Connect with us

Haberler

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali İzleyiciyle Buluşmaya Devam Ediyor!

Yayın tarihi:

-

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü katkılarıyla düzenlenen 24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde dün izleyiciyle buluşan ilk film bu yıl Oscar’a En İyi Uluslararası Film kategorisinde aday olan Jasmila Žbanić’in Nereye Gidiyorsun Aida?/Quo Vadis Aida? filmi oldu.

Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 12.00 seansında, festivalde Onur Ödülü alan Nur Sürer’in oynadığı, 1980’lerin kült filmlerinden Dul Bir Kadın izleyiciyle buluştu. Film sonrasında sinema yazarı Fatih Özgüven izleyicilerle film üzerine sohbet etti. Özgüven filme dair; “Türk sinemasına belli bir bakma biçimi var, ya eskiden her şey ne kadar komikmiş diye bakıyorsun, sanki günümüz çok kusursuzmuş gibi, ya da eskiden her şey ne kadar güzelmiş diye bakıyorsun. Ancak bu filmde bir çakışma noktası var. Türkiye’de kadın hareketinin öne çıkmaya başladığı, konuşulduğu zamanlar. Bu konuda popüler kültür alanında bir söz söyleme cesaretini gösteren filmlerden biri bu. Filmin kadın arkadaşlığına yaptığı vurgu çok önemli, aşkın bir rekabet konusu olmadığını söylemesi de çok güzel. Bu film tekrar çekilse bu cesaretle anlatılabilir mi, hatta buradaki cesaretle canlandıracak oyuncu var mı onu da merak ediyorum. Filmi yeniden izlediğimde filmin eskimişliği üzerine konuşacağımızı sanırken filmin hâlâ yenilikçi bir tarafı olduğunu görüp sevindim,” dedi.

Günün izleyiciyle buluşan diğer filmleri ise, Rintu Thomas ile Sushmit Ghosh’un yönettiği Ateşle Yazmak/Writing With Fire ve Kısa Dalga seçkisinden Büşra Bülbül’ün Çamaşır Suyu/Bleach, Irmak Karasu’nun Mamaville, Aylin Kuryel’in Balkon ve Bizim Rüyalar/The Balcony and Our Dreams, Raşel Meseri ile Aylin Kuryel’in CemileSezgin adlı kısalarıydı. Ayrıca Maria Schrader imzalı Tam Sana Göreyim/I’m Your Man, Gia Cappola’nın yönettiği Mainstream ve Chloé Zhao imzalı, bu yıl En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu Oscarlarını kazanan Nomadland günün programında festival seyircilerinin ilgiyle karşıladığı filmler oldu. Dünkü seansta biletlerin tükendiği Nomadland’in diğer gösterimi 11 Haziran Cuma günü saat 16.00’da CerModern’de yapılacak.

Kadınlar Araftan Çıkıyor!

Festivalin temasına atıfta bulunan Araftan Çıkmak adlı panel dün CerModern’in bahçesinde yapıldı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğretim üyesi, göç ve toplumsal cinsiyet konuları üzerine çalışan Prof. Dr. Reyhan Atasü Topçuoğlu moderatörlüğünde düzenlenen panelde cinsiyet eşitliği ve kadın hareketleri açısından bugün içinde bulunduğumuz durumu nasıl okuyabileceğimiz, kadın hareketleri olarak birikimlerimizi normalleşme sürecine nasıl taşıyacağımız, ne gibi dayanışma ve mücadele stratejileri üretebileceğimiz konuşuldu.

