk performansı üst seviye fakat filmde konuk oyuncu olsa Al Pacino etkisi yaratabilirdi. Hikayenin işlevsizliği Brad Pitt’i maalesef filmde yok etmiş.

Öte yandan filmde kaybolan bir isim de Margot Robbie. Bu oyuncunun talihinden mi talihsizliğinden mi bilinmez ama hep usta yönetmenlerle çalıştı ve hepsinde de geri planda kaldı. “Bir Zamanlar… Hollywood’da” filminde ise merkezde olması gereken bir karakter iken tamamen süre uzatmak namına hayatından kesitler gördüğümüz biri. Oysa gerçek hikayeyi bilenler için cinayete kurban gidecek olan o ve bizim onun ölümünü beklerken onunla özdeşleşmemiz hatta katharsis yaşamamız gerekiyor. Biz filmde kimseyle özdeşleşemiyoruz. Belki de yönetmenin tercihi bu olabilir, bunu başarmış olduğu için tebrik ederim. Fakat bizim izleyici olarak duygularımız havada kalıyor.

Asıl tanımamız gereken, Sharon Tate cinayetinin faili olan Manson tarikatını film boyunca tanımıyoruz. Hatta filmle ilgili tüm dünyada tartışılan en büyük konu; neden bu tarikatın hippiler olarak gösterildiği. Belki de yönetmen tarihi baştan yazarken bazı noktaları değiştirmek istemiştir. Bu da olabilir. Fakat dağınık geçen filmde başına buyruk karakterler ve filme hizmet etmeyen olaylar izleyeceğimize gerçekten beslenen bir hikaye izleyebilirdik. Filmin hatırı sayılacak uzunlukta bir kısmı Rick Dalton’un film çekimleri sırasında geçiyor. Bu onun kariyerinin kötü gittiğine ikna olacağımız süreden epey bir fazlası. Bu tarz sahneler alışılageldiği gibi uzun bir Tarantino filmi ortaya koyuyor.

Tarantino son filmiyle bizlere güzel bir Hollywood nostaljisi yaşattı. Bu filmin bizdeki karşılığı da Arif V 216 olabilir. İki film de nostaljiye kapılıp kendi hikaye ekseninden oldukça uzaklaşmış. Şiddeti estetize eden yönetmen son ana kadar bunu saklamış ve ciddi bir patlamayla sanatını konuşturmuş. Her ne kadar filmden umduğumu bulamasam da Tarantino’nun imzasını taşıyan kareleri görmek paha biçilemez. Her sahneye olan ustaca dokunuşun filmin rejisiyle kendini göstermiş. Belki bugün biz sevmedik ama kim bilir belki ileride kült yapımlar arasına girer. Bu filmden yola çıkarak insanlar Sharon Tate cinayetini ve Manson tarikatını araştırır.

Tarantino bu yapımında bize tarihin tekerrürden ibaret olmadığını da göstermiştir. Belki bu olay yeniden yaşansa filmdeki gibi olacaktı. Belki biz de tekrar filmi izlesek başka yorumlar yapacağız. Tarantino film evreninde de olsa Sharon Tate’i baştan yaşattı.

Tanrım beni baştan yaşat.

Ozan Sertdemir

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending