Connect with us

Woody Allen’dan Şaheser: Café Society (2016)

Yayın tarihi:

-

2016 Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilen Café Society, Woody Allen’ ın senaryosunu yazıp yönettiği çarpıcı bir film olarak göze çarpıyor. Hollywood dünyasının 1930’lu yıllarına geri dönüş yaptığımız filmde Jesse Eisenberg, Kristen Stewart, Blake Lively, Parker Posey, Steve Carell, Corel Stoll ve Sheryl Lee gibi birbirinden seçkin isimler rol almış. Tiyatro dünyasının da vazgeçilmez ismi olan Allen, bu filmini teatral bakış açısından yola çıkarak yazdığı için konuda beliren dönemsel görüntüler şahane görüntü kalitesiyle izleyiciye ulaşıyor. Café Society’nin görüntü yönetmenliğini üç Oscar Ödüllü Vittorio Storaro üstlenirken, kostüm ve dekor tasarımı olarak film epeyce ses getirecek özelliğe sahip.

Café Society 1930’ların New York ve Hollywood’unun panoramik dünyasına yolculuk yaparak, 2016 yılında kimselerin bilmediği tozlu görüntüleri yalın çıplaklıkla anlatmış. Woody Allen’ın anlatıcı kimlikte o dönemi yaşayarak bizlere sunması film için bir artı puan daha demek. Temizlik ve titizlik hastası yaşlı yönetmen, filmlerine ve senaryolarına aynı duyguları vererek eğildiği için Café Society’de dönemsel görüntüleri kusursuz, Hollywood içi ilişkileri berrak halde beyazperdede gösterebiliyor. Allen ince işçilik örneği gösterdiği filminde mücevher taciri (aslında buna mafya diyebiliriz) bir ailenin en küçük oğlu olarak Bronx’da doğan Bobby Dorfman’ın (Jesse Eisenberg) Hollywood’a gidişini, oradan da New York’a dönüşünü izliyoruz. Tabi bu gidiş, içinde büyük bir merak barındırırken, Hollywood dönüşü Vonnie (Kristen Stewart) ile aşk yaşayan Bobby’nin yaşamındaki değişimi duygusal açıdan görüyoruz. Filmi iki bölümde değerlendirmeliyiz. Birinci bölümde Hollywood dünyasına dayısının yanına giden genç, heyecanlı Dorfman gözümüze çarparken; ikinci bölümde New York’ta artık olgunlaşmış, dayısı Phil’in (Steve Carell) aşık olduğu kadından kaçıp kendisine yeni bir dünya kurmaya çalışan olgun Dorfman karşımızda.

Milyonerler, play-boylar, profesörler, fahişeler ve gangsterlerle dolu Café Society mecrasında Woody Allen’ın 1930’lu yılların ihtişamlı, cafelerle dolu, lokantalarıyla, gece kulüpleriyle ünlü mekanlarını tasvir etmesi tek kelime ile muhteşem. Sofistike gece yaşamının sırlarını anlatan yönetmen, özellikle Hollywood’un yapay oyuncu-yönetmen-menajer ilişkilerini farklı pencereden göstermiş. Samimiyetsizliğin içinde kendini sanatçı zannedenler ve sadece popülerlik üstüne hayat kurgulayanlar filmde yerden yere vurulmuş. Bu yapılırken Bobby ve Phil konudaki önemli örnek oluyor. Phil, kendi karısından sıkılıp ilk görüşte aşık olduğu sekreterine bağlanıp hayatını onunla kurgulamak istiyor. Bobby ise bilmediği Hollywood’u Vonnie’den öğrenirken aşkın doğasını ister istemez tadıyor. Tabi bu arada Bobby’nin abisinin New York’ta karanlık işlere girmesi ve mafya örgütüne liderlik yapması konuyu o dönemin mafya-devlet ilişkisine sürüklüyor.

cafe society sinematopya 2

Phil rolünde Steve Carell gerçek anlamda bir karakter oyuncusu. Yeğeninin bilmeden Vonnie’ye aşık olmasını doğal karşılayıp, sevdiği kadını elinde tutmak için hayatından vazgeçen karakteri öylesine vurucu oynuyor ki, film onunla beraber Hollywood’un öteki dünyasına sürükleniyor. Pespaye sinema yıldızları sadece şöhret peşinde koşarken menajer Phil onları temsilen önemli bir örnek. Bobby ise Jesse Eisenberg’in saf oyunculuğu yine karşımızda. Hollywood macerasında rolüne adaptasyon sorunu yaşayan Eisenberg, New York’ta yüksek prestijli Café Society hikayesini başlatırken kendi rol kimliğini bulabilmiş. Ve Vonnie’de Kristen Stewart; beni kendisine hayran bırakan kadın… Aşkın doğasını eksiksiz oynayan, vücut dilini muhteşem gösteren genç oyuncu filmin odak noktası olduğunun farkında. Woody Allen’ın konu boyunca Yahudilik ile alay edip, Tanrı’yla ironi yapması hepimizi güldürdü. Özellikle kendi senaryosunda kendisiyle alay etmesi ise komedideki en büyük olaydı. Kendisinin de Yahudi olduğunu düşündüğümüzde senaristin dini ögeleri ince alaya alması realist dünyanın gerçeklerini suratımıza bir yumruk gibi indirmiş.