Panelde söz alan ilk konuşmacı yazar ve akademisyen Prof. Dr. Deniz Kandiyoti oldu. Yaratıcılığın en güzel örneklerinin sergilendiği bir kadın filmleri festivali bünyesindeki panelde bulunmaktan dolayı mutluluğunu dile getirerek söze başlayan Kandiyoti şöyle devam etti: “Araftan çıkmak için önümüzdeki yıllar ve aylarda bütün yaratıcılığımızı kullanmamız gerekecek. Çok tehlikeli ve çelişkili zamanlardan geçtiğimizi biliyoruz. Bir yandan küresel planda birçok kazanımın elde edildiği bir devirdeyiz. Uzun zamandır bastırılan kadına karşı şiddet, cinsel taciz gibi konular tabandan gelen hareketlerle gündeme oturmuş durumda. Cinsel özgürlük platformlarının talepleri ise birçok ülkede karşılık buluyor. Diğer yandan özellikle 90’lı yıllardan itibaren yerel belirtileri birbirinden farklı olsa da toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin giderek geliştiğini ve eşitliğe yönelik taleplerin ateş̧ hattına sürüldüğünü de biliyoruz. Bunun Türkiye’de en son örneği İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış süreci oldu.” Kandiyoti, normalleşmenin eskiye dönüşle olursa yararı olmayacağını söyledi. Kadınların çıkış yolunun, yaratıcılıklarını siyasi dayanışma ve ittifaklara yönelterek enerjilerini sistemin devamı için değil, dönüştürülmesi için harcamalarından geçtiğinin altını çizdi. Sözlerini, “Benim bu konudaki iyimserliğimin temeli Türkiye’de kadın hareketinin demokratikleşmenin kutup yıldızı olduğuna inancımdır,” diyerek bitirdi.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın çalışmaları alanında önde gelen siyaset bilimcilerden Prof. Dr. Alev Özkazanç, tarihsel olarak çok önemli bir kırılma anında olduğumuzun, dünya çapında bir yenilenme dalgası yaşandığının ve kadın hareketinin daha politik bir hal aldığının altını çizdi. Normalleşme süreci ve yeni dayanışma stillerine dair şunları söyledi: “Geçen 40 yılın kazanımları ne kadar güçlü ve ne kadar zayıf kazanımlardı? Bu gücü nasıl kazandık? Kimlere nasıl ulaştık ve nasıl ulaşamadık? Bu kazanımlar neden hızlı bir şekilde elimizden kayıp gidebiliyor ya da kadın hareketinin kazanımlarının içinde yer aldığı daha liberal demokratik kurumlar ve rejimler neden dünyanın pek çok yerinde bu kadar kırılganlaştı? Elbette ki yeni mücadele yöntemleri geliştirmek gerekecek, ama yeni mücadele araç ve söylemlerini sadece eski kurum ve mevcut yasaları geri çağırmakla sınırlarsak bunun etkili bir mücadele stratejisi olmayacağı da açık. Kendi sorumluluklarımızı ve genel olarak muhalefet etme biçimimizdeki kör noktaları görmemiz gerek. Bunları çok büyük hatalar yaptığımızı düşündüğüm için söylemiyorum. Bu soruları kadın hareketinin kendini konumlandırması, sınırlılıklarının farkına varması ve bunları aşmak yönünde bir çaba göstermesi üzerine düşündüğüm için soruyorum. Bu soruları hem yerel hem küresel ölçekte sormalıyız. Bu muhasebe pratiğinin amacının şu olduğunu unutmamak gerek; şimdi burada derhal harekete geçmekle ilgili acil bir ihtiyacımız var, gelecek kuşaklar daha eşit ve özgür bir toplumda yaşasın, onlar da devam edebilsin diye. Ben kadın hareketlerinin insanlığın bu kritik kavşağında önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Kolektif akıl galip gelirse, insanlık bu yeni çağa hazırlıklı olarak girebilir. Kadın hareketinin yaratıcılığı ve radikal potansiyelleri bence yeniden icat edilmeyi bekliyor. Yeni çağa uygun biçimde her şeyi yeni baştan düşünmemiz gerekiyor, bu ciddi potansiyel ancak diğer özgürlükçü hareketlere katılarak gerçekleşebilir bence,” dedi.

ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Umut Beşpınar, “Pandemi Dönemi Ve Sonrasında Feminist Mücadele Ve Dayanışmayı Birlikte Düşünmek” başlıklı konuşmasına, “Türkiye’de kadın hareketi ve mücadelesini üç boyutun kavşağında görüyorum; toplumsal dönüşüm, kadınların bireysel deneyim ve pratikleri, siyasi iktidar politika ve söylemleri. Üç boyutun birbirleriyle ilişkisini dikkate almalıyız,” diyerek başladı. Konda’nın araştırmalarından çıkan verilere göre ciddi bir dönüşüm olduğunu, kadınların bu dönüşümün öncüsü olduğunu, kadın hareketinin özellikle yaşamsal haklar üzerinden önem kazandığı, sosyal medyanın örgütlenmede etkisinin arttığı bir dönemde olduğumuzu söyleyen Beşpınar, birikimimizi normalleşme dönemine nasıl taşıyacağımız konusunda; “Sara Ahmed’in bana düşündürdükleriyle birkaç noktaya değineceğim. Öncelikle cinsiyetçiliği, cinsel sömürüyü, cinsel zulmü sona erdirmeyi amaçlayan bir hareket olarak tanımlıyor feminizmi ve bunun yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyor. Feminizm birbirimizi nasıl bulduğumuzdur diyor ve rasyonel liberal kriz yönetimi dönemlerinde bizim için değil, bize rağmen, hatta biz pahasına tasarlanan alanlara girmemiz gerektiğini söylüyor. Burada Sara Ahmed’in Jasbir K. Puar’dan aldığı alan işgalcisi olarak her şeyi sorgulanabilir bir şeye dönüştürmek kavramını önemsiyorum. O alanlara girip o alanları dönüştürmemiz rasyonel olarak bize sunulan şeyin aslında bizim pahamıza ve irrasyonel olduğunu fark etmemiz, düşünmemiz gerekiyor, her yere sinen ataerkil muhakemeler farklı yöntemler benimsiyor, bu açıdan yeni kuşağın örgütlenme ve ilişkilenme biçimi umut verici. Umutla dayanışma için farklı kadın gruplarının ihtiyaçlarını tespit edip dayanışma ağları oluşturarak kadın hareketinin yakaladığı toplumsal ivmeyi arttırabilir miyiz sorusuyla sunumumu bitirmek istiyorum,” dedi.

Panel, festivalin YouTube kanalından izlenebilir.

Festival Bir Gün Daha Uzatıldı!

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bir gün daha uzatıldı, 12 Haziran Cumartesi günü Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde üç film daha izleyiciyle buluşacak.

Kız Çocukları İsterse Olur bölümünde yer alan Rocca Dünyayı Değiştiriyor/Rocca Changes the World filminin dublajlı gösterimi ücretsiz olarak 12 Haziran’da saat 12.00’da, Kaouther Ben Hania’nın Avrupa’ya gidebilmek için derisinin dünya çapında meşhur bir sanatçının sanat eserine dönüşmesine razı gelen Suriyeli mülteci Sam Ali’nin hikâyesini anlattığı Derisini Satan Adam/The Man Who Sold His Skin saat 15.00’da, Nisan Dağ’ın senaryosunu yazıp yönettiği, Fehmi’nin İstanbul’un yoksul bir semtinde geçen, rap ve bağımlılığın iç içe olduğu hikâyesini anlattığı, film için yapılmış müzikleriyle de öne çıkan Bir Nefes Daha/When I’m Done Dying 18.00’da gösterilecek. Biletler Biletix’te satışa sunuldu.

Festivalde Bugün

Festivalde bugün izleyiciyle buluşacak ilk film, Şubat ayında yapılan Berlin Film Festivali’nde ana yarışma kapsamında izleyiciyle buluşan Khalil Joreige ve Joana Hadjithomas’ın yönettiği Hatıra Kutusu/Memory Box. CerModern’de saat 10.30’da gösterilecek film, 80’li yıllardan kalma mektup, fotoğraf ve ses kayıtlarıyla dolu bir kutudan annesine dair hiç bilmediklerini öğrenen bir genç kızın hikâyesini anlatıyor.