Café Society, teatral konu yapısıyla sinemada Woody Allen’ın bir şaheseri olarak dikkatleri üzerine çekiyor. 1930’lu yılların kurgusal anlatımı, dönemsel işlenişi, dönemin sosyal olaylarının aktarılışı tek kelime ile kusursuz. Komedi ağırlıklı dram sizleri beyazperdeye bağlarken, özellikle son sahnedeki aşkın gösterilişi hepimizi derinden yaraladı.

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rüya gibi filmler Kundura Sinema’da!

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Kundura Sinema’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama‘nın yeni seçkisi “Rüyanın Öte Yakası” yayında! 

New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski’nin küratörlüğünde hazırlanan seçkide, izleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa 3 film gösterilecek.

İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri “Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar” yalnızca görsel değil işitsel olarak da duyularımızı açmaya davet ederken; Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenleri arasında gösterip desteklediği Hindistanlı genç yönetmen Payal Kapadia’nın rüyalardan ve efsanelerden beslenen ödüllü kısa filmleri de izleyiciyi geçmiş zaman masallarını andıran ruhani bir dünyanın içine çekecek.

“Rüyanın Öte Yakası” seçkisi 19 Temmuz’a dek Kundurama‘da Türkçe altyazılı ve ücretsiz izlenebilecek.

 

Okumaya Devam Edin

“Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” Desteğinizi Bekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Prodüksiyonunu Kinema Film’in, senaristliğini ve yönetmenliğini Nihan Belgin’in üstlendiği “Karanlık Kutunun Doğu Serüveni” adlı dokü-dramanın önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanıyor. Ön hazırlık çalışmaları yaklaşık 2 yıldır devam eden proje, Dünya’da çekilen ilk fotoğrafın izini sürerek fotoğrafın icadı ve günümüzdeki fotoğraf çılgınlığını farklı perspektiflerden anlatacak sinematografik bir anlatı olacak. Tarihteki ilk fotoğrafın çekilme anı gibi sahnelerle tarihi atmosferi yeniden canlandıracak belgesel filmde ayrıca İstanbul ve Doğu’ya dair onlarca arşiv fotoğrafı yer alacak. Filmin dış ses anlatımı ise Türkiye’nin en özel seslerinden aktör Metin Belgin yapacak.

Proje ekibi, Fongogo’da oluşturduğu kampanya sayfasıyla da izleyicilerini projenin bir parçası olmaya davet ediyor. Bütçesinin bir kısmını kitlesel fonlama yöntemiyle elde etmeyi planlayan proje, verilen destekler karşılığında destekçilerine çeşitli ödüller de sunuyor. Bağımsız sinemanın yanında olan sanatseverlerin desteğiyle hayat bulacak projenin kampanya sayfası 60 gün boyunca desteklere açık olacak.

Projeyle ilgili tüm detayların yer aldığı Fongogo kampanya sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://fongogo.com/Project/karanlik-kutunun-dogu-seruveni

KÜNYE
Senarist-Yönetmen: Nihan Belgin
Yapımcı: Umut Beşkırma
Görüntü Yönetmeni: Hakan Körezli
Dış Ses: Metin Belgin

www.kinemafilm.com.tr

Okumaya Devam Edin

53. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayın tarihi:

-

Yazar:

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyelerinin oylarıyla belirlenen 2020 yılı Türkiye Sineması’nın ‘En İyileri’, salgın koşullarında çevrimiçi yapılan ve oyuncu Tuğrul Tülek’in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ercan Kesal’ın yazıp yönettiği Nasipse Adayız, En İyi Film Ödülü dahil toplam beş ödül kazandı. Nasipse Adayız’ı dört ödülle Nuh Tepesi, üç ödülle Bina ve bir ödülle Kronoloji izlediler.

Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri’nin sahipleri oyuncu Nur Sürer ve belgesel sinemacı Can Candan, Emek Ödülü’nün sahibi ise emektar sinema makinisti Ali Koçoğlu oldu.

 

53. SİYAD Ödülleri’nin sahiplerinin tam listesi:

En İyi Film: Nasipse Adayız

En İyi İlk Film: Nuh Tepesi

En İyi Yönetim: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Senaryo: Ercan Kesal / Nasipse Adayız

En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Cemre Ebüzziya / Kronoloji

En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Ali Atay / Nuh Tepesi

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Selin Yeninci / Nasipse Adayız

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: İnanç Konukçu / Nasipse Adayız 

En İyi Görüntü Yönetimi: Federico Cesca / Nuh Tepesi

En İyi Müzik: Can Demirci / Bina

En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis / Nuh Tepesi

En İyi Sanat Yönetimi: Ufuk Bildibay / Bina

En İyi Fantastik Film: Bina

En İyi Orta-Uzun Metraj Belgesel: Mimaroğlu

En İyi Kısa Metraj Belgesel: Silivri’den Mektuplar (Letters from Silivri)

En İyi Kısa Film: Büyük İstanbul Depresyonu

Onur Ödülleri: Nur Sürer, Can Candan

Emek Ödülü: Ali Koçoğlu

En İyi Yabancı Film: Boyalı Kuş-The Painted Bird / Bir Film (ithalatçı)

Çevrimiçi En İyi Film: Mank / Netflix (çevrimiçi platform)

Okumaya Devam Edin

Facebook Sayfamızı Beğenin

Facebook Pagelike Widget

Twitter’dan takip edin!


Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Tüm hakları saklıdır, https://sinematopya.com , 2019.

Trending