Festivalde gösterimler, Orhan Pamuk’un senaryosunu Kara Kitap’tan yola çıkarak yazdığı ve yönetmenliğini Ömer Kavur’un üstlendiği, bu yıl Uçan Süpürge’de Onur Ödülü alan Zuhal Olcay’ın başrolünde oynadığı Gizli Yüz filminin Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde saat 12.00’daki gösterimiyle devam edecek.

Emerald Fennell’ın iddialı bir öğrenci olduğu halde okulu bırakıp kendini tecavüze uğrayan arkadaşının intikamını almaya adayan Cassandra’yı anlattığı, En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını kazanan Yetenekli Genç Kadın/Promising Young Woman saat 13.00’da CerModern’de gösterilecek.

Zeynep Dadak’ın dünyanın en katmanlı şehirlerinden İstanbul’a Seyyah Eremya Çelebi Kömürciyan’ın yazdıklarını takip ederek 350 yıl sonra tekrar baktığı Ah Gözel İstanbul saat 15.00’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak. Film sonrası Zeynep Dadak, sinema yazarı Fatih Özgüven’in moderatörlüğünü üstleneceği söyleşi için salonda bulunacak.

Icíar Bollaín’in kendi kendiyle evlenen kadınlar hakkındaki gazete haberlerinden ilham alarak, 40’lı yaşlarının ortasında ailesine adadığı hayatını değiştirmeye karar veren Rosa’yı anlattığı Rosa’nın Düğünü/Rosa’s Wedding 16.00’da CerModern’de, Michał Englert’in sınırı yürüyerek geçerek Ukrayna’dan Polonya’ya gelen göçmen masör Zhenia’nın zengin bir sitede iş bulup site sakinlerinin hayatını nasıl değiştirdiğini hem karanlık hem de mizahi bir üslupla anlatan Bir Daha Asla Kar Yağmayacak/Never Gonna Snow Again saat 18.00’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gösteriliyor.

Bu yıl Oscar Ödülleri’ne En İyi Uluslararası Film kategorisinde aday olan Jasmila Žbanić’in Srebrenitsa’da, Birleşmiş Miletler için tercümanlık yapan Aida’nın savaş sırasında eşinin ve çocuklarının hayatını kurtarma çabasını anlattığı Nereye Gidiyorsun Aida?/Quo Vadis Aida? ise 19.00 seansında CerModern’de izlenebilecek.

Festivalde Yarın / 10 Haziran

Festivalde 10 Haziran Perşembe günü Kitty Green’in bir film yapım şirketinde yönetici asistanı olarak çalışan Jane’in bir gününe odaklanan, #MeToo’ya içeriden bir bakış sunan Asistan/The Assistant filminin saat 10.30’da CerModern’deki gösterimiyle başlayacak.

Anne Zohra Berrached’in 11 Eylül saldırısı faillerinden Ziad Jarrah ve sevgilisi Aysel Şengün’ün gerçek hikâyesine dayandırdığı, umut vadeden bir bilim kadını olma yolunda ilerleyen Aslı ile diş hekimliği öğrenimi gören Saeed’in ailelerinin itirazlarına rağmen evlenmelerini ve Saeed’in gittikçe radikalleşmesini anlatan Yardımcı Pilot/Copilot filmi saat 12.00’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde izleyicilerle buluşacak.

13.00 seansında CerModern’de sinemaseverlerle buluşacak geçen yıl Berlin Film Festivali’nde büyük beğeni toplayan, Janna Ji Wonders’ın yönettiği Walchensee Forever, yönetmenin ailesindeki dört kuşağın hikâyesini her biri kendi döneminde erkek egemen yapılara kendilerince karşı koymuş kadınların gözünden anlatıyor.

İlk gençlik döneminde ailesiyle birlikte Etiyopya’daki çatışmalardan kaçarak annesinin memleketi Meksika’ya yerleşen Jessica Beshir’in çocukluğunun geçtiği memlekete geri dönerek gündelik hayatı ve insanları yansıttığı filmi Zordur Gitmek/Faya Dayi saat 15.00’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde; Chloe Fairweather’in beş yıllık süreçte çektiği Ölümüne Boşanmak/Dying to Divorce saat 16.00’da CerModern’de gösterimde olacak. Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddetine karşı mücadelenin hukuki ve toplumsal cephesine bakan, birlikte yaşadıkları erkeklerin saldırısına uğramış ve sakat kalmış iki kadının ve avukatlarının siyasal çalkantılar arasındaki adalet savaşını anlatan film sonrasında yürütücü yapımcılar Seda Gökçe ve Özge Sebzeci, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gönüllü avukatlarından İpek Bozkurt ve belgeselde hayatta kalma mücadelesi veren kadınlardan biri olan Arzu Boztaş izleyicilerle buluşacak.

Josephine Decker’ın yönettiği, başrolünde Elisabeth Moss’un oynadığı ünlü korku romanı yazarı Shirley Jackson’ın hayatından bir bölüm anlatan, Susan Scarf Merrell’ın filmle aynı adı taşıyan kitabından uyarlama Shirley saat 18.00’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi ile büyük övgü toplayan Céline Sciamma’nın kendi çocukluğundan parçaları dahil ettiği kişisel filmi Küçük Anne/Petite Maman 19.00’da CerModern’de gösterilecek.

Festival Biletleri

Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi ve CerModern’in kapalı salonunda yapılacak gösterimlerinin biletleri Biletix üzerinden alınabiliyor.

Bilet Fiyatları: öğrenci 12 TL, tam 20 TL.

Haberler

Altın Portakal’da Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda Heyecan Başladı!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

2 Ekim’de başlayacak 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alacak 10 film ve bu filmleri değerlendirecek jüri üyeleri açıklandı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ev sahipliğinde düzenlenen festivalde Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alan filmler, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında Altın Portakal heykelleri için jüri karşısına çıkacak.

Jüri Başkanı Dorota Kędzierzawska
Bu yıl Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanlığını; Polonyalı yönetmen Dorota Kędzierzawska yürütecek. Lodz Üniversitesi, Rusya Devlet Sinematografi Üniversitesi ve Polonya Film Okulu’nda film ve tiyatro üzerine tamamladığı eğitim hayatının ardından birçok ödüllü kısa film ve belgesel yöneten Dorota Kędzierzawska, 1991’de çektiği ilk uzun metrajı Devils ve 1994 yapımı ikinci uzun metrajı Kargalar / Crows ile Cannes Film Festivali’nde ödüller kazanmıştı. 2010 tarihli Yarın Daha Güzel Olacak / Tomorrow Will Be Better filmiyle Berlin Film Festivali’nde Büyük Ödülü kazanan yönetmen jüriye başkanlık edecek.

Jürinin diğer üyeleri ise; Altın Küre ödülü alan ve Yabancı Dilde En İyi Film Oscar adayı olan Vaat Edilen Cennet / Paradise Now filmiyle kariyerinde ciddi bir dönüşüm yaşayan ve sonrasında Hollywood yapımları Yalanlar Üstüne / Body of Lies, Krallık / The Kingdom ve Son Kalan / Lone Survivor filmleriyle ün kazanan, geçen yıl festivalde 200 Metre / 200 Meters filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan Ali Suliman; İsveç gazetesi Dagens Nyheter’de film eleştirmenliği yapan, Venedik, Rotterdam, Torino başta olmak üzere pek çok festivalde jüri üyeliği bulunan gazeteci, film eleştirmeni Eva af Geijerstam; yazıp yönettiği ödüllü kısa filmlerinin ardından uzun yıllar Fransız televizyon kanallarında sinema bölümünde çalışan, yapımcılığını üstlendiği filmler Cannes, Venedik, Berlin ve Sen Sebastian Film Festivalleri başta olmak üzere pek çok festivalde gösterilen, EFA, César ve Asya Pasifik Ekran Akademisi üyesi yapımcı Guillaume de Seille; Bulgar sinemasının son dönemde en çok dikkat çeken filmlerinde rol alan, Ders / The Lesson filmindeki performansı Fransa, Brezilya, Hindistan, Romanya, Litvanya ve Bulgaristan’daki festivallerde ödüllendirilen, oyuncu Margita Gosheva’dan oluşuyor.

Uluslararası Yarışma’da kadın yönetmenlerin yılı!
Almanya, ABD, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Bulgaristan, Çekya, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, İspanya, İsviçre, İtalya, Kosta Rika, Meksika, Monako ve Rusya yapımları 10 film Türkiye’de ilk kez 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında izleyiciyle buluşacak. Bu yıl yarışmada beş kadın yönetmenin filmi yer alıyor.

Paz Fábrega‘nın istenmeyen bir hamileliğin bir araya getirdiği iki kadının dostluğunu sadelik içerisinde anlatan, duygulara ve değişen rollere hassasiyetle odaklanan filmi Aurora; Clio Barnard’ın yazıp yönettiği, müzikle sarmalanmış ve mizah dolu etkileyici bir çağdaş aşk hikayesi Ali ve Ava / Ali & Ava; Alice Rohrwacher, Pietro Marcello, Francesco Munzi’nin hem İtalyan gençliğinin ve ülkenin portresini çizdikleri, hem de küresel belirsizliğe derin bir bakış sundukları Cannes ve Toronto Film Festivalleri’nde gösterilen filmleri Gelecek / Futura, Manuel Nieto Zas‘ın Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen, çağdaş Uruguay’ın ekonomik ve sosyal karşıtlıklarına iki adamın dostlukları aracılığıyla baktığı, sınıf ve vicdan üzerine filmi İşçi ve Patron / The Employer And The Employee; Clara Roquet’in bu yıl Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde yarışan, iki genç kızın yaz arkadaşlığını duyarlılıkla ele aldığı, bu sırada kamerasını yetişkinlerin dünyasına çevirmeyi ve göçmen işgücüne dayalı ev içi emeğini de sorguladığı filmi Libertad; Joaquin del Paso’nun Venedik Film Festivali’nde gösterilen, kurduğu psikolojik gerilim atmosferiyle, kör inançlarla beslenen otoriter dünyanın sarsıcı bir portresini sunan ve izleyiciyi insanlık durumunun derin karanlığıyla yüzleşmeye davet eden filmi Tel Örgüdeki Delik / The Hole In The Fence; Venedik Film Festivali’nde beğeni ile karşılanan, yönetmen Teemu Nikki’nin sevdiğine ulaşmak için tehlikelerle dolu bir yolculuk yapması gereken kör ve MS hastası bir adamın yaşadıklarını anlattığı, aşkın engel tanımazlığına vurgu yapan filmi Titanik’i Seyretmek İstemeyen Kör Adam / The Blind Man Who Did Not Want To See Titanic ve Florence Miailhe’in cam üzerine çizdiği resimlerle büyüleyici bir şekilde canlandırdığı, iki kardeşin olağanüstü maceralarla dolu mücadelesiyle sığınılacak güvenli limanların birer birer yok olduğu günümüz dünyasının keskin bir portresini sunduğu ilk uzun metraj canlandırma filmi Yolculuk / The Crossing yarışmada yer alacak merakla beklenen yapımlardan.

Fred Baillif’in Berlin Film Festivali’nde gençlik ödülünün sahibi olan, gençleri koruma amacıyla inşa edilen sistemin sorunlarını açık yüreklilikle gözler önüne seren filmi Aile / The Fam ve Levan Koguashvili’nin bir çeteyle başı dertte olan oğluna yardım etmek için Tiflis’ten Brooklyn’e seyahate eden eski güreşçi Kakhi’nin hikâyesini anlattığı, Tribeca Film Festivali’nden En İyi Film, En İyi Senaryo ve başroldeki Levan Tedaishvili’ne En İyi Oyuncu ödülü kazandıran, göçmenlerin iki dünyanın da dışına düşen hayatları ve yalnızlıkları üzerine yapılan klasik filmleri hatırlatan 4. Sokaktaki Pansiyon / Brighton 4th yarışmada yer alan yılın ödüllü filmlerinden.

Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nın kazananları 9 Ekim’de festivalin Kapanış ve Ödül Töreni’nde belli olacak.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in başkanlığını yaptığı 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin İdari Direktörlüğünü Cansel Tuncer, yönetmenliğini Ahmet Boyacıoğlu üstlenirken, sanat yönetmenliğini Başak Emre, Antalya Film Forum’un yöneticiliğini ise Müge Özen ve Pınar Evrenosoğlu yürütecek.

Okumaya Devam Edin

Haberler

“Stiletto” ilk kez Londra ve Antalya film festivallerinde!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Oyun ve film yazarı Can Merdan Doğan’ın yazıp yönettiği “Stiletto”, uluslararası prömiyerini 6-17 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 65. BFI Londra Film Festivali’nde yaparken, Türkiye’de ilk kez 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak.

Yapımcılığını Erkan Taşkıran’ın üstlendiği film, Birleşik Krallık’ta düzenlenen ve dünyanın en önemli film etkinliklerinden sayılan BFI Londra Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması’nda Türkiye’yi temsil ederken, 2-9 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de Ulusal Kısa Film Yarışması’nda jüri karşısına çıkacak. 

Arzuları ve toplum değerleri arasında seçim yapmaya zorlanan taksi şoförü Hasan’ın yaşadıklarını anlatan kara komedi türündeki filmde, Murat Kılıç ve Nihal Yalçın başrolleri paylaşıyor.

Görüntü yönetmenliğini Fırat Lita Sözbir’in üstlendiği filmin kurgusunu Çisem Baydar, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, kostüm tasarımını ve uygulayıcı yapımcılığını Selda Durna yaptı.

Müzikleri Londra merkezli genç müzisyen Uran Apak’ın imzasını taşıyan “Stiletto”, seyirciyle festivallerde ve özel gösterimlerle buluşmaya devam edecek.

 

Geceleri taksicilik yapan Hasan sabaha karşı evine dönerken, yolda stiletto giymiş genç bir kadın görür. Arzuları uyanmış halde bagajında sakladığı gizemli siyah poşeti alarak evine gider. Öyle bir şey yapar ki, eşi Aysel’in eve dönmesiyle evliliği felaketin eşiğine gelir.

Okumaya Devam Edin

Haberler

58. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Yarışma Filmleri Belli Oldu!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 2-9 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışma heyecanı başlıyor. Merakla beklenen Ulusal Yarışma Filmleri belli oldu.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek yaptığı yazılı açıklamada, “58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin sinema sanatına desteği geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da devam ediyor. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na seçilen 10 film, 14 kategoride toplam 770 binTL değerinde ödül için yarışacak. Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması filmleri 30 bin TL, Ulusal Belgesel Film Yarışması filmleri ise 60 bin TL değerindeki ödüller için Altın Portakal heyecanı yaşayacak,” dedi.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 10 Film Yarışacak!

Mehmet Açar, Muammer Brav ve Sevin Okyay’dan oluşan seçici kurulun gelen 44 başvuruyu değerlendirmesi sonucu belirlenen 10 film Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na seçildi. Emre Kayiş’in “Anadolu Leoparı”, Semih Kaplanoğlu’nun “Bağlılık Hasan”, Necip Çağhan Özdemir’in “Bembeyaz”, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun “Birlikte Öleceğiz”, Ali Tansu Turhan’ın “Diyalog”, Selman Nacar’ın “İki Şafak Arasında”, Cemil Ağacıkoğlu’nun “Kafes”, Tayfun Pirselimoğlu’nun “Kerr”, Ferit Karahan’ın “Okul Tıraşı” ve Nazlı Elif Durlu’nun “Zuhal” adlı filmleri bu yıl Altın Portakal Ödülleri için yarışacak.

Türkiye’de ilk kez Antalya’da izleyici karşısına çıkacak yarışma filmlerinden “Birlikte Öleceğiz”, “Diyalog”, “Kafes” ve “Zuhal”in aynı zamanda dünya ilk gösterimleri Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapılacak. Festivalde ilk filmlerini yapan yönetmenlerin aday olabildiği Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü için ise “Anadolu Leoparı”, “Bembeyaz”, “Diyalog”, “İki Şafak Arasında” ve “Zuhal” yarışacak.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Üyeleri önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Kısa Metraj ve Belgesel Film Yarışmalarına Seçilen Filmler Açıklandı!

Ulusal Kısa Metraj ve Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda yarışacak filmlere, Doç. Dr.Ahmet Gürata, Senem Erdine ile Engin Palabıyık’tan oluşan seçici kurul karar verdi. Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması’nda 151 başvuru arasından seçilen 12 film yer alacak. Seçici kurul kararına göre bu yıl festivalde; Mazlum Demir’in “Agna”, Burcu Uğuz’un “Aile Tablosu”, Muhammed Seyyid Yıldız’ın “Ajotin”, Yasemin Demirci’nin “Gece Kuşağı”, Aziz Alaca’nın “Göl Kenarı”, Ali Tansu Turhan’ın “İkinci Gece”, Okan Avcı’nın “Kaya”, Volkan Güney Eker’in “Larva”, Musab Tekin’in “Rewşen”, Elif Refiğ’in “Siz Biraz Uzak Kaldınız”, Adar Baran Değer’in “Soğuk” ve Can Merdan Doğan’ın “Stiletto: “Pembe Bir Aile Trajedisi” adlı kısa filmleri gösterilecek.

İlk gösterimi Antalya’da yapılacak yılın en yeni belgesellerini bir araya getirecek olan Ulusal Belgesel Film Yarışması’na 49 başvuru arasından 9 film seçildi. Yarışmanın finalistleri Didem Şahin’ın “Acı ve Tatlı”, Ebru Şeremetli’nin “An Kalır”, Aslı Akdağ’ın “Bekleyiş”, Ersen Çıra’nın “EDE” Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm”, Volkan Üce’nin “Her Şey Dahil”, Ümran Safter’in “Kapıyı Açık Bırak”, Mehmet Emre Battal’ın “Muhtaç”, Tayfun Belet’in “Unkapanı: Bitmeyen Masal” ve Esra Yıldız’ın “Vatansız” adlı belgeselleri oldu.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in başkanlığını yaptığı 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin idari direktörlüğünü Cansel Tuncer, yönetmenliğini Ahmet Boyacıoğlu üstlenirken, sanat yönetmenliğini Başak Emre yürütecek.

58. ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ ULUSAL YARIŞMA ADAYLARI

 

ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI

 

Anadolu Leoparı / Emre Kayiş

Bağlılık Hasan / Semih Kaplanoğlu

Bembeyaz / Necip Çağhan Özdemir

Birlikte Öleceğiz / Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu

Diyalog / Ali Tansu Turhan

İki Şafak Arasında / Selman Nacar

Kafes / Cemil Ağacıkoğlu

Kerr / Tayfun Pirselimoğlu

Okul Tıraşı / Ferit Karahan

Zuhal / Nazlı Elif Durlu

 

ULUSAL KISA METRAJ FİLM YARIŞMASI

 

Agna / Mazlum Demir

Aile Tablosu / Burcu Uğuz

Ajotin / Muhammed Seyyid Yıldız

Gece Kuşağı / Yasemin Demirci

Göl Kenarı / Aziz Alaca

İkinci Gece / Ali Tansu Turhan

Kaya / Okan Avcı

Larva / Volkan Güney Eker

Rewşen / Musab Tekin

Siz Biraz Uzak Kaldınız / Elif Refiğ

Soğuk / Adar Baran Değer

Stiletto: “Pembe Bir Aile Trajedisi“ / Can Merdan Doğan

 

ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI

 

Acı ve Tatlı / Didem Şahin

An Kalır / Ebru Şeremetli

Bekleyiş / Aslı Akdağ

“EDE” Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm / Ersen Çıra

Her Şey Dahil / Volkan Üce

Kapıyı Açık Bırak / Ümran Safter

Muhtaç / Mehmet Emre Battal

Unkapanı: Bitmeyen Masal / Tayfun Belet

Vatansız / Esra Yıldız

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